gelişmek ile cümle

gelişmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Çoğu gelişmekte olan ülkelerde kentsel nüfus çok hızlı artıyor.The urban population in most developing countries is increasing very fast.
Çoğu gelişmekte olan ülkeler aşırı nüfustan müzdarip.Most developing countries are suffering from overpopulation.
Hükümet, gelişmekte olan ülkelere maddi yardımda bulundu.The government has increased its financial aid to the developing nations.
Gelişmiş ülkeler, gelişmekte olan ülkelere yardım etmeliler.Advanced countries must give aid to developing countries.
Japonya gelişmekte olan ülkelere 2 milyar yenlik bir yardım paketini taahhüt etti.Japan guaranteed a 2 billion yen aid package to developing countries.
O, sağlıkta gelişmektedir.He is improving in health.
Çin gelişmekte olan bir pazar.China is an emerging market.
Türkiye gelişmekte olan bir ülkedir.Turkey is a developed country.
Hindistan gelişmekte olan bir ülkedir.India is a developing country.
Aç insanların % 98'i gelişmekte olan ülkelerde yaşar.98% of hungry people live in developing countries.
Türkiye gibi gelişmekte olan piyasalar hakkında ne düşünüyorsun?What do you think of emerging markets like Turkey?
Gelişmekte olan bir embriyo, göbek kordonu yoluyla plasentaya bağlanır.A developing embryo connects to the placenta via the umbilical cord.
Teknoloji her zaman gelişmektedir.Technology is always improving.
Brezilya gelişmekte olan bir ülkedir.Brazil is a developing country.
MPEG-4 halen gelişmekte olan bir standard olup yapı olarak bölümlerden oluşmaktadır.MPEG-4 is still an evolving standard and is divided into a number of parts.
Birleşik Devletler ve NATO, Çekoslovakya'da gelişmekte olan olaylara büyük ölçüde göz yumdu.The United States and NATO largely turned a blind eye to the evolving situation in Czechoslovakia.
İzmir metrosu, 2000 yılında açılan gelişmekte olan bir hızlı ulaşım sistemidir.The İzmir Metro is a developing Rapid Transit system, opened in 2000.
Gelişmekte olan ülkelerde telefon Nokia Life ve Hindistan'da Nokia Money ile birlikte geldi.In emerging markets, the phone came with Nokia Life Tools, and with Nokia Money in India.
Ülkede turizm 1978'ten beri gelişmektedir.Tourism has been increasing since 1978.
Ekonomik olarak, ülke, yeni gelişmekte olan trans-Atlantik ticaretinden çok yarar sağladı.Economically, the country began to benefit greatly from the new era of trans-Atlantic trade.
Fakat gelişmekte olan ülkelerin birçoğunda kadınlar erkeklere göre iki kat fazla risk taşımaktadır.In many countries in the developing world, however, females have twice the risk of males.
Maden ve gelişmekte olan sanayi tarafından sağlanan iş imkanları insanları çekmeye başladı.The job opportunities provided by the mine and the developing industry began to attract people.
Bu küçük fakat hızla gelişmekte olan kent, zamanla anlaşmazlıkların bulunduğu bir yer haline geldi.The small but expanding city soon became a point of conflict.
Ters etkilerin gelişmekte olan dokulara erişimi etkinin doğasına bağlıdır.The access of adverse influences to developing tissues depends on the nature of the influence.
Antakya'da gelişmekte olan bir avukatlık okulu vardı, oraya girdi ve ünlü oldu.There was a flourishing college of lawyers at Antioch, where he entered and did himself credit.
Gelişmekte olan sporun şiddetli doğası, ABD makamlarının dikkatini çekti.The violent nature of the burgeoning sport quickly drew the attention of the U.S. authorities.
Akreditasyon sistemleri gelişmekte olan ülkelerde büyük farklılıklar gösterir.Accreditation systems vary widely in developing nations.
Bulgaristan'ın gelişmekte olan bir kentidir.Bulgaria has a truck based system under development.
Yahudi Macarlar, Kecskemét'te gelişmekte olan kültür ve ticaretin önemli bir parçası olmuştu.Jewish Hungarians had been an important part of Kecskemét's thriving culture and trade.
Kuantum dolanmasına dayanan teknolojiler günümüzde gelişmektedirler.Technologies relying on quantum entanglement are now being developed.
Gelişmekte olan ülkelerde gelişmiş ülkelere oranla yaklaşık beş kat daha sık meydana gelir.It occurs about five times more frequently in the developing world than in the developed world.
Rol yapma oyunundaki katılımcılar, özel karakterler ve gelişmekte olan bir plot oluşturacaklardır.Participants in a role-playing game will generate specific characters and an ongoing plot.
Sanayisi hızla gelişmektedir ve kentte bir sanayi bölgesi bulunmaktadır.The area is fast developing into an industrial township.
Diyabet, hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde yaygındır.Rates appear to be similar in both the developing and developed world.
"Gelişmekte olan ülkelerin ilaç yasaları yeterli midir?"."Should the U.S. legalize hard drugs?".
Bu ilk regl, genellikle gelişmekte olan ülkelerde gelişmiş ülkere göre daha geç başlayabilir.This first period often occurs later in the developing world than the developed world.
Tohum ve fidan ticareti de giderek gelişmektedir.Construction and service companies are also growing in importance.
Siyasi kültür, zaman istemekle birlikte gelişmektedir.Agricultural crops evolve with time.
Gelişmekte olan ülkelerde şizofreni prognozu gelişmiş ülkelere göre daha iyidir.Outcomes for schizophrenia appear better in the developing than the developed world.
Hikâye yapılan seçimlere bağlı olarak gelişmektedir.The outcome of the story is entirely consequent upon the decisions that are made.
Seracılık gelişmektedir.Medication is improving.
Bir diğer geçim kaynağı ise yeni gelişmekte olan arıcılıktır.Within the grounds there is a sense of isolation from more recent development.
Çambaşı yaylasının Turizm Merkezi ilan edilmesiyle yörede yayla turizmi hızla gelişmektedir.Authorities who administer the site state that tourism is rising.
Pragmamx sürekli olarak hataları giderilerek ve yeni özellikler eklenerek gelişmektedir.Pythagoras is continuously being improved with new features and capabilities.
Bu nedenle Gülbahçe'de rüzgar sörfü hızla gelişmektedir.At that same moment, upon seeing the wind rising.
İlçede yazlık turizmi gelişmektedir.Summer tourism is quite busy.
Elektronik stetoskoplar fazla yaygınlaşmamıştır, gelişmekte olan bir teknolojidir ve pahalıdır.No distillation is required, making the process very cost and energy efficient.
Turizm gelişmektedir.Tourism Development.
Genel anlamda, gelişmekte olan bir bilim tamamlanmamıştır.Typically, a flourishing science is incomplete.
Zemun, Belgrad'ın en kalabalık ilçelerinden biri olarak gelişmektedir.Mlinar immediately became one of the most recognized faces across Belgrade.
Baymak fiili, büyümek ve gelişmek anlamına da gelir.This represents an enormous asset to maintain, to develop and to grow.
Peki gelişmekte olan ülkelerde su şebekesini geliştirmek neden bu kadar önemli?But why is it so crucial to improve the water infrastructure in developing countries?
Gelişmekte olan birkaç ülkede idareli su kaynakları yönetimi var.Few developing countries have efficient water resource management.
Özellikle gelişmekte olan ülkelerde su birçok alanda önemli bir rol oynar.Especially in developing countries water plays an important role in many different areas.
Gelişmekte olan ülkelerde herhangi bir atık su yönetiminin olmaması ekseriyetle önemlidir.In developing and emergent countries the absence of any wastewater management is usually critical.
Fakat bunu söyleyerek, Gelişmekte olan fikirler dedigim düşünceye geldik.But having said that, then we come to what I call as ideas in progress.
Üslü bir sayı olarak gelişmekte.It's exponentially improving.
Biz Google'da, SEO'daki temel ilkenin, sürekli bir şekilde gelişmekte olduğunu bilmekteyiz.At Google, we've been know to say that the main constant in SEO is that it's constantly evolving.
Bunun için Creative Commons gelişmekte olan ülkeler lisansını geliştirdi.So Creative Commons has developed the Developing Nations license.
Pencere çiftlikleri, yazılıma benzer bir şekilde hızlı bir sürümleme süreci sayesinde gelişmekte.So window farms have been evolving through a rapid versioning process similar to software.
İlgili Sayfalar