gelişme ile cümle
gelişme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Tıptaki son gelişmeler dikkat çekiyor.Recent advances in medicine are remarkable.
Neden Çin'de modern teknoloji gelişmedi?Why didn't modern technology develop in China?
Hata yapmaktan korkan kişiler İngilizce konuşmada gelişme kaydedemez.People who are afraid of making mistakes will make no progress in English conversation.
Çoğu gelişmekte olan ülkelerde kentsel nüfus çok hızlı artıyor.The urban population in most developing countries is increasing very fast.
Part-time çalışanlar ekonominin gelişmesinde önemli bir rol oynar.Part-time workers play an important role in the development of the economy.
Eğer George sigara içmeyi bırakmazsa akciğer kanseri gelişme riskini göze alır.If George doesn't stop smoking, he will run the risk of developing lung cancer.
Çoğu gelişmekte olan ülkeler aşırı nüfustan müzdarip.Most developing countries are suffering from overpopulation.
Öğrencinin gelişmesi tatmin edici.The student's progress is satisfactory.
İkinci test, ilki üzerinde büyük bir gelişmedir.The second test is a great improvement on the first.
Bu makale büyük bir gelişme gösterir.This essay shows a great improvement.
Noelin yaklaşması nedeniyle iş biraz gelişme kaydetti.With the approach of Christmas, business improved somewhat.
Süper güçler silahsızlanmada önemli gelişme yaptılar.The superpowers made significant progress in disarmament.
Bu yüzyıl başladığından beri birçok gelişmeler yapıldı.Many improvements have been made since this century began.
Kız kardeşim İngilizcede önemli bir gelişme kaydetti.My sister has made remarkable progress in English.
Gelişmeleri takip etmek için üç çeşit gazete okurum.I read three kinds of newspapers in order to keep abreast with the times.
Esneklik yokluğu birinin gelişmesinde bir engeldir.Lack of flexibility is an obstacle to one's progress.
Ticaret şehirlerin gelişmesine neden oldu.Commerce led to the development of cities.
Gelişme günlük olarak takip edilir ve bir veritabanında saklanır.Progress is monitored daily and stored in a database.
Hükümet, sanayinin gelişmesine yardımcı olmak için yeni bir program başlattı.The government started a program to promote industry.
Hükümet, gelişmekte olan ülkelere maddi yardımda bulundu.The government has increased its financial aid to the developing nations.
Gelişmiş ülkeler, gelişmekte olan ülkelere yardım etmeliler.Advanced countries must give aid to developing countries.
Japonya gelişmekte olan ülkelere 2 milyar yenlik bir yardım paketini taahhüt etti.Japan guaranteed a 2 billion yen aid package to developing countries.
İngilizcede kayda değer bir gelişme yaptı.He made remarkable progress in English.
O, sağlıkta gelişmektedir.He is improving in health.
O, İngilizcesinde az gelişme yaptı.He has made little progress in his English.
O, İngilizcede hızlı bir gelişme yaptı.He has made rapid progress in English.
Ticaret milletlerin gelişmesine yardım eder.Trade helps nations develop.
Android uygulamaların gelişmesi bugünden itibaren mümkündür.The development of applications for Android is possible from today.
Son gelişmeler onların seyahat planlarını değiştirmelerine neden oldu.Recent developments caused them to change their travel plans.
Amerikan-İngiliz ilişkileri gelişme gösterdi.American-British relations showed improvement.
İstikrarlı ekonomik gelişme vardı.There was steady economic improvement.
Teknolojideki gelişmeler onların başarmasına yardım etti.Improvements in technology helped them succeed.
Çin gelişmekte olan bir pazar.China is an emerging market.
Tom Fransızcada büyük gelişme sağlıyor.Tom is making great progress in French.
İşler Tom'un lehine gelişmeye başladı.Things began to work out for Tom.
Onun bilgisayar becerileri gelişmemiş.His computer skills are undeveloped.
O, bunun olumlu bir gelişme olduğunu düşünüyor.She thinks it is a positive development.
Gazeteci görüşmelerdeki her bir yeni gelişmeyi bildirdi.The journalist reported each new development in the talks.
Tıptaki son gelişmeler dikkat çekicidir.The recent advances in medicine are remarkable.
Konut durumu gelişme umudu göstermiyor.The housing situation shows no hope of improvement.
Türkiye gelişmekte olan bir ülkedir.Turkey is a developed country.
Hindistan gelişmekte olan bir ülkedir.India is a developing country.
Gelişmen nasıl?How is your progress?
Ben gelişme kaydediyorum gibi hissediyorum.I feel like I'm making progress.
Gelişme kaydediyorum.I'm making progress.
Sana gelişmeleri bildireceğim.I'll keep you posted.
Gelişme kaydettiğimi biliyordum.I knew I was making progress.
Aç insanların % 98'i gelişmekte olan ülkelerde yaşar.98% of hungry people live in developing countries.
Bu bir gelişme.It's an improvement.
O bir gelişme.That's an improvement.
Gelişme kaydettin.You've made progress.
Yirmi birinci yüzyılın başında birçok teknolojik gelişmeler vardı.There were many technological advances at the beginning of the twenty-first century.
Tom'un dereceleri gelişmedi.Tom's grades didn't improve.
Tom'un Fransızcadaki hızlı gelişmesine şaşırdım.I'm amazed at Tom's rapid progress in French.
Bu hak ettiğimiz gelişme!This is the progress that we deserve!
Yeni gelişmeler varsa bana bildir.If there are any new developments, let me know.
Ben buna bir gelişme demezdim.I wouldn't call this an improvement.
Gelişme kaçınılmaz.Progress is inevitable.
Bu bir gelişme olur.That would be an improvement.
Sadece kendi türünle ilişkiye girersen, fikirlerin asla gelişmez.If you only associate with your own kind, your ideas will never expand.