Ve kim, saf aşkın başına gelecekleri bilebilir?ومن يعرف ما يخبئه القدر للحب البريء؟
Ve kim, saf aşkın başına gelecekleri bilebilir?ライフ、ほんの少しずつでも
Yani fetuslar dünyaya gelecekleri yere özgü konuşulan dili bile öğreniyorlar.A magzat ezenfelül tanul arról a nyelvről is, amit a világ azon részén beszélnek, ahová születni fog.
Yani fetuslar dünyaya gelecekleri yere özgü konuşulan dili bile öğreniyorlar.Bahkan janin juga belajar tentang bahasa yang dipakai di dunia dimana mereka akan dilahirkan.
Yani fetuslar dünyaya gelecekleri yere özgü konuşulan dili bile öğreniyorlar.Các bào thai còn nhận biết được cả ngôn ngữ được dùng trong môi trường chúng được sinh ra.
Yani fetuslar dünyaya gelecekleri yere özgü konuşulan dili bile öğreniyorlar.Così i feti imparano qualcosa persino della particolare lingua parlata nel mondo in cui verranno alla luce.
Yani fetuslar dünyaya gelecekleri yere özgü konuşulan dili bile öğreniyorlar.Deci, fetuşii învaţă chiar şi despre limba care se vorbește în lumea în care se vor naşte.
Yani fetuslar dünyaya gelecekleri yere özgü konuşulan dili bile öğreniyorlar.Foetussen leren zelfs over hun specifieke taal die gesproken wordt in de wereld waarin ze gaan geboren worden.
Yani fetuslar dünyaya gelecekleri yere özgü konuşulan dili bile öğreniyorlar.태아들은 그들이 태어날 세상에서 쓰이는 특정한 언어에 대해서도 배웁니다
Yani fetuslar dünyaya gelecekleri yere özgü konuşulan dili bile öğreniyorlar.Les fœtus apprennent même des choses sur le langage spécifique qui est parlé dans le monde où ils vont naître.
Yani fetuslar dünyaya gelecekleri yere özgü konuşulan dili bile öğreniyorlar.Los fetos aprenden el idioma particular que se habla en el mundo en el que nacerán.
Yani fetuslar dünyaya gelecekleri yere özgü konuşulan dili bile öğreniyorlar.Plod sa teda učí aj o konkrétnom jazyku používanom vo svete, do ktorého sa narodí.
Yani fetuslar dünyaya gelecekleri yere özgü konuşulan dili bile öğreniyorlar.Plody se dokonce učí konkrétní jazyk, kterým se mluví ve světě, do kterého se narodí.
Yani fetuslar dünyaya gelecekleri yere özgü konuşulan dili bile öğreniyorlar.Portanto, os fetos estão mesmo a aprender a língua específica que se fala no mundo em que vão nascer.
Yani fetuslar dünyaya gelecekleri yere özgü konuşulan dili bile öğreniyorlar.Så fostre lærer endda om det bestemte sprog der bliver talt i den verden de fødes ind i.
Yani fetuslar dünyaya gelecekleri yere özgü konuşulan dili bile öğreniyorlar.Torej, zarodki se učijo celo posebnega jezika, ki ga govorimo v svetu, v katerega se bodo rodili.
Yani fetuslar dünyaya gelecekleri yere özgü konuşulan dili bile öğreniyorlar.Więc płód uczy się nawet określonego języka, którym mówi się w kraju, w kórym się urodzi.
Yani fetuslar dünyaya gelecekleri yere özgü konuşulan dili bile öğreniyorlar.Άρα τα έμβρυα μαθαίνουν για τη συγκεκριμένη γλώσσα που μιλιέται στον κόσμο στον οποίο θα γεννηθούν.
Yani fetuslar dünyaya gelecekleri yere özgü konuşulan dili bile öğreniyorlar.Зародишите дори научават за определения език, който се говори в света, в който ще се родят.
Yani fetuslar dünyaya gelecekleri yere özgü konuşulan dili bile öğreniyorlar.Плод даже изучает конкретный язык, на котором говорят вокруг.
Yani fetuslar dünyaya gelecekleri yere özgü konuşulan dili bile öğreniyorlar.Тож плід дізнається навіть про певну мову, на якій розмовляють в світі, в який вони народжуються.
Yani fetuslar dünyaya gelecekleri yere özgü konuşulan dili bile öğreniyorlar.כך שהעוברים אפילו לומדים משהו אודות השפה המסוימת המדוברת בעולם אליו ייוולדו.
Yani fetuslar dünyaya gelecekleri yere özgü konuşulan dili bile öğreniyorlar.تتعلم الأجنة حتى اللغة الخاصة المستعملة في في العالم الذي سوف يولدون فيه.
Yani fetuslar dünyaya gelecekleri yere özgü konuşulan dili bile öğreniyorlar.生まれてくる環境で話されている 言語も学習しているのです 昨年発表された論文では
Zaman içinde, ona bir kez dokunduklarında zeki hale gelecekler.Mit der Zeit, wenn sie ihn berühren, werden sie intelligent.
Zor zamanlar gelecekler, ama onlar kalmak için gelmediler, geçmek üzere gelecekler.Acele greutăţi din viaţa noastră au dreptul să vină, dar nu să rămână, ci să treacă.
Zor zamanlar gelecekler, ama onlar kalmak için gelmediler, geçmek üzere gelecekler.De moeilijke tijden zullen komen, maar ze komen niet om te blijven, ze komen om weer te passeren.
Zor zamanlar gelecekler, ama onlar kalmak için gelmediler, geçmek üzere gelecekler.De temps difficiles viendront, mais ils ne sont pas là pour perdurer, ils ne font que passer!
Zor zamanlar gelecekler, ama onlar kalmak için gelmediler, geçmek üzere gelecekler.Die harten Zeiten kommen, aber sie kommen nicht um zu bleiben. Sie kommen um sie zu überwinden.
Zor zamanlar gelecekler, ama onlar kalmak için gelmediler, geçmek üzere gelecekler.힘든 시간은 올 것입니다. 그러나 그것은 머무르기 위해서 온 것이 아니라 지나가기 위해 온 것입니다.
Zor zamanlar gelecekler, ama onlar kalmak için gelmediler, geçmek üzere gelecekler.Los tiempos difíciles vendrán, pero no han venido a quedarse, han venido para pasar
Zor zamanlar gelecekler, ama onlar kalmak için gelmediler, geçmek üzere gelecekler.Nastanou těžké chvíle, ale ne proto, aby zůstaly.
Zor zamanlar gelecekler, ama onlar kalmak için gelmediler, geçmek üzere gelecekler.Nehéz idők jönnek, de ez nem lesz mindig így.
Zor zamanlar gelecekler, ama onlar kalmak için gelmediler, geçmek üzere gelecekler.Những thời khắc khó khăn đến, nhưng chúng không đế và cứ ở đó, chứng đến để đi qua.
Zor zamanlar gelecekler, ama onlar kalmak için gelmediler, geçmek üzere gelecekler.Ťažké časy prídu, ale tie neprídu aby zostali, ale prídu aby pominuli.
Zor zamanlar gelecekler, ama onlar kalmak için gelmediler, geçmek üzere gelecekler.Tempos difíceis virão, mas não para ficar. Vieram para desaparecer.
Zor zamanlar gelecekler, ama onlar kalmak için gelmediler, geçmek üzere gelecekler.Težki časi bodo prišli, vendar ne da ostanejo, temveč zato da se iz njih nekaj naučimo.
Zor zamanlar gelecekler, ama onlar kalmak için gelmediler, geçmek üzere gelecekler.Οι δύσκολες στιγμές θα έρθουν, όχι όμως για να μείνουν, αλλά για να περάσουν!
Zor zamanlar gelecekler, ama onlar kalmak için gelmediler, geçmek üzere gelecekler.Сложные времена приеходят, но они не приходят чтобы остаться, они приходят, чтобы пройти.
Zor zamanlar gelecekler, ama onlar kalmak için gelmediler, geçmek üzere gelecekler.הזמנים הקשים הולכים לבוא,אבל הם לא באו כדי להישאר,הם באו כדי לעבור.
Zor zamanlar gelecekler, ama onlar kalmak için gelmediler, geçmek üzere gelecekler.الأوقات العصيبه سوف تأتي،لكنها لم تأتي لتبقى
Zor zamanlar gelecekler, ama onlar kalmak için gelmediler, geçmek üzere gelecekler.通り過ぎていくものだ