Göreceğimiz insanlar, oluşturacağımız gelecekler var.Ihmisiä nähtävänä, tulevaisuuksia muovattavana.
Göreceğimiz insanlar, oluşturacağımız gelecekler var.Persone da incontrare, futuri da costruire.
Göreceğimiz insanlar, oluşturacağımız gelecekler var.S někým se setkat, vytvářet budoucnost.
Göreceğimiz insanlar, oluşturacağımız gelecekler var.Trzeba się z kimś spotkać, zbudować naszą przyszłość.
Göreceğimiz insanlar, oluşturacağımız gelecekler var.Всех повидать, все изменить.
Güvenlik hayatınızın odak noktası olursa, başınıza gelecekler şunlardır.Als dat de focus is van je leven, dan zijn dit volgens mij de dingen die gebeuren.
Güvenlik hayatınızın odak noktası olursa, başınıza gelecekler şunlardır.Cred că atunci când siguranţa este centrul focal al vieţii tale, lucrurile acestea ţi se vor întâmpla.
Güvenlik hayatınızın odak noktası olursa, başınıza gelecekler şunlardır.Ich denke dass wenn das der Mittelpunkt des Lebens ist, passieren diese Dinge:
Güvenlik hayatınızın odak noktası olursa, başınıza gelecekler şunlardır.Je pense que quand c'est là le centre de votre vie, les choses suivantes se produisent.
Güvenlik hayatınızın odak noktası olursa, başınıza gelecekler şunlardır.만약 안전에 대한 추구가 당신 삶의 중심이라면 아마 당신 삶에는 다음과 같은 일들이 벌어질 겁니다.
Güvenlik hayatınızın odak noktası olursa, başınıza gelecekler şunlardır.Myślę, że gdy to właśnie stanowi treść czyjegoś życia dzieje się kilka rzeczy.
Güvenlik hayatınızın odak noktası olursa, başınıza gelecekler şunlardır.Nếu cả đời bạn chỉ nghĩ về an toàn, đây là những điều sẽ xảy ra.
Güvenlik hayatınızın odak noktası olursa, başınıza gelecekler şunlardır.Penso che quando questo diventa il centro della nostra vita, queste siano le cose che accadono.
Güvenlik hayatınızın odak noktası olursa, başınıza gelecekler şunlardır.Penso que quando toda a nossa vida se centra nisso, acontece o seguinte.
Güvenlik hayatınızın odak noktası olursa, başınıza gelecekler şunlardır.Pienso que cuando eso es el centro de tu vida, estas son las cosas que pasan.
Güvenlik hayatınızın odak noktası olursa, başınıza gelecekler şunlardır.Szerintem amikor ez az életed központi kérdésévé válik, a következők történnek:
Güvenlik hayatınızın odak noktası olursa, başınıza gelecekler şunlardır.Νομίζω ότι αν αυτό είναι το επίκεντρο της ζωής σου, τότε συμβαίνουν τα εξής:
Güvenlik hayatınızın odak noktası olursa, başınıza gelecekler şunlardır.Смятам, че когато това е фокусът на живота ти, ето какво се случва.
Güvenlik hayatınızın odak noktası olursa, başınıza gelecekler şunlardır.Я думаю, что если ваша жизнь сосредоточенна на этом вот что будет происходить.
Güvenlik hayatınızın odak noktası olursa, başınıza gelecekler şunlardır.כאשר הביטחון הוא מוקד חייך, זה מה שקורה:
Güvenlik hayatınızın odak noktası olursa, başınıza gelecekler şunlardır.أعتقد أنه عندما يكون هذا تركيز حياتك ستحدث هذه الأشياء.
Güvenlik hayatınızın odak noktası olursa, başınıza gelecekler şunlardır.次のようなことが起こります 長距離旅行を控え 過度に危険な投資は避けるようになります
Hayır değilim. Sağır insanlar öğrenmeye gelecekleri için mutluyum.Non, je suis heureux que des sourds puissent venir apprendre à signer.
Hayır değilim. Sağır insanlar öğrenmeye gelecekleri için mutluyum.لا، لست كذلك، أنا سعيد لأن الصم سيأتون للتعلم
İnşaAllah diğer çocukların da aydınlık gelecekleri olur.Esperamos si Dios quiere que otros niños tengan un futuro brillante.
İnşaAllah diğer çocukların da aydınlık gelecekleri olur.Speriamo inshaAllah che altri bambini possano avere un futuro altrettanto brillante.
İnşaAllah diğer çocukların da aydınlık gelecekleri olur. Sunucu:On espère, inch'Allah, que d'autres enfants aient un futur brillant.
İnşaAllah diğer çocukların da aydınlık gelecekleri olur.Wir hoffen - so Gott will -, dass die anderen Kinder eine gute Zukunft haben werden.
İnşaAllah diğer çocukların da aydınlık gelecekleri olur.Έλπίζω και άλλα παιδιά να έχουν ένα λαμπρό μέλλον.
İsa, başına geleceklerin hepsini biliyordu. Öne çıkıp onlara, ‹‹Kimi arıyorsunuz?›› diye sordu.A tak Ježiš vediac všetko, čo malo prijsť na neho, vyšiel a povedal im: Koho hľadáte?
İsa, başına geleceklerin hepsini biliyordu. Öne çıkıp onlara, ‹‹Kimi arıyorsunuz?›› diye sordu.Da nu Jesus vidste alt, hvad der skulde komme over ham, gik han frem og sagde til dem: "Hvem lede I efter?"
İsa, başına geleceklerin hepsini biliyordu. Öne çıkıp onlara, ‹‹Kimi arıyorsunuz?›› diye sordu.Da nu Jesus visste om alt som skulde komme over ham, gikk han frem og sa til dem: Hvem leter I efter?
İsa, başına geleceklerin hepsini biliyordu. Öne çıkıp onlara, ‹‹Kimi arıyorsunuz?›› diye sordu.Ðức Chúa Jêsus biết mọi điều sẽ xảy đến cho mình, bèn bước tới mà hỏi rằng: Các ngươi tìm ai?
İsa, başına geleceklerin hepsini biliyordu. Öne çıkıp onlara, ‹‹Kimi arıyorsunuz?›› diye sordu.Ðức_Chúa_Jêsus biết mọi điều sẽ xảy đến cho mình , bèn bước tới mà hỏi rằng : Các ngươi tìm ai ?
İsa, başına geleceklerin hepsini biliyordu. Öne çıkıp onlara, ‹‹Kimi arıyorsunuz?›› diye sordu.Gesù allora, conoscendo tutto quello che gli doveva accadere, si fece innanzi e disse loro: «Chi cercate?»
İsa, başına geleceklerin hepsini biliyordu. Öne çıkıp onlara, ‹‹Kimi arıyorsunuz?›› diye sordu.Isus, care ştia tot ce avea să I se întîmple, a mers spre ei, şi le -a zis: ,,Pe cine căutaţi?``
İsa, başına geleceklerin hepsini biliyordu. Öne çıkıp onlara, ‹‹Kimi arıyorsunuz?›› diye sordu.Jésus, sachant tout ce qui devait lui arriver, s`avança, et leur dit: Qui cherchez-vous?
İsa, başına geleceklerin hepsini biliyordu. Öne çıkıp onlara, ‹‹Kimi arıyorsunuz?›› diye sordu.Ježíš pak věda všecko, což přijíti mělo na něj, vyšed proti nim, řekl jim: Koho hledáte?
İsa, başına geleceklerin hepsini biliyordu. Öne çıkıp onlara, ‹‹Kimi arıyorsunuz?›› diye sordu.Jézus azért tudván mindazt, a mi reá következendõ vala, elõre méne, és monda azoknak: Kit kerestek?
İsa, başına geleceklerin hepsini biliyordu. Öne çıkıp onlara, ‹‹Kimi arıyorsunuz?›› diye sordu.Jezus pa, ker je vedel vse, kaj nad njega pride, jim gre naproti in reče: Koga iščete?
İsa, başına geleceklerin hepsini biliyordu. Öne çıkıp onlara, ‹‹Kimi arıyorsunuz?›› diye sordu.Jezus wist wat Hem zou overkomen. Hij liep hun tegemoet en vroeg: "Wie zoekt u?"
İsa, başına geleceklerin hepsini biliyordu. Öne çıkıp onlara, ‹‹Kimi arıyorsunuz?›› diye sordu.예수께서 그 당할 일을 다 아시고 나아가 가라사대 너희가 누구를 찾느냐
İsa, başına geleceklerin hepsini biliyordu. Öne çıkıp onlara, ‹‹Kimi arıyorsunuz?›› diye sordu.Och Jesus, som visste allt vad som skulle övergå honom, gick fram och sade till dem: »Vem söken I?»
İsa, başına geleceklerin hepsini biliyordu. Öne çıkıp onlara, ‹‹Kimi arıyorsunuz?›› diye sordu.Pero Jesús, sabiendo todas las cosas que le habían de acontecer, se adelantó y les dijo: --¿A quién buscáis
İsa, başına geleceklerin hepsini biliyordu. Öne çıkıp onlara, ‹‹Kimi arıyorsunuz?›› diye sordu.Sabendo, pois, Jesus tudo o que lhe havia de suceder, adiantou-se e perguntou-lhes: A quem buscais?
İsa, başına geleceklerin hepsini biliyordu. Öne çıkıp onlara, ‹‹Kimi arıyorsunuz?›› diye sordu.Silloin Jeesus, joka tiesi kaiken, mikä oli häntä kohtaava, astui esiin ja sanoi heille: "Ketä te etsitte?"
İsa, başına geleceklerin hepsini biliyordu. Öne çıkıp onlara, ‹‹Kimi arıyorsunuz?›› diye sordu.Tedy Jezus wiedząc wszystko, co nań przyjść miało, wyszedłszy rzekł im: Kogo szukacie?
İsa, başına geleceklerin hepsini biliyordu. Öne çıkıp onlara, ‹‹Kimi arıyorsunuz?›› diye sordu.Wie nun Jesus wußte alles, was ihm begegnen sollte, ging er hinaus und sprach zu ihnen: Wen suchet ihr?
İsa, başına geleceklerin hepsini biliyordu. Öne çıkıp onlara, ‹‹Kimi arıyorsunuz?›› diye sordu.Ο δε Ιησους, εξευρων παντα τα ερχομενα επ' αυτον, εξηλθε και ειπε προς αυτους Τινα ζητειτε;
İsa, başına geleceklerin hepsini biliyordu. Öne çıkıp onlara, ‹‹Kimi arıyorsunuz?›› diye sordu.Защото това стана, за да се изпълни написаното: +Кост Негова няма да се строши+;
İsa, başına geleceklerin hepsini biliyordu. Öne çıkıp onlara, ‹‹Kimi arıyorsunuz?›› diye sordu.Знаючи ж Ісус усе, що настигає на Него, вийшов і рече Їм: Кого шукаєте?
İsa, başına geleceklerin hepsini biliyordu. Öne çıkıp onlara, ‹‹Kimi arıyorsunuz?›› diye sordu.Иисус же, зная все, что с Ним будет, вышел и сказал им: кого ищете?
İsa, başına geleceklerin hepsini biliyordu. Öne çıkıp onlara, ‹‹Kimi arıyorsunuz?›› diye sordu.וישוע ידע את כל אשר יבא עליו ויצא ויאמר אליהם את מי תבקשו׃
İsa, başına geleceklerin hepsini biliyordu. Öne çıkıp onlara, ‹‹Kimi arıyorsunuz?›› diye sordu.فخرج يسوع وهو عالم بكل ما يأتي عليه وقال لهم من تطلبون.
İsa, başına geleceklerin hepsini biliyordu. Öne çıkıp onlara, ‹‹Kimi arıyorsunuz?›› diye sordu.耶 穌 知 道 將 要 臨 到 自 己 的 一 切 事 、 就 出 來 、 對 他 們 說 、 你 們 找 誰
İsa, başına geleceklerin hepsini biliyordu. Öne çıkıp onlara, ‹‹Kimi arıyorsunuz?›› diye sordu.耶穌 知道 將 要 臨到 自己 的 一切事 、 就 出來 、 對 他 們說 、 你 們找誰
İyimserler, geleceklerinden daha fazla öpücük, parkta daha çok gezinti bekleyenler.Dus optimisten zijn mensen die meer kussen verwachten in hun toekomst, meer wandelingen in het park.
İyimserler, geleceklerinden daha fazla öpücük, parkta daha çok gezinti bekleyenler.그래서 낙관주의자들은 미래 시점에 하는 키스나 공원 산책을 더 기대하게 됩니다.
İyimserler, geleceklerinden daha fazla öpücük, parkta daha çok gezinti bekleyenler.Los optimistas son personas que esperan más besos en su futuro, más paseos en el parque.
İyimserler, geleceklerinden daha fazla öpücük, parkta daha çok gezinti bekleyenler.Optimisté jsou lidé, kteří očekávají v budoucnu více polibků, více procházek v parku.