Birazdan geleceğim.Θα έρθω σύντομα.
Birazdan geleceğim.سأتي في الحال
Bir başkası, ‹‹Ya Rab›› dedi, ‹‹Senin ardından geleceğim ama, izin ver, önce evimdekilerle vedalaşayım.››A povedal aj iný: Pojdem za tebou, Pane, ale mi dovoľ prv rozlúčiť sa s tými, ktorí patria k môjmu domu.
Bir başkası, ‹‹Ya Rab›› dedi, ‹‹Senin ardından geleceğim ama, izin ver, önce evimdekilerle vedalaşayım.››I řekl opět jiný : Půjdu za tebou, Pane, ale prve dopusť mi, ať se rozžehnám s těmi, kteříž jsou v domu mém.
Bir başkası, ‹‹Ya Rab›› dedi, ‹‹Senin ardından geleceğim ama, izin ver, önce evimdekilerle vedalaşayım.››Jesus, porém, lhe respondeu: Ninguém que lança mão do arado e olha para trás é apto para o reino de Deus.
Bir başkası, ‹‹Ya Rab›› dedi, ‹‹Senin ardından geleceğim ama, izin ver, önce evimdekilerle vedalaşayım.››Også en annen sa: Jeg vil følge dig, Herre! men gi mig først lov til å si farvel til dem der hjemme!
Bir başkası, ‹‹Ya Rab›› dedi, ‹‹Senin ardından geleceğim ama, izin ver, önce evimdekilerle vedalaşayım.››Rzekł też i drugi: Pójdę za tobą, Panie! ale mi pierwej dopuść pożegnać się z tymi, którzy są w domu moim.
Bir başkası, ‹‹Ya Rab›› dedi, ‹‹Senin ardından geleceğim ama, izin ver, önce evimdekilerle vedalaşayım.››Un altro disse: «Ti seguirò, Signore, ma prima lascia che io mi congedi da quelli di casa»
Bir başkası, ‹‹Ya Rab›› dedi, ‹‹Senin ardından geleceğim ama, izin ver, önce evimdekilerle vedalaşayım.››Un altul a zis: ,,Doamne, Te voi urma, dar lasă-mă întîi să mă duc să-mi iau rămas bun dela ai mei.``
Bir başkası, ‹‹Ya Rab›› dedi, ‹‹Senin ardından geleceğim ama, izin ver, önce evimdekilerle vedalaşayım.››Un autre dit: Je te suivrai, Seigneur, mais permets-moi d`aller d`abord prendre congé de ceux de ma maison.
Bir başkası, ‹‹Ya Rab›› dedi, ‹‹Senin ardından geleceğim ama, izin ver, önce evimdekilerle vedalaşayım.››Еще другой сказал: я пойду за Тобою, Господи! но прежде позволь мне проститься с домашними моими.
Bir başkası, ‹‹Ya Rab›› dedi, ‹‹Senin ardından geleceğim ama, izin ver, önce evimdekilerle vedalaşayım.››Рече ж і другий: Пійду слїдом за Тобою, Господи; перше ж дай менї попрощатись із тими, що в дому моїм.
Bir başkası, ‹‹Ya Rab›› dedi, ‹‹Senin ardından geleceğim ama, izin ver, önce evimdekilerle vedalaşayım.››Рече и друг: Ще дойда след Тебе, Господи; но първо ми позволи да се сбогувам с домашните си.
Bir başkası, ‹‹Ya Rab›› dedi, ‹‹Senin ardından geleceğim ama, izin ver, önce evimdekilerle vedalaşayım.››ויאמר עוד איש אחר אלכה אחריך אדני אך הניחה לי בראשונה להפטר מבני ביתי׃
Bir başkası, ‹‹Ya Rab›› dedi, ‹‹Senin ardından geleceğim ama, izin ver, önce evimdekilerle vedalaşayım.››وقال آخر ايضا اتبعك يا سيد ولكن ائذن لي اولا ان اودع الذين في بيتي.
Bir başkası, ‹‹Ya Rab›› dedi, ‹‹Senin ardından geleceğim ama, izin ver, önce evimdekilerle vedalaşayım.››又 有 一 人 說 、 主 、 我 要 跟 從 你 . 但 容 我 先 去 辭 別 我 家 裡 的 人
Bir başkası, ‹‹Ya Rab›› dedi, ‹‹Senin ardından geleceğim ama, izin ver, önce evimdekilerle vedalaşayım.››又 有 一 人 說 、 主 、 我 要 跟 從 你 . 但 容 我 先 去 辭別 我 家裡 的 人
Bir dakika içinde o noktaya geleceğim.A eso iré en un minuto.
Bir dakika içinde o noktaya geleceğim.Ajung imediat şi la asta.
Bir dakika içinde o noktaya geleceğim.A k tomu sa dostanem o chvíľku.
Bir dakika içinde o noktaya geleceğim.Ci arrivo fra un minuto.
Bir dakika içinde o noktaya geleceğim.Ez mindjárt fontos lesz.
Bir dakika içinde o noktaya geleceğim.Ik kom daar straks op terug.
Bir dakika içinde o noktaya geleceğim.Jag återkommer till det här om någon minut.
Bir dakika içinde o noktaya geleceğim.Já lá chegarei.
Bir dakika içinde o noktaya geleceğim.J'y reviendrai dans une minute.
Bir dakika içinde o noktaya geleceğim.이것에 대해 조금있다 얘기하기로 하구요.
Bir dakika içinde o noktaya geleceğim.K tomu se dostanu za chvíli.
Bir dakika içinde o noktaya geleceğim.Palaan tähän aivan kohta.
Bir dakika içinde o noktaya geleceğim.Und darauf komme ich gleich zurück.
Bir dakika içinde o noktaya geleceğim.Zaraz to wyjaśnię.
Bir dakika içinde o noktaya geleceğim.Και θα έρθω σε αυτό σε λίγο.
Bir dakika içinde o noktaya geleceğim.И до этого я дойду через минуту.
Bir dakika içinde o noktaya geleceğim.І я дійду до цього через хвилину.
Bir dakika içinde o noktaya geleceğim.Ще стигнем дотам след минутка.
Bir dakika içinde o noktaya geleceğim.אני אחזור לזה עוד דקה.
Bir dakika içinde o noktaya geleceğim.وسآتي لهذا بعد قليل.
Bir dakika içinde o noktaya geleceğim.私の考えを説明します この人がモノを見る時
Bir geleceğimiz olabilmesi için kendi geçmişimize bir gelecek vermeye çalışıyoruz.Chceme dať budúcnosť našej minulosti, aby sme vôbec mali budúcnosť.
Bir geleceğimiz olabilmesi için kendi geçmişimize bir gelecek vermeye çalışıyoruz.Chúng tôi đưa quá khứ đến tương lai để có một tương lai.
Bir geleceğimiz olabilmesi için kendi geçmişimize bir gelecek vermeye çalışıyoruz.Dać przyszłość naszej przeszłości, żeby zyskać nową przyszłość dla nas.
Bir geleceğimiz olabilmesi için kendi geçmişimize bir gelecek vermeye çalışıyoruz.Estamos a tentar dar um futuro ao nosso passado de modo a ter futuro.
Bir geleceğimiz olabilmesi için kendi geçmişimize bir gelecek vermeye çalışıyoruz.Încercăm să oferim un viitor trecutului nostru pentru a avea un viitor.
Bir geleceğimiz olabilmesi için kendi geçmişimize bir gelecek vermeye çalışıyoruz.Kami mencoba untuk memberi masa depan kepada masa lalu agar memiliki masa depan.
Bir geleceğimiz olabilmesi için kendi geçmişimize bir gelecek vermeye çalışıyoruz.더 나은 미래를 갖기 위해 우리는 과거에게 미래를 선물하고자 합니다.
Bir geleceğimiz olabilmesi için kendi geçmişimize bir gelecek vermeye çalışıyoruz.Próbálunk jövőt adni a múltunknak, hogy legyen jövőnk.
Bir geleceğimiz olabilmesi için kendi geçmişimize bir gelecek vermeye çalışıyoruz.Snažíme se dát naší minulosti budoucnost, abychom zajistili budoucnost.
Bir geleceğimiz olabilmesi için kendi geçmişimize bir gelecek vermeye çalışıyoruz.We proberen ons verleden een toekomst te geven om een toekomst te hebben.
Bir geleceğimiz olabilmesi için kendi geçmişimize bir gelecek vermeye çalışıyoruz.Wir versuchen, der Vergangenheit eine Zukunft zu geben, damit wir eine Zukunft haben.
Bir geleceğimiz olabilmesi için kendi geçmişimize bir gelecek vermeye çalışıyoruz.Προσπαθούμε να δώσουμε ένα μέλλον στο παρελθόν μας προκειμένου να έχουμε ένα μέλλον.
Bir geleceğimiz olabilmesi için kendi geçmişimize bir gelecek vermeye çalışıyoruz.Ми намагаємося дати майбутнє нашому минулому, щоб мати майбутнє.
Bir geleceğimiz olabilmesi için kendi geçmişimize bir gelecek vermeye çalışıyoruz.Опитваме се да дадем бъдеще на миналото, за да има бъдеще.
Bir geleceğimiz olabilmesi için kendi geçmişimize bir gelecek vermeye çalışıyoruz.אנו מנסים להעניק עתיד לעברנו למען שיהיה עתיד.
Bir geleceğimiz olabilmesi için kendi geçmişimize bir gelecek vermeye çalışıyoruz.نحاول إعطاء مستقبل لماضينا من أجل الحصول علي مستقبل
Bir geleceğimiz olabilmesi için kendi geçmişimize bir gelecek vermeye çalışıyoruz.自分たちの過去に 未来を加えているのです 好奇心と情熱に満ちた 人生を送っている限り
Bir karar yığını vardı ve kısık bir ses şöyle diyordu: "Seni görmezden geleceğim."Ada ketetapan hati dan suara yang tenang berkata, "Aku akan melangkahimu."
Bir karar yığını vardı ve kısık bir ses şöyle diyordu: "Seni görmezden geleceğim."A fost o ambiţionare şi o voce înceată care spunea " Am să trec de voi " .
Bir karar yığını vardı ve kısık bir ses şöyle diyordu: "Seni görmezden geleceğim."Bylo tam sbírání odhodlání a tichý hlas říkající, "Já vás obejdu."
Bir karar yığını vardı ve kısık bir ses şöyle diyordu: "Seni görmezden geleceğim."Gyűlt bennem az elhatározás, és egy halk hang azt mondta: "inkább kitérek az útjából".
Bir karar yığını vardı ve kısık bir ses şöyle diyordu: "Seni görmezden geleceğim."Havia uma crescente determinação e uma pequena voz a dizer, "vou passar por cima de ti."