geleceği ile cümle

geleceği kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Askeri akademideyken, hep bu ülkenin geleceğini konuşurduk ya?Na academia militar, todos falávamos sobre o futuro deste país.
Askeri akademideyken, hep bu ülkenin geleceğini konuşurduk ya?På militærakademiet - - talte vi jo om fremtiden for dette land.
Askeri akademideyken, hep bu ülkenin geleceğini konuşurduk ya?På militärakademin- -pratade vi ju om framtiden för det här landet?
Askeri akademideyken, hep bu ülkenin geleceğini konuşurduk ya?Quando studiavamo in accademia, parlavamo del futuro di questo paese, ricordi?
Askeri akademideyken, hep bu ülkenin geleceğini konuşurduk ya?Sotilasakatemiassa puhuimme maan tulevaisuudesta.
Askeri akademideyken, hep bu ülkenin geleceğini konuşurduk ya?W czasach Akademii wszyscy mówiliśmy o przyszłości tego kraju.
Askeri akademideyken, hep bu ülkenin geleceğini konuşurduk ya?Στη στρατιωτική ακαδημία, μιλούσαμε για το μέλλον αυτής της χώρας.
Askeri akademideyken, hep bu ülkenin geleceğini konuşurduk ya?Раньше, в Военной академии, мы все говорили о будущем этой страны?
Avrupa Birliği'nin geleceği nedir?Bagaimana masa depan Uni Eropa?
Avrupa Birliği'nin geleceği nedir?Care-i viitorul Uniunii Europene?
Avrupa Birliği'nin geleceği nedir?¿Cuál es el futuro de la Unión Europea?
Avrupa Birliği'nin geleceği nedir?Jak jest przyszłość Unii Europejskiej?
Avrupa Birliği'nin geleceği nedir?Mi az Európai Unió jövője?
Avrupa Birliği'nin geleceği nedir?Qual è il futuro dell'Unione Europea?
Avrupa Birliği'nin geleceği nedir?Quel est le futur de l'Union Européenne ?
Avrupa Birliği'nin geleceği nedir?Tương lai của Liên Hiệp Châu Âu sẽ là gì?
Avrupa Birliği'nin geleceği nedir?Wat is de toekomst van de Europese Unie?
Avrupa Birliği'nin geleceği nedir?Wie sieht die Zukunft der Europäischen Union aus?
Avrupa Birliği'nin geleceği nedir?Какво е бъдещето на Европейския съюз?
Avrupa Birliği'nin geleceği nedir?Что ждет Евросоюз в ближайшем будущем?
Avrupa'nın geleceğine dair kaygıların büyümesi sadece krizle açıklanamaz.A razão para a preocupação crescente sobre o futuro da Europa não está só relacionada com a crise.
Avrupa'nın geleceğine dair kaygıların büyümesi sadece krizle açıklanamaz.La razón para la creciente preocupación por el futuro de Europa no está relacionada simplemente con la crisis.
Avrupa'nın geleceğine dair kaygıların büyümesi sadece krizle açıklanamaz.Η αιτία για την αύξουσα ανησυχία σχετικά με το μέλλον της Ευρώπης δε συνδέεται αποκλειστικά με την κρίση.
Avrupa'nın geleceğine dair kaygıların büyümesi sadece krizle açıklanamaz.Беспокойство за будущее Европы возрастает не только из-за кризиса.
Avrupa'nın geleceğine dair kaygıların büyümesi sadece krizle açıklanamaz.Причината за разстящото притеснение за бъдещето на Европа не е единствено свързано с кризата.
Aynı zamanda onlar, mimarının geleceği şimdiki gibi parlak gözükmediği bir zamanda palyaçoluk da yaptılar.Ćwiczyli występy klauna, kiedy jeszcze nic nie wskazywało na to, że przyszłość mebli będzie taka świetlana.
Aynı zamanda onlar, mimarının geleceği şimdiki gibi parlak gözükmediği bir zamanda palyaçoluk da yaptılar.Họ còn thể hiện diễn biến của vai hề khi tương lai của nội thất đã trở nên gần như không còn thuận lợi nữa.
Aynı zamanda onlar, mimarının geleceği şimdiki gibi parlak gözükmediği bir zamanda palyaçoluk da yaptılar.가구의 전망이 그다지 밝지 않았을 때, 그들은 광대연기를 연습하기도 했습니다.
Aynı zamanda onlar, mimarının geleceği şimdiki gibi parlak gözükmediği bir zamanda palyaçoluk da yaptılar.Те също са практикували клоунада, когато бъдещето на мебелите не било чак толкова светло, както се оказало.
Aynı zamanda onlar, mimarının geleceği şimdiki gibi parlak gözükmediği bir zamanda palyaçoluk da yaptılar.היה להם גם מופע ליצנים כאשר העתיד של הריהוט לא היה אפילו קרוב למצבו הטוב כשם שקרה בסופו של דבר.
Aynı zamanda onlar, mimarının geleceği şimdiki gibi parlak gözükmediği bir zamanda palyaçoluk da yaptılar.أيضا هم تدربوا على دور مهرج عندما لم يكن مستقبل الأثاث مبشرا كما تحول ليكون.
Aynı zamanda onlar, mimarının geleceği şimdiki gibi parlak gözükmediği bir zamanda palyaçoluk da yaptılar.道化師もやっていたのです これはチャールズの写真です 次の映像を見てみましょう
Ayrıca geleceğin aydınlık olması için yapabileceğimiz bir çok şey var.Και υπάρχει ένας σωρός πράγματα που μπορούμε να κάνουμε για να βεβαιωθούμε πως το μέλλον σου είναι λαμπρό.
Ayrıca geleceğiniz için eğitim planı yapılır.十年级教育中,不仅可提高基础教育毕业考试分数,还会为学生制定继续教育计划。
Ayrıca hesaplamalarla, algoritmalarla ve öngörücü modellerle geleceği de görebileceğiz.A s výpočty a algoritmy a prediktivními modely budeme schopni vidět do budoucnosti.
Ayrıca hesaplamalarla, algoritmalarla ve öngörücü modellerle geleceği de görebileceğiz.Cu calculatoare, algoritmi şi modele predictive vom putea prevedea mișcările imediate.
Ayrıca hesaplamalarla, algoritmalarla ve öngörücü modellerle geleceği de görebileceğiz.Dan dengan komputasi, algoritma, dan model prediktif, kita akan dapat melihat masa depan.
Ayrıca hesaplamalarla, algoritmalarla ve öngörücü modellerle geleceği de görebileceğiz.E com computação e algoritmos e modelos preditivos, conseguiremos ver o futuro.
Ayrıca hesaplamalarla, algoritmalarla ve öngörücü modellerle geleceği de görebileceğiz.E con la computazione, gli algoritmi e i modelli predittivi, saremo in grado di prevedere il futuro.
Ayrıca hesaplamalarla, algoritmalarla ve öngörücü modellerle geleceği de görebileceğiz.Et avec les calculs, les algorithmes et les modèles prédictifs, nous serons capables de voir le futur.
Ayrıca hesaplamalarla, algoritmalarla ve öngörücü modellerle geleceği de görebileceğiz.In z izračuni in algoritmi in modeli predvidevanja, bomo lahko videli v prihodnost.
Ayrıca hesaplamalarla, algoritmalarla ve öngörücü modellerle geleceği de görebileceğiz.또한 연산(계산)과 알고리즘, 예측 모델들을 통해서 우리는 미래를 엿 볼 수 있습니다.
Ayrıca hesaplamalarla, algoritmalarla ve öngörücü modellerle geleceği de görebileceğiz.Korzystając z wyliczeń, algorytmów i modelów predyktywnych, będziemy w stanie zajrzeć w przyszłość.
Ayrıca hesaplamalarla, algoritmalarla ve öngörücü modellerle geleceği de görebileceğiz.Met berekeningen, algoritmes en voorspellende modellen kunnen we in de toekomst kijken.
Ayrıca hesaplamalarla, algoritmalarla ve öngörücü modellerle geleceği de görebileceğiz.Mit Rechenleistung, Algorithmen und Vorhersagemodellen werden wir die Zukunft vorhersagen können.
Ayrıca hesaplamalarla, algoritmalarla ve öngörücü modellerle geleceği de görebileceğiz.Rồi với ước tính và thuật toán và những mô hình phỏng đoán, ta có thể thấy trước tương lai.
Ayrıca hesaplamalarla, algoritmalarla ve öngörücü modellerle geleceği de görebileceğiz.Számításokkal, algoritmusokkal és következtető modellekkel képesek leszünk arra, hogy lássuk a jövőt.
Ayrıca hesaplamalarla, algoritmalarla ve öngörücü modellerle geleceği de görebileceğiz.Y con cálculos, algoritmos y modelos predictivos, vamos a poder predecir el futuro.
Ayrıca hesaplamalarla, algoritmalarla ve öngörücü modellerle geleceği de görebileceğiz.Και με υπολογισμούς, αλγόριθμους και προγνωστικά μοντέλα, θα μπορούμε να δούμε το μέλλον.
Ayrıca hesaplamalarla, algoritmalarla ve öngörücü modellerle geleceği de görebileceğiz.И благодаря расчётам, алгоритмам и прогностическим моделям, мы сможем заглянуть в будущее.
Ayrıca hesaplamalarla, algoritmalarla ve öngörücü modellerle geleceği de görebileceğiz.С изчисления и алгоритми и прогнозни модели, ще сме в състояние да видим бъдещето.
Ayrıca hesaplamalarla, algoritmalarla ve öngörücü modellerle geleceği de görebileceğiz.ועם מחשוב ואלגוריתמים ומודלים שמסוגלים לחזות, נהיה מסוגלים לראות את העתיד.
Ayrıca hesaplamalarla, algoritmalarla ve öngörücü modellerle geleceği de görebileceğiz.مع علم الحاسوب و الخوارزميات و النماذج التنبؤية سوف نتمكن من رؤية المستقبل
Ayrıca hesaplamalarla, algoritmalarla ve öngörücü modellerle geleceği de görebileceğiz.未来を予測できるようにもなるでしょう 不可能だと思われることでしょう
Babalarının Pazar günü geleceğini ve onları alıp gezmeye götüreceğini söylediğini anlattı.Chị giải thích rằng người bố mà chị có sẽ nói với anh chị là ông sẽ đến đón vào ngày Chủ nhật để dắt đi bộ.
Babalarının Pazar günü geleceğini ve onları alıp gezmeye götüreceğini söylediğini anlattı.Elmondta, hogy neki olyan apja volt, aki azt mondta, eljön értük vasárnap, hogy sétálni vigye őket.
Babalarının Pazar günü geleceğini ve onları alıp gezmeye götüreceğini söylediğini anlattı.언니가 말하기를, 아버지는 말하자면, 일요일 날 와서 너희들을 데리고 같이 산책 가자고 약속하고는,
Babalarının Pazar günü geleceğini ve onları alıp gezmeye götüreceğini söylediğini anlattı.leur disait qu'il viendrait les chercher le dimanche pour les emmener se promener.
Babalarının Pazar günü geleceğini ve onları alıp gezmeye götüreceğini söylediğini anlattı.lhes dizia que os vinha buscar no domingo para os levar a passear.
Babalarının Pazar günü geleceğini ve onları alıp gezmeye götüreceğini söylediğini anlattı.Me explicó que ese padre que ella había tenido, les decía que vendría a verlos el domingo para dar un paseo.
İlgili Sayfalar