İşte bu, orada kaldığım ilk gecenin ertesi sabahهذا هو الصباح الأول الذي قضيته معها.
İşte bu, orada kaldığım ilk gecenin ertesi sabahこれは通学途中です
Juan Antonio gecenin bir körü aceleyle gitti.Juan Antonio az éjszaka közepén elrohant.
Juan Antonio gecenin bir körü aceleyle gitti.Juan Antonio foi a correr quando anoitecia.
Juan Antonio gecenin bir körü aceleyle gitti.Juan Antonio ging gelijk op pad in het midden van de nacht.
Juan Antonio gecenin bir körü aceleyle gitti.Juan Antonio se apresuró en medio de la noche.
Juan Antonio gecenin bir körü aceleyle gitti.خوان أنطونيو خرج مسرعاً في ظلام الليل
Kentucky'deki hayatımı değiştiren gecenin üzerinden sekiz yıl geçti.켄터키에서의 그 운명적인 밤 이후 8년이 지난 후
Kentucky'deki hayatımı değiştiren gecenin üzerinden sekiz yıl geçti.Đã tám năm trôi qua kể từ buổi tối định mệnh ấy ở Kentucky.
Kentucky'deki hayatımı değiştiren gecenin üzerinden sekiz yıl geçti.Es sind tatsächlich acht Jahre seit dieser schicksalhaften Nacht in Kentucky vergangen.
Kentucky'deki hayatımı değiştiren gecenin üzerinden sekiz yıl geçti.Het is echt al acht jaar geleden, die voorbestemde avond in Kentucky.
Kentucky'deki hayatımı değiştiren gecenin üzerinden sekiz yıl geçti.Huit ans sont passés depuis cette nuit dans le Kentucky.
Kentucky'deki hayatımı değiştiren gecenin üzerinden sekiz yıl geçti.Már nyolc éve volt ez a sorsfordító este Kentuckyban.
Kentucky'deki hayatımı değiştiren gecenin üzerinden sekiz yıl geçti.Opravdu je to osm let od té osudové noci v Kentucky.
Kentucky'deki hayatımı değiştiren gecenin üzerinden sekiz yıl geçti.Passaram-se oito anos desde essa noite fatídica em Kentucky.
Kentucky'deki hayatımı değiştiren gecenin üzerinden sekiz yıl geçti.Skutočne je to už 8 rokov od tej osudnej noci v Kentucky.
Kentucky'deki hayatımı değiştiren gecenin üzerinden sekiz yıl geçti.Sono passati ben otto anni da quella notte fatale nel Kentucky.
Kentucky'deki hayatımı değiştiren gecenin üzerinden sekiz yıl geçti.Sunt opt ani de la acea seară sortită în Kentucky.
Kentucky'deki hayatımı değiştiren gecenin üzerinden sekiz yıl geçti.Ya han pasado ocho años desde aquella noche en Kentucky.
Kentucky'deki hayatımı değiştiren gecenin üzerinden sekiz yıl geçti.Πέρασαν πραγματικά οκτώ χρόνια από εκείνη τη μοιραία νύχτα στο Κεντάκι.
Kentucky'deki hayatımı değiştiren gecenin üzerinden sekiz yıl geçti.Минаха осем години от тази съдбовна нощ в Кентъки.
Kentucky'deki hayatımı değiştiren gecenin üzerinden sekiz yıl geçti.Прошло целых восемь лет с той решающей ночи в Кентукки.
Kentucky'deki hayatımı değiştiren gecenin üzerinden sekiz yıl geçti.ثمانية اعوام منذ تلك الليلة المحتومة في كنتاكي
Kentucky'deki hayatımı değiştiren gecenin üzerinden sekiz yıl geçti.幾千のショーで演奏してきました
Mavi ve donuk ve koyu renk kumaşları gecenin, aydınlığın ve alacakaranlığın. Ayaklarının altına sererdim.Màu da trời xanh và mập mờ và vải tối của bóng đêm và ánh sáng chập chờn anh sẽ trải nó dưới chân em
Mavi ve donuk ve koyu renk kumaşları gecenin, aydınlığın ve alacakaranlığın. Ayaklarının altına sererdim.Сините и бледите и тъмните дрехи от нощ и светлина и полу-светлина, щях да постеля тези дрехи под краката ти;
Mavi ve donuk ve koyu renk kumaşları gecenin, aydınlığın ve alacakaranlığın.Birunya dan remangnya dan kain gelap
Mavi ve donuk ve koyu renk kumaşları gecenin, aydınlığın ve alacakaranlığın.Blå och dunkla och mörka tyger av natt och ljus och i halv ljuset,
Mavi ve donuk ve koyu renk kumaşları gecenin, aydınlığın ve alacakaranlığın.Ciemną i bladą, i błękitną szatę Ciemną i bladą, i błękitną szatę Ze światła, mroku, półmroku, półświatła,
Mavi ve donuk ve koyu renk kumaşları gecenin, aydınlığın ve alacakaranlığın.Den blå og den dunkle og den mørke dug Af nat og af lys og af halvlys,
Mavi ve donuk ve koyu renk kumaşları gecenin, aydınlığın ve alacakaranlığın.Die blauen und die düsteren und die dunklen Tücher der
Mavi ve donuk ve koyu renk kumaşları gecenin, aydınlığın ve alacakaranlığın.밤과 빛, 어스름을 닮아 푸르고 몽롱하며 칠흑같은 천이 있다면
Mavi ve donuk ve koyu renk kumaşları gecenin, aydınlığın ve alacakaranlığın.Las telas azules y las tenues y las oscuras
Mavi ve donuk ve koyu renk kumaşları gecenin, aydınlığın ve alacakaranlığın.Les vêtements bleus et obscurs et sombres de la nuit et du jour et du demi-jour,
Mavi ve donuk ve koyu renk kumaşları gecenin, aydınlığın ve alacakaranlığın."Os tecidos azuis e turvos e de breu "da noite e da luz e da meia luz,
Mavi ve donuk ve koyu renk kumaşları gecenin, aydınlığın ve alacakaranlığın.Z látek modrých, šerých a tmavých utkané, Jako když smrákání a příchod noci nastane,
Mavi ve donuk ve koyu renk kumaşları gecenin, aydınlığın ve alacakaranlığın.Z látok modrých a sivých a tmavých ušité, ako keď zmrákanie a príchod noci nastane,
Mavi ve donuk ve koyu renk kumaşları gecenin, aydınlığın ve alacakaranlığın.Τη γαλανή,τη μελιχρή, την μαυροκεντημένη φορεσιά Από νύχτα κι από μέρα κι από αποσπερίσιο φως
Mavi ve donuk ve koyu renk kumaşları gecenin, aydınlığın ve alacakaranlığın.Із синього, непевного, легкого волокна Серпанку ночі, де застигла напівмла
Mavi ve donuk ve koyu renk kumaşları gecenin, aydınlığın ve alacakaranlığın.האריגים הכחולים והעמומים והכהים בשביל לילה, ויום ושעת בין-ערביים,
Mavi ve donuk ve koyu renk kumaşları gecenin, aydınlığın ve alacakaranlığın.من الأزرق والتعتيم والملابس الداكنة من الليل والضوء ونصف الضوء،
Mavi ve donuk ve koyu renk kumaşları gecenin, aydınlığın ve alacakaranlığın.漆黒と灰色と空色をした 天の布があったなら その布を あなたの足下に広げましょう
Merak ediyorum, bazen gecenin bir yarısı acaba Pandora'nın kutusunu mu açtım diye endişeleniyor musun?A jen mě zajímá, jestli někdy v noci nemůžete spát a bojíte se, zda jste neotevřel pandořinu skříňku.
Merak ediyorum, bazen gecenin bir yarısı acaba Pandora'nın kutusunu mu açtım diye endişeleniyor musun?A som zvedavý, či sa nestáva, že v noci nemôžeš zaspať od obáv, že si otvoril pandorinu skrinku.
Merak ediyorum, bazen gecenin bir yarısı acaba Pandora'nın kutusunu mu açtım diye endişeleniyor musun?E tenho curiosidade em saber se acordas à noite com medo de teres aberto a caixa de Pandora.
Merak ediyorum, bazen gecenin bir yarısı acaba Pandora'nın kutusunu mu açtım diye endişeleniyor musun?Jestem ciekaw, czy czasem nie daje ci spać obawa, że otworzyłeś puszkę Pandory.
Merak ediyorum, bazen gecenin bir yarısı acaba Pandora'nın kutusunu mu açtım diye endişeleniyor musun?저는 당신이 한밤 중에 깨어서 판도라 상자를 연 것에 대해 걱정하는건 아닌지 궁금하네요.
Merak ediyorum, bazen gecenin bir yarısı acaba Pandora'nın kutusunu mu açtım diye endişeleniyor musun?Și doar sunt curios dacă tu uneori stai treaz noaptea și îți faci griji că ai deschis cutia Pandorei.
Merak ediyorum, bazen gecenin bir yarısı acaba Pandora'nın kutusunu mu açtım diye endişeleniyor musun?Tengo la curiosidad si tú alguna vez te recuestas en la noche preocupado por haber abierto la caja de Pandora.
Merak ediyorum, bazen gecenin bir yarısı acaba Pandora'nın kutusunu mu açtım diye endişeleniyor musun?И мне просто любопытно, не просыпаешься ли ты среди ночи с мыслью, что ты открыл ящик Пандоры?
Merak ediyorum, bazen gecenin bir yarısı acaba Pandora'nın kutusunu mu açtım diye endişeleniyor musun?И съм просто любопитен дали понякога лежите буден през ноща и се превожите,че сте отворили кутията на Пандора.
Merak ediyorum, bazen gecenin bir yarısı acaba Pandora'nın kutusunu mu açtım diye endişeleniyor musun?ואני פשוט סקרן, האם אתה מתעורר לפעמים באמצע הלילה דואג שמא פתחת את תיבת פנדורה.
Merak ediyorum, bazen gecenin bir yarısı acaba Pandora'nın kutusunu mu açtım diye endişeleniyor musun?ويسوقني الفضول لمعرفة ما إذا كنت تظل مستيقظاً أحياناً طوال الليل قلق لأنك قد فتحت (جرة الشيطان).
Merak ediyorum, bazen gecenin bir yarısı acaba Pandora'nın kutusunu mu açtım diye endişeleniyor musun?パンドラの箱を開けてしまったことを 後悔したことはないのかな? CP:どちらとも言えません
"O gecenin sabahý babamla buluţtuk.".Here's the first guy we this setting Cengiz
O, onların tutsaklığını bitirmek için gecenin sonunda neşeli bir gün sonu olarak geldi.Ce fut comme une aube de joie à la fin de la longue nuit de leur captivité.
O, onların tutsaklığını bitirmek için gecenin sonunda neşeli bir gün sonu olarak geldi.Es stellte sich als ein freudiger Tag heraus der der langen Nacht ihrer Gefangenheit ein Ende setzen würde.
O, onların tutsaklığını bitirmek için gecenin sonunda neşeli bir gün sonu olarak geldi.Isso veio como uma alvorada para acabar com a sua longa noite de escravidão.
O, onların tutsaklığını bitirmek için gecenin sonunda neşeli bir gün sonu olarak geldi.그선언은 길었던 포로의 밤을 종식시킬 환희의 새벽으로 다가왔습니다.
O, onların tutsaklığını bitirmek için gecenin sonunda neşeli bir gün sonu olarak geldi.Venne come un'alba radiosa a porre fine alla lunga notte della loro schiavitù.