Lucy kesin gelecek.Lucy is certain to come.
Lucy genellikle akşam yemeğinden sonra piyano çalardı.Lucy would often play the piano after dinner.
Lucy Amerika'dan geldi.Lucy is from America.
Lucy üç gün önce beni görmeye geldi.Lucy came to see me three days ago.
Louie, arkadaşların geliyor.Louie, your friends are coming.
Linda, babasının ani hastalığı yüzünden üniversiteden geri çağrıldı.Linda was called back from college by her father's sudden illness.
Linda gece eve geç geldi.Linda came home late at night.
Linda binaya geldi.Linda came into the building.
Linda eline geçen parayı hemen harcayan bir tip.Money burns a hole in Linda's pocket.
Rahatlamak için rahatlatıcı müzik dinlemem gerekiyor.In order to relax, I need to listen to soothing music.
Lütfen gevşeyin.Please relax.
Riviera'ya bir gezi seni iyi yapmalı.A trip to the Riviera should do you good.
Rick sınavı geçme hakkında sevinçten uçuyordu.Rick was over the moon about passing the exam.
Yeni Zelanda'dan geri döndüğünden beri Rick'i görmedim.I haven't seen Rick since he returned from New Zealand.
Rika, partide şarkı söyleyerek iyi bir zaman geçirdi.Rika had a good time singing at the party.
Liderin çadırı nereye kuracağını bilmesi gerekir.The leader should know where to set up the tent.
Lamba ileri geri sallanıyordu.The lamp was swinging back and forth.
Ben öğle yemeği getireceğim.I'll bring lunch.
Kalabalık saatteki bir trafik sıkışıklığı benim varışımı iki saat geciktirdi.A rush-hour traffic jam delayed my arrival by two hours.
Las Vegas' ta zamanın nasıl geçtiğini anlamazsın.It's easy to lose track of time when you are in Las Vegas.
Develerin Orta Doğuda çok yararlı olduğunu söylemeye gerek yok.It goes without saying that camels are very useful in the Middle East.
Develer genellikle çölde seyahat etmek için kullanılır.Camels are often used to travel in the desert.
Aslan bütün gün kafesinin içinde ileri geri yürüdü.The lion walked to and fro in its cage all day.
Sakıncası yoksa birazdan buraya gelin.Please come here soon if you don't mind.
İsterseniz gelebilirsiniz.You may come if you like.
Tamam. En kısa sürede geleceğim.All right. I'll come as soon as possible.
Onun adı çoğu kez aklıma gelmiyor.Her name often escapes me.
Tüm yabancı kelimelere bir sözlükte bakman gerekiyor.You should look up all unfamiliar words in a dictionary.
Besinin kolay sindirebilmesi için iyi çiğnenmesi gerekir.Food must be chewed well to be digested properly.
Sen gerçekten beni rezil ettin.You really made me lose face.
Oraya geziye giden odur.He's the one who made an excursion there.
Çoğunlukla olduğu gibi, Tom sınıfa geç kalmıştı.Tom was late for class, as is often the case.
Sık sık olduğu gibi, okula geç geldi.As is often the case, he was late for school.
Genellikle olduğu gibi, Henry evde değildi.Henry was not at home, as is often the case with him.
Eğer istiyorsan bizimle birlikte gelebilirsin.Come along with us if you like.
Makineye hoş geldiniz.Welcome to the machine.
Partiye gelebildiğine sevindim.I'm glad you could come to the party.
İyi geleneklerin korunması gerekir.Good traditions should be preserved.
İyi bir koltuk almak için yapmanız gereken tek şey, erken çıkmaktır.All that you have to do to get a good seat is to leave early.
İyi notlar alma, çok çalışmayı gerektirir.Making good grades requires studying hard.
İyi bir mektup yazmanın gerçek sırrı sanki konuşuyormuşsun gibi yazmaktır.The true secret of writing a good letter is to write as if you were talking.
İyi bir hafta sonu geçirmeniz dileğiyle!Have a good weekend!
İyi yiyecek ve yeterli uyku, iyi bir sağlık için kesinlikle gereklidir.Good food and enough sleep are absolutely necessary to good health.
Ben iyi bir iş bulmadan önce iki yıl geçti.Two years went by before I could find a good job.
Aklıma iyi bir fikir geldi.A good idea came across my mind.
İyi İngilizce yazma, çok fazla pratik gerektirir.To write good English requires a lot of practice.
İyi filmler ufkunuzu genişletir.Good movies broaden your horizons.
İyi bir vuruşcu olmak için, gevşek tutmalısın ve içgüdünü izlemelisin.To be a good batter, you've got to hang loose and follow your instincts.
Geçen Haziran Yumiko, bir çocukluk arkadaşıyla evlendi.Yumiko married a childhood friend last June.
Yan gelip yatarsan ve dinlenirsen çok daha iyi hissedersin.If you sit back and rest, you will feel much better.
Dün gece bana getirdiğin muzların hepsi kötüydü.The bananas you brought to me last night were all bad.
Dün gece dünyanın sallandığını hissettin mi?Did you feel the earth shake last night?
Dün gece ben hâlâ uyanıkken evim soyuldu.Last night my house was robbed while I was still awake.
Dün gece korkunç bir rüya gördüm.I had a dreadful dream last night.
Dün gece tuhaf bir şey oldu.A strange thing happened last night.
Dün gece gök gürültüsü ve şimşek vardı.There was thunder and lightning last night.
Dün gece beş yangın vardı.There were five fires last night.
Dün gece bir gıdım uyumadım.Last night I did not get a wink of sleep.
Dün gece iyi uyudum.I had a good sleep last night.
Dün gece, son trene güçlükle yetiştim.Last night, I barely made the last train.