geçmesine ile cümle
geçmesine kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
11
ORT. KELİME
İçinden kararlı halde hava veya sıvının geçmesine izin verirler.Man tillader væske eller luft at komme igennem ved jævn fart.
İçinden kararlı halde hava veya sıvının geçmesine izin verirler.Niissä nestettä tai ilmaa menee tasaisesti läpi.
İçinden kararlı halde hava veya sıvının geçmesine izin verirler.Permiten el flujo de fluidos o aire a un ritmo continuo.
İçinden kararlı halde hava veya sıvının geçmesine izin verirler.Permit fluidului sau aerului să le străbată la intervale regulate.
İçinden kararlı halde hava veya sıvının geçmesine izin verirler.State permettendo a del fluido o dell'aria di passare a flussi costanti.
İçinden kararlı halde hava veya sıvının geçmesine izin verirler.Vous permettez au fluide ou à l'air d'y passer à un rythme régulier.
İçinden kararlı halde hava veya sıvının geçmesine izin verirler.Επιτρέπεις στα υγρά ή στον αέρα να διέρχονται σε σταθερές καταστάσεις.
İçinden kararlı halde hava veya sıvının geçmesine izin verirler.Жидкости или воздуху разрешено проходить постоянно.
İçinden kararlı halde hava veya sıvının geçmesine izin verirler.Разрешавате на течност или въздух да преминава в стабилни състояния.
İçinden kararlı halde hava veya sıvının geçmesine izin verirler.Через них ми пропускаємо рідину чи повітря у стабільному режимі.
İçinden kararlı halde hava veya sıvının geçmesine izin verirler.הם לא מורכבים כמו איברים חלולים. איברים חלולים הם בעלי מורכבות מסדר גדול יותר,
İçinden kararlı halde hava veya sıvının geçmesine izin verirler.لتسمح بإنتقال السوائل أو الهواء في الحالات المستقرة.
İçinden kararlı halde hava veya sıvının geçmesine izin verirler.一定の状態で流れるようになっているのです 管状の組織は
İçinden kararlı halde hava veya sıvının geçmesine izin verirler.액체나 기체를 정상상태(定常狀態)로 흐르게 합니다.
İki yandaki pervazın altına iki altın halka yap. Bunlar sunağın taşınması için sırıkların geçmesine yarayacak.Buatlah dua gelang di bawah bingkai pada kedua sisinya untuk menahan kayu pengusung mezbah itu
İki yandaki pervazın altına iki altın halka yap. Bunlar sunağın taşınması için sırıkların geçmesine yarayacak.Dưới đường viền đó , nơi hai bên , hãy làm hai cái khoen bằng vàng , để xỏ đòn dùng đặng khiêng .
İki yandaki pervazın altına iki altın halka yap. Bunlar sunağın taşınması için sırıkların geçmesine yarayacak.Dưới đường viền đó, nơi hai bên, hãy làm hai cái khoen bằng vàng, để xỏ đòn dùng đặng khiêng.
İki yandaki pervazın altına iki altın halka yap. Bunlar sunağın taşınması için sırıkların geçmesine yarayacak.금테 아래 양편에 금고리 둘을 만들되 곧 그 양편에 만들지니 이는 단을 메는 채를 꿸 곳이며
İki yandaki pervazın altına iki altın halka yap. Bunlar sunağın taşınması için sırıkların geçmesine yarayacak.Onder de omlijsting moet u aan beide zijkanten gouden ringen aanbrengen voor de draagstokken.
İki yandaki pervazın altına iki altın halka yap. Bunlar sunağın taşınması için sırıkların geçmesine yarayacak.und zwei goldene Ringe unter dem Kranz zu beiden Seiten, daß man Stangen darein tue und ihn damit trage.
İki yandaki pervazın altına iki altın halka yap. Bunlar sunağın taşınması için sırıkların geçmesine yarayacak.ושתי טבעת זהב תעשה לו מתחת לזרו על שתי צלעתיו תעשה על שני צדיו והיה לבתים לבדים לשאת אתו בהמה׃
İki yandaki pervazın altına iki altın halka yap. Bunlar sunağın taşınması için sırıkların geçmesine yarayacak.وتصنع له حلقتين من ذهب تحت اكليله على جانبيه. على الجانبين تصنعهما. لتكونا بيتين لعصوين لحمله بهما.
İki yandaki pervazın altına iki altın halka yap. Bunlar sunağın taşınması için sırıkların geçmesine yarayacak.要 作 兩 個 金 環 、 安 在 牙 子 邊 以 下 、 在 壇 的 兩 旁 、 兩 根 橫 傅 上 、 作 為 穿 杠 的 用 處 、 以 便 抬 壇
İki yandaki pervazın altına iki altın halka yap. Bunlar sunağın taşınması için sırıkların geçmesine yarayacak.要 作兩個 金環 、 安在 牙子 邊 以下 、 在壇 的 兩旁 、 兩根橫傅 上 、 作為 穿杠 的 用處 、 以便 抬壇
Kuzey Koreliler'in gizlice karşıya geçmesine izin verir, fakat pek çoğu ölür.그 덕분에 북한 사람들은 몰래 이곳을 건널 수 있습니다. 하지만 많은 사람들이 죽어요.
Kuzey Koreliler'in gizlice karşıya geçmesine izin verir, fakat pek çoğu ölür.Mas muitos morrem.
Kuzey Koreliler'in gizlice karşıya geçmesine izin verir, fakat pek çoğu ölür.Tako jo lahko Severni Korejci skrivno prečkajo. Toda mnogi pri tem umrejo.
Kuzey Koreliler'in gizlice karşıya geçmesine izin verir, fakat pek çoğu ölür.בנקודות מסוימות, ולאפשר לצפון קוריאנים לחצות בחשאי. אך רבים מתו.
Kuzey Koreliler'in gizlice karşıya geçmesine izin verir, fakat pek çoğu ölür.في بعض مناطقه، مما يسمح للكوريين الشماليينبالعبور سراً لكن يموت العديد منهم
Kuzey Koreliler'in gizlice karşıya geçmesine izin verir, fakat pek çoğu ölür.しかし多くは命を落とします 死体が流れていくのを何度か見ました
Mükemmelliyetçiyim, fakat bunun yayýmlamanýn önüne geçmesine müsade etmem.Ich bin Perfektionist, aber ich lasse nicht zu, dass das der Veröffentlichung im Weg steht.
Mükemmelliyetçiyim, fakat bunun yayýmlamanýn önüne geçmesine müsade etmem.Ik ben een perfectionist, maar ik zorg dat dat me niet verhindert om iets te publiceren.
Mükemmelliyetçiyim, fakat bunun yayýmlamanýn önüne geçmesine müsade etmem.Jeg er perfektionist, men jeg vil ikke lade det stå i vejen for udgivelse.
Mükemmelliyetçiyim, fakat bunun yayýmlamanýn önüne geçmesine müsade etmem.Je suis perfectionniste, mais pas au point d'arrêter de publier.
Mükemmelliyetçiyim, fakat bunun yayýmlamanýn önüne geçmesine müsade etmem.Jsem perfekcionista, ale nenechám to zasahovat do publikací.
Mükemmelliyetçiyim, fakat bunun yayýmlamanýn önüne geçmesine müsade etmem.Sono un perfezionista, ma non lascerò che questo sia un ostacolo alla pubblicazione.
Mükemmelliyetçiyim, fakat bunun yayýmlamanýn önüne geçmesine müsade etmem.Soy un perfeccionista, pero no permitiré que eso interfiera en el camino de la publicación.
Mükemmelliyetçiyim, fakat bunun yayýmlamanýn önüne geçmesine müsade etmem.Tôi theo đuổi sự hoàn hảo, nhưng không<br/>phải vì thế mà cản trở sự xuất bản.
Mükemmelliyetçiyim, fakat bunun yayýmlamanýn önüne geçmesine müsade etmem.Είμαι τελειομανής, αλλά δεν θα αφήσω αυτό να γίνει εμπόδιο στη δημοσίευση.
Mükemmelliyetçiyim, fakat bunun yayýmlamanýn önüne geçmesine müsade etmem.Аз съм перфекционист, но не искам това да застава на пътя на публикуването.
Mükemmelliyetçiyim, fakat bunun yayýmlamanýn önüne geçmesine müsade etmem.أحب أن تكون أعمالي كاملة تماماً، لكني لن أدع ذلك يقف في طريق نشرها للناس
Mükemmelliyetçiyim, fakat bunun yayýmlamanýn önüne geçmesine müsade etmem.教育やエンターテインメントを別にすれば、 影響を与えないようなことに
Sizin kaydının iyileştirilmesi, yüzden geçmesine izin verir.Melhorar o seu recorde de , por isso vou deixá-lo passar.
Sizin kaydının iyileştirilmesi, yüzden geçmesine izin verir.Tu as battu ton record, On peut y aller maintenant.
Sizin kaydının iyileştirilmesi, yüzden geçmesine izin verir.Kỷ lục của bạn cải thiện, vì vậy tôi sẽ để cho nó qua.
Sizin kaydının iyileştirilmesi, yüzden geçmesine izin verir.Mejorar su record de, así que voy a dejarlo pasar.
Sizin kaydının iyileştirilmesi, yüzden geçmesine izin verir.של הרשומה שלך, שיפור אז אני אתן לו לעבור.
Sizin kaydının iyileştirilmesi, yüzden geçmesine izin verir.سجل الخاص بك في التحسن، ولذا فإنني سوف السماح لها بالمرور.
Sizin kaydının iyileştirilmesi, yüzden geçmesine izin verir.しかし、レースは運だけではありません。 には十分注意してください。
Sonra Pınar Kapısına, Kral Havuzuna doğru gittim. Ne var ki, yol bindiğim hayvanın geçmesine uygun değildi.Azután átmenék a forrás kapujához és a király tavához, holott nem vala hely a baromnak, hogy velem átmenjen.
Sonra Pınar Kapısına, Kral Havuzuna doğru gittim. Ne var ki, yol bindiğim hayvanın geçmesine uygun değildi.앞으로 행하여 샘문과 왕의 못에 이르러는 탄 짐승이 지나갈 곳이 없는지라
Sonra Pınar Kapısına, Kral Havuzuna doğru gittim. Ne var ki, yol bindiğim hayvanın geçmesine uygun değildi.Vandaar gingen wij naar de Bronpoort en de Koningsvijver, maar mijn ezel kon door al het puin niet verder.
Sonra Pınar Kapısına, Kral Havuzuna doğru gittim. Ne var ki, yol bindiğim hayvanın geçmesine uygun değildi.ואעבר אל שער העין ואל ברכת המלך ואין מקום לבהמה לעבר תחתי׃
Sonra Pınar Kapısına, Kral Havuzuna doğru gittim. Ne var ki, yol bindiğim hayvanın geçmesine uygun değildi.وعبرت الى باب العين والى بركة الملك ولم يكن مكان لعبور البهيمة التي تحتي.
Sonra Pınar Kapısına, Kral Havuzuna doğru gittim. Ne var ki, yol bindiğim hayvanın geçmesine uygun değildi.我 又 往 前 、 到 了 泉 門 、 和 王 池 . 但 所 騎 的 牲 扣 沒 有 地 方 過 去
Sonra Pınar Kapısına, Kral Havuzuna doğru gittim. Ne var ki, yol bindiğim hayvanın geçmesine uygun değildi.我 又 往前 、 到 了 泉門 、 和 王 池 . 但 所騎 的 牲扣沒 有 地方 過去
Yük taşıyan hiç kimsenin tapınağın avlusundan geçmesine izin vermedi.A nedopustil, aby kdo jakou nádobu nesl skrze chrám.
Yük taşıyan hiç kimsenin tapınağın avlusundan geçmesine izin vermedi.a nedopustil, aby niekto preniesol nádobu cez chrám.
Yük taşıyan hiç kimsenin tapınağın avlusundan geçmesine izin vermedi.A nie dopuścił, żeby kto miał nieść naczynie przez kościół.
Yük taşıyan hiç kimsenin tapınağın avlusundan geçmesine izin vermedi.Dan tidak seorang pun yang diizinkan-Nya membawa apa saja melalui halaman Rumah Tuhan itu