geçmesi ile cümle
geçmesi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Projenin 2011 itibariyle tamamlanması ve faaliyete geçmesi beklenmektedir.Projekt by mal byť hotový a v prevádzke v roku 2011.
Projenin 2011 itibariyle tamamlanması ve faaliyete geçmesi beklenmektedir.Projekt by měl být dokončen a zahájit provoz v roce 2011.
Projenin 2011 itibariyle tamamlanması ve faaliyete geçmesi beklenmektedir.Projektet skal være afsluttet og operativt i 2011.
Projenin 2011 itibariyle tamamlanması ve faaliyete geçmesi beklenmektedir.Projekt naj bi bil predvidoma dokončan in začel delovati leta 2011.
RAB, ‹‹Aşağı inip halkı uyar›› dedi, ‹‹Sakın beni görmek için sınırı geçmesinler, yoksa birçoğu ölür.여호와께서 모세에게 이르시되 내려가서 백성을 신칙하라 백성이돌파하고 나 여호와께로 와서 보려고 하다가 많이 죽을까 하노라
RAB, ‹‹Aşağı inip halkı uyar›› dedi, ‹‹Sakın beni görmek için sınırı geçmesinler, yoksa birçoğu ölür.ויאמר יהוה אל משה רד העד בעם פן יהרסו אל יהוה לראות ונפל ממנו רב׃
RAB, ‹‹Aşağı inip halkı uyar›› dedi, ‹‹Sakın beni görmek için sınırı geçmesinler, yoksa birçoğu ölür.فقال الرب لموسى انحدر حذّر الشعب لئلا يقتحموا الى الرب لينظروا فيسقط منهم كثيرون.
RAB, ‹‹Aşağı inip halkı uyar›› dedi, ‹‹Sakın beni görmek için sınırı geçmesinler, yoksa birçoğu ölür.耶 和 華 對 摩 西 說 、 你 下 去 囑 咐 百 姓 、 不 可 闖 過 來 到 我 面 前 觀 看 、 恐 怕 他 們 有 多 人 死 亡
RAB, ‹‹Aşağı inip halkı uyar›› dedi, ‹‹Sakın beni görmek için sınırı geçmesinler, yoksa birçoğu ölür.耶和華 對 摩西說 、 你 下去 囑咐 百姓 、 不 可 闖過來 到 我 面前 觀 看 、 恐怕 他 們 有 多 人 死亡
Sabıka kaydı sistemimizi güçlendirerek, silahların suçluların eline geçmesini zorlaştıracağız.우리는 범죄기록 시스템의 강화를 통해 총이 범죄자의 손에 들어가는 걸 막을 겁니다.
Sabıka kaydı sistemimizi güçlendirerek, silahların suçluların eline geçmesini zorlaştıracağız.犯罪者が銃器を持つのを防ぎやすくします 必要であらば 警護職員を学校に配属し
Sanat yönetmeninin fuayeden geçmesi gerekmiyor.Der Intendant muss nicht notwendigerweise unseren Vorraum verwenden.
Sanat yönetmeninin fuayeden geçmesi gerekmiyor.(공연장으로 들어가기 위해) 로비를 거쳐갈 필요가 없다는 것이죠.
Sanat yönetmeninin fuayeden geçmesi gerekmiyor.לא חייב לעבור דרך הלובי שלנו.
Sanat yönetmeninin fuayeden geçmesi gerekmiyor.ليس مضطرا على أن يدخل عبر ردهتنا.
Sanat yönetmeninin fuayeden geçmesi gerekmiyor.様々な劇場に足を運んでみて分かったのですが
Senato'nun harekete geçmesini bekliyor.2つ目は
Senato'nun harekete geçmesini bekliyor.그저 상원이 움직여주기를 바라며 기다리고 있는거죠.
Senato'nun harekete geçmesini bekliyor.là khi một chính phủ nói rằng đây là một biện pháp tạm thời, (Cười) bạn có thể sẽ phải đợi thêm 223 năm nữa.
Senato'nun harekete geçmesini bekliyor.רק מחכה שהסנאט יקפוץ לפעולה.
Senato'nun harekete geçmesini bekliyor.ينتظر فقط من مجلس الشيوخ أن يقوموا بالعمل.
Şimdi, lütfen burnunuzu iki parmağınızla kapatın, ama kuvvetlice kapatın ki hiç hava geçmesin.Agora, por favor, tapem o nariz com dois dedos, mas fechem com força de modo que não entre ar.
Şimdi, lütfen burnunuzu iki parmağınızla kapatın, ama kuvvetlice kapatın ki hiç hava geçmesin.두 손가락으로 코를 잡아 막으세요. 공기가 들어가지 못하도록 코를 꾸욱 눌러 막으세요.
Şimdi, lütfen burnunuzu iki parmağınızla kapatın, ama kuvvetlice kapatın ki hiç hava geçmesin.Ora per cortesia tappatevi il naso con due dita, ma tappatelo bene in modo da non far passare l'aria.
Size bir cebir-2 final sınavı yapsam, yüzde 25'ten fazlanızın geçmesini beklemem.제가 지금 여러분에게 대수학 2 기말 시험지를 드린다면 여러분 중의 25% 이하만이
Size bir cebir-2 final sınavı yapsam, yüzde 25'ten fazlanızın geçmesini beklemem.Mógłbym wam zrobić egzamin maturalny z algebry i nie oczekiwałbym, że zaliczy więcej niż 25%.
Size bir cebir-2 final sınavı yapsam, yüzde 25'ten fazlanızın geçmesini beklemem.Mohl bych vám teď dát test z druhého roku algebry a myslím si, že by neprošlo více než 25 procent z vás.
Size bir cebir-2 final sınavı yapsam, yüzde 25'ten fazlanızın geçmesini beklemem.Podia dar-vos um exame final de Álgebra II e esperaria um resultado não superior a 25% de aprovações.
Size bir cebir-2 final sınavı yapsam, yüzde 25'ten fazlanızın geçmesini beklemem.Podría darles un examen final de Álgebra II, y esperaría que no más de un 25% lo aprobara.
Size bir cebir-2 final sınavı yapsam, yüzde 25'ten fazlanızın geçmesini beklemem.Potrei sottoporvi un esame di algebra-2 e mi aspetterei che non più del 25 per cento di promossi.
Size bir cebir-2 final sınavı yapsam, yüzde 25'ten fazlanızın geçmesini beklemem.Si je vous donnais à vous, un test d'algèbre niveau bac, je ne m'attendrais pas à plus de 25 % de réussite.
Size bir cebir-2 final sınavı yapsam, yüzde 25'ten fazlanızın geçmesini beklemem.V-aş putea da un examen de algebră de liceu şi m-aş aştepta la maxim 25% promovare.
Size bir cebir-2 final sınavı yapsam, yüzde 25'ten fazlanızın geçmesini beklemem.Бих могъл да ви дам, хора, алгебра 2 финален изпит, и бих очаквал не повече от 25 % преминали.
Size bir cebir-2 final sınavı yapsam, yüzde 25'ten fazlanızın geçmesini beklemem.Если я дам вам выпускной тест по алгебре, то смело могу сказать, что не более, чем 25% из вас пройдут его.
Size bir cebir-2 final sınavı yapsam, yüzde 25'ten fazlanızın geçmesini beklemem.يمكنني أن أعطيكم يا شباب اختبار نهائي لجبر ٢ ولن أتوقع أكثر من
Size bir cebir-2 final sınavı yapsam, yüzde 25'ten fazlanızın geçmesini beklemem.期末試験を行うとします 合格率は 25%以下だと思います
Sizin kaydının iyileştirilmesi, yüzden geçmesine izin verir.Melhorar o seu recorde de , por isso vou deixá-lo passar.
Sizin kaydının iyileştirilmesi, yüzden geçmesine izin verir.Tu as battu ton record, On peut y aller maintenant.
Sizin kaydının iyileştirilmesi, yüzden geçmesine izin verir.Kỷ lục của bạn cải thiện, vì vậy tôi sẽ để cho nó qua.
Sizin kaydının iyileştirilmesi, yüzden geçmesine izin verir.Mejorar su record de, así que voy a dejarlo pasar.
Sizin kaydının iyileştirilmesi, yüzden geçmesine izin verir.של הרשומה שלך, שיפור אז אני אתן לו לעבור.
Sizin kaydının iyileştirilmesi, yüzden geçmesine izin verir.سجل الخاص بك في التحسن، ولذا فإنني سوف السماح لها بالمرور.
Sizin kaydının iyileştirilmesi, yüzden geçmesine izin verir.しかし、レースは運だけではありません。 には十分注意してください。
Sonra Pınar Kapısına, Kral Havuzuna doğru gittim. Ne var ki, yol bindiğim hayvanın geçmesine uygun değildi.Azután átmenék a forrás kapujához és a király tavához, holott nem vala hely a baromnak, hogy velem átmenjen.
Sonra Pınar Kapısına, Kral Havuzuna doğru gittim. Ne var ki, yol bindiğim hayvanın geçmesine uygun değildi.앞으로 행하여 샘문과 왕의 못에 이르러는 탄 짐승이 지나갈 곳이 없는지라
Sonra Pınar Kapısına, Kral Havuzuna doğru gittim. Ne var ki, yol bindiğim hayvanın geçmesine uygun değildi.Vandaar gingen wij naar de Bronpoort en de Koningsvijver, maar mijn ezel kon door al het puin niet verder.
Sonra Pınar Kapısına, Kral Havuzuna doğru gittim. Ne var ki, yol bindiğim hayvanın geçmesine uygun değildi.ואעבר אל שער העין ואל ברכת המלך ואין מקום לבהמה לעבר תחתי׃
Sonra Pınar Kapısına, Kral Havuzuna doğru gittim. Ne var ki, yol bindiğim hayvanın geçmesine uygun değildi.وعبرت الى باب العين والى بركة الملك ولم يكن مكان لعبور البهيمة التي تحتي.
Sonra Pınar Kapısına, Kral Havuzuna doğru gittim. Ne var ki, yol bindiğim hayvanın geçmesine uygun değildi.我 又 往 前 、 到 了 泉 門 、 和 王 池 . 但 所 騎 的 牲 扣 沒 有 地 方 過 去
Sonra Pınar Kapısına, Kral Havuzuna doğru gittim. Ne var ki, yol bindiğim hayvanın geçmesine uygun değildi.我 又 往前 、 到 了 泉門 、 和 王 池 . 但 所騎 的 牲扣沒 有 地方 過去
Sular buyruğundan öte geçmesinler diye Denize sınır çizdiğinde, Dünyanın temellerini pekiştirdiğinde,cînd a pus un hotar mării, ca apele să nu treacă peste porunca Lui, cînd a pus temeliile pămîntului,
Sular buyruğundan öte geçmesinler diye Denize sınır çizdiğinde, Dünyanın temellerini pekiştirdiğinde,da han satte grense for havet, så vannene ikke går lenger enn han byder, da han la jordens grunnvoller --
Sular buyruğundan öte geçmesinler diye Denize sınır çizdiğinde, Dünyanın temellerini pekiştirdiğinde,da han satte Havet en Grænse, at Vandene ej skulde bryde hans Lov, da han lagde Jordens Grundvold,
Sular buyruğundan öte geçmesinler diye Denize sınır çizdiğinde, Dünyanın temellerini pekiştirdiğinde,Ðịnh bờ cõi cho biển, Ðể nước không tràn phạm điều răn của Ngài, Và khi Ngài lập nên trái đất,
Sular buyruğundan öte geçmesinler diye Denize sınır çizdiğinde, Dünyanın temellerini pekiştirdiğinde,Ðịnh bờ_cõi cho biển , Ðể nước không tràn phạm điều răn của Ngài , Và khi Ngài lập nên trái_đất ,
Sular buyruğundan öte geçmesinler diye Denize sınır çizdiğinde, Dünyanın temellerini pekiştirdiğinde,Gdy zakładał morzu granice jego, i wodom, aby nie przestępowały rozkazania jego; gdy rozmierzał grunty ziemi:
Sular buyruğundan öte geçmesinler diye Denize sınır çizdiğinde, Dünyanın temellerini pekiştirdiğinde,Když ukládal moři cíl jeho, a vodám, aby nepřestupovaly rozkázaní jeho, když vyměřoval základy země:
Sular buyruğundan öte geçmesinler diye Denize sınır çizdiğinde, Dünyanın temellerini pekiştirdiğinde,keď kládol moru jeho medze a vodám, aby neprestupovaly jeho rozkazu, keď rozmeriaval základy zeme,
Sular buyruğundan öte geçmesinler diye Denize sınır çizdiğinde, Dünyanın temellerini pekiştirdiğinde,바다의 한계를 정하여 물로 명령을 거스리지 못하게 하시며 또 땅의 기초를 정하실 때에
Sular buyruğundan öte geçmesinler diye Denize sınır çizdiğinde, Dünyanın temellerini pekiştirdiğinde,ko je morju postavljal meje, da vode ne prestopijo njegovega ukaza, ko je stavil zemlji podlago:
İlgili Sayfalar