geçiyor ile cümle
geçiyor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
12
ORT. KELİME
Bir kaza mahallinin yanından geçiyormuş.Raz przejeżdżał koło wypadku...
Bir kaza mahallinin yanından geçiyormuş.Ετυχε να περάσει μπροστά απο ένα ατύχημα...
Bir köprüden geçiyordum (katılımcılar gülüyorlar)...' '...bir timsah sıçrayıp bacağımın bir tanesini ısırdı.Je marchais sur un pont.. un alligator s'est précipité et a arraché ma jambe.
Bir köprüden geçiyordum (katılımcılar gülüyorlar)...' '...bir timsah sıçrayıp bacağımın bir tanesini ısırdı.Procházel jsem se po mostě, vyskočil aligátor a ukousl mi nohu.
Bir köprüden geçiyordum (katılımcılar gülüyorlar)...'Épp egy hídon sétáltam át, amikor"
Bir köprüden geçiyordum (katılımcılar gülüyorlar)...'I ging gerade über eine Brücke.
Bir köprüden geçiyordum (katılımcılar gülüyorlar)...'Mergeam eu pe un pod.
Bir köprüden geçiyordum (katılımcılar gülüyorlar)...'Przechodziłem przez most kiedy aligator skoczył i odgryzł moją nogę.
Bir köprüden geçiyordum (katılımcılar gülüyorlar)...'Как-то шел я по мосту, [смех участников]" тут выскочил крокодил и откусил мне ногу.
Bir noktada büyüyoruz ve bir tür makro evrim ölçeğine geçiyoruz.A dado ponto ficamos maiores e chegamos a uma escala de macroevolução.
Bir noktada büyüyoruz ve bir tür makro evrim ölçeğine geçiyoruz.En cierto momento crecemos y llegamos a una escala macro-evolutiva.
Bir noktada büyüyoruz ve bir tür makro evrim ölçeğine geçiyoruz.대진화의 규모로 가게 됩니다.
Bir noktada büyüyoruz ve bir tür makro evrim ölçeğine geçiyoruz.La un moment dat ne mărim şi chiar ajungem la o scară macro a evoluției.
Bir noktada büyüyoruz ve bir tür makro evrim ölçeğine geçiyoruz.Po jakimś czasie zrobimy się więksi i dojdziemy do skali makro-ewolucji.
Bir noktada büyüyoruz ve bir tür makro evrim ölçeğine geçiyoruz. Tam burada sudan ayrılıyoruz.A partir de là, nous quittons l'eau, et une chose importante à propos de ce jeu est qu'à chaque niveau,
Bir noktada büyüyoruz ve bir tür makro evrim ölçeğine geçiyoruz.В какой-то момент мы вырастаем и переходим к макроэволюции.
Bir noktada büyüyoruz ve bir tür makro evrim ölçeğine geçiyoruz.І якось, поки ми ростемо, ми опиняємось на макроеволюційному рівні.
Bir noktada büyüyoruz ve bir tür makro evrim ölçeğine geçiyoruz.По някое време ставаме по-големи, и всъщност стигаме един вид до макро-еволюционната скала.
Bir noktada büyüyoruz ve bir tür makro evrim ölçeğine geçiyoruz.לסוג של רמת מאקרו-אבולוציה.
Bir noktada büyüyoruz ve bir tür makro evrim ölçeğine geçiyoruz.على التطور الكلي.
Bir örnekle anlatmaya başlayayım. Ekranda bir hastane hademesinin görev tanımı geçiyor.Wat er over het scherm loopt is de taakomschrijving van een schoonmaker in een ziekenhuis.
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.A náhodou išiel tiež dolu jakýsi kňaz, tou istou cestou, a keď ho zazrel, obišiel druhou stranou.
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.Casualmente, descia pelo mesmo caminho certo sacerdote; e vendo-o, passou de largo.
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.Es begab sich aber ungefähr, daß ein Priester dieselbe Straße hinabzog; und da er ihn sah, ging er vorüber.
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.I přihodilo se, že kněz jeden šel touž cestou, a uzřev jej, pominul.
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.I przydało się, że kapłan niektóry szedł tą drogą, a ujrzawszy go, pominął.
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.마침 한 제사장이 그 길로 내려가다가 그를 보고 피하여 지나가고
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.Men det traff sig så at en prest drog samme vei ned, og han så ham, og gikk like forbi.
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.Men ved en Hændelse gik en Præst den samme Vej ned, og da han så ham, gik han forbi.
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.Niin vaelsi sattumalta eräs pappi sitä tietä ja näki hänet ja meni ohitse.
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.Per caso, un sacerdote scendeva per quella medesima strada e quando lo vide passò oltre dall'altra parte
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.Po naključbi pa pride neki duhovnik doli po tisti poti, in ko ga vidi, gre mimo.
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.Por casualidad, descendía cierto sacerdote por aquel camino; y al verle, pasó de largo
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.Så hände sig att en präst färdades samma väg; och när han fick se honom, gick han förbi.
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.Történet szerint pedig megy vala alá azon az úton egy pap, a ki azt látván, elkerülé.
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.Un sacrificateur, qui par hasard descendait par le même chemin, ayant vu cet homme, passa outre.
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.Vả , gặp một thầy tế_lễ đi xuống_đường đó , thấy người ấy , thì đi qua khỏi .
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.Vả, gặp một thầy tế lễ đi xuống đường đó, thấy người ấy, thì đi qua khỏi.
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.Κατα συγκυριαν δε ιερευς τις κατεβαινε δι' εκεινης της οδου, και ιδων αυτον επερασεν απο το αλλο μερος.
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.А случайно някой си свещеник слизаше по оня път, и, като го видя, замина си от срещната страна.
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.По случаю один священник шел тою дорогою и, увидев его, прошел мимо.
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.Случаєм ійшов якийсь священик дорогою цією, і, побачивши його, пройшов мимо.
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.ויקר המקרה כי ירד כהן אחד בדרך ההוא וירא אתו ויעבר מעליו׃
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.فعرض ان كاهنا نزل في تلك الطريق فرآه وجاز مقابله.
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.偶 然 有 一 個 祭 司 、 從 這 條 路 下 來 . 看 見 他 就 從 那 邊 過 去 了
Bir rastlantı olarak o yoldan bir kâhin geçiyordu. Adamı görünce yolun öbür yanından geçip gitti.偶然 有 一 個 祭司 、 從這條路 下來 . 看見 他 就 從那邊過 去了
Bir Şabat Günü İsa ekinler arasından geçiyordu. Öğrencileri yolda giderken başakları koparmaya başladılar.A stalo sa, že išiel raz v sobotu pomimo cez siatiny, a jeho učeníci začali konať cestu trhajúc klasy.
Bir Şabat Günü İsa ekinler arasından geçiyordu. Öğrencileri yolda giderken başakları koparmaya başladılar.In zgodi se, da je šel v soboto skozi setve, in učenci njegovi začno po poti grede trgati klasje.
Bir Şabat Günü İsa ekinler arasından geçiyordu. Öğrencileri yolda giderken başakları koparmaya başladılar.I stalo se, že šel Ježíš v sobotu skrze obilí, i počali učedlníci jeho jdouce vymínati klasy.
Bir Şabat Günü İsa ekinler arasından geçiyordu. Öğrencileri yolda giderken başakları koparmaya başladılar.I stało się, że szedł Jezus w sabat przez zboża, i poczęli uczniowie jego idąc rwać kłosy.
Bir Şabat Günü İsa ekinler arasından geçiyordu. Öğrencileri yolda giderken başakları koparmaya başladılar.안식일에 예수께서 밀밭 사이로 지나가실쌔 그 제자들이 길을 열며 이삭을 자르니
Bir Şabat Günü İsa ekinler arasından geçiyordu. Öğrencileri yolda giderken başakları koparmaya başladılar.Nhằm ngày Sa-bát , Ðức_Chúa_Jêsus đi qua đồng lúa_mì ; đang đi đường , môn_đồ Ngài bứt bông lúa_mì .
Bir Şabat Günü İsa ekinler arasından geçiyordu. Öğrencileri yolda giderken başakları koparmaya başladılar.Nhằm ngày Sa-bát, Ðức Chúa Jêsus đi qua đồng lúa mì; đang đi đường, môn đồ Ngài bứt bông lúa mì.
Bir Şabat Günü İsa ekinler arasından geçiyordu. Öğrencileri yolda giderken başakları koparmaya başladılar.Pada suatu hari Sabat, ketika Yesus lewat sebuah ladang gandum, pengikut-pengikut-Nya mulai memetik gandum
Bir Şabat Günü İsa ekinler arasından geçiyordu. Öğrencileri yolda giderken başakları koparmaya başladılar.Και οτε διεβαινεν εν σαββατω δια των σπαρτων, οι μαθηται αυτου, ενω ωδευον, ηρχισαν να ανασπωσι τα ασταχυα.
Bir Şabat Günü İsa ekinler arasından geçiyordu. Öğrencileri yolda giderken başakları koparmaya başladılar.И в една събота, когато минаваше през посевите, учениците Му, вървейки из пътя, почнаха да късат класове.
Bir Şabat Günü İsa ekinler arasından geçiyordu. Öğrencileri yolda giderken başakları koparmaya başladılar.И случилось Ему в субботу проходить засеянными полями , и ученики Его дорогою начали срывать колосья.
Bir Şabat Günü İsa ekinler arasından geçiyordu. Öğrencileri yolda giderken başakları koparmaya başladılar.І довелось переходити Йому в суботу через засіви; й почали ученики Його дорогу верстати, рвучи колоссє.
Bir Şabat Günü İsa ekinler arasından geçiyordu. Öğrencileri yolda giderken başakları koparmaya başladılar.ויהי כעברו בשבת בין הקמה ויחלו תלמידיו לקטף מלילת בלכתם׃
Bir Şabat Günü İsa ekinler arasından geçiyordu. Öğrencileri yolda giderken başakları koparmaya başladılar.واجتاز في السبت بين الزروع. فابتدأ تلاميذه يقطفون السنابل وهم سائرون.