geçirmesine ile cümle

geçirmesine kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
41
ÖRNEK CÜMLE
11
HARF
5
HECE
12
ORT. KELİME
Joan zor bir çocukluk geçirmesine rağmen büyük bir aktrist oldu.Joan became a great actress in spite of having had a difficult childhood.
Onun geceyi evimde geçirmesine izin verdim.I let him spend the night in my house.
Bizans istila kuvveti, Sisauranon'u ele geçirmesine rağmen, Nisibis'i ele geçiremedi.The Byzantine invasion force failed to capture Nisibis, though they did capture Sisauranon.
Savaş, Kuzey Kore güçlerinin 3 gün içinde başkenti ele geçirmesine sebep oldu.Within three days, North Korean troops had taken over the capital.
Bu, Boemondo'nun Makedonya ve Teselya'nın tamamına yakınını ele geçirmesine yol açtı.This left Bohemond in control of Macedonia and nearly all of Thessaly.
1936-1939: Filistin'deki Arap isyanı İngiliz Mandası denetimini ele geçirmesine çalışır.1936–1939: Arab revolt in Palestine against the British Mandate.
Ancak Ermeni general Tatzates'in ihaneti, Harun'un yeniden üstünlüğü ele geçirmesine izin verdi.The defection of the Armenian general Tatzates, however, allowed Harun to regain the upper hand.
İkincisi, sivil yönetimi baltaladı ve Çiçekli'nın 1951'de iktidarı tamamen ele geçirmesine yol açtı.The latter undermined civilian rule and led to Shishakli's complete seizure of power in 1951.
Daha sonra, 1941'de İngilizlerin bölgeyi ele geçirmesine kadar İtalyan sömürge bayrağı kullanıldı:Afterwards the Italian colonial flag with the emblematic crown was used:
İnanna ve An mitinde, kız kardeşinin Eanna tapınağını ele geçirmesine yardım eder.In the myth Inanna and An, he helps his sister acquire the temple Eanna.
Onun bilimsel yaşamı depresyon nöbetleri geçirmesine engel olamadı.Seine wissenschaftliche Arbeit kam durch Depressionen zum Erliegen.
Bu, Boemondo'nun Makedonya ve Teselya'nın tamamına yakınını ele geçirmesine yol açtı.Ceci donnait à Bohémond le contrôle de la Macédoine et de presque toute la Thessalie,,.
Zamanının büyük kısmını ay gözlemleri ile geçirmesine rağmen yer çekimi ile de ilgilendi.Passò la maggior parte del suo tempo osservando la Luna, ma si interessò anche ai problemi della gravità.
Bizans istila kuvveti, Sisauranon'u ele geçirmesine rağmen, Nisibis'i ele geçiremedi.A força de invasão bizantina falhou em capturar Nísibis, embora tenham capturado Sisaurano.
Aşırı sıcaklar kalp krizi geçirmesine yol açabilir.Het wezen is zo beangstigend dat het een hartaanval kan veroorzaken.
Zamanının büyük kısmını ay gözlemleri ile geçirmesine rağmen yer çekimi ile de ilgilendi.Niezależnie od pory roku większość ich czasu w ciągu dnia zajmowało przeszukiwanie terenu.
Zamanının büyük kısmını ay gözlemleri ile geçirmesine rağmen yer çekimi ile de ilgilendi.Většinu času strávil pozorováním Měsíce, ale také se zajímal o problematiku gravitace.
Aşırı sıcaklar kalp krizi geçirmesine yol açabilir.Dlouhodobá expozice může způsobit vážné poškození srdce.
Aşırı sıcaklar kalp krizi geçirmesine yol açabilir.Valvele afectate pot duce la insuficiență cardiacă.
Fiji, 1960 ve 1970'lerde hızlı bir büyüme periodu geçirmesine rağmen 1980 lerde durgunlaşma görülmüştür.Fiji mengalami periode pertumbuhan pesat pada tahun 1960 dan 1970 tetapi mengalami stagnasi pada 1980-an.
1955 yılında bir kalp krizi ve 1956 yılında bir bağırsak ameliyatı geçirmesine karşın kısa sürede toparlandı.1955年、アイゼンハワーは重篤な心筋梗塞を味わい、1956年早々には回腸炎の手術も受けた。
Hanedan zor zamanlar geçirmesine rağmen eski ihtişamlı devirlerine Tywin Lannister sayesinde geri döndü.ラニスター家は一時期衰えたが、タイウィン・ラニスターによって栄光を取り戻した。
Zamanının büyük kısmını ay gözlemleri ile geçirmesine rağmen yer çekimi ile de ilgilendi.在大多数时间里,他持續观察月球,但也对引力感兴趣。
Çok yoğun bir hafta geçirmesine rağmen, bütün hafta boyunca da çok az uyumuştur.他曾表示自己雖然工作繁忙,但每星期仍然會抽空練武。
Burada iki yıl geçirmesine rağmen umduğunu bulamaz.Zar bi on mogao izdržati duge dvije godine, a da nju ne dođe vidjeti?
Çok yoğun bir hafta geçirmesine rağmen, bütün hafta boyunca da çok az uyumuştur.Osim broja noćenja, i trajanje noćenja se smanjilo sa tjedan dana na svega 3 dana.
Zamanının büyük kısmını ay gözlemleri ile geçirmesine rağmen yer çekimi ile de ilgilendi.Väčšinu svojho vedeckého času trávil pozorovaním Mesiaca, ale tiež ho zaujímala aj gravitácia.
Sivil Haklar Hareketi nedenlerini hayata geçirmesine yardım edecek en uygun şeydi.인권법 운동은 그가 자신의 이유를 살아 숨쉬게 만드는데 완벽한 도움을 주는 것이었어요.
Sivil Haklar Hareketi nedenlerini hayata geçirmesine yardım edecek en uygun şeydi.Sucedió que el movimiento por los Derechos Civiles fue perfecto para ayudar a dar vida a su causa.
Sivil Haklar Hareketi nedenlerini hayata geçirmesine yardım edecek en uygun şeydi.Так сталося, що Рух за громадянські права став ідеальним інструментом для втілення його справи у життя.
Sivil Haklar Hareketi nedenlerini hayata geçirmesine yardım edecek en uygun şeydi.彼の人生の目的を果たす上で 完璧な追い風でした 人々がついて行ったのは彼のためではなく 自分自身のためでした
Vatandaş Hakları Akımı onun amaçlarını hayata geçirmesine yardım etmek için en uygun şeydi.Foi só por acaso que o Movimento dos Direitos Civis foi perfeito para ajudá-lo a dar vida à sua causa.
Vatandaş Hakları Akımı onun amaçlarını hayata geçirmesine yardım etmek için en uygun şeydi.Hnutí pro ochranu lidských práv bylo jen náhodou pro něj perfektním důvodem pro realizaci jeho cílů.
Vatandaş Hakları Akımı onun amaçlarını hayata geçirmesine yardım etmek için en uygun şeydi.Il se trouve que le mouvement des droits civiques était le moment parfait pour diffuser sa cause.
Vatandaş Hakları Akımı onun amaçlarını hayata geçirmesine yardım etmek için en uygun şeydi.갑자기 일어난 인권 운동은 그의 주장에 생기를 불어 넣기에 완벽했죠.
Vatandaş Hakları Akımı onun amaçlarını hayata geçirmesine yardım etmek için en uygun şeydi.Lalu terjadilah Pergerakan Hak-Hak Sipil yang merupakan hal sempurna untuk menolong mewujudkan idenya.
Vatandaş Hakları Akımı onun amaçlarını hayata geçirmesine yardım etmek için en uygun şeydi.Так вийшло, що Рух за Громадянські Права просто допоміг йому втілити свою ідею в життя.
Vatandaş Hakları Akımı onun amaçlarını hayata geçirmesine yardım etmek için en uygun şeydi.Так получилось, что Движение за гражданские права просто позволило ему воплотить свои идею в жизнь.
Vatandaş Hakları Akımı onun amaçlarını hayata geçirmesine yardım etmek için en uygun şeydi.במקרה הסתדר שתנועת זכויות האדם היתה הכלי המושלם לעזור לו לקיים את משנתו.
Vatandaş Hakları Akımı onun amaçlarını hayata geçirmesine yardım etmek için en uygun şeydi.وقد صادف أن تكون حركة الحقوق المدينة الأمر الأفضل الذي ساعده على في جلب قضيته إلى الواجهة .
Vatandaş Hakları Akımı onun amaçlarını hayata geçirmesine yardım etmek için en uygun şeydi.彼の人生の目的を果たす上で 完璧な追い風でした 人々がついて行ったのは彼のためではなく自分自身のためでした

İlgili Sayfalar