geçirmemi ile cümle
geçirmemi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Bize söylediğinin ışığında planımızı gözden geçirmemiz gerektiğini düşünüyorum.In the light of what you told us, I think we should revise our plan.
Bu gerçeklerin ışığında, teorimizi gözden geçirmemiz gerekli olabilir.In the light of these facts, it may be necessary to revise our theory.
Davayı gözden geçirmemiz gerekir.We need to review the case.
Umarım kaza geçirmemiştir.I hope he hasn't had an accident.
Sanırım nasıl yaşadığımı yeniden gözden geçirmemin zamanıdır.I think it's time for me to reconsider how I've been living.
Sanırım çocuklarımla biraz zaman geçirmemin zamanıdır.I think it's time for me to spend a little time with my children.
Tom Yaz mevsimini onunla birlikte Boston'da geçirmemi istedi.Tom said he wanted me to spend the summer in Boston with him.
Birlikte daha çok zaman geçirmemiz gerektiğini her zaman söyleyen sen değil misin?Aren't you the one who's always saying we should spend more time together?
Birbirimizden ayrı olarak biraz zaman geçirmemiz gerektiğini düşünüyorum.I think we should spend some time apart from each other.
Kültürümüzü gelecek nesile geçirmemiz gerekir.We should pass on our culture to the next generation.
Öğretmenim sunumumu hazırlayışımla daha fazla zaman geçirmemi söyledi.My teacher told me that I should have spent more time preparing my presentation.
Birlikte vakit geçirmemize memnun oldum.I'm glad we were able to spend some time together.
Seçeneklerimizi ciddi olarak yeniden gözden geçirmemiz gerekecek.I'll have to seriously reconsider our options.
Tom ve Mary hafta sonunu onlarla geçirmemiz için bizi davet etti.Tom and Mary invited us to spend the weekend with them.
Geceyi bir arkadaşın evinde geçirmemin bir sakıncası var mı?Is it okay if I spend the night over at a friend's house?
Facebook işsizlik gibi zor zamanları geçirmemize yardımcı olur.Facebook helps us get through difficult times, such as when we are unemployed.
Umarım Tom sakatlık geçirmemiştir.I hope Tom didn't get injured.
Tom'un anne-babası onunla hiç zaman geçirmemiş.Tom's parents never spent time with him.
Yazı burada onunla birlikte geçirmemi istediğini söyledi.He said he wanted me to spend the summer here with him.
Bu dakikalarla ne yapmamızı istediğini biliyorum, bunları oyun oynayarak geçirmemizi istiyor.I know what she wants us to do with those minutes, she wants us to spend them playing games.
Birincisi, son 400 yıl içinde temel hiçbir değişim geçirmemişler.Number one is: they have been living essentially unchanged for the past 400 years.
Birkaç ay içerisinde, üretimden geçirmemiz gerekiyordu.Well, in a couple of months we had to get it out of production.
Ve de bu bizim gerçekten planımızı hayata geçirmemizi mümkün kıldı.And it made it possible, in fact, for us to take on this plan.
Yaşamımızın üçte biri uyuyarak geçirmemiz lazım.We're supposed to spend a third of our life in sleep.
Mastektomi geçirmemiş birçok kişi göğüslerini bağlamayı tercih eder.Many who have not undergone top surgery choose to bind their breasts.
İki yaşındayken kendisine bir araba çarpmış ve kaldırıma sürüklenmiş ancak ciddi bir yaralanma geçirmemiştir.Quelques semaines plus tard, il est percuté par une automobile durant un entraînement, sans conséquence grave.
Senin için iğneye ipliği geçirmemi ister misin?¿Quieres que enhebre la aguja por ti?
Eğer çocukluğunda geçirmemişse, yaşlılığında bile geçirebilir.Però, invece di ringiovanire, invecchiava a vista d'occhio.
Davayı gözden geçirmemiz gerekir.Мы должны просмотреть это дело.
Eğer çocukluğunda geçirmemişse, yaşlılığında bile geçirebilir.Skulle han inte gått bort i så ung ålder hade han säkert bidragit med mera.
Arama devam ediyor, ama karşı taraf onu eline geçirmemiştir, değil mi?A busca ainda está a decorrer, mas não acredita que o outro lado o tenha apanhado, pois não?
Arama devam ediyor, ama karşı taraf onu eline geçirmemiştir, değil mi?Eftersøgningen er stadig i gang. Tror du, at de andre fangede ham?
Arama devam ediyor, ama karşı taraf onu eline geçirmemiştir, değil mi?Etsinnät ovat käynnissä. Ei kai toinen puoli ole saanut häntä kiinni?
Arama devam ediyor, ama karşı taraf onu eline geçirmemiştir, değil mi?Le ricerche continuano, ma non pensate che l'abbia preso il nemico, vero?
Arama devam ediyor, ama karşı taraf onu eline geçirmemiştir, değil mi?Poszukiwania trwają, ale nie myśli pan, że może go mieć strona przeciwna?
Arama devam ediyor, ama karşı taraf onu eline geçirmemiştir, değil mi?Seguimos buscándole. ¿Crees que los otros le habrán capturado?
Arama devam ediyor, ama karşı taraf onu eline geçirmemiştir, değil mi?Sökandet pågår fortfarande. Tror du att de andra fångade honom?
Arama devam ediyor, ama karşı taraf onu eline geçirmemiştir, değil mi?Η έρευνα συνεχίζεται. Δεν πιστεύετε να τον έπιασε η άλλη πλευρά, έτσι;
Arama devam ediyor, ama karşı taraf onu eline geçirmemiştir, değil mi?Поиски ещё ведутся, но вам не кажется, что его захватила другая сторона?
Birincisi, son 400 yıl içinde temel hiçbir değişim geçirmemişler.첫 번째는, 그들은 본질적으로 변화되지 않은 상태로 지난 400년을 살아왔습니다.
Birincisi, son 400 yıl içinde temel hiçbir değişim geçirmemişler.Az első az, hogy gyakorlatilag változatlanul éltek az elmúlt 400 év során.
Birincisi, son 400 yıl içinde temel hiçbir değişim geçirmemişler.Em primeiro lugar, vivem de forma essencialmente inalterada há 400 anos.
Birincisi, son 400 yıl içinde temel hiçbir değişim geçirmemişler.För det första har deras livsförhållanden huvudsakligen alltid varit desamma de senaste 400 åren.
Birincisi, son 400 yıl içinde temel hiçbir değişim geçirmemişler.Jednou z nich je to, že žili v podstatě beze změny posledních 400 let.
Birincisi, son 400 yıl içinde temel hiçbir değişim geçirmemişler.La première, ils vivent de façon quasi inchangée depuis les 400 dernières années.
Birincisi, son 400 yıl içinde temel hiçbir değişim geçirmemişler.La primera es haber vivido sin grandes cambios durante los últimos 400 años.
Birincisi, son 400 yıl içinde temel hiçbir değişim geçirmemişler.Numărul unu este că trăiesc neschimbaţi de 400 de ani.
Birincisi, son 400 yıl içinde temel hiçbir değişim geçirmemişler.Nummer één, ze hebben de afgelopen 400 jaar vrijwel zonder veranderingen geleefd.
Birincisi, son 400 yıl içinde temel hiçbir değişim geçirmemişler.Nummer Eins, ihr Leben hat sich in den letzten 400 Jahren nicht wesentlich verändert.
Birincisi, son 400 yıl içinde temel hiçbir değişim geçirmemişler.Po pierwsze, ich tryb życia nie zmienił się przez ostatnie 400 lat.
Birincisi, son 400 yıl içinde temel hiçbir değişim geçirmemişler.Prima: hanno vissuto praticamente nello stesso modo negli ultimi 400 anni.
Birincisi, son 400 yıl içinde temel hiçbir değişim geçirmemişler.Thứ nhất, cách sống của họ hầu như không thay đổi trong suốt 400 năm qua.
Birincisi, son 400 yıl içinde temel hiçbir değişim geçirmemişler.Yang pertama, cara hidup mereka hampir tidak berubah selama 400 tahun ini.
Birincisi, son 400 yıl içinde temel hiçbir değişim geçirmemişler.Το νούμερο ένα είναι, ουσιαστικά ζούσαν χωρίς αλλαγές εδώ και 400 χρόνια.
Birincisi, son 400 yıl içinde temel hiçbir değişim geçirmemişler.Во-первых, они просуществовали, по существу, не меняясь, последние 400 лет.
Birincisi, son 400 yıl içinde temel hiçbir değişim geçirmemişler.Първото е, че те са живели по същество непроменени през последните 400 години.
Birincisi, son 400 yıl içinde temel hiçbir değişim geçirmemişler.הראשון, הם חיים היום כפי שחיו לפני 400 שנה.
Birincisi, son 400 yıl içinde temel hiçbir değişim geçirmemişler.الاولى هي ان هؤلاء القوم يعيشون تماما على نفس النحو منذ 400 عام
Birincisi, son 400 yıl içinde temel hiçbir değişim geçirmemişler.彼らの生活様式です 400年前とほとんど同じです 北米大陸に侵略者が来た時に選択を迫られました
Birkaç ay içerisinde, üretimden geçirmemiz gerekiyordu.Bè, ci sono voluti 2 mesi; abbiamo dovuto aspettare che venisse prodotto.