geçirmem ile cümle

geçirmem kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Arama devam ediyor, ama karşı taraf onu eline geçirmemiştir, değil mi?Sökandet pågår fortfarande. Tror du att de andra fångade honom?
Arama devam ediyor, ama karşı taraf onu eline geçirmemiştir, değil mi?Η έρευνα συνεχίζεται. Δεν πιστεύετε να τον έπιασε η άλλη πλευρά, έτσι;
Arama devam ediyor, ama karşı taraf onu eline geçirmemiştir, değil mi?Поиски ещё ведутся, но вам не кажется, что его захватила другая сторона?
Benim, kendi sakin halimle iyi vakit geçirmeme izin verecek misin... ...yoksa burayı dağıtmam mı gerekiyor?Hai intenzione di lasciarmi divertire in santa pace o devo fare a pezzi questo posto?
Birincisi, son 400 yıl içinde temel hiçbir değişim geçirmemişler.첫 번째는, 그들은 본질적으로 변화되지 않은 상태로 지난 400년을 살아왔습니다.
Birincisi, son 400 yıl içinde temel hiçbir değişim geçirmemişler.Az első az, hogy gyakorlatilag változatlanul éltek az elmúlt 400 év során.
Birincisi, son 400 yıl içinde temel hiçbir değişim geçirmemişler.Em primeiro lugar, vivem de forma essencialmente inalterada há 400 anos.
Birincisi, son 400 yıl içinde temel hiçbir değişim geçirmemişler.För det första har deras livsförhållanden huvudsakligen alltid varit desamma de senaste 400 åren.
Birincisi, son 400 yıl içinde temel hiçbir değişim geçirmemişler.Jednou z nich je to, že žili v podstatě beze změny posledních 400 let.
Birincisi, son 400 yıl içinde temel hiçbir değişim geçirmemişler.La première, ils vivent de façon quasi inchangée depuis les 400 dernières années.
Birincisi, son 400 yıl içinde temel hiçbir değişim geçirmemişler.La primera es haber vivido sin grandes cambios durante los últimos 400 años.
Birincisi, son 400 yıl içinde temel hiçbir değişim geçirmemişler.Numărul unu este că trăiesc neschimbaţi de 400 de ani.
Birincisi, son 400 yıl içinde temel hiçbir değişim geçirmemişler.Nummer één, ze hebben de afgelopen 400 jaar vrijwel zonder veranderingen geleefd.
Birincisi, son 400 yıl içinde temel hiçbir değişim geçirmemişler.Nummer Eins, ihr Leben hat sich in den letzten 400 Jahren nicht wesentlich verändert.
Birincisi, son 400 yıl içinde temel hiçbir değişim geçirmemişler.Po pierwsze, ich tryb życia nie zmienił się przez ostatnie 400 lat.
Birincisi, son 400 yıl içinde temel hiçbir değişim geçirmemişler.Prima: hanno vissuto praticamente nello stesso modo negli ultimi 400 anni.
Birincisi, son 400 yıl içinde temel hiçbir değişim geçirmemişler.Thứ nhất, cách sống của họ hầu như không thay đổi trong suốt 400 năm qua.
Birincisi, son 400 yıl içinde temel hiçbir değişim geçirmemişler.Yang pertama, cara hidup mereka hampir tidak berubah selama 400 tahun ini.
Birincisi, son 400 yıl içinde temel hiçbir değişim geçirmemişler.Το νούμερο ένα είναι, ουσιαστικά ζούσαν χωρίς αλλαγές εδώ και 400 χρόνια.
Birincisi, son 400 yıl içinde temel hiçbir değişim geçirmemişler.Во-первых, они просуществовали, по существу, не меняясь, последние 400 лет.
Birincisi, son 400 yıl içinde temel hiçbir değişim geçirmemişler.Първото е, че те са живели по същество непроменени през последните 400 години.
Birincisi, son 400 yıl içinde temel hiçbir değişim geçirmemişler.הראשון, הם חיים היום כפי שחיו לפני 400 שנה.
Birincisi, son 400 yıl içinde temel hiçbir değişim geçirmemişler.الاولى هي ان هؤلاء القوم يعيشون تماما على نفس النحو منذ 400 عام
Birincisi, son 400 yıl içinde temel hiçbir değişim geçirmemişler.彼らの生活様式です 400年前とほとんど同じです 北米大陸に侵略者が来た時に選択を迫られました
Birkaç ay içerisinde, üretimden geçirmemiz gerekiyordu.Bè, ci sono voluti 2 mesi; abbiamo dovuto aspettare che venisse prodotto.
Birkaç ay içerisinde, üretimden geçirmemiz gerekiyordu.Cóż, w ciągu kilku miesięcy, musieliśmy ją wyprodukować.
Birkaç ay içerisinde, üretimden geçirmemiz gerekiyordu.Dalam beberapa bulan, kami harus mulai dapat memproduksinya.
Birkaç ay içerisinde, üretimden geçirmemiz gerekiyordu.Ei bine, in doua luni; a trebuit sa il scoatem din productie.
Birkaç ay içerisinde, üretimden geçirmemiz gerekiyordu.En l'espace de deux mois, nous avons terminé la fabrication.
Birkaç ay içerisinde, üretimden geçirmemiz gerekiyordu.En un par de meses teníamos que producirla,
Birkaç ay içerisinde, üretimden geçirmemiz gerekiyordu.In een paar maanden was het klaar voor productie.
Birkaç ay içerisinde, üretimden geçirmemiz gerekiyordu.몇달만에 백신이 동이났고
Birkaç ay içerisinde, üretimden geçirmemiz gerekiyordu.V průběhu několika měsíců jsme museli rozběhnout výrobu.
Birkaç ay içerisinde, üretimden geçirmemiz gerekiyordu.Μέσα σε δύο μήνες έπρεπε να αρχίσουμε να το διακινούμε.
Birkaç ay içerisinde, üretimden geçirmemiz gerekiyordu.Впрочем, не сразу, а через пару месяцев, так как нужно было дождаться, пока ее произведут.
Birkaç ay içerisinde, üretimden geçirmemiz gerekiyordu.Е, след два месеца; първо трябваше да я произведем.
Birkaç ay içerisinde, üretimden geçirmemiz gerekiyordu.טוב, בתוך מספר חודשים, היינו צריכים להביא אותו לייצור.
Birkaç ay içerisinde, üretimden geçirmemiz gerekiyordu.حسنا ، في خلال أشهر ، كان علينا أن نبدأ بالإنتاج
Birkaç ay içerisinde, üretimden geçirmemiz gerekiyordu.出荷が始まると、
Bu dakikalarla ne yapmamızı istediğini biliyorum, bunları oyun oynayarak geçirmemizi istiyor.나는 네가 그 공짜 7분 30초로 뭘 하길 원하는지 알아, 게임을 하길 원하는 거지.
Bu dakikalarla ne yapmamızı istediğini biliyorum, bunları oyun oynayarak geçirmemizi istiyor."Ich weiß schon, worauf sie hinauswill. Sie möchte, dass wir die Minuten damit verbringen, Spiele zu spielen."
Bu dakikalarla ne yapmamızı istediğini biliyorum, bunları oyun oynayarak geçirmemizi istiyor."Sé lo que quiere que hagamos con esos minutos, quiere que los gastemos jugando".
Bu dakikalarla ne yapmamızı istediğini biliyorum, bunları oyun oynayarak geçirmemizi istiyor."ştim ce vrea ea să facem cu acele minute", "vrea să le irosim jucând jocuri."
Bu dakikalarla ne yapmamızı istediğini biliyorum, bunları oyun oynayarak geçirmemizi istiyor."Tudom, mivel akarja, hogy töltsük ezeket a perceket, azt akarja, hogy játszunk."
Bu dakikalarla ne yapmamızı istediğini biliyorum, bunları oyun oynayarak geçirmemizi istiyor."Už viem, čo bude chcieť, aby sme spravili s tými minútami, bude chcieť, aby sme ich strávili hraním hier."
Bu dakikalarla ne yapmamızı istediğini biliyorum, bunları oyun oynayarak geçirmemizi istiyor."Wiemy co ona chce żebyśmy z nim zrobili, chce abyśmy spędzili je na grze."
Bu dakikalarla ne yapmamızı istediğini biliyorum, bunları oyun oynayarak geçirmemizi istiyor."Знам какво тя иска да направим през тези минути, тя иска да играем игри през тези минути".
Bu dakikalarla ne yapmamızı istediğini biliyorum, bunları oyun oynayarak geçirmemizi istiyor."Я знаю, как она хочет, чтобы мы распорядились этими минутами, она хочет, чтобы мы потратили их на игры".
Bu dakikalarla ne yapmamızı istediğini biliyorum, bunları oyun oynayarak geçirmemizi istiyor.אני יודע מה היא רוצה שנעשה עם הדקות האלו. היא רוצה שנעביר אותן במשחקים.
Bu dakikalarla ne yapmamızı istediğini biliyorum, bunları oyun oynayarak geçirmemizi istiyor.أنا أعلم ماذا تريدين منا فعله بهذه الدقائق، تريدين منا قضائها في اللعب
Bu dakikalarla ne yapmamızı istediğini biliyorum, bunları oyun oynayarak geçirmemizi istiyor.ゲームをしろって言うんだ」 と思っているかもしれませんね もっともな推測です
Bu insanların birinden, zor günler geçirmemden zevk alan birinden... ...hoşlanıyorum.Azok közül, akik élvezik, ha megnehezítik az életem, elkezdtem megkedvelni valakit. Vicces nem?
Bu insanların birinden, zor günler geçirmemden zevk alan birinden... ...hoşlanıyorum.من بين كل اؤلائك الاشخاص الذين يتسببون لي في اوقات عصيبة, هناك شخص...اصبحت احبه
Bu şeyden yüksek akım geçirmemize izin veren, sıvı metal, ergimiş tuz ve yüksek sıcaklık birleşimidir.이것이 액체금속의 조합인데요, 녹인 소금과 고온에서 이 액체금속을 통해 고전류를 흐르게 할 수 있습니다.
Bu şeyden yüksek akım geçirmemize izin veren, sıvı metal, ergimiş tuz ve yüksek sıcaklık birleşimidir.תערובת זו של מתכת מותכת, מלח מותך וטמפרטורות גבוהות היא שמאפשרת לנו להעביר זרם גבוה דרך הדבר הזה.
Bu şeyden yüksek akım geçirmemize izin veren, sıvı metal, ergimiş tuz ve yüksek sıcaklık birleşimidir.高温な状態の組み合わせこそが 大電流を流すことを可能にします 現代では 鉱石からアルミニウムを生産するのに
Bütün ekonomik sistemi ve değerlerimizi gözden geçirmemizi istiyorlar.Χρειάζεται επανασχεδιασμός της οικονομίας και των αξιών μας.
Eve dönüştürebilmek için yıkıntıları elden geçirmem gerekti.Am avut ruinele restaurat pentru a face casa mea aici.
Eve dönüştürebilmek için yıkıntıları elden geçirmem gerekti.- Benteng? - Itu dulu.
Eve dönüştürebilmek için yıkıntıları elden geçirmem gerekti.Én már a romok vissza hogy otthonom van.
İlgili Sayfalar