geçirmem ile cümle

geçirmem kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bize söylediğinin ışığında planımızı gözden geçirmemiz gerektiğini düşünüyorum.In the light of what you told us, I think we should revise our plan.
Cerrah beni bir organ nakli operasyonu geçirmem için ikna etti.The surgeon persuaded me to undergo an organ transplant operation.
Cerrah beni bir ameliyat geçirmem için ikna etti.The surgeon persuaded me to undergo an operation.
Bu gerçeklerin ışığında, teorimizi gözden geçirmemiz gerekli olabilir.In the light of these facts, it may be necessary to revise our theory.
Davayı gözden geçirmemiz gerekir.We need to review the case.
Umarım kaza geçirmemiştir.I hope he hasn't had an accident.
Sanırım nasıl yaşadığımı yeniden gözden geçirmemin zamanıdır.I think it's time for me to reconsider how I've been living.
Sanırım çocuklarımla biraz zaman geçirmemin zamanıdır.I think it's time for me to spend a little time with my children.
Tom Yaz mevsimini onunla birlikte Boston'da geçirmemi istedi.Tom said he wanted me to spend the summer in Boston with him.
Bütün gününü televizyonun önünde geçirmemelisin.You shouldn't spend the whole day in front of the box!
Birlikte daha çok zaman geçirmemiz gerektiğini her zaman söyleyen sen değil misin?Aren't you the one who's always saying we should spend more time together?
Birbirimizden ayrı olarak biraz zaman geçirmemiz gerektiğini düşünüyorum.I think we should spend some time apart from each other.
Kültürümüzü gelecek nesile geçirmemiz gerekir.We should pass on our culture to the next generation.
Öğretmenim sunumumu hazırlayışımla daha fazla zaman geçirmemi söyledi.My teacher told me that I should have spent more time preparing my presentation.
Notlarımı gözden geçirmem gerekiyor.I need to go over my notes.
Birlikte vakit geçirmemize memnun oldum.I'm glad we were able to spend some time together.
Seçeneklerimizi ciddi olarak yeniden gözden geçirmemiz gerekecek.I'll have to seriously reconsider our options.
Tom ve Mary hafta sonunu onlarla geçirmemiz için bizi davet etti.Tom and Mary invited us to spend the weekend with them.
Tom bana çocuklarımla daha fazla zaman geçirmem gerektiğini söyledi.Tom told me that I should spend more time with my children.
Benim yaklaşımımı gözden geçirmem ve revize etmem gerekiyor.I need to review and revise my approach.
Geceyi bir arkadaşın evinde geçirmemin bir sakıncası var mı?Is it okay if I spend the night over at a friend's house?
Ailemle daha çok vakit geçirmem gerekiyor.I need to spend more time with my family.
Seninle bir dakika geçirmeme izin ver.Let me have a minute with you.
Onlarla bir dakika geçirmeme izin ver.Let me have a minute with them.
Onunla bir dakika geçirmeme izin ver.Let me have a minute with him.
Facebook işsizlik gibi zor zamanları geçirmemize yardımcı olur.Facebook helps us get through difficult times, such as when we are unemployed.
Sadece seninle zaman geçirmem gerekiyor.I just need to spend time with you.
Umarım Tom sakatlık geçirmemiştir.I hope Tom didn't get injured.
Tom'un anne-babası onunla hiç zaman geçirmemiş.Tom's parents never spent time with him.
Tom'un iyi vakit geçirmemesi umurumda değil.I don't care that Tom isn't having a good time.
Yazı burada onunla birlikte geçirmemi istediğini söyledi.He said he wanted me to spend the summer here with him.
Çocuklar ekran başında çok fazla zaman geçirmemeli.Children must not spend too much time in front of screens.
Belki de birlikte artık daha fazla zaman geçirmemeliyiz.Maybe we shouldn't spend any more time together.
Bu dakikalarla ne yapmamızı istediğini biliyorum, bunları oyun oynayarak geçirmemizi istiyor.I know what she wants us to do with those minutes, she wants us to spend them playing games.
Her şey iki yıl önce kafamdan darbe alıp beyin sarsıntısı geçirmemle başladı.It started two years ago, when I hit my head and got a concussion.
Birincisi, son 400 yıl içinde temel hiçbir değişim geçirmemişler.Number one is: they have been living essentially unchanged for the past 400 years.
O kart destesinin üçte birini bu şekilde gözden geçirmem kırk beş dakikamı aldı.It took me 45 minutes to get one inch down inside of that stack of cards.
Kişişel isteklerin... ...dizginleri ele geçirmemesi lazım.There's no room for private feelings
Birkaç ay içerisinde, üretimden geçirmemiz gerekiyordu.Well, in a couple of months we had to get it out of production.
Ve de bu bizim gerçekten planımızı hayata geçirmemizi mümkün kıldı.And it made it possible, in fact, for us to take on this plan.
Yaşamımızın üçte biri uyuyarak geçirmemiz lazım.We're supposed to spend a third of our life in sleep.
Eve dönüştürebilmek için yıkıntıları elden geçirmem gerekti.I have had the ruins restored to make my home here.
Şu kısmı karşıya geçirmem gerekti, ama sadece bir milim.I've had to move that part across, but only a millimeter.
Mastektomi geçirmemiş birçok kişi göğüslerini bağlamayı tercih eder.Many who have not undergone top surgery choose to bind their breasts.
İki yaşındayken kendisine bir araba çarpmış ve kaldırıma sürüklenmiş ancak ciddi bir yaralanma geçirmemiştir.Quelques semaines plus tard, il est percuté par une automobile durant un entraînement, sans conséquence grave.
Senin için iğneye ipliği geçirmemi ister misin?¿Quieres que enhebre la aguja por ti?
Eğer çocukluğunda geçirmemişse, yaşlılığında bile geçirebilir.Però, invece di ringiovanire, invecchiava a vista d'occhio.
Gafil yatılmamalı, ömrü boşa geçirmemelidir.(Street Fighter IV) Piangere non regredirà il tempo perduto!
Davayı gözden geçirmemiz gerekir.Мы должны просмотреть это дело.
Bundan dolayı kevlardan yapılmış bir malzemenin kurşun geçirmeme şartı esnemesidir.Daarop werd besloten om uit Zaltbommel een stuk geschut te laten komen.
Eğer çocukluğunda geçirmemişse, yaşlılığında bile geçirebilir.Skulle han inte gått bort i så ung ålder hade han säkert bidragit med mera.
Aleutlular, parkalarını su geçirmemesi için düzenli olarak balık yağıyla sıvarlardı.De ble regelmessig behandlet med fiskeolje for å holde seg vanntette.
Eşi geldikten sonra Maydee ile vakit geçirmemeye başlar.その後、健太と別れ、以降登場せず。
Gafil yatılmamalı, ömrü boşa geçirmemelidir.Nemojte govoriti bez potrebe, niti svoje vrijeme trošiti u tračanju.
Arama devam ediyor, ama karşı taraf onu eline geçirmemiştir, değil mi?A busca ainda está a decorrer, mas não acredita que o outro lado o tenha apanhado, pois não?
Arama devam ediyor, ama karşı taraf onu eline geçirmemiştir, değil mi?Eftersøgningen er stadig i gang. Tror du, at de andre fangede ham?
Arama devam ediyor, ama karşı taraf onu eline geçirmemiştir, değil mi?Etsinnät ovat käynnissä. Ei kai toinen puoli ole saanut häntä kiinni?
Arama devam ediyor, ama karşı taraf onu eline geçirmemiştir, değil mi?Le ricerche continuano, ma non pensate che l'abbia preso il nemico, vero?
Arama devam ediyor, ama karşı taraf onu eline geçirmemiştir, değil mi?Poszukiwania trwają, ale nie myśli pan, że może go mieć strona przeciwna?
Arama devam ediyor, ama karşı taraf onu eline geçirmemiştir, değil mi?Seguimos buscándole. ¿Crees que los otros le habrán capturado?
İlgili Sayfalar