geçiriyorlar ile cümle

geçiriyorlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
12
HARF
5
HECE
8
ORT. KELİME
Su moleküllerini geçiriyorlar.Questi esportano le molecole d'acqua attraverso le cellule.
Su moleküllerini geçiriyorlar ve çözünen maddeleri diğer tarafta bırakıyorlar.De eksporterer vand molekyler gennem sig, og efterlader de opløste stoffer på den anden side.
Su moleküllerini geçiriyorlar ve çözünen maddeleri diğer tarafta bırakıyorlar.Ei trec moleculele de apă prin ei, şi lasă substanţa dizolvată pe partea cealaltă.
Su moleküllerini geçiriyorlar ve çözünen maddeleri diğer tarafta bırakıyorlar.Eksportują cząsteczki wody przez błonę i pozostawiają substancje rozpuszczone po drugiej stronie.
Su moleküllerini geçiriyorlar ve çözünen maddeleri diğer tarafta bırakıyorlar.Exportan moléculas de agua a través de, y deja a los solutos del otro lado.
Su moleküllerini geçiriyorlar ve çözünen maddeleri diğer tarafta bırakıyorlar.용질은 통과시키지 않고 물 분자만을 내보내는 것입니다.
Su moleküllerini geçiriyorlar ve çözünen maddeleri diğer tarafta bırakıyorlar.Les aquaporines rejettent les molécules d'eau d'un côté, et laissent les substances dissoutes de l'autre côté.
Su moleküllerini geçiriyorlar ve çözünen maddeleri diğer tarafta bırakıyorlar.Ne esportano attraverso molecole d'acqua, e lasciano i soluti dall'altro lato.
Su moleküllerini geçiriyorlar ve çözünen maddeleri diğer tarafta bırakıyorlar.Pori-pori itu mengeluarkan molekul air, dan meninggalkan zat terlarut di sisi lainnya.
Su moleküllerini geçiriyorlar ve çözünen maddeleri diğer tarafta bırakıyorlar.Vízmolekulákat exportálnak ki, és az oldott anyagokat otthagyják a másik oldalon.
Su moleküllerini geçiriyorlar ve çözünen maddeleri diğer tarafta bırakıyorlar.Wassermoleküle werden durch die Membran geleitet und die gelösten Substanzen bleiben auf der anderen Seite.
Su moleküllerini geçiriyorlar ve çözünen maddeleri diğer tarafta bırakıyorlar.Ze laten watermoleculen door, en de opgeloste stof blijft aan de andere kant achter.
Su moleküllerini geçiriyorlar ve çözünen maddeleri diğer tarafta bırakıyorlar.Αφήνουν να περνάνε τα μόρια νερού, εμποδίζοντας τη διέλευση των διαλυμένων ουσιών.
Su moleküllerini geçiriyorlar ve çözünen maddeleri diğer tarafta bırakıyorlar.Они пропускают молекулы и оставляют растворы в другой части.
Su moleküllerini geçiriyorlar ve çözünen maddeleri diğer tarafta bırakıyorlar.Те експортират водни молекули през себе си и оставят разтворени от другата страна.
Su moleküllerini geçiriyorlar ve çözünen maddeleri diğer tarafta bırakıyorlar.הן מייצאות מולקולות של מיים מעבר, ומשאירות חומר מומס בצד השני.
Su moleküllerini geçiriyorlar ve çözünen maddeleri diğer tarafta bırakıyorlar.تصدر جزيئات الماء عبرها، و تترك المواد المذابة جانبا.
Su moleküllerini geçiriyorlar ve çözünen maddeleri diğer tarafta bırakıyorlar.溶質を反対側に残します アクアポリンという会社が、この技術を真似た
Su moleküllerini geçiriyorlar.Δουλειά τους είναι να περνούν από αυτές τα μόρια νερού.
Su moleküllerini geçiriyorlar.През тях всъщност се експортират водни молекули.
Su moleküllerini geçiriyorlar.Фактически, они пропускают молекулы воды.
Su moleküllerini geçiriyorlar.הם למעשה מייצאות מולקולות של מיים.
Su moleküllerini geçiriyorlar.تصدر جزيئات الماء من خلالها.
Su moleküllerini geçiriyorlar.「前進浸透」の一種です
Ve bildiğiniz gibi elektronlar sudayken zamanlarının çoğunu oksijende geçiriyorlar.그리고 여러분이 알다싶히, 물에 있으면
Ve bildiğiniz gibi elektronlar sudayken zamanlarının çoğunu oksijende geçiriyorlar.이들은 대부분의 시간을 산소에 이용해요.
Ve bir sürü genetik anormallik taşımaları nedeniyle bunlar sürekli mutasyon geçiriyorlar.Dan mereka terus bermutasi secara cepat karena mereka mempunyai semua keabnormalan genetik ini.
Ve bir sürü genetik anormallik taşımaları nedeniyle bunlar sürekli mutasyon geçiriyorlar.En ze blijven heel snel muteren omdat ze allemaal van deze genetische afwijkingen hebben.
Ve bir sürü genetik anormallik taşımaları nedeniyle bunlar sürekli mutasyon geçiriyorlar.그리고 이들은 유전적으로 비정상적이기 때문에 매우 빠르게 돌연변이가 일어납니다
Ve bir sürü genetik anormallik taşımaları nedeniyle bunlar sürekli mutasyon geçiriyorlar.Mutują bardzo szybko, bo w ich DNA jest wiele nieprawidłowości.
Ve bir sürü genetik anormallik taşımaları nedeniyle bunlar sürekli mutasyon geçiriyorlar.Neustále dál mutují, protože mají všechny tyto genetické abnormality.
Ve bir sürü genetik anormallik taşımaları nedeniyle bunlar sürekli mutasyon geçiriyorlar.Sighen mutando muy rápido porque tienen todas estas anormalidades genéticas.
Ve bir sürü genetik anormallik taşımaları nedeniyle bunlar sürekli mutasyon geçiriyorlar.Și se reproduc foarte repede pentru că au toate aceste anomalii genetice.
Ve bir sürü genetik anormallik taşımaları nedeniyle bunlar sürekli mutasyon geçiriyorlar.Und die wirklich schnell mutieren, weil sie alle diese genetischen Anomalien haben.
Ve bir sürü genetik anormallik taşımaları nedeniyle bunlar sürekli mutasyon geçiriyorlar.И на всичкото отгоре мутират много бързо, защото имат всички тези генетични увреждания.
Ve bir sürü genetik anormallik taşımaları nedeniyle bunlar sürekli mutasyon geçiriyorlar.והם ממשיכים לעבור מוטציות במהירות. יש להם תכונות גנטיות חריגות ושגויות.
Ve bir sürü genetik anormallik taşımaları nedeniyle bunlar sürekli mutasyon geçiriyorlar.وأنها تبقي تتحور بسرعة كبيرة لأن لديهم جميع هذه التشوهات الجينية.
Ve burada aşağılarda kışlarını geçiriyorlar. (Afrika'nın güneyinde)A tu dole, tu dole prezimujú [v južnej Afrike]
Ve burada aşağılarda kışlarını geçiriyorlar. (Afrika'nın güneyinde)Egészen idáig repülnek, és itt lent [Afrika déli részén] telelnek.
Ve burada aşağılarda kışlarını geçiriyorlar. (Afrika'nın güneyinde)En hier, en ze overwinteren hier [in Zuidelijk Afrika].
Ve burada aşağılarda kışlarını geçiriyorlar. (Afrika'nın güneyinde)Et plus bas encore, ils se posent pour l'hiver [en Afrique du Sud].
Ve burada aşağılarda kışlarını geçiriyorlar. (Afrika'nın güneyinde)이 아래 남아프리카에서 겨울을 보냅니다.
Ve burada aşağılarda kışlarını geçiriyorlar. (Afrika'nın güneyinde)Og her ned, og de overvintrer hernede [i det sydlige Afrika].
Ve burada aşağılarda kışlarını geçiriyorlar. (Afrika'nın güneyinde)Poi vengono quaggiù, e svernano qui [Nell'Africa Meridionale].
Ve burada aşağılarda kışlarını geçiriyorlar. (Afrika'nın güneyinde)Si aici, apoi petrec iarna aici jos [in Africa de sud].
Ve burada aşağılarda kışlarını geçiriyorlar. (Afrika'nın güneyinde)Täällä alhaalla [eteläisessä Afrikassa] ne sitten talvehtivat.
Ve burada aşağılarda kışlarını geçiriyorlar. (Afrika'nın güneyinde)Und dort unten, und hier [in Südafrika] überwintern sie.
Ve burada aşağılarda kışlarını geçiriyorlar. (Afrika'nın güneyinde)Và tại đây, chúng trú đông ở đây [ở Nam Phi].
Ve burada aşağılarda kışlarını geçiriyorlar. (Afrika'nın güneyinde)Y hacia abajo aquí, e hibernan aquí abajo al sur de África.
Ve burada aşağılarda kışlarını geçiriyorlar. (Afrika'nın güneyinde)Και εδώ κάτω, και ξεχειμωνιάζουν εδώ [στη νότια Αφρική].
Ve burada aşağılarda kışlarını geçiriyorlar. (Afrika'nın güneyinde)И здесь они зимуют [в южной Африке].
Ve burada aşağılarda kışlarını geçiriyorlar. (Afrika'nın güneyinde)И тук долу, а зимуват тук долу [в южна Африка].
Ve burada aşağılarda kışlarını geçiriyorlar. (Afrika'nın güneyinde)וכאן למטה, והם חורפים שם למטה [בדרום של אפריקה]
Ve burada aşağılarda kışlarını geçiriyorlar. (Afrika'nın güneyinde)هنا، وتقضي الشتاء هنا [في جنوبي أفريقيا].
Ve burada aşağılarda kışlarını geçiriyorlar. (Afrika'nın güneyinde)すごいことです これは猛禽類の
Yavru Kurt liderleri var, fakat nihayetinde, günde altı saat, haftada beş gün, sınıfta zaman geçiriyorlar.소년단 단장님인 거죠. 하지만 궁극적으로 아이들은 하루에 6시간, 일주일에 5일은 교실에서 보냅니다.
Yavru Kurt liderleri var, fakat nihayetinde, günde altı saat, haftada beş gün, sınıfta zaman geçiriyorlar.Mają ojców, pastorów, harcmistrzów, jednak sześć godzin dziennie, pięć dni tygodniowo spędzają w szkole.
Yavru Kurt liderleri var, fakat nihayetinde, günde altı saat, haftada beş gün, sınıfta zaman geçiriyorlar.יש להם מדריכים בצופים, אבל בסופו של דבר, במשך שש שעות ביום, חמישה ימים בשבוע, הם מבלים בכיתה
Yavru Kurt liderleri var, fakat nihayetinde, günde altı saat, haftada beş gün, sınıfta zaman geçiriyorlar.結局彼らは一日6時間 週5日を学校で過ごします そしてほとんどの教室には
Zamanlarını adeta Ölümü bekleyerek geçiriyorlar.Ze proberen alleen de tijd te doden wachtend op de dood en terwijl ze steeds dichterbij de vergetelheid komen

İlgili Sayfalar