geçiriyorlar ile cümle

geçiriyorlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
12
HARF
5
HECE
8
ORT. KELİME
Bazı aileler tatillerini deniz kenarında geçiriyorlar.Some families spend their vacation near the beach.
Onlar gerçekten iyi vakit geçiriyorlar.They are having a really good time.
Onlar sinir krizi geçiriyorlardı.They were cracking up.
Tom ve Mary gerçekten iyi vakit geçiriyorlar.Tom and Mary are having a really good time.
Onların ikisi deniz kenarında bir yerde bir hafta sonu geçiriyorlar.The two of them are spending a weekend somewhere by the sea.
Sami ve Leyla birlikte çok zaman geçiriyorlar.Sami and Layla do spend a lot of time together.
Russo ve karısı Barbara, Camden, Maine'de yaşıyor ve kışları Boston'da geçiriyorlar.Russo and his wife, Barbara, live in Portland, Maine, and spend winters in Boston.
Her hafta, aşırı dinciler bir başka Afrika köyünü ele geçiriyorlar.Every week, religious extremists take another African village.
Ve bir sürü genetik anormallik taşımaları nedeniyle bunlar sürekli mutasyon geçiriyorlar.And they keep mutating really fast because they have all of these genetic abnormalities.
Kolay değil, çünkü müşterilerimiz, tanımı itibariyle, diplomatik olarak zor zamanlar geçiriyorlar.It's not easy, because our clients, by definition, are having a difficult time, diplomatically.
Hedefler yaşıyor, ve acılı ölümler geçiriyorlar.The targets are living, and they undergo violent deaths.
Ölümü bekleyerek geçiriyorlar.Waiting to die.
Boğuluyorlar, kendi kusmuklarını yutuyorlar, nefessiz kalıyorlar, kalp krizi geçiriyorlar.They strangle, they aspirate their vomit, they suffocate, they have a heart attack.
Bu benekli foklar da tüm hayatlarını buzun içinde ve buza bağımlı geçiriyorlar.These ringed seals also live out their entire life cycle associated and connected to sea ice.
Shock(Şok) ile şok geçiriyorlar.With Shock they're shocked.
Bu adamlar küçük bir lastik topu aralarından geçiriyorlar.little puck between them.
Ve burada aşağılarda kışlarını geçiriyorlar. (Afrika'nın güneyinde)And down here, and they winter down here [in southern Africa].
Çalışanlar danışma kabininde gönüllü olarak vakit geçiriyorlar.Employees volunteer time in the advice booth.
Çocuklarımız diş dökmeyi bitirir bitirmez öfke nöbetleri geçiriyorlar.Just when our kids stop teething, they start having tantrums.
Patrice ve Patee genelde günlerini evlerinin çevresindeki ormanda avlanarak geçiriyorlar.Patrice and Patee set out most days to go out hunting in the forest around their homes.
Su moleküllerini geçiriyorlar.They actually export water molecules through.
Su moleküllerini geçiriyorlar ve çözünen maddeleri diğer tarafta bırakıyorlar.They export water molecules through, and leave solutes on the other side.
Hayatlarını yuvarlanıp giderek öylesine geçiriyorlar.They simply go through their lives getting on with it.
Sığırlar burada dört beş ay geçiriyorlar.In fact, it's against USDA regulations to say no hormones have been added unless this line follows.
Filmde uzaylılar geliyorlar ve başkenti ele geçiriyorlar.And the movies is like: Aliens come and they take over the capital.
Geceyi giysisiz, çıplak geçiriyorlar, Örtünecek şeyleri yok soğukta.They lie all night naked without clothing, and have no covering in the cold.
Feribotlar sık sık bisikletçileri bir adadan diğerine minimum ücret karşılığında geçiriyorlar.Ferries frequently shuttle bikers from one island to another and bike rental fees are minimal.
Zamanlarının çoğunu akçalı işleri nedeni ile darülfünun dışında geçiriyorlar.Die meiste Zeit verbringt Dina draußen in der Natur.
Onlar da elleri üzerinde beni sıranın başına geçiriyorlardı.Elle ajoute aussi qu’ils se promenaient main dans la main.
Onlar da elleri üzerinde beni sıranın başına geçiriyorlardı.Så har jeg måttet slå ham over fingrene.
Kafalarına torba geçiriyorlar askerlerin, gık demiyoruz.Skærfet bæres inden for civile og uden på militære jakker.
Onlar da elleri üzerinde beni sıranın başına geçiriyorlardı.De holder seg på hendene som er på utsider.
Onlar da elleri üzerinde beni sıranın başına geçiriyorlardı.素手で立ち回ることもある。
Ayıklama işleminden sonra özel işlemden geçiriyorlar ve kahve olarak sunuyorlar.원하면 커피로 정제되지 않은 상태로도
Ayıklama işleminden sonra özel işlemden geçiriyorlar ve kahve olarak sunuyorlar.Nato jih predelajo v kavo.
Ayıklama işleminden sonra özel işlemden geçiriyorlar ve kahve olarak sunuyorlar.ומעבדים אותן לקפה -- למרות שאפשר לקנות אותו
Ayıklama işleminden sonra özel işlemden geçiriyorlar ve kahve olarak sunuyorlar.الذي يعالج ليصبح هذه القهوة على الرغم من أنك تستطيع في الواقع شراء
Ayıklama işleminden sonra özel işlemden geçiriyorlar ve kahve olarak sunuyorlar.状態でも買えますが
Bir nevi "ileri ozmoz" gibi. Su moleküllerini geçiriyorlar ve çözünen maddeleri diğer tarafta bırakıyorlar.É um tipo de osmose para a frente que faz passar as moléculas de água e deixa os solutos do outro lado.
Boğuluyorlar, kendi kusmuklarını yutuyorlar, nefessiz kalıyorlar, kalp krizi geçiriyorlar.De stryps, de andas in uppkastningar, de kvävs, de får hjärtattack.
Boğuluyorlar, kendi kusmuklarını yutuyorlar, nefessiz kalıyorlar, kalp krizi geçiriyorlar.Duszą się, krztuszą się swoimi wymiotami, mają ataki serca.
Boğuluyorlar, kendi kusmuklarını yutuyorlar, nefessiz kalıyorlar, kalp krizi geçiriyorlar.Finiscono strangolati, aspirano il loro vomito, soffocano, hanno un infarto.
Boğuluyorlar, kendi kusmuklarını yutuyorlar, nefessiz kalıyorlar, kalp krizi geçiriyorlar.Họ siết cổ, họ nôn mửa, họ nghẹt thở, họ đau tim.
Boğuluyorlar, kendi kusmuklarını yutuyorlar, nefessiz kalıyorlar, kalp krizi geçiriyorlar.Ils s'étranglent, ils aspirent leur vomi, ils suffoquent, ils ont une crise cardiaque.
Boğuluyorlar, kendi kusmuklarını yutuyorlar, nefessiz kalıyorlar, kalp krizi geçiriyorlar.목이 졸리기도 하고, 자신의 토사물이 기도로 넘어가기도 하며 질식하기도하고, 심장 마비를 겪기도 하지요.
Boğuluyorlar, kendi kusmuklarını yutuyorlar, nefessiz kalıyorlar, kalp krizi geçiriyorlar.Megfulladnak, belefulladnak a tüdejükbe jutó hányásba, szívrohamot kapnak.
Boğuluyorlar, kendi kusmuklarını yutuyorlar, nefessiz kalıyorlar, kalp krizi geçiriyorlar.Se estrangulan, aspiran su propio vómito, se ahogan, tienen paros cardíacos.
Boğuluyorlar, kendi kusmuklarını yutuyorlar, nefessiz kalıyorlar, kalp krizi geçiriyorlar.Se sugrumă, își înghit voma, se sufocă, fac atac de cord.
Boğuluyorlar, kendi kusmuklarını yutuyorlar, nefessiz kalıyorlar, kalp krizi geçiriyorlar.Sufocam, aspiram o próprio vómito, sufocam, têm um ataque cardíaco.
Boğuluyorlar, kendi kusmuklarını yutuyorlar, nefessiz kalıyorlar, kalp krizi geçiriyorlar.Uškrtí se, vdechují své zvratky, udusí se, dostanou srdeční infarkt.
Boğuluyorlar, kendi kusmuklarını yutuyorlar, nefessiz kalıyorlar, kalp krizi geçiriyorlar.Ze wurgen zichzelf, ze ademen hun braaksel in, ze stikken, ze krijgen een hartaanval.
Boğuluyorlar, kendi kusmuklarını yutuyorlar, nefessiz kalıyorlar, kalp krizi geçiriyorlar.Πνίγονται, παθαίνουν αναρρόφηση από τον εμετό τους, ασφυκτιούν, παθαίνουν καρδιακή προσβολή.
Boğuluyorlar, kendi kusmuklarını yutuyorlar, nefessiz kalıyorlar, kalp krizi geçiriyorlar.Они задыхаются, захлёбываются собственной рвотой, давятся и переживают сердечный приступ.
Boğuluyorlar, kendi kusmuklarını yutuyorlar, nefessiz kalıyorlar, kalp krizi geçiriyorlar.Те се удушват, поглъщат бълвоча си, задушават се, имат сърдечен удар.
Boğuluyorlar, kendi kusmuklarını yutuyorlar, nefessiz kalıyorlar, kalp krizi geçiriyorlar.הם נחנקים למוות בגלל שהם שואפים את קיאם, הם נחנקים, חוטפים התקפי-לב.
Boğuluyorlar, kendi kusmuklarını yutuyorlar, nefessiz kalıyorlar, kalp krizi geçiriyorlar.يختنقون من شفط الهواء و يتقيؤن ينعدم تنفسهم و يصابوا بسكتة قلبية
Boğuluyorlar, kendi kusmuklarını yutuyorlar, nefessiz kalıyorlar, kalp krizi geçiriyorlar.窒息し 心不全に至ります 身体拘束は 人命を救うのか
"Breath"(Nefes) ile ağızlarını kapattılar. Shock(Şok) ile şok geçiriyorlar.A "Breath"-ben befogták a szájukat, a "Shock"-ban pedig sokkosak.
Bu adamlar küçük bir lastik topu aralarından geçiriyorlar.FIRSTの精神にのっとり
Bu adamlar küçük bir lastik topu aralarından geçiriyorlar.중간에 있는 고무로 된 작은 퍽을 주고 받고 있습니다.

İlgili Sayfalar