geçiriyor ile cümle
geçiriyor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Sen kirlenirken, oğlun nöbet geçiriyordu.Měl záchvat, když ty jsi dělal nevím co . Špinil se.
Sen kirlenirken, oğlun nöbet geçiriyordu.To dla mnie ważne, aby porozmawiać z kimś, kto nie jest częścią tej historii.
Sen kirlenirken, oğlun nöbet geçiriyordu.Получи пристъп, докато ти... си се "изцапвал".
Sevgi, iç geçiriyor, duman rais'd bir duman; purg'd, sanatseverlerin gözlerine köpüklü bir yangın olmak;A szerelem egy füst rais'd a füst a sóhajok, lévén purg'd, tűz pezsgő a szerelmesek szemében;
Sevgi, iç geçiriyor, duman rais'd bir duman; purg'd, sanatseverlerin gözlerine köpüklü bir yangın olmak;Cinta adalah asap rais'd dengan uap dari mendesah, Menjadi purg'd, api berkilauan di mata pecinta ';
Sevgi, iç geçiriyor, duman rais'd bir duman; purg'd, sanatseverlerin gözlerine köpüklü bir yangın olmak;Die Liebe ist ein Rauch mit dem Rauch der Seufzer rais'd; Being purg'd, ein Feuer Sekt in der Liebenden Augen;
Sevgi, iç geçiriyor, duman rais'd bir duman; purg'd, sanatseverlerin gözlerine köpüklü bir yangın olmak;Iubirea este un fum rais'd cu fum de suspine; Fiind purg'd, un incendiu spumante în ochii iubitorilor de ';
Sevgi, iç geçiriyor, duman rais'd bir duman; purg'd, sanatseverlerin gözlerine köpüklü bir yangın olmak;Kærlighed er et røgfrit rais'd med røg af suk, hvis man bliver purg'd, en brand mousserende i elskendes øjne;
Sevgi, iç geçiriyor, duman rais'd bir duman; purg'd, sanatseverlerin gözlerine köpüklü bir yangın olmak;Kärleken är en rök rais'd med rök av suckar, bli purg'd en brand mousserande i älskandes ögon;
Sevgi, iç geçiriyor, duman rais'd bir duman; purg'd, sanatseverlerin gözlerine köpüklü bir yangın olmak;Láska je dym rais'd sa vztekat vzdychov, byť purg'd, šumivé oheň v očiach milovníkov;
Sevgi, iç geçiriyor, duman rais'd bir duman; purg'd, sanatseverlerin gözlerine köpüklü bir yangın olmak;Láska je dým rais'd se vztekat vzdechů, být purg'd, šumivé oheň v očích milovníků;
Sevgi, iç geçiriyor, duman rais'd bir duman; purg'd, sanatseverlerin gözlerine köpüklü bir yangın olmak;Liefde is een rook rais'd met de rook van zuchten, Als purg'd, een sprankelende brand in lovers 'ogen;
Sevgi, iç geçiriyor, duman rais'd bir duman; purg'd, sanatseverlerin gözlerine köpüklü bir yangın olmak;Ljubezen je dim rais'd z dimno vzdihljajev, Biti purg'd, požar v peneče ljubitelje očeh;
Sevgi, iç geçiriyor, duman rais'd bir duman; purg'd, sanatseverlerin gözlerine köpüklü bir yangın olmak;Miłość to dym rais'd z oparów westchnień; Będąc purg'd, ogień w oczach miłośników musujące ";
Sevgi, iç geçiriyor, duman rais'd bir duman; purg'd, sanatseverlerin gözlerine köpüklü bir yangın olmak;O amor é uma fumaça rais'd com a fumaça dos suspiros; Ser purg'd, um fogo cintilante nos olhos dos amantes;
Sevgi, iç geçiriyor, duman rais'd bir duman; purg'd, sanatseverlerin gözlerine köpüklü bir yangın olmak;사랑은 탄식의 연기와 rais'd 연기되며 purg'd, 애호가 '눈에 반짝 이는 화재가되는;
Sevgi, iç geçiriyor, duman rais'd bir duman; purg'd, sanatseverlerin gözlerine köpüklü bir yangın olmak;Rakkaus on savua rais'd kanssa savun Huokausten; Being purg'd, tulipalo kuohuviinin in ystäville silmissä;
Sevgi, iç geçiriyor, duman rais'd bir duman; purg'd, sanatseverlerin gözlerine köpüklü bir yangın olmak;vex'dされている、海は、恋人たちの涙とnourish'd:それは、他には何ですか?狂気最も控えめな、
Sevgi, iç geçiriyor, duman rais'd bir duman; purg'd, sanatseverlerin gözlerine köpüklü bir yangın olmak;Любовта е дим, rais'd с изпарения на въздишките; purg'd, пожар, искрящи в очите на любителите ";
Sevgi, iç geçiriyor, duman rais'd bir duman; purg'd, sanatseverlerin gözlerine köpüklü bir yangın olmak;Любовь есть дым rais'd с дыма вздохов; Будучи purg'd, Огонь, мерцающий в глазах влюбленных;
Sevgi, iç geçiriyor, duman rais'd bir duman; purg'd, sanatseverlerin gözlerine köpüklü bir yangın olmak;אהבה היא עשן rais'd עם עשן האנחות; להיות purg'd, אש בעיניים נוצצות "אוהבי;
Sevgi, iç geçiriyor, duman rais'd bir duman; purg'd, sanatseverlerin gözlerine köpüklü bir yangın olmak;الحب هو الدخان rais'd مع الدخان من تتنهد ؛ purg'd الكينونة ، شب حريق في عيون فوارة عشاق '؛
Sezon sevgi için, o tat erdirmez! Güneş henüz gökten senin iç geçiriyor, temizler시즌 사랑, 그것의 맛이 안 하겠 답니다! 태양은 아직 하늘에서 그대의 한숨이 지워집니다 없습니다
Sezon sevgi için, o tat erdirmez! Güneş henüz gökten senin iç geçiriyor, temizlerלאהוב את העונה, כי זה לא תצמח טעם! השמש עדיין לא נאנח עמך מן השמים מנקה,
Sezon sevgi için, o tat erdirmez! Güneş henüz gökten senin iç geçiriyor, temizlerالحب الموسم ، أدارك أن لا طعم لها! الشمس لا تتنهد بعد مسح خاصتك من السماء ،
Sezon sevgi için, o tat erdirmez! Güneş henüz gökten senin iç geçiriyor, temizler汝の頬に基づいここで、本当に汚れが座っておられる、Thyの古い、鉱山古代の耳にはまだリングにうなる
Shock(Şok) ile şok geçiriyorlar.그래서 'Shock'에서도 정말, 충격 받는듯한 동작을 합니다.
Şimdi vaktinin çoğunu bahçesiyle uğraşarak ve bir roman yazmaya çalışarak geçiriyor.Ahora pasa la mayor parte de su día haciendo jardinería e intentando escribir una novela.
Şimdi vaktinin çoğunu bahçesiyle uğraşarak ve bir roman yazmaya çalışarak geçiriyor.Сега тя прекарва по-голямата част от времето си в градинарство и писане на роман.
Şimdi vaktinin çoğunu bahçesiyle uğraşarak ve bir roman yazmaya çalışarak geçiriyor.あの頃は、5時に起きて
Sığırlar burada dört beş ay geçiriyorlar.Diese Herde verbrachte vier bis fünf Monate hier.
Sığırlar burada dört beş ay geçiriyorlar.I bovini passano quattro o cinque mesi qui.
Sığırlar burada dört beş ay geçiriyorlar.¿Ve esa línea en pequeñas letras?
Sığırlar burada dört beş ay geçiriyorlar.הבקר נמצא כאן ארבעה או חמישה חודשים.
Sonra aramıyorsun, ben de yalnız kalıyorum. Blues söylüyor ve iç geçiriyorum.Anh không gọi, bỏ mặc em một mình. hát điệu blue and thở dài.
Sonra aramıyorsun, ben de yalnız kalıyorum. Blues söylüyor ve iç geçiriyorum.Du rufst nicht an, und ich bleibe allein den Blues singend und seufzend.
Sonra aramıyorsun, ben de yalnız kalıyorum. Blues söylüyor ve iç geçiriyorum.E tu não ligas e eu fico sozinha a cantar Blues e a chorar.
Sonra aramıyorsun, ben de yalnız kalıyorum. Blues söylüyor ve iç geçiriyorum.No lo haces y me quedo sola, cantando mi tristeza y suspirando.
Sonra aramıyorsun, ben de yalnız kalıyorum. Blues söylüyor ve iç geçiriyorum.Tu n'appelles pas et je reste seule. à chanter le blues et à soupirer.
Sonra aramıyorsun, ben de yalnız kalıyorum. Blues söylüyor ve iç geçiriyorum.Не го правиш и оставам сама, пея си блус и въздишам.
Su moleküllerini geçiriyorlar.De eksporterer faktisk vand molekyler gennem sig.
Su moleküllerini geçiriyorlar.Ei chiar scot molecule de apă prin ei.
Su moleküllerini geçiriyorlar.Eigentlich leiten sie diese Wassermoleküle weiter.
Su moleküllerini geçiriyorlar.Eksportują cząsteczki wody.
Su moleküllerini geçiriyorlar.Exportam as moléculas de água através deles.
Su moleküllerini geçiriyorlar.Exportan moléculas de agua.
Su moleküllerini geçiriyorlar.Ezek tulajdonképpen vizmolekulákat exportálnak ki.
Su moleküllerini geçiriyorlar.In feite zijn ze een doorgeefluik voor watermoleculen.
Su moleküllerini geçiriyorlar.아쿠아포린은 물분자를 세포의 안팎으로 내보내는 역할을 수행합니다.
Su moleküllerini geçiriyorlar.Les molécules d'eau passe en fait au travers.
Su moleküllerini geçiriyorlar.Mereka mengeluarkan molekul air melalui pori-pori itu.
Su moleküllerini geçiriyorlar.Questi esportano le molecole d'acqua attraverso le cellule.
Su moleküllerini geçiriyorlar ve çözünen maddeleri diğer tarafta bırakıyorlar.De eksporterer vand molekyler gennem sig, og efterlader de opløste stoffer på den anden side.
Su moleküllerini geçiriyorlar ve çözünen maddeleri diğer tarafta bırakıyorlar.Ei trec moleculele de apă prin ei, şi lasă substanţa dizolvată pe partea cealaltă.
Su moleküllerini geçiriyorlar ve çözünen maddeleri diğer tarafta bırakıyorlar.Eksportują cząsteczki wody przez błonę i pozostawiają substancje rozpuszczone po drugiej stronie.
Su moleküllerini geçiriyorlar ve çözünen maddeleri diğer tarafta bırakıyorlar.Exportan moléculas de agua a través de, y deja a los solutos del otro lado.
Su moleküllerini geçiriyorlar ve çözünen maddeleri diğer tarafta bırakıyorlar.용질은 통과시키지 않고 물 분자만을 내보내는 것입니다.
Su moleküllerini geçiriyorlar ve çözünen maddeleri diğer tarafta bırakıyorlar.Les aquaporines rejettent les molécules d'eau d'un côté, et laissent les substances dissoutes de l'autre côté.
Su moleküllerini geçiriyorlar ve çözünen maddeleri diğer tarafta bırakıyorlar.Ne esportano attraverso molecole d'acqua, e lasciano i soluti dall'altro lato.
Su moleküllerini geçiriyorlar ve çözünen maddeleri diğer tarafta bırakıyorlar.Pori-pori itu mengeluarkan molekul air, dan meninggalkan zat terlarut di sisi lainnya.