geçiriyor ile cümle

geçiriyor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
11
ORT. KELİME
Çok, çok az insan gerçekten ofiste uzun ve bölünmemiş bir zaman geçiriyor.Izjemno malo ljudi ima v pisarni daljša neprekinjena obdobja za delo.
Çok, çok az insan gerçekten ofiste uzun ve bölünmemiş bir zaman geçiriyor.Jen velmi málo lidí má v kanceláři dostatek ničím nerušeného času.
Çok, çok az insan gerçekten ofiste uzun ve bölünmemiş bir zaman geçiriyor.아주 소수의 사람들만이 실제로 사무실에서 방해받지 않는 긴 시간을 가집니다.
Çok, çok az insan gerçekten ofiste uzun ve bölünmemiş bir zaman geçiriyor.Len veľmi malo ľudí má, pri práci v kancelárii, dlhšie ničím nerušené úseky.
Çok, çok az insan gerçekten ofiste uzun ve bölünmemiş bir zaman geçiriyor.Meget, meget få mennesker har lange perioder af uforstyrret tid på kontoret.
Çok, çok az insan gerçekten ofiste uzun ve bölünmemiş bir zaman geçiriyor.Molte poche persone hanno veramente lunghi periodi di tempo senza interruzioni in ufficio.
Çok, çok az insan gerçekten ofiste uzun ve bölünmemiş bir zaman geçiriyor.Muito poucas pessoas conseguem ter longos intervalos de tempo no escritório sem serem interrompidos.
Çok, çok az insan gerçekten ofiste uzun ve bölünmemiş bir zaman geçiriyor.Rất, rất ít người thật sự có một chuỗi thời gian không bị gián đoạn tại văn phòng.
Çok, çok az insan gerçekten ofiste uzun ve bölünmemiş bir zaman geçiriyor.Realmente muy poca gente dispone de largos períodos de tiempo sin interrupciones en una oficina.
Çok, çok az insan gerçekten ofiste uzun ve bölünmemiş bir zaman geçiriyor.Sangat sangat sedikit orang yang benar-benar memiliki waktu bebas gangguan yang panjang di kantor.
Çok, çok az insan gerçekten ofiste uzun ve bölünmemiş bir zaman geçiriyor.Sehr, sehr wenige Leute haben tatsächlich längere Zeiträume ohne Unterbrechungen im Büro.
Çok, çok az insan gerçekten ofiste uzun ve bölünmemiş bir zaman geçiriyor.Très, très peu de gens ont en fait de longues périodes ininterrompues au bureau.
Çok, çok az insan gerçekten ofiste uzun ve bölünmemiş bir zaman geçiriyor.Väldigt, väldigt få människor har längre perioder av ostörd tid på kontoret.
Çok, çok az insan gerçekten ofiste uzun ve bölünmemiş bir zaman geçiriyor.Valójában az emberek elenyésző hányada rendelkezik hosszú, megszakítás nélküli időszakokkal egy irodában.
Çok, çok az insan gerçekten ofiste uzun ve bölünmemiş bir zaman geçiriyor.Ελάχιστοι άνθρωποι έχουν μεγάλα διαστήματα αδιάκοπου χρόνου στο γραφείο.
Çok, çok az insan gerçekten ofiste uzun ve bölünmemiş bir zaman geçiriyor.Дуже мало людей, в яких насправді є час, коли їх ніхто не перериває.
Çok, çok az insan gerçekten ofiste uzun ve bölünmemiş bir zaman geçiriyor.Много малко хора наистина разполагат с дълги периоди без прекъсвания в офиса.
Çok, çok az insan gerçekten ofiste uzun ve bölünmemiş bir zaman geçiriyor.У крайне маленького количества людей на самом деле есть промежутки никем не прерываемого времени в офисе.
Çok, çok az insan gerçekten ofiste uzun ve bölünmemiş bir zaman geçiriyor.מעט מאוד אנשים זוכים למשכים ארוכים של זמן ללא הפרעה במשרד.
Çok, çok az insan gerçekten ofiste uzun ve bölünmemiş bir zaman geçiriyor.قليل جدا من الناس يقومون بأعمال باعمال لفترات طويله دون إنقطاع في المكتب
Çok, çok az insan gerçekten ofiste uzun ve bölünmemiş bir zaman geçiriyor.得る人は本当に数人しかいません だから家で仕事をするのを好むのです
Çok zor günler geçiriyor olduğunuzu düşündüm... ...bu yüzden sizi biraz rahatlatabileceğimi düşündüm.Gondolom, elég kemény időszakon megy át, ezért úgy gondoltam, talán megpróbálok vigaszt nyújtani.
Çok zor günler geçiriyor olduğunuzu düşündüm... ...bu yüzden sizi biraz rahatlatabileceğimi düşündüm.Ανησυχούσα για το πόσο άβολο πρέπει να είναι αυτό για σένα. Ελπίζω να σε παρηγορήσω λίγο.
Çok zor günler geçiriyor olduğunuzu düşündüm... ...bu yüzden sizi biraz rahatlatabileceğimi düşündüm.الامر حتما مقلق بالنسبة لك اتمنى ان اكون قد خففت عنك قليلا
Cristina ise, mükemmel vakit geçiriyordu.En terwijl Vicky sceptisch bleef, had Cristina een geweldige tijd.
Çünkü hatırlayın, hayatımızın yüzde 90'ını kapalı ortamda geçiriyoruz.왜냐하면 기억하세요, 우리는 우리 삶의 90퍼센트를 실내에서 보냅니다.
Çünkü hatırlayın, hayatımızın yüzde 90'ını kapalı ortamda geçiriyoruz.Bởi vì các bạn hãy nhớ rằng, chúng ta dành tới 90 phần trăm cuộc đời ở trong nhà.
Çünkü hatırlayın, hayatımızın yüzde 90'ını kapalı ortamda geçiriyoruz.Ihr müsst bedenken, wir verbringen 90% unserer Leben in Räumen.
Çünkü hatırlayın, hayatımızın yüzde 90'ını kapalı ortamda geçiriyoruz.Pamiętajcie, że 90% życia spędzamy w pomieszczeniach.
Çünkü hatırlayın, hayatımızın yüzde 90'ını kapalı ortamda geçiriyoruz.Parce que souvenez-vous, nous passons 90% de notre vie à l'intérieur.
Çünkü hatırlayın, hayatımızın yüzde 90'ını kapalı ortamda geçiriyoruz.Pentru că, amintiţi-vă, petrecem 90% din vieţile noastre în interior.
Çünkü hatırlayın, hayatımızın yüzde 90'ını kapalı ortamda geçiriyoruz.Porque, lembrem-se, passamos 90% da nossa vida no interior de edifícios.
Çünkü hatırlayın, hayatımızın yüzde 90'ını kapalı ortamda geçiriyoruz.Porque recuerden, pasamos el 90% de nuestras vidas en interiores.
Çünkü hatırlayın, hayatımızın yüzde 90'ını kapalı ortamda geçiriyoruz.Protože pamatuje, že 90 % našeho života trávíme uvnitř.
Çünkü hatırlayın, hayatımızın yüzde 90'ını kapalı ortamda geçiriyoruz.Ricordatevi che passiamo il 90% della vita al chiuso.
Çünkü hatırlayın, hayatımızın yüzde 90'ını kapalı ortamda geçiriyoruz.Want vergeet niet dat we 90 procent van ons leven binnenshuis doorbrengen.
Çünkü hatırlayın, hayatımızın yüzde 90'ını kapalı ortamda geçiriyoruz.Защото не забравяйте, ние прекарваме 90% от живота си на закрито.
Çünkü hatırlayın, hayatımızın yüzde 90'ını kapalı ortamda geçiriyoruz.Напомню, что мы проводим в помещениях 90% нашей жизни.
Çünkü hatırlayın, hayatımızın yüzde 90'ını kapalı ortamda geçiriyoruz.בגלל שזכרו, אנחנו מבלים 90 אחוז מהחיים שלנו בתוך הבית.
Çünkü hatırlayın, hayatımızın yüzde 90'ını kapalı ortamda geçiriyoruz..لأننا نقضي 90% من حياتنا في الأماكن المغلقة
Çünkü hatırlayın, hayatımızın yüzde 90'ını kapalı ortamda geçiriyoruz.そして空気の質や空気中の汚染物質は
Çünkü, söylediğim gibi, hayatımızı ağlarda geçiriyoruz, ve bu ağlar özel bir yapıya sahip.Bởi, như tôi đã nói, chúng ta sống trong những mạng lưới và các mạng lưới này có một cấu trúc đặc biệt.
Çünkü, söylediğim gibi, hayatımızı ağlarda geçiriyoruz, ve bu ağlar özel bir yapıya sahip.Denn, wie ich sagte, leben wir in Netzwerken und diese Netzwerke haben eine bestimmte Art Struktur.
Çünkü, söylediğim gibi, hayatımızı ağlarda geçiriyoruz, ve bu ağlar özel bir yapıya sahip.Eftersom vi lever våra liv i nätverk, och dessa nätverk har en speciell sorts struktur.
Çünkü, söylediğim gibi, hayatımızı ağlarda geçiriyoruz, ve bu ağlar özel bir yapıya sahip.Jak jsem již řekl, žijeme v sítích a tyto sítě mají určitou strukturu.
Çünkü, söylediğim gibi, hayatımızı ağlarda geçiriyoruz, ve bu ağlar özel bir yapıya sahip.Karena kita hidup dalam jaringan. jaringan ini punya struktur tertentu.
Çünkü, söylediğim gibi, hayatımızı ağlarda geçiriyoruz, ve bu ağlar özel bir yapıya sahip.왜냐하면 말씀드렸던 것처럼 우리는 네트워크 안에서 살고 이 네트워크들은 특정한 구조를 가지고 있기 때문입니다.
Çünkü, söylediğim gibi, hayatımızı ağlarda geçiriyoruz, ve bu ağlar özel bir yapıya sahip.Pentru că, așa cum am spus, noi înșine trăim în rețele, și aceste rețele au un anumit tip de structură.
Çünkü, söylediğim gibi, hayatımızı ağlarda geçiriyoruz, ve bu ağlar özel bir yapıya sahip.Ponieważ, jak juz wspomniałem, nasze życie spędzamy w sieciach i sieci te mają konkretną strukturę.
Çünkü, söylediğim gibi, hayatımızı ağlarda geçiriyoruz, ve bu ağlar özel bir yapıya sahip.Porque, como dije, vivimos nuestras vidas en redes y estas redes tienen un tipo particular de estructura.
Çünkü, söylediğim gibi, hayatımızı ağlarda geçiriyoruz, ve bu ağlar özel bir yapıya sahip.Porque, como disse, vivemos as nossas vidas em redes, e estas redes têm um tipo particular de estrutura.
Çünkü, söylediğim gibi, hayatımızı ağlarda geçiriyoruz, ve bu ağlar özel bir yapıya sahip.Want, zoals ik zei, we leven in netwerken en deze netwerken hebben een bepaalde structuur.
Çünkü, söylediğim gibi, hayatımızı ağlarda geçiriyoruz, ve bu ağlar özel bir yapıya sahip.Επειδή, όπως είπα, ζούμε τις ζωές μας σε δίκτυα, και αυτά τα δίκτυα έχουν ένα συγκεκριμένο είδος δομής.
Çünkü, söylediğim gibi, hayatımızı ağlarda geçiriyoruz, ve bu ağlar özel bir yapıya sahip.Понеже, както казах, ние живеем живота си в мрежи, и тези мрежи имат определен вид структура.
Çünkü, söylediğim gibi, hayatımızı ağlarda geçiriyoruz, ve bu ağlar özel bir yapıya sahip.Потому что, как я сказал, мы живём в социальных сетях, и у каждой из этих сетей своя особенная структура.
Çünkü, söylediğim gibi, hayatımızı ağlarda geçiriyoruz, ve bu ağlar özel bir yapıya sahip.מאחר וכמו שאמרתי, אנו חיים את חיינו ברשתות, ולרשתות אלו יש מבנה מסוג מסוים.
Çünkü, söylediğim gibi, hayatımızı ağlarda geçiriyoruz, ve bu ağlar özel bir yapıya sahip.لأنه كما قلت إننا نعيش حياتنا في شبكات و هذه الشبكات لديها نوع خاص من البنية
Çünkü, söylediğim gibi, hayatımızı ağlarda geçiriyoruz, ve bu ağlar özel bir yapıya sahip.そしてこれらのネットワークには特定の構造があります こちらのネットワークを見てください
Dikkat edin; miselyum büyüdükçe bir toprak alanını ele geçiriyor ve bir ağ oluşturuyor.균사체가 자랄수록 주변 영역을 덮으며 그물망을 형성하기 시작하는 걸 볼 수 있죠.
Dikkat edin; miselyum büyüdükçe bir toprak alanını ele geçiriyor ve bir ağ oluşturuyor.Merk op dat terwijl het mycelium groeit, het een groter oppervlak bedekt en een net vormt.

İlgili Sayfalar