geçiriyor ile cümle

geçiriyor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
12
ORT. KELİME
Bütün dopamin bazlı isteme sistemi kontrolü ele geçiriyor ve zevk sisteminin tamamını raydan çıkarıyor.Dat hele dopaminesysteem van willen krijgt de overhand en koppelt af van elk pleziersysteem.
Bütün dopamin bazlı isteme sistemi kontrolü ele geçiriyor ve zevk sisteminin tamamını raydan çıkarıyor.El sistema de la dopamina se apodera y descarrila el sistema de placeres.
Bütün dopamin bazlı isteme sistemi kontrolü ele geçiriyor ve zevk sisteminin tamamını raydan çıkarıyor.Întregul sistem de dorinţe al dopaminei preia controlul şi deraiază de la orice sistem de plăceri.
Bütün dopamin bazlı isteme sistemi kontrolü ele geçiriyor ve zevk sisteminin tamamını raydan çıkarıyor.그 전체의 도파민의 욕구 시스템이 가져가 쾌락 시스템으로부터 빠져나간다는 것입니다.
Bütün dopamin bazlı isteme sistemi kontrolü ele geçiriyor ve zevk sisteminin tamamını raydan çıkarıyor.Przejmuje kontrolę i zupełnie odłącza się od innych układów.
Bütün dopamin bazlı isteme sistemi kontrolü ele geçiriyor ve zevk sisteminin tamamını raydan çıkarıyor.Tức là hệ thống mong muốn của chất dopamine tiếp quản và làm thay đổi cả hệ thống vui vẻ.
Bütün dopamin bazlı isteme sistemi kontrolü ele geçiriyor ve zevk sisteminin tamamını raydan çıkarıyor.Дофамінова система бажання повністю захоплює нас і блокує систему задоволення.
Bütün dopamin bazlı isteme sistemi kontrolü ele geçiriyor ve zevk sisteminin tamamını raydan çıkarıyor.Она охватывает нас и заглушает любую из систем удовольствия.
Bütün dopamin bazlı isteme sistemi kontrolü ele geçiriyor ve zevk sisteminin tamamını raydan çıkarıyor.כל מערכת ההשתוקקות מבוססת הדופמין משתלטת ומסיטה אותנו ליתר מערכות העונג שלנו.
Bütün dopamin bazlı isteme sistemi kontrolü ele geçiriyor ve zevk sisteminin tamamını raydan çıkarıyor.بحيث نظام الحاجة والدوبامين ، يسيطر وينحرف عن أي من أنظمة المتعة.
Bütün dopamin bazlı isteme sistemi kontrolü ele geçiriyor ve zevk sisteminin tamamını raydan çıkarıyor.脳を支配し 快楽のシステムから脱線してしまうのです 1950年代にマズローが考えたのは
Bütün hücreler zamanlarının çoğunu interfaz evresinde geçiriyorlar.Alle Zellen verbringen die meiste Zeit in der Interphase.
Bütün hücreler zamanlarının çoğunu interfaz evresinde geçiriyorlar.Jadi semua sel menghabiskan kebenyakan waktunya di interfase.
Bütün hücreler zamanlarının çoğunu interfaz evresinde geçiriyorlar.모든 세포들은 대부분의 시간을 간기에서 보냅니다
Bütün hücreler zamanlarının çoğunu interfaz evresinde geçiriyorlar.Le cellule trascorrono in interfase la maggior parte del loro tempo
Bütün hücreler zamanlarının çoğunu interfaz evresinde geçiriyorlar.Všechny buňky tráví většinu času v interfázi.
Bütün hücreler zamanlarının çoğunu interfaz evresinde geçiriyorlar.Większość życia komórki spędzają w interfazie.
Bütün hücreler zamanlarının çoğunu interfaz evresinde geçiriyorlar.Всички клетки прекарват повечето време в интерфаза.
Bütün hücreler zamanlarının çoğunu interfaz evresinde geçiriyorlar.間期は、細胞が生きつづけ
Bütün vaktini makinelerle konuşarak geçiriyordu... ağzındaki takma dişlerle...Aºa cã ºi-a petrecut timpul vorbind aparatelor, cu proteza în gurã.
Bütün vaktini makinelerle konuşarak geçiriyordu... ağzındaki takma dişlerle...Elle passe son temps à parler à des machines... en portant un dentier.
Bütün vaktini makinelerle konuşarak geçiriyordu... ağzındaki takma dişlerle...Sie redet die ganze Zeit mit Geräten und trägt dabei dieses Gebiss.
Bütün vaktini makinelerle konuşarak geçiriyordu... ağzındaki takma dişlerle...Spędza więc swój czas gadając z maszynami mając na sobie sztuczną szczękę.
Bütün vaktini makinelerle konuşarak geçiriyordu... ağzındaki takma dişlerle...Ετσι περνάει τον χρόνο της μιλώντας στις μηχανές φορόντας εκείνη τη μασέλλα.
Bütün zamanı dut toplayarak geçiriyorsunuz.열매 따는 데 당신의 시간을 모조리 써 버렸으니
Bütün zamanı dut toplayarak geçiriyorsunuz. Tavşanlara ayıracak vaktiniz yok.Strávíte všechen čas hledáním bobulí, nemáte čas na králíky,
Bütün zamanı dut toplayarak geçiriyorsunuz. Tavşanlara ayıracak vaktiniz yok.Ви витрачаєте весь свій час на пошуки ягід і у вас немає часу на полювання на кроликів,
Bütün zamanı dut toplayarak geçiriyorsunuz. Tavşanlara ayıracak vaktiniz yok.Вы проведете все свое время в поисках ягод, у Вас нет времени на кроликов,
Bütün zamanı dut toplayarak geçiriyorsunuz.אתם מבלים את כל זמנכם בחיפוש אחר פירות יער
Bütün zamanı dut toplayarak geçiriyorsunuz.ウサギを追いかける時間はない。
Bu tuz sel Yelken, rüzgarlar, senin iç geçiriyor, onlarla Senin gözyaşları ve onlar azgın -Jadranje v ta sol poplav, vetrov, tvoji vzdihi, Who, - divja s tvoje solze in se z njimi, -
Bu tuz sel Yelken, rüzgarlar, senin iç geçiriyor, onlarla Senin gözyaşları ve onlar azgın -이 소금 홍수로 세일링, 바람, 그대 휴,, - 그들은 그대의 눈물, 그리고 그들과 함께 맹렬한 -
Bu tuz sel Yelken, rüzgarlar, senin iç geçiriyor, onlarla Senin gözyaşları ve onlar azgın -Navegando en este diluvio de sal, el viento, suspira tu, ¿Quién, - furioso con tus lágrimas y con ellos, -
Bu tuz sel Yelken, rüzgarlar, senin iç geçiriyor, onlarla Senin gözyaşları ve onlar azgın -Plachtenie v tejto soli povodne, vetra, tvoje vzdychy, kto, - vyčíňanie sa tvoje slzy a oni s nimi, -
Bu tuz sel Yelken, rüzgarlar, senin iç geçiriyor, onlarla Senin gözyaşları ve onlar azgın -Plachtění v této soli povodně, větru, tvé vzdechy, kdo, - řádění se tvé slzy a oni s nimi, -
Bu tuz sel Yelken, rüzgarlar, senin iç geçiriyor, onlarla Senin gözyaşları ve onlar azgın -Sailing trong lũ muối, gió, thở dài ngươi, ai, hoành hành với những giọt nước mắt Chúa và với họ,
Bu tuz sel Yelken, rüzgarlar, senin iç geçiriyor, onlarla Senin gözyaşları ve onlar azgın -Segeln in diesem Salz Flut, die Winde, deine Seufzer; Who, - tobt mit deinen Tränen, und sie mit ihnen -
Bu tuz sel Yelken, rüzgarlar, senin iç geçiriyor, onlarla Senin gözyaşları ve onlar azgın -Segling i detta salt översvämning, vindarna, din suckar, Who, - rasar med dina tårar och de med dem, -
Bu tuz sel Yelken, rüzgarlar, senin iç geçiriyor, onlarla Senin gözyaşları ve onlar azgın -Sejlads i dette salt oversvømmelse, vinden, dit suk, Who, - raser med dine tårer, og de med dem, -
Bu tuz sel Yelken, rüzgarlar, senin iç geçiriyor, onlarla Senin gözyaşları ve onlar azgın -Vela in questo diluvio sale, i venti, i tuoi sospiri, Chi, - infuria con le tue lacrime e con loro, -
Bu tuz sel Yelken, rüzgarlar, senin iç geçiriyor, onlarla Senin gözyaşları ve onlar azgın -Vela neste dilúvio de sal; os ventos, suspira tua; Who, - raging com tuas lágrimas e com eles, -
Bu tuz sel Yelken, rüzgarlar, senin iç geçiriyor, onlarla Senin gözyaşları ve onlar azgın -Vitorlázás ebben a só árvíz, a szél, te sóhajt, Ki, - dühöngő a te könnyek, és velük, -
Bu tuz sel Yelken, rüzgarlar, senin iç geçiriyor, onlarla Senin gözyaşları ve onlar azgın -Voile dans ce flot de sel; les vents, les soupirs, ton, qui, - rage avec tes larmes et ils avec eux, -
Bu tuz sel Yelken, rüzgarlar, senin iç geçiriyor, onlarla Senin gözyaşları ve onlar azgın -Żeglarstwo w tej powodzi sól, wiatry, twoje westchnienia, Kto, - szaleje ze twoje łzy, a oni z nich -
Bu tuz sel Yelken, rüzgarlar, senin iç geçiriyor, onlarla Senin gözyaşları ve onlar azgın -Zeilen in dit zout vloed, de wind, uw zucht, Who, - woedt met uw tranen en ze met hen, -
Bu tuz sel Yelken, rüzgarlar, senin iç geçiriyor, onlarla Senin gözyaşları ve onlar azgın -Ветроходство в тази сол от наводнения; ветрове, твоите въздишки; Кой, - бушува със сълзите ти и те с тях, -
Bu tuz sel Yelken, rüzgarlar, senin iç geçiriyor, onlarla Senin gözyaşları ve onlar azgın -Парусный спорт в этой соли потопа, ветры, твои вздохи; Кто, - бушует с твоими слезами, и они с ними, -
Bu tuz sel Yelken, rüzgarlar, senin iç geçiriyor, onlarla Senin gözyaşları ve onlar azgın -שיט במבול זה מלח, רוחות, נאנחת עמך; מי - משתוללת עם הדמעות שלך והם איתם -
Bu tuz sel Yelken, rüzgarlar, senin iç geçiriyor, onlarla Senin gözyaşları ve onlar azgın -الإبحار في هذه الفيضانات الملح ، والرياح ، وتتنهد خاصتك ، من ، -- الهائج بالدموع خاصتك وانهم معهم ، --
Bu tuz sel Yelken, rüzgarlar, senin iç geçiriyor, onlarla Senin gözyaşları ve onlar azgın -突然の穏やかなし、汝の嵐に翻弄された身体をオーバーになります。 - どのように今、妻!
Bu yüzden saatlerimi bu tuhaf Kunduz Festivalini mantıklı hale getirmeye çalışarak geçiriyorum.Alors j'ai passé des heures et des heures à essayer de donner un sens à cet étrange jour de la marmotte.
Bu yüzden saatlerimi bu tuhaf Kunduz Festivalini mantıklı hale getirmeye çalışarak geçiriyorum.Also verbrachte ich Stunden um Stunden damit, den Nutzen dieses Wiederholungsspiels aufzudecken.
Bu yüzden saatlerimi bu tuhaf Kunduz Festivalini mantıklı hale getirmeye çalışarak geçiriyorum.Așa că am petrecut ore în șir încercând să găsesc sensul acelei zile ciudate a Cârtiței.
Bu yüzden saatlerimi bu tuhaf Kunduz Festivalini mantıklı hale getirmeye çalışarak geçiriyorum.Así que pasé horas y horas tratando de encontrar el sentido de este extraño "Día de la Marmota".
Bu yüzden saatlerimi bu tuhaf Kunduz Festivalini mantıklı hale getirmeye çalışarak geçiriyorum.Ho passato ore e ore a cercare di dare un senso a questo strano Giorno della Marmotta.
Bu yüzden saatlerimi bu tuhaf Kunduz Festivalini mantıklı hale getirmeye çalışarak geçiriyorum.Ik heb lang geprobeerd iets te begrijpen van deze bizarre herhaling van de geschiedenis.
Bu yüzden saatlerimi bu tuhaf Kunduz Festivalini mantıklı hale getirmeye çalışarak geçiriyorum.Órákat és órákat töltöttem azzal, hogy értelmet találjak ebben a furcsa "Idétlen időkig" szituációban.
Bu yüzden saatlerimi bu tuhaf Kunduz Festivalini mantıklı hale getirmeye çalışarak geçiriyorum.Så jeg har brugt timer på timer på at prøve at få denne mærkelige Groundhog Day til at give mening.
Bu yüzden saatlerimi bu tuhaf Kunduz Festivalini mantıklı hale getirmeye çalışarak geçiriyorum.Spędziłam wiele godzin próbując zrozumieć ten dziwny Dzień Świstaka.
Bu yüzden saatlerimi bu tuhaf Kunduz Festivalini mantıklı hale getirmeye çalışarak geçiriyorum.Tôi đã phải trải qua hàng giờ cố gắng hiểu cái điều chán nản kì quặc này.

İlgili Sayfalar