geçirir ile cümle
geçirir kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Böylesine zor bir zaman geçirirken bile bundan yakınmıyor.Ακόμα κι αν περνάει τόσο άσχημα δεν θα παραπονεθεί.
Böylesine zor bir zaman geçirirken bile bundan yakınmıyor.Даже если ему приходилось тяжело, он не жаловался...
Bu bellek hücreler hemen tam olarak gerekli olan silahları harekete geçirirler.Aceste celule de memorie lansează imediat armele necesare.
Bu bellek hücreler hemen tam olarak gerekli olan silahları harekete geçirirler.Deze geheugencellen ontplooien onmiddellijk de juiste benodigde wapens.
Bu bellek hücreler hemen tam olarak gerekli olan silahları harekete geçirirler.Diese Gedächtniszellen setzen sofort genau die Waffen ein, die nötig sind.
Bu bellek hücreler hemen tam olarak gerekli olan silahları harekete geçirirler.Estas células de memoria despliegan inmediatamente las armas exactas necesarias.
Bu bellek hücreler hemen tam olarak gerekli olan silahları harekete geçirirler.이 기억 세포들은 즉시 필요한 특정 무기들을 배포합니다.
Bu bellek hücreler hemen tam olarak gerekli olan silahları harekete geçirirler.Komórki pamięci stosują dokładnie tę broń która jest potrzebna.
Bu bellek hücreler hemen tam olarak gerekli olan silahları harekete geçirirler.Les cellules mémoire déploient immédiatement les armes particulièrement nécessaires.
Bu bellek hücreler hemen tam olarak gerekli olan silahları harekete geçirirler.Nato nemudoma pripravijo orožje, ki je potrebno.
Bu bellek hücreler hemen tam olarak gerekli olan silahları harekete geçirirler.Queste cellule rilasciano immediatamente le armi necessarie per combattere.
Bu bellek hücreler hemen tam olarak gerekli olan silahları harekete geçirirler.Sel-sel memori ini dengan cepat mengeluarkan senjata khusus yang diperlukan.
Bu bellek hücreler hemen tam olarak gerekli olan silahları harekete geçirirler.Αυτά τα κύτταρα μνήμης εξαπολύουν άμεσα ακριβώς τα κατάλληλα όπλα.
Bu bellek hücreler hemen tam olarak gerekli olan silahları harekete geçirirler.Тези паметни клетки незабавно разгръщат точно нужните оръжия.
Bu bellek hücreler hemen tam olarak gerekli olan silahları harekete geçirirler.Ці клітини пам'яті негайно мобілізують конкретну необхідну зброю.
Bu bellek hücreler hemen tam olarak gerekli olan silahları harekete geçirirler.Эти клетки памяти немедленно мобилизуют конкретное необходимое оружие.
Bu bellek hücreler hemen tam olarak gerekli olan silahları harekete geçirirler.תאי זיכרון אלה מפעילים מייד ובמדוייק את כלי-הנשק הדרושים.
Bu bellek hücreler hemen tam olarak gerekli olan silahları harekete geçirirler.على الفور تقوم خلايا الذاكرة بإطلاق السلاح المناسب تماما.
Bu bellek hücreler hemen tam olarak gerekli olan silahları harekete geçirirler.必要とされる兵器を配備します メモリB細胞はプラズマ細胞となって
Budistler tüm yaşamlarını varoluşun doğasını anlamaya çalışarak geçirirler.Buddysta spędza całe życie, próbując zrozumieć naturę istnienia.
Budistler tüm yaşamlarını varoluşun doğasını anlamaya çalışarak geçirirler.Budiștii își petrec toată viața încercând să înțeleagă natura existenței.
Budistler tüm yaşamlarını varoluşun doğasını anlamaya çalışarak geçirirler.De Boeddhist tracht zijn hele leven de aard van existentie te begrijpen.
Budistler tüm yaşamlarını varoluşun doğasını anlamaya çalışarak geçirirler.Die Buddhisten verbringen ihr Leben mit dem Versuch, die Natur des Daseins zu verstehen.
Budistler tüm yaşamlarını varoluşun doğasını anlamaya çalışarak geçirirler.I Buddisti passano tutta la vita a cercare di capire la natura dell'esistenza.
Budistler tüm yaşamlarını varoluşun doğasını anlamaya çalışarak geçirirler.불교 신자는 존재의 본질을 이해하려 노력하며 평생을 보내죠.
Budistler tüm yaşamlarını varoluşun doğasını anlamaya çalışarak geçirirler.Les Bouddhistes passent toute leur vie à tenter de comprendre la nature de l'existence.
Budistler tüm yaşamlarını varoluşun doğasını anlamaya çalışarak geçirirler.Los Budistas pasan toda su vida a intentando entender la naturaleza de la existencia.
Budistler tüm yaşamlarını varoluşun doğasını anlamaya çalışarak geçirirler.Буддисты проводят свою жизнь, стараясь понять природу бытия.
Budistler tüm yaşamlarını varoluşun doğasını anlamaya çalışarak geçirirler.Будистът прекарва целия си живот, опитвайки се да разбере естеството на съществуването.
Budistler tüm yaşamlarını varoluşun doğasını anlamaya çalışarak geçirirler.הבודהיסט מקדיש את כל חייו לנסיון להבין את טיב הקיום.
Budistler tüm yaşamlarını varoluşun doğasını anlamaya çalışarak geçirirler.أما البوذيون فقد أمضو حياتهم يحاولون فهم الوجود
Budistler tüm yaşamlarını varoluşun doğasını anlamaya çalışarak geçirirler.私たちの広告は下着姿の 子供を賞賛するようなものです
Bu ikincisini de grafiğe geçirirsek.이제 그래프를 그려 증명합시다
Bu ikincisini de grafiğe geçirirsek.Lad os tegne den anden og tjekke vores løsning.
Bu ikincisini de grafiğe geçirirsek.Pojďme načrtnout druhou funkci a ověřme to.
Bu ikincisini de grafiğe geçirirsek.دعونا نمثل هذه ونثبت-- حسب المطلوب
Bu mangrow bataklığını modellerken, bir yandan "bunun etrafına nasıl bir kutu geçiririz" diye düşünüyordum.A zatímco jsem modelovala tyto bažiny mangróvie, přemýšlela jsem: "Jak dát tohle do krabice?"
Bu mangrow bataklığını modellerken, bir yandan "bunun etrafına nasıl bir kutu geçiririz" diye düşünüyordum.Dan saat saya membuat model rawa bakau ini, saya berpikir, "Bagaimana saya menutupnya dengan kotak?"
Bu mangrow bataklığını modellerken, bir yandan "bunun etrafına nasıl bir kutu geçiririz" diye düşünüyordum.Et tandis que je modélisais cette mangrove, je me demandais, "Comment en dessiner les contours?"
Bu mangrow bataklığını modellerken, bir yandan "bunun etrafına nasıl bir kutu geçiririz" diye düşünüyordum.그리고 제가 이 홍수림을 모형제작하면서, 저는 스스로 생각했습니다, "어떻게 이것을 상자로 둘러쌀 수 있을까?"
Bu mangrow bataklığını modellerken, bir yandan "bunun etrafına nasıl bir kutu geçiririz" diye düşünüyordum.Pracując nad modelem, myślałam: jak to włożyć w pudełko?
Bu mangrow bataklığını modellerken, bir yandan "bunun etrafına nasıl bir kutu geçiririz" diye düşünüyordum.Şi în timp ce modelam mlaştina asta de mangrove, mă gândeam, "Cum pui o cutie în jurul ăsteia?"
Bu mangrow bataklığını modellerken, bir yandan "bunun etrafına nasıl bir kutu geçiririz" diye düşünüyordum.Stavo lavorando su questa palude di mangrovie, pensando: "come si può mettere una scatola attorno a questo?"
Bu mangrow bataklığını modellerken, bir yandan "bunun etrafına nasıl bir kutu geçiririz" diye düşünüyordum.Докато моделирах това мангрово блато, си мислех," Как да поставя кутия около това?"
Bu mangrow bataklığını modellerken, bir yandan "bunun etrafına nasıl bir kutu geçiririz" diye düşünüyordum.И когда я проектировала это мангровое болото, я думала про себя: "Как ты окружишь это коробкой?"
Bu mangrow bataklığını modellerken, bir yandan "bunun etrafına nasıl bir kutu geçiririz" diye düşünüyordum.פרטוקול קיוטו של האו"ם. ובזמן שיצרתי את המודל של ביצת המנגרובים הזו,
Bu mangrow bataklığını modellerken, bir yandan "bunun etrafına nasıl bir kutu geçiririz" diye düşünüyordum.وبينما كنت بصدد تصميم مستنقعات المنغروف ، كنت أفكر في نفسي : "كيف يمكنني وضع علبة حول هذا؟"
Bu mangrow bataklığını modellerken, bir yandan "bunun etrafına nasıl bir kutu geçiririz" diye düşünüyordum.私は考えました「どうやって周りに箱を作るのか?」と 私は植物を入れる箱を設計するとき、文字通り
Çiftliğe geri dönmek için 20 gün daha yollarda geçirirdik.20일이 걸려서 다시 농장으로 돌아왔지요.
Çiftliğe geri dönmek için 20 gün daha yollarda geçirirdik.Eram cerca de 20 dias para a viagem de regresso até estarmos de volta à quinta.
Çiftliğe geri dönmek için 20 gün daha yollarda geçirirdik.llevando miles de cabezas de ganado, y cerca de 20 días viajando para volver nuevamente a nuestra granja.
Çiftliğe geri dönmek için 20 gün daha yollarda geçirirdik.Over de terugreis naar de boerderij deden we 20 dagen.
Çiftliğe geri dönmek için 20 gün daha yollarda geçirirdik.Przez kolejne 20 dni, wracaliśmy na naszą farmę.
Çiftliğe geri dönmek için 20 gün daha yollarda geçirirdik.Wir brachten tausende Rinder dorthin und wir reisten etwa 20 Tage lang zurück zu unserer Farm.
Çiftliğe geri dönmek için 20 gün daha yollarda geçirirdik.המסע חזרה לחווה ארך עוד כ-20 ימים.
Çiftliğe geri dönmek için 20 gün daha yollarda geçirirdik.و بعد حوالي 20 يوماً نعود من الرحلة لكي نصل إلى مزرعتنا مرة أخرى.
Çiftliğe geri dönmek için 20 gün daha yollarda geçirirdik.農場に戻ってくるのです 私が15歳のとき
Çok büyük, dramatik bir sahne vardır... Oğlu gidince kalp krizi geçirir.Ada adegan besar, sangat dramatis dia terkena serangan jantung ketika anaknya pergi.
Çok büyük, dramatik bir sahne vardır... Oğlu gidince kalp krizi geçirir.Byla tam velká scéna, velmi dramatická jak má srdeční infarkt, když jeho syn odchází.
Çok büyük, dramatik bir sahne vardır... Oğlu gidince kalp krizi geçirir.C'e' una scena madre, molto drammatica e a lui viene un infarto quando suo figlio se ne va.