Mademki sen burası Boston'dasın, birlikte daha fazla zaman geçirebiliriz.Now that you're here in Boston, we can spend more time together.
Günün çoğunluğunu çim biçerek geçirdik.We spent most of the day pulling weeds.
Tom öğleden sonrayı arkadaşlarıyla geçirdi.Tom spent the afternoon with his friends.
Çokça zamanımı geçirdiğim yer burası.This is where I spend a lot of my time.
Tom'la Mary'yle geçirdiğimden çok daha fazla zaman geçirdim.I've spent a lot more time with Tom than with Mary.
Birlikte hayli zaman geçirdik.We've spent a great deal of time together.
Tom kitapçılarda çokça zaman geçirir.Tom spends a lot of time in bookstores.
Zamanımın çoğunu seni düşünerek geçiriyorum.I spend most of my time thinking about you.
Dersler tekrar başlamadan önceki son birkaç gününü nasıl geçireceksin?How are you going to spend your last few days before classes start again?
Sabahı yatakta kitap okuyarak geçirdim.I spent the morning in bed, reading a book.
Geceyi burada geçiremezsin.You can't spend the night here.
Keşke dışarıda daha fazla vakit geçirebilsem.I wish I could spend more time outdoors.
Tom ve Mary dün öğleden sonrayı birlikte geçirdiler.Tom and Mary spent yesterday afternoon together.
Burada biraz zaman geçirmek çok isterim.I'd love to spend some time here.
Gençliğimi yaban ellerde geçirdim.I spent my youth in foreign lands.
Düşman ele geçirdiği bölgede kukla bir garnizon devlet kurmaya çalışıyor.The enemy is trying to establish a puppet garrison state in the territory they occupied.
Hiç kafa travması geçirmiş miydiniz?Have you ever had a head injury?
Hiç retina dekolmanı geçirdiniz mi?Have you ever had a detached retina?
En son ne zaman astım krizi geçirdiniz?When was your last asthma attack?
Geçirdiğiniz bir astım krizinden dolayı hiç entübe edildiniz mi?Have you ever been intubated because of an asthma attack?
On dört gün boyunca günlerinizin çoğunu depresif geçirdiğiniz bir dönem oldu mu?Have you ever felt depressed for most of the day for 14 consecutive days?
Daha önce idrar yolu enfeksiyonu geçirip tedavi görmüş müydünüz?Have you ever been treated for a urinary tract infection?
Bütün sabahı sırada geçirdim.I've spent all morning in line.
Tüm sabahı kuyrukta geçirdim.I've spent all morning in line.
Amcalarım yılbaşı gecesini Japonya'da geçirecek. Kıskançlıktan çatır çatır çatlıyorum.My uncles will spend New Year's Eve in Japan. If envy could kill...
Zamanımın çoğunu böyle geçiriyorum.This is how I spend most of my time.
Hiroşi boş zamanının çoğunu anime izleyip manga okuyarak geçiren bir otaku.Hiroshi is an otaku who spends most of his free time reading mangas and watching animes.
İnsanlık evrim geçiriyor, ama ters yönde.Humanity is evolving, but backwards.
Mary burun operasyonu geçirdi.Mary had a nose operation.
Bütün günü işe başvuran insanlarla mülakat yaparak geçirdik.We spent all day interviewing people for the job.
Düzenlediği partide gerçekten güzel zaman geçirdim.I really had a good time at her party.
Burada harika zaman geçirdim.I had a wonderful time here.
Onca kusuruna rağmen yine de kendime söz geçiremeyip onu seviyorum.I can't help liking him in spite of his many faults.
Tom erkeklerin takıldığı maço sitelerde çok zaman geçiriyor.Tom spends a lot of time on the manosphere.
Bu tabaka su geçirmez.This stratum is waterproof.
Bu katman su geçirmezdir.This stratum is waterproof.
Banka araziyi ele geçirdi.The bank took possession of the land.
Tom açık havada vakit geçirmekten hoşlanır.Tom likes to spend time outdoors.
Tom dışarıda vakit geçirmekten hoşlanır.Tom likes to spend time outdoors.
Evde sakin bir akşam geçirdim.I spent a quiet evening at home.
Londra'da sekiz harika yıl geçirdim.I spent eight wonderful years in London.
William öğleden sonrayı parkta kitap okuyarak geçirdi.William spent the afternoon reading in the park.
Yidir, Paris'te birkaç gün geçirdi.Yidir spent few days in Paris.
Köyde ailemle birkaç gün geçirmek istiyorum.I want to spend a few days with my parents in the village.
Köyde anne ve babamla birkaç gün geçirmek istiyorum.I want to spend a few days with my parents in the village.
Tanina bu yıl tatilini büyüdüğü köyde geçirdi.Tanina has spent her holidays this year in the village where she grew up.
Kötü hava koşullarına rağmen harika bir zaman geçirdik.In spite of the bad weather, we had a great time.
Karl karantina protokolünü gözden geçirdi.Karl reviewed the quarantine protocol.
Tom ve arkadaşları günü sahili temizleyerek geçirdiler.Tom and his friends spent the day cleaning the beach.
Uzaylılar, Lukas'ı hayatının geri kalanını geçireceği başka bir gezegene götürdüler.The aliens brought Lukas to another planet where he will spend the rest of his life.
Stefan ve Amelia orada çok iyi vakit geçirdiler.Stefan and Amelia had such a good time there.
Stefan kız arkadaşıyla vakit geçiriyordu.Stefan was spending time with his girlfriend.
"10 bin asker kışı dağda geçirecek"."10 bin asker kışı dağda geçirecek".
Umarım güzel bir gün geçirirsiniz, Kaliforniya'dan sevgilerle.Hope everyone has a nice day, with love from California.
Bütün günümüzü makinelerle geçiriyoruz; bütün gecelerimizi makinelerle.We spend all day with machines; all night with machines.
Ayrıca farklı bir isimle birlikte çalışmaya devam ettiler ve Fransa'da biraz zaman geçirdiler.They also continued to perform together under a different name and spent some time in France.
Biz ekip olarak stüdyoda fazla vakit geçirmeyi seviyoruz.We like to spend more time in the studio as a team.
Pogany, Paris'te iki yıl geçirdi.Pogany spent two years in Paris.
Ertesi gün Stockholm'de bir kalp krizi geçirdi.The next day, she suffered a heart attack in Stockholm.
Dennis, rahatsız olan komşusundan daha fazla zaman geçirmeye başlar.Dennis starts spending more time with him than his annoyed neighbor.