Tom bir kalp krizi daha geçirdi.Tom has had another heart attack.
Tom akşamı çocuklarıyla televizyonda basketbol maçı izleyerek geçirdi.Tom spent the evening watching a basketball game on TV with his children.
Geçen hafta bir ameliyat geçirdim.I had an operation last week.
Onu yaparken zor bir zaman geçirdim.I had a hard time doing that.
Onu yaparken iyi vakit geçirdim.I had a good time doing that.
Tom yılbaşı gecesini ailesiyle birlikte geçirdi.Tom spent New Year's Eve with his family.
Tom bilgisayarında çok zaman geçirir.Tom spends a lot of time on his computer.
Tom, Boston'da iyi vakit geçiriyor gibi görünüyordu.Tom seemed to have a good time in Boston.
Tom iyi vakit geçiriyor gibi davranmaya çalıştı.Tom tried to pretend like he was having a good time.
Boston'da bir kaza geçirdim.I had an accident in Boston.
Boston'da iyi vakit geçirdim.I had a nice time in Boston.
Geçen ay kötü bir nezle geçirdim.I had a bad cold last month.
Ben iyi bir vakit geçirmiyorum.I'm not having a good time.
2013'te kalça ameliyatı geçirdim.I had hip surgery in 2013.
Olağanüstü bir yıl geçirdim.I had an exceptional year.
Kamp yaparken iyi vakit geçirdim.I had a good time camping.
Tom kötü bir sabah geçirdi.Tom has had a bad morning.
Tom iyi vakit geçiriyormuş gibi görünmediğimi söyledi.Tom said I didn't look like I was having a good time.
Bir ameliyat daha geçirdim.I had another operation.
Başka bir ameliyat geçirdim.I had another operation.
İşte kötü bir gün geçirdim.I had a bad day at work.
Gerçekten kötü bir gün geçirdim.I had a really bad day.
Harika bir haftasonu geçirdim.I had a great weekend.
Tom'a ev ödevini yaptırmak için zor zaman geçiriyorum.I'm having a hard time getting Tom to do his homework.
Harika bir yaz geçirdim.I had a great summer.
Tom, Avustralya'da zor zaman geçirdi.Tom had a rough time in Australia.
Tom çok zor bir hayat geçirdi.Tom has had a very difficult life.
Kötü bir yaz mevsimi geçirdim.I had a bad summer.
Tom çok yoğun bir hafta geçirdi.Tom has had a very busy week.
Eğer daha fazla çalışsaydı, sınavı geçirdin.If you'd studied harder, you would've passed the examination.
Tom uzun bir gün geçirdi.Tom had a long day.
Dün sahilde iyi vakit geçirdim.I had a good time at the beach yesterday.
Sence Tom iyi bir vakit geçirdi mi?Do you think Tom had a good time?
Tom sabahlarını bahçede geçirir.Tom spends his mornings in the garden.
Muhtemelen onu yaparken zor zamanlar geçireceğiz.We're probably going to have a hard time doing that.
Onu yaparken muhtemelen güzel zaman geçireceğiz.We're probably going to have a good time doing that.
Sami yerel bir kilisede vakit geçirdi.Sami spent time at a local church.
Sami hayatının geri kalanını hapiste geçirmek istemiyordu.Sami didn't want to spend the rest of his life in jail.
Sami bir felç geçirdi.Sami suffered a stroke.
Sami, Leyla'nın dairesinde çok fazla zaman geçirdi.Sami spent so much time at Layla's apartment.
Sami sorgu odasında altı gergin saat geçirdi.Sami spent six tense hours in the interrogation room.
Sami ve Leyla birlikte çok zaman geçirdiler.Sami and Layla spent a lot of time together.
Sami planını eyleme geçirdi.Sami put his plan into action.
Sami karısından ayrı olarak, gittikçe daha fazla zaman geçirdi.Sami spent more and more time apart from his wife.
Sami'nin çantası polis tarafından ele geçirildi.Sami's bag was seized by police.
Tatilinizi nerede geçireceksiniz?Where will you spend your vacation?
Sami fiziksel olarak travma geçirdi.Sami was physically traumatized.
Tatillerinizi genellikle nerede geçiriyorsunuz?Where do you usually spend your holidays?
Geçen yazı amcamlarda geçirdim.I spent last summer at my uncle's.
Sami hayatının geri kalanını parmaklıklar olmadan geçirecek.Sami will spend the rest of his life behind bars.
Sami, Leyla ile kaliteli zaman geçirdi.Sami spent quality time with Layla.
Sami geceyi onunla geçirmesi için Leyla'yı davet etti.Sami invited Layla to spend the night with him.
O şekilde birlikte daha fazla zaman geçirebiliriz.That way, we'll be able to spend more time together.
Tom günlerini zaman makinelerini hayal ederek geçirdi.Tom spent his days dreaming about time machines.
Tom günlerini zaman makineleri hakkında hayal ederek geçirdi.Tom spent his days dreaming about time machines.
Tom günün çoğunu Fransızca çalışarak geçirdi.Tom spent most of the day studying French.
Tom bütün sabahı garajı temizlemekle geçirdi.Tom spent all morning cleaning the garage.
Tom boş zamanlarının çoğunu okuyarak geçirir.Tom spends a lot of his free time reading.
Sami travma geçirdi.Sami was traumatized.
Bütün öğleden sonrayı onu yaparak geçirdim.I've spent all afternoon doing that.