Tom muhtemelen Mary ile daha fazla zaman geçirmeli.Tom should probably spend more time with Mary.
Tom orta yaş krizi geçiriyor.Tom is going through a midlife crisis.
Tutukluluğu sırasında Tom hücrede birkaç ay geçirdi.During his detention, Tom spent several months in the hole.
Bu haberi duyduğunda Tom ölümcül bir kalp krizi geçirdi.Upon hearing that news, Tom suffered a fatal heart attack.
O, ağır bir kalp krizi geçirdi.He survived a severe heart attack.
Tom kurşun geçirmez bir yelek giymişti.Tom was wearing a bulletproof vest.
Mal gümrük tarafından ele geçirildi.The goods were seized by customs.
Tatilini geçirmek için nereye gitmek istiyorsun?Where do you want to go and spend your vacation?
Dağın zirvesine ulaşmayı başardılar, ama geri inerken bir kaza geçirdiler.They succeeded in reaching the mountain summit, but had an accident when coming back down.
Pandalar her gün en az 12 saati bambu yiyerek geçirirler.Pandas spend at least 12 hours each day eating bamboo.
Akşamlarımızı nasıl geçirmeliyiz?How should we spend our evenings?
Tom hapiste otuz yıl geçirdi.Tom spent thirty years in prison.
Valentina Tereshkova Dünya'nın 48 yörüngesini yaptı. O uzayda neredeyse üç gün geçirdi.Valentina Tereshkova made 48 orbits of Earth. She spent almost three days in space.
1679'da, o bir sinir krizi geçirdikten sonra Newton'un işi durma noktasına geldi.In 1679, Newton's work came to standstill after he suffered a nervous breakdown.
Ben kesinlikle hiçbir şey yapmadan bütün günü yatakta geçirdim.I spent the whole day in bed doing absolutely nothing.
Bütün günü seninle geçirmek istiyorum.I want to spend the whole day with you.
Kitabı sana ödünç verebilirim, sonra onu gözden geçirebilirsin. Belki ondan hoşlanacaksın.I can loan you the book, then you can have a look at it. Maybe you will like it.
Dan Linda'dan geceyi onunla geçirmesini istedi.Dan asked Linda to spend the night with him.
Günün çoğunu yatakta geçirdim.I spent most of the day in bed.
Dan, Linda'nın günlüğünden düzinelerce sayfayı tarayarak saatler geçirdi.Dan spent hours scanning dozens of pages of Linda's diary.
Dan Linda ile harika bir zaman geçirdi.Dan had a great time with Linda.
Tom yaz tatilini büyük annesinin evinde geçirdi.Tom spent his summer vacation at his grandmother's.
Oldukça iyi zaman geçiriyorsun, değil mi?You're having a pretty good time, aren't you?
Tom bütün zamanını çalışarak geçirdi.Tom spent all his time working.
Noeli kiminle geçiriyorsun?Who are you spending Christmas with?
Neden geceyi bizimle geçirmiyorsun?Why don't you spend the night with us?
Belki birlikte biraz zaman geçirebiliriz.Maybe we could spend some time together.
Zamanını nasıl geçireceksin?How will you spend your time?
İyi zaman geçiriyor musun?Aren't you having a good time?
Siz arkadaşlar iyi zaman geçiriyor musunuz?Are you guys having a good time?
Herkes iyi zaman geçiriyor.Everybody is having a good time.
Herkes iyi zaman geçiriyor gibi görünüyor.Everybody seems to be having a good time.
İyi bir yaz geçir.Have a good summer.
Raporu gözden geçirmek için vaktiniz var mıydı?Did you have time to look over the report?
Tom bütün günü iş arayarak geçirdi.Tom spent all day looking for a job.
Tom annesine geceyi John'un evinde geçirebilip geçiremiyeceğini sordu.Tom asked his mother if he could spend the night at John's house.
Hiç burada kış geçirdin mi?Have you ever spent the winter here?
Geceyi burada mı geçirdin?Did you spend the night here?
Tom'un zor bir gün geçirdiği belli.It's obvious Tom has had a rough day.
Sen hiç Boston'da zaman geçirdin mi?Have you ever spent time in Boston?
Bunu tekrar gözden geçirir misin?Would you mind going over that again?
Tom bir kaza geçirdiği için dün derse geç kaldı.Tom was late for class yesterday because he had an accident.
Dan ve Linda yazı birlikte geçirdiler.Dan and Linda spent the summer together.
Birlikte biraz zaman geçirdiler ve sonunda birbirlerine aşık oldular.They spent some time together and eventually fell in love with each other.
Dün geceyi Tom'larda geçirdim.I spent last night at Tom's.
Tom ve Meryem yüzen evde rahatlatıcı bir hafta geçirdiler.Tom and Mary spent a relaxing week on a houseboat.
Tom ve Meryem yüzen evde bir hafta geçirip dinlendiler.Tom and Mary spent a week relaxing on a houseboat.
Sizin iç geçirmeniz boşuna - Ben sizin fantezinizi yerine getirmeyeceğim.Your sighs are in vain - I will not fulfil your fantasy.
Tom işte çok fazla zaman geçirir.Tom spends too much time at work.
Hayatımın çoğunu Boston'da burada geçirdim.I've spent most of my life here in Boston.
Tom bilgisayar başında haddinden çok zaman geçiriyor.Tom spends too much time on the computer.
Tom bilgisayarın başında çok fazla zaman geçiriyor.Tom spends too much time on the computer.
Harika vakit geçiriyor gibi görünüyorsun.It looks like you're having a great time.
Ömrü hayatını köyde geçirdi.He has spent all his born days in the village.
Bütün günümü kar küremekle geçirdim.I spent all day shoveling snow.
Tom ve Mary yazı birlikte geçirdiler.Tom and Mary spent the summer together.
Sanırım Tom'la zaman geçirmek hoşuna gidecek.I think you're going to enjoy spending time with Tom.
Hayatımın çoğunu burada geçirdim.I've spent most of my life here.
Boş zamanınızı nasıl geçireceğiniz size kalmış.It's up to you how you spend your free time.
Tom geceyi bir arkadaşının evinde geçirdi.Tom spent the night at a friend's house.