Tom zamanının çoğunu okuyarak geçirir.Tom spends a lot of his time reading.
Tom Mary'nin doğum günü partisi için bütün öğleden sonrayı hazırlanmakla geçirdi.Tom spent all afternoon getting ready for Mary's birthday party.
Tom harekete geçirilmiş gibi görünüyor.Tom seems to be motivated.
O, geceyi onunla geçirmeyi düşündü.She thought that he'd spend the night with her.
Tom hapiste üç yıl geçirdi.Tom spent three years in jail.
Tom hafta sonunu tek başına geçirdi.Tom spent the weekend by himself.
Tom sabahı tavanı boyayarak geçirdi.Tom spent the morning painting the ceiling.
Tom Boston'da çok zaman geçirdi.Tom spent a lot of time in Boston.
Tom Boston'da biraz zaman geçirdi.Tom spent some time in Boston.
Tom hayvanat bahçesinde zaman geçirmeyi severdi.Tom used to love to spend time at the zoo.
Ben bütün günü arkadaşımla geçirdim.I spent all day with my friend.
O ele geçirildi.She was cornered.
Tom yazları burada geçirirdi.Tom used to spend summers here.
Tom motosiklet kazası geçirdi.Tom was in a motorcycle accident.
Güzel bir Şükran Günü geçirdin mi?Did you have a good Thanksgiving?
Tom Boston'da hoşça vakit geçirdi mi?Did Tom have a good time in Boston?
Ben Tom'la bir saniye geçirebilir miydim?Could I have a second with Tom?
Tom ile daha fazla vakit geçirmek istiyorum.I want to spend more time with Tom.
Son üç saati sadece Tom'la konuşarak geçirdim.I've just spent the last three hours talking with Tom.
Tom ve Mary geceyi John ve Alice ile konuşarak geçirdi.Tom and Mary spent the night talking with John and Alice.
İstanbul'da bir hafta geçirdim.I've spent a week in Istanbul.
Benim yaklaşımımı gözden geçirmem ve revize etmem gerekiyor.I need to review and revise my approach.
Tom çırak olarak on yıl geçirdi.Tom spent a decade as an apprentice.
Savaş mahkumu olarak yedi yıl geçirdikten sonra Tom çökmüş bir adamdı.Having spent seven years as a prisoner of war, Tom was a broken man.
Doğum gününü yalnız geçirmene müsaade etmeyeceğim.I'm not going to let you spend your birthday alone.
Doğum gününü yalnız geçirmene izin vermemin hiç bir yolu yok.There's no way I'm letting you spend your birthday alone.
Pazarlığının sonucunu uygun bir şekilde gözden geçirmelisin.You must appropriately review the outcome of your bargain.
Tom'la buluşmadan önce geçirecek birkaç saatimiz var.We've got a couple of hours to kill before we meet Tom.
Dün gece harika zaman geçirdim.I had a great time last night.
Bazen neredeyse bütün günü bir şey yapmadan geçirmek istersin.Sometimes you just want to spend the whole day doing nothing.
Konuklar ve fazla ev işi nedeniyle, çok hareketli bir hafta geçirdim.What with the visitors and all the extra housework, I've had a very busy week.
Tom ve Mary zaten noeli şehirdeki akrabalarıyla geçirmeyi planlıyorlar.Tom and Mary are already planning to spend Christmas with their relatives in the city.
Zamanınızı nasıl geçiriyorsunuz?How do you spend your time?
Yazım hataları için bu belgeyi gözden geçirir misiniz?Could you look over this document for spelling mistakes?
Seninle daha çok vakit geçirmek istiyorum.I'd like to spend more time with you.
Balayımızı yurtdışında geçirmeyi planlıyoruz.We plan to spend our honeymoon abroad.
Gerçekten harika bir zaman geçiriyorum.I'm having a really great time.
Arkadaşlarınla çok zaman geçiriyor musun?Do you spend a lot of time with your friends?
Tom'la çok zaman geçiriyor musun?Do you spend a lot of time with Tom?
Tom'la beraber çok zaman geçiriyor musunuz?Do you and Tom spend a lot of time together?
Tom tüm yaşamını Avustralya'da geçirdi.Tom spent his whole life in Australia.
Güzel bir zaman geçirdim.I had a nice time.
Mükemmel bir zaman geçirdim.I've had a great time.
Tom oyun odasını gözden geçirdi.Tom looked into the rec room.
Tom odasında tek başına çok zaman geçiriyor.Tom has been spending a lot of time alone in his room.
Tom çocuklarıyla geçirmek için daha fazla zamanının olmasını istedi.Tom wished he had more time to spend with his children.
Hapiste zaman geçirdiğini bilseydi Tom Mary ile evlenmezdi.Tom wouldn't have married Mary if he'd known she had spent time in prison.
Tom son üç yılı hapishanede geçirdi.Tom has spent the past three years in prison.
Tom her hafta sonunu Boston'da geçirir.Tom spends every weekend in Boston.
Tom her hafta sonunu amcasının evinde geçirir.Tom spends every weekend at his uncle's.
Gelecek üç ay zamanımın çoğunu Boston'da geçireceğim.I'll be spending most of my time in Boston the next three months.
Bugün gerçekten iyi vakit geçirdim.I really had a good time today.
Yazını nasıl geçirdin?How did you spend your summer?
Hafta sonunu nasıl geçirmeyi planlıyorsun?How do you plan to spend your weekend?
Geçen hafta sonunu nasıl geçirdin?How did you spend last weekend?
Ben seninle vakit geçirmekten hoşlanırım.I like spending time with you.
Tom sefil bir zaman geçiriyor.Tom is having a miserable time.
Tom çocukları ile vakit geçirmek istiyor.Tom wants to spend time with his children.
Boston'da geçirdiğim zaman, yıllarca hatıralarımı süsleyecek.I will have good memories of my time in Boston for many years.
Tatilimi Avustralya'da geçirdim.I spent my vacation in Australia.