Tom boş zamanının çoğunu Fransızca çalışarak geçirir.Tom spends most of his free time studying French.
Tom düşman hatlarının gerisinde biraz zaman geçirdi.Tom spent some time behind enemy lines.
Tom gecenin geri kalanını Mary'yi düşünerek geçirdi.Tom spent the remainder of the night thinking about Mary.
Tom bir esir kampında üç yıl geçirdi.Tom spent three years in a prison camp.
Tom ceketini çıkardı, kurşun geçirmez yelek giydi ve sonra ceketini geri giydi.Tom took off his jacket, put on a bullet-proof vest, and then put his jacket back on.
Tom öyle travma geçirmiş ki güçlükle konuşuyordu.Tom was so traumatized he could barely speak.
Sen Marie'yle zaman geçirdin.You've spent time with Marie.
Tom yaşamının çoğunu ABD'de geçirdi.Tom spent most of his life in the United States.
Tom dün gece kötü bir gece geçirdi.Tom had a bad night last night.
Şimdiye kadar hoşça vakit geçirdim.I've had a good time so far.
Çinli firmalar, dünya pazarını ele geçirmek için bir arayış başlattı.Chinese firms have embarked on a quest to conquer the world market.
Çinli firmalar dünya pazarını ele geçirme arayışına girdi.Chinese firms have embarked on a quest to conquer the world market.
Onlar onun hakkında zor bir hayat geçirdi.They had a rough time of it.
Beni nehrin karşısına geçir.Row me across the river.
Tom zamanının çoğunu evde geçirir.Tom spends most of his time at home.
Tom az önce bir kalp krizi geçirdi.Tom just had a heart attack.
Tom az önce bir felç geçirdi.Tom just had a stroke.
Fransızca çalışarak bir haftada en az üç saat geçiririm.I spend at least three hours a week studying French.
Zor bir gün geçirdim, tek istediğim erken bir gecedir.I've had a hard day, all I want is an early night.
Bütün hayatını insanlara yardım ederek geçirdi.He spent his entire life helping people.
On üç yaşındayken hastanede üç ay geçirdim.I spent three months in hospital when I was thirteen.
Mary geceyi arkadaşının evinde geçirebilip geçiremeyeceğini sordu.Mary asked if she could spend the night at her friend's house.
Kısa bir çatışmadan sonra kasabayı ele geçirdik.We seized the town after a short battle.
Tom bir kaza geçirdi ve şimdi Boston'da bir hastanede.Tom was in an accident and is now in a hospital in Boston.
Tom sivil polis olarak çalışarak Boston'da üç yıl geçirdi.Tom spent three years in the Boston working as an undercover policeman.
Tom bütün hayatını insanlara yardım ederek geçirdi.Tom spent his entire life helping people.
Tom hapiste bir gece geçirmek zorunda kaldı.Tom had to spend a night in jail.
Tom Boston'da bir araba kazası geçirdi.Tom had a car accident in Boston.
Tom geceyi arkadaşının evinde geçirebilip geçiremiyeceğini sordu.Tom asked if he could spend the night at his friend's house.
Geçen yaz Boston'da üç hafta geçirdim.I spent three weeks in Boston last summer.
Boston'da hiç zaman geçirdin mi?Have you ever spent any time in Boston?
Boston'da iyi zaman geçirdin mi?Did you have a good time in Boston?
Tom bir bisiklet kazası geçirdi.Tom was in a bicycle accident.
Geceyi burada geçirmek istiyorum.I want to spend the night here.
Çok hoş bir gece geçirdim.I had such a lovely night.
Mary mükemmel şekilde manikürlü tırnaklarını saçının içinden geçirdi.Mary ran her perfectly manicured nails through her hair.
Birlikte çok zaman geçirdik.We spent a lot of time together.
Tom, kurşun geçirmez yeleğini çıkardı.Tom took off his bullet-proof vest.
Onun oynak alayı onu harekete geçirdi.Her playful teasing galvanized him into action.
Daha önce bu hastalığı geçirdim.I had this illness before.
Tom üç trafik kazası geçirdi.Tom has been in three traffic accidents.
Ben tüm sabahı odun kesmekle geçirdim.I spent all morning chopping wood.
Onunla zaman geçirmeyi seviyorum.I love spending time with her.
Mary ile vakit geçirmeyi seviyorum.I love spending time with Mary.
Ben Tom'la zaman geçirmekten hoşlanırım.I enjoy spending time with Tom.
Zor bir gün geçirmişsin gibi görünüyor.It looks like you had a tough day.
Bence ailenle daha fazla vakit geçirmelisin.I think you need to spend more time with your family.
Boşa geçirilecek zamanımız yok.We have no time to waste.
Boşa geçirilecek hiç zamanımız yok.We don't have any time to waste.
Bu yıl tatilimizi başka yerde geçireceğiz.This year we are going to spend our holidays elsewhere.
Tatilleri sakin bir yerde geçirmek istiyoruz.We want to spend the holidays in a quiet place.
Tom'un bir tür kaza geçirdiğini anlıyorum.I understand Tom had some sort of accident.
Tom dosyayı gözden geçirdi.Tom looked over the file.
Birlikte iyi vakit geçirdik.We had a good time together.
Birlikte harika bir zaman geçirdik.We had a wonderful time together.
Biz geçen yaz birlikte biraz zaman geçirdik.We spent some time together last summer.
Tom'la zaman geçirmen gerekiyor.You need to spend time with Tom.
Onun atı kalp krizi geçirdi.His horse had a heart attack.
Atı kalp krizi geçirdi.Her horse had a heart attack.
Genellikle hafta sonlarını nasıl geçirirsiniz?How do you usually spend your weekends?