'uçucu gazlar'a dayanarak teşhis edilebileceğini belgelemişlerdir.진단할 수 있다고 발표하고 기록했습니다.
'uçucu gazlar'a dayanarak teşhis edilebileceğini belgelemişlerdir.בהתבסס על חומרים נדיפים שמפרישים החולים.
'uçucu gazlar'a dayanarak teşhis edilebileceğini belgelemişlerdir.استنادا إلى المواد المتطايرة من المرضى.
'uçucu gazlar'a dayanarak teşhis edilebileceğini belgelemişlerdir.診断することができます そこで私たちは試しに
Ve bu kılcal damarlar, oksijen, nitrojen ve karbondioksit gibi gazları geçirecek yapıdadır.E questo è poroso ai gas come ossigeno e azoto, di anidride carbonica.
Ve bu kılcal damarlar, oksijen, nitrojen ve karbondioksit gibi gazları geçirecek yapıdadır.그리고 모세혈관은 산소, 질소, 이산화 탄소와 같은 기체들이 통과할 수 있게 되어 있습니다
Ve bu kılcal damarlar, oksijen, nitrojen ve karbondioksit gibi gazları geçirecek yapıdadır.Notre diaphragme se contracte, ce qui le fait descendre et qui permet l'expansion des poumons.
Ve bu kılcal damarlar, oksijen, nitrojen ve karbondioksit gibi gazları geçirecek yapıdadır.Ścianki pęcherzyków i kapilar są przepuszczalne dla azotu, tlenu i dwutlenku węgla.
Ve bu kılcal damarlar, oksijen, nitrojen ve karbondioksit gibi gazları geçirecek yapıdadır.Und sie ist für Gase wie Sauerstoff oder Sticksoff und CO2 durchlässig.
Ve bu kılcal damarlar, oksijen, nitrojen ve karbondioksit gibi gazları geçirecek yapıdadır.Капилляр - проницаемый для газов: кислорода, азота и углекислого газа.
Ve bu kılcal damarlar, oksijen, nitrojen ve karbondioksit gibi gazları geçirecek yapıdadır.Ось так. Кисень, азот та вуглекислий газ можуть проникати в ці капіляри.
Ve bu kılcal damarlar, oksijen, nitrojen ve karbondioksit gibi gazları geçirecek yapıdadır.הוא עביר לגאזים כמו חמצן, חנקן ופחמן -דו-חמצני.
Ve büyük olasılıkla ideal gazlar gibi davranacaklardır birbirleriyle çok çok küçük çekimleri vardır.Budou se chovat téměř jako ideální plyny protože se velice málo navzájem přitahují.
Ve büyük olasılıkla ideal gazlar gibi davranacaklardır birbirleriyle çok çok küçük çekimleri vardır.Und sie sind am ehesten wie ideale Gase Verhalten weil sie sehr, sehr klein haben Attraktion zueinander.
Ve karbondioksit gibi gazların ısıyı soğurduğunu ve böylece bir battaniye gibi davrandıklarını,Hän osoitti, että CO2:n kaltaiset kaasut sitovat lämpöä ja toimivat siten peitteen tavoin
Ve karbondioksit gibi gazların ısıyı soğurduğunu ve böylece bir battaniye gibi davrandıklarını,그는 이산화탄소와 같은 열을 흡수하는 가스들은 지구 표면을 따뜻하게 만드는
Ve karbondioksit gibi gazların ısıyı soğurduğunu ve böylece bir battaniye gibi davrandıklarını,la superficie terrestre. Trabajé con otros científicos para analizar
Ve karbondioksit gibi gazların ısıyı soğurduğunu ve böylece bir battaniye gibi davrandıklarını,Và ông ấy chỉ ra rằng những khí như CO2 hấp thụ sức nóng, và phản ứng như một cái chăn
Ve karbondioksit gibi gazların ısıyı soğurduğunu ve böylece bir battaniye gibi davrandıklarını,והוא הראה שגזים כמו פחמן דו חמצני סופגים חום, ולכן מתפקדים כמו שמיכה
Ve karbondioksit gibi gazların ısıyı soğurduğunu ve böylece bir battaniye gibi davrandıklarını,وقد أظهر أن الغازات مثل ثاني أكسيد الكربون تمتص الحرارة، وبالتالي تتصرف مثل بطانية
Ve karbondioksit gibi gazların ısıyı soğurduğunu ve böylece bir battaniye gibi davrandıklarını,この吸収が地球の表面を温める布団のように 作用していると示しました
Ve size iki akışkan örneği vermiştim: sıvılar ve gazlar. -Annoin juuri kaksi esimerkkiä nesteistä On nesteitä. Nesteitä. ja kaasuja.
Ve size iki akışkan örneği vermiştim: sıvılar ve gazlar. -A zmíním dva příklady tekutin: kapaliny a plyny.
Ve size iki akışkan örneği vermiştim: sıvılar ve gazlar. -Właśnie przedstawiłem wam dwa rodzaje płynów Ciecze oraz gazy. To są dwa rodzaje płynów.
Ve size iki akışkan örneği vermiştim: sıvılar ve gazlar. -נתתי לכם שתי דוגמאות של זורמים. ישנם נוזלים, וישנם גזים. אלה שני סוגים של זורמים.
Ve size iki akışkan örneği vermiştim: sıvılar ve gazlar. -وكان لدينا مثالان على الموائع: احدهما سوائل والآخر غازات. هذان نوعان
Ve size iki akışkan örneği vermiştim: sıvılar ve gazlar. -液体があって、 気体があるね。それらは2種類の流体だよ。 両方とも、容器の形をとるんだ。
Ve yanan tüm bu petrol ve gazlar, tüm fosil yakıtları, atmosferi büyük ölçüde değiştiriyor.A všetko to spaľovanie ropy, uhlia, plynu a všetkých fosílnych palív nesmierne zmenilo atmosféru.
Ve yanan tüm bu petrol ve gazlar, tüm fosil yakıtları, atmosferi büyük ölçüde değiştiriyor.Dan semua pembakaran minyak, batu-bara dan gas, semua bahan bakar fosil, telah sangat merubah atmosfer.
Ve yanan tüm bu petrol ve gazlar, tüm fosil yakıtları, atmosferi büyük ölçüde değiştiriyor.En al het opbranden van olie, kolen en gas alle fossiele brandstoffen, hebben de atmosfeer flink veranderd.
Ve yanan tüm bu petrol ve gazlar, tüm fosil yakıtları, atmosferi büyük ölçüde değiştiriyor.기름, 석탄, 가스 그리고 모든 화석연료의 연소는 대기에 많은 변화를 가지고 왔습니다.
Ve yanan tüm bu petrol ve gazlar, tüm fosil yakıtları, atmosferi büyük ölçüde değiştiriyor.Şi toată arderea de petrol şi cărbuni şi benzină, toţi combustibilii fosili, au schimbat radical atmosfera.
Ve yanan tüm bu petrol ve gazlar, tüm fosil yakıtları, atmosferi büyük ölçüde değiştiriyor.Spalanie ropy, węgla i gazu, wszystkich paliw kopalnych bardzo zmieniło atmosferę.
Ve yanan tüm bu petrol ve gazlar, tüm fosil yakıtları, atmosferi büyük ölçüde değiştiriyor.Và tất cả việc đốt dầu, than đá và khí gas, các loại nhiên liệu hóa thạch, đã làm khí quyển biến đổi mạnh mẽ.
Ve yanan tüm bu petrol ve gazlar, tüm fosil yakıtları, atmosferi büyük ölçüde değiştiriyor.Veškeré spalování ropy, uhlí a plynu a všech fosilních paliv nesmírně změnilo atmosféru.
Ve yanan tüm bu petrol ve gazlar, tüm fosil yakıtları, atmosferi büyük ölçüde değiştiriyor.Сжигание нефти, угля и газа и всех ископаемых видов топлива, значительно изменило атмосферу.
Ve yanan tüm bu petrol ve gazlar, tüm fosil yakıtları, atmosferi büyük ölçüde değiştiriyor.וכל שריפת הנפט והפחם והגז, ודלקי המאובנים, שינו מאד את האטמוספרה.
Ve yanan tüm bu petrol ve gazlar, tüm fosil yakıtları, atmosferi büyük ölçüde değiştiriyor.وكل تلك المواد النفطية والزيوت والوقود الاحفوري الذي يتم حرقه في كوكبنا قد غير الغلاف الجوي بصورة كبيرة
Ve yanan tüm bu petrol ve gazlar, tüm fosil yakıtları, atmosferi büyük ölçüde değiştiriyor.所有燃燒嘅燃油、煤、燃氣 所有化石燃料 已經嚴重影響大氣層
Ve yanan tüm bu petrol ve gazlar, tüm fosil yakıtları, atmosferi büyük ölçüde değiştiriyor.石油 石炭 ガソリンなどを 燃やすことによって 大気は大きく変化し CO2レベルも上がり続けています
Yani bu asal gazlar oldukça elektronegatiftir.Así que estos también son muy electronegativo.
Yani bu asal gazlar oldukça elektronegatiftir.Diese Jungs sind also auch sehr elektronegativen.
Yani bu asal gazlar oldukça elektronegatiftir.Disse fyre er så også meget elektronegative.
Yani bu asal gazlar oldukça elektronegatiftir.Então, esses caras também são muito eletronegativo.
Yani bu asal gazlar oldukça elektronegatiftir.그래서 이것들도 매우 전기 음성도가 큽니다.
Yani bu asal gazlar oldukça elektronegatiftir.Są więc silnie elektroujemne.
Yani bu asal gazlar oldukça elektronegatiftir.Takže jsou velmi elektronegativní.
Yani bu asal gazlar oldukça elektronegatiftir.Тож вони дуже електронегативні.
Yani gökyüzündeki ışıklara baktıklarında sadece yanan maddeler, kayalar ya da patlayan gazlar görmediler.하늘에 광명이 비출 때 그들이 보는 것은 연소하는 물질이나 바위, 화염 혹은
Yani gökyüzündeki ışıklara baktıklarında sadece yanan maddeler, kayalar ya da patlayan gazlar görmediler.Verlichte wezens kunnen al het leven op alle planeten zien.
Yani gökyüzündeki ışıklara baktıklarında sadece yanan maddeler, kayalar ya da patlayan gazlar görmediler.אז הם לא, כאשר הם מסתכלים החוצה ורואים את אותם האורות האלה שהראית בשמיים, הם לא רק רואים פיסות חומר נשרף
Yani gökyüzündeki ışıklara baktıklarında sadece yanan maddeler, kayalar ya da patlayan gazlar görmediler.ولذا فهم عند النظر خارجا ورؤية تلك الأضواء التي عرضوها في السماء, لا يرون فقط أجزاء من المادة المحترقة
Yani gökyüzündeki ışıklara baktıklarında sadece yanan maddeler, kayalar ya da patlayan gazlar görmediler.彼らは単に物質の破片が燃えているとか 岩石や炎やガスが爆発していると言うようには見ないのです。
Yani söz konusu gazlar ise balonu sıkıştırarak hacmi azaltabiliriz.Du kunne faktisk klemme den og få hele volumenet mindre.
Yani söz konusu gazlar ise balonu sıkıştırarak hacmi azaltabiliriz. Gazlar ve sıvılar arasındaki fark budur.Dessa är två exempel på vätskor.
Yani söz konusu gazlar ise balonu sıkıştırarak hacmi azaltabiliriz. Gazlar ve sıvılar arasındaki fark budur.Můžete ho opravdu stlačit a zmenšit celkový objem.
- Yani söz konusu gazlar ise balonu sıkıştırarak hacmi azaltabiliriz. Gazlar ve sıvılar arasındaki fark budur.Si on le serre en toutes directions, disons que ce ballon est rempli d'eau.
Yani söz konusu gazlar ise balonu sıkıştırarak hacmi azaltabiliriz. Gazlar ve sıvılar arasındaki fark budur.Voisit itse asiassa puristaa sitä ja saada koko sen tilavuuden pienemmäksi.
Yani söz konusu gazlar ise balonu sıkıştırarak hacmi azaltabiliriz.ניתן ללחוץ עליו ולהקטין
Yani söz konusu gazlar ise balonu sıkıştırarak hacmi azaltabiliriz.يمكنك فعلا ضغطه وجعل