Ama yaşamı gayet mütevazı idi ve bunun için "cimri" olmakla nitelendirmekte idi.He was well on in life when his method of prayer was questioned.
Harry ve Ron'a göre gayet rahatsızdır.It is also highly uncomfortable, according to Ron and Harry.
Önce 863 yılında gayet isyankar olan büyük kardeşi II. Carloman) babalarına karşı isyan etti.In 863 his rebellious eldest brother Carloman revolted against their father.
Malcom Elena'yı kaybetme ihtimalinden gayet korktuğunu ifade eder.However, Damon is afraid that this will mean losing Elena.
Daha çocukken gayet zeki olduğu anlaşılmıştı.It is said that he was very intelligent as a child.
İlk başta işler gayet iyi gidiyordu.The operation initially went well.
Fakat bu sefer gayet başarısız oldu.However, this time he was not successful.
Öldüğü zaman gayet fakir olduğu da bilinmektedir.He is believed to have been poor at his death.
Ama Bizans İmparatorluğu gayet güçlü idi ve saldırı başarısız kaldı.But competition from the NBA became too great and the effort failed.
Gayet acele Anadolu tarafına geçirildi.We very quickly brought him down to earth.
Kanalın yapılması için gayet büyük sayıda işçi kullanıldı.A number of series are planned for the channel.
Dido gayet bitkindir ve Belinda onu teskin etmeye çalışmaktadır.Dido is distraught and Belinda comforts her.
Gretel ile birlikte Hansel oradan koşup ayrılmaya gayet ederler.Hansel and Gretel manage to escape.
Yalnız kalan Kont Floreski gayet kızgındır.Count Koulansky is delighted.
Hükümdar olarak Justinianus görevinde gayet yüksek enerji sarf etmesi ile tanınmıştı.As a ruler, Justinian showed great energy.
Julia gayet zor duruma düşmüştür.Julia suffered so much.
Özel hayatları da gayet sıkı kurallara bağlı idi.Life was also structured by strict rules.
Bu harekatında gayet merhametsiz hareket etti.He played way too passively.
Şişman Karl sanki "kucağına düşen" bu üçüncü krallığı gayet sevinçle kabul etti.".Charles gladly accepted, it being the third kingdom to "fall into his lap".
Ama bu sefer seyirci tarafından gayet popüler olarak karşılandı.This time, however, the portrait was well received by the public.
Gayet belagatlı olarak düşünceli ve iyi konuşma yapmayı bilmekteydi.He seemed very cooperative and willing to speak.
Bunun sebebi de gayet açıktır.Because of this, it is very straight.
Bunlar gayet gizli yapılmakta Firuz ve Beomondo dışında kimse tarafından bilinmemekteydi.Everyone is surprised except Nubia, who figured it out earlier.
(Koro: Qual rapido torrente/Gayet hızlı bir sel gibi dusmani eliyeceğiz.")Whatever he does, he does it with a temporal precision sharp as a razor.
Gayet şiddetli bir fırtına esmektedir.There is a heavy thunderstorm.
Hükümdarlığının ilk yılları gayet huzurlu geçti.The first years of the regency were relatively tranquil.
Buna karşılık İskoçya'da durum gayet değişik olmuştur.Scotland The situation in Scotland is very different.
Carlo Anjulu Roma'da gayet iyi karşılandı ve popüler oldu.Nelson was the richest man in Samoa at the time and well-travelled.
Halbuki olaylar gayet normal seyrediyordu.There, they were surprised with what they saw.
Pasquale Cicogna gayet koyu inançlı Katolik Hristiyan bir dindar kişi idi.Azarola was a man of deep Christian convictions.
Ana caddeler ve ara yollar gayet düzgündür.Most streets and avenues are one-way.
Bana gâyet hos geldi.Kayib mina kapu goeiga.
Yavrular doğuşta gayet büyüktür.Babies are born healthy.
Bu nedenle bu eserin çevirisi gayet zordur.This translation is very problematic.
Nehir deltası gayet geniş olup yaklaşık 100 km uzunluğunda ve 100 km genişliğindedir.The Ogowe Delta is quite large, about 100 km long and 100 km wide.
Gözlerini kan bürümüş, gayet korkunç idi.Their eyes were large and their cheeks broad.
Bunun yapılma sebebi gayet rahat üs olarak kullanılabilinmesidir.This is done as an implementation convenience.
Buda: Ben acıyı gayet iyi biliyor ve görüyorum, Kasapsa.After a serious battle, Robot dad wins and is pleased; he looks at misae.
Odalar gayet geniş bir şekilde yapılmış ve balkonludur.The rooms are properly ventilated and well lit.
İki tarafta gemileri arasındaki muharebe gayet şiddetli geçti.The difference between the two navies was even greater.
Antonio Priuli gayet koyu Katolik dindar idi.Austria was overwhelmingly Catholic.
Bu sırada Varbel de gelir ve gayet kötü bir haber getirmektedir.In the ongoing Forti saga there is good news and bad news.
Bu geçiş ile geriye dönüş uzun sürmekte idi ve gayet zor olmakta idi.He made a run for it but was soon recaptured.
Kont bundan gayet üzüntü duyar ve ondan ayrılmaya hazırlanır.The group becomes confused and decides to leave.
Enrico Lucia'nın bu evliliği kabul edeceğinden şüphelidir ve gayet endişe içindedir.Enrico worries about whether Lucia will really submit to the wedding.
Fakat Suriye'yi ellerine geçirme onlara gayet büyük gaileler çıkardı.Then they laid their hands upon them, and they received the Holy Spirit.
Sandrina'yı gayet büyük bir korku sarmıştır.Sandrine is shocked.
Cinna gayet suskun duramaktadır.Queenie is strikingly absent.
Boniface'in ailesi doğuda gayet iyi tanınıyordu.Clarke's family was well respected in the area.
Bu konular o dönemde gayet olağan ve beklenen bir formül üzerine geliştirilmiştir.His condition was listed at serious but stable that evening.
Ayrıca organik tarım açısından da gayet gelişmiştir.The department is also well advanced in the field of organic farming.
Ada gayet çeşitli orijinli jeolojik kayalardan oluşmuştur.The island consists of varied geological provinces.
Osmanlı Planı gayet basit şekilde hazırlandı.The plan was eventually executed through a very simple way.
Tohumlar gayet küçük ve boldur.The seeds are always small and numerous.
Gayet sakin tabiatlı idi ve önce devlet hizmeti veya askerlik kariyerine girmekten sakındı.Military service or simple distance prevented the exercise of citizenship.
O da savaş için asker gitmiştir ama gayet kötü duruma düşmüştür.He was in the Army during the war and probably had quite a difficult war.
Birçok konuda çok açık görüşlü, gayet rahat ve uysal biri.They are very understanding and kind and firm in a way.
Bu gayet kolay.That's pretty straightforward.
Böyle gayet iyi.I think that's pretty good.
Bu numaranın amacı gayet basit.And the object of this is quite simple.