Bulduğumuz cevap bu ve gayet mantıklı.답을 구했습니다 일리가 있습니다
Bulduğumuz cevap bu ve gayet mantıklı.Questa è la risposta che abbiamo ottenuto. E ha un senso.
Bulduğumuz cevap bu ve gayet mantıklı.To je odpověď, kterou jsme získali. A dává to smysl.
Bulduğumuz cevap bu ve gayet mantıklı.To jest odpowiedź jaką otrzymaliśmy. I to ma sens.
Bulduğumuz cevap bu ve gayet mantıklı.Това е отговорът, който получихме. Има логика в това.
Bulduğumuz cevap bu ve gayet mantıklı.وهذا الجواب هو الذي حصلنا عليه وهذا منطقي
Bulduğumuz cevap bu ve gayet mantıklı.これは意味が通りますね. 現実的かどうかのチェックをするのは いつも良いことです.
Bu nasıl mümkün olabilir" ve editör dedi ki, gayet büyük bir küçümseme ileJak to w ogóle jest możliwe?" A wydawca, z pogardą, stwierdził:
Bu nasıl mümkün olabilir" ve editör dedi ki, gayet büyük bir küçümseme ile편집자는 상당히 업신여기며
Bu nasıl mümkün olabilir" ve editör dedi ki, gayet büyük bir küçümseme ileCome è possibile?" L'editore disse, con enorme sdegno,
Bu nasıl mümkün olabilir" ve editör dedi ki, gayet büyük bir küçümseme ileCum e posibil aşa ceva?" Editorul mi-a răspuns, cu un dispreţ teribil,
Bu nasıl mümkün olabilir" ve editör dedi ki, gayet büyük bir küçümseme ile"Qu'est ce qui se passe ? Comment est-ce possible ?" L'éditeur a répondu, avec un dédain énorme,
Bu nasıl mümkün olabilir" ve editör dedi ki, gayet büyük bir küçümseme ile"Wat is er aan de hand? Hoe is dit mogelijk?" De redacteur zei, met enorme minachting:
Bu nasıl mümkün olabilir" ve editör dedi ki, gayet büyük bir küçümseme ileWie ist das möglich?." Der Redakteur sagte mit großer Missachtung,
Bu nasıl mümkün olabilir" ve editör dedi ki, gayet büyük bir küçümseme ileY el editor dijo, con gran desdén,
Bu nasıl mümkün olabilir" ve editör dedi ki, gayet büyük bir küçümseme ileКак е възможно?" Редакторът отвърна с огромно презрение:
Bu nasıl mümkün olabilir" ve editör dedi ki, gayet büyük bir küçümseme ileЧто-то не то?" Редактор, с неописуемым снисхождением, отвечает:
Bu nasıl mümkün olabilir" ve editör dedi ki, gayet büyük bir küçümseme ileהעורך אמר, בבוז עצום,
Bu nasıl mümkün olabilir" ve editör dedi ki, gayet büyük bir küçümseme ileفأجابني رئيس تحرير ، مع ازدراء كامل ،
Bu nasıl mümkün olabilir" ve editör dedi ki, gayet büyük bir küçümseme ile「読んだよ
Bundan söz etmek zordur çünkü anne-babalık reklamları gayet yanıltıcı.A cítili sme, že to bolo také ťažké aj kvôli nepravdivej reklame o rodičovstve.
Bundan söz etmek zordur çünkü anne-babalık reklamları gayet yanıltıcı.A zdá se nám, že to bylo tak těžké také kvůli té falešné reklamě okolo rodičovství.
Bundan söz etmek zordur çünkü anne-babalık reklamları gayet yanıltıcı.És úgy érezzük, hogy a nehézségek közül némelyiknek a szülöi szerep körüli téves hírverés volt az oka.
Bundan söz etmek zordur çünkü anne-babalık reklamları gayet yanıltıcı.Et nous ressentons qu'une partie de cette difficulté provient de la fausse image que l'on se fait des parents.
Bundan söz etmek zordur çünkü anne-babalık reklamları gayet yanıltıcı.I mamy poczucie, że część tych trudnośći wzięła się z nieuczciwych reklam rodzicielstwa.
Bundan söz etmek zordur çünkü anne-babalık reklamları gayet yanıltıcı. (Kahkahalar)Čutiva pa, da del teh težav izvira iz izkrivljenega oglaševanja okrog starševstva.
Bundan söz etmek zordur çünkü anne-babalık reklamları gayet yanıltıcı.Kami merasa, beberapa kesulitan itu timbul karena iklan tentang mengasuh anak yang menyesatkan.
Bundan söz etmek zordur çünkü anne-babalık reklamları gayet yanıltıcı.그리고 우리가 그런 어려움을 느끼는 것은 양육에 관한 이런 잘못된 광고때문입니다.
Bundan söz etmek zordur çünkü anne-babalık reklamları gayet yanıltıcı.Şi simţim că o parte din acea dificultate a fost datorită acestei reclame false din jurul creşterii copiilor.
Bundan söz etmek zordur çünkü anne-babalık reklamları gayet yanıltıcı.Wij denken dat een deel van die moeilijkheid door valse reclame over ouderschap kwam.
Bundan söz etmek zordur çünkü anne-babalık reklamları gayet yanıltıcı.Y nos parece que, en parte, esa dificultad se debe a la "falsa publicidad" sobre la crianza de los hijos.
Bundan söz etmek zordur çünkü anne-babalık reklamları gayet yanıltıcı.И мы считаем, что отчасти причиной этих трудностей была эта лживая реклама, нацеленная на будущих родителей.
Bundan söz etmek zordur çünkü anne-babalık reklamları gayet yanıltıcı.И ние чувстваме, че част от тези трудности бяха заради фалшивите реклами за отглеждане на деца.
Bundan söz etmek zordur çünkü anne-babalık reklamları gayet yanıltıcı.І ми вважаємо, що частково ці труднощі виникли через брехлива реклама про батьківство.
Bundan söz etmek zordur çünkü anne-babalık reklamları gayet yanıltıcı.והרגשנו שחלק מהקושי נבע מפרסומות שקריות על הורות.
Bundan söz etmek zordur çünkü anne-babalık reklamları gayet yanıltıcı.ونظن ان بعض من هذه الصعوبات كانت بسبب الاعلام الزائف فيما يتخص التربية " الابوة والامومة "
Bundan söz etmek zordur çünkü anne-babalık reklamları gayet yanıltıcı.子育てに関する誤った宣伝のせいだと思うのです (笑い)
Bu nedenle gayet yavaş okudum.Also las ich langsam.
Bu nedenle gayet yavaş okudum.Así que leí lentamente.
Bu nedenle gayet yavaş okudum.Dus las ik traag.
Bu nedenle gayet yavaş okudum. (Gülüşmeler)Czytałam powoli (Śmiech)
Bu nedenle gayet yavaş okudum. (Gülüşmeler)Jadi saya membaca perlahan-lahan (Tawa)
Bu nedenle gayet yavaş okudum.Így lassan olvastam.
Bu nedenle gayet yavaş okudum.J'ai donc lu lentement.
Bu nedenle gayet yavaş okudum.그래서 천천히 읽었어요.
Bu nedenle gayet yavaş okudum.Luin siis hitaasti.
Bu nedenle gayet yavaş okudum.Portanto eu li devagar.
Bu nedenle gayet yavaş okudum.Prin urmare am citit încet.
Bu nedenle gayet yavaş okudum.Quindi ho letto lentamente.
Bu nedenle gayet yavaş okudum.Så jag läste långsamt.
Bu nedenle gayet yavaş okudum.Så jeg læste langsomt.
Bu nedenle gayet yavaş okudum.Takže jsem četla pomalu.
Bu nedenle gayet yavaş okudum.Takže som čítala pomaly.
Bu nedenle gayet yavaş okudum.Vì vậy tôi đã đọc từ từ, chầm chậm.
Bu nedenle gayet yavaş okudum.Διάβαζα λοιπόν σιγά σιγά.
Bu nedenle gayet yavaş okudum.Поэтому я читала медленно.
Bu nedenle gayet yavaş okudum.Така че четях бавно.
Bu nedenle gayet yavaş okudum.Тому я читала повільно.
Bu nedenle gayet yavaş okudum.אז קראתי לאט.
Bu nedenle gayet yavaş okudum.فقرأت ببطء.