Ana içeriğe geç
Sözlük

gay ile cümle

gay kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
9
ORT. KELİME
Yalnız kalan Kont Floreski gayet kızgındır.Seul le comte Pâris est sans équivalent.
Diğer Brezilya belediyelerine karşılaştırılınca Sorocaba ekonomisi gayet çeşitlilik göstermektedir.Derrière l’apparente unité, la société péruvienne est profondément diverse.
RE/MAX International, Amerika Birleşik Devletleri menşeli gayrimenkul şirketidir.RE / MAX International est une organisation immobilière.
İki arkadaş gayet kapalı bir cevap verirler.Les 2 familles doivent donner une réponse chiffre.
Gayet şiddetli bir fırtına esmektedir.C'était seulement un gros orage.
Gayet sağlam olduklarından, hiçbiri tasman yapmamış, çatlama ve yarılma olmamıştır.J'étais convaincu, comme nous l'étions tous, qu'aucun d'eux n'urinait ni ne déféquait.
Antakya kalesi surları gayet iyi tahkimli bir kale idi.Le château d'Amboise se caractérisait par une très bonne sécurité.
Gayrıresmî olarak Zimbabve'de de kullanılır.Il est également très implanté en Afrique.
New Jersey'deki tüm gayrı menkullerden emlak vergisi alınmaktadır.Choix obtenu des Devils du New Jersey.
"Hadi yüreğim ha gayret".Devise : "Haut les cœurs".
Hiç evlenmedi ama gayet büyük bir servet yaptı.Il ne s'est jamais marié et a mené une vie solitaire une bonne partie de son existence.
Gayri meşru çocuk yapıp kaçar.La jeune panique et fuit.
Gayrimenkul sahiplerinden de Emlak vergisi tahsil edilmektedir.Cependant il est tenu compte des biens détenus en nue-propriété.
Gayri resmi rakamların çok daha yüksek olduğu ifade edilmektedir.Mais le bilan réel est estimé comme étant très probablement bien plus élevé.
Gayet ümitsiz kalan Cornelius intihar etmeyi tekrar düşünür.Orphée, de nouveau inconsolable se suicide.
Bu kurumun matbu organı olan gayriresmî "Yaşıl Söz" bültenini yayınladı.Pourquoi cette couche « notable » de sels recouvrant le corps ?
Gayet fena şartlar altında Irak'ta Ana El-Aaditha'da ve sonra Irak'ın Anbar bölgesinde yaşadı..L'unité fut déployée lors de la Guerre en Irak à Fallujah puis dans la province d'Anbâr en Irak.
Buna Philaminte gayet çok öfkelenir.Philippe est très hésitant.
Satın alınmış olan gayrimenkuller satılmaya çalışıldı ancak değerinin çok altına bile satılamadı.Il est probable que des œuvres ont été vendues aux enchères sans que l'on y attache d'importance.
Julia gayet zor duruma düşmüştür.Julia est perplexe.
Endonezya rupiahı, gayriresmî olarak Doğu Timor'da da kullanılmaktadır.Le tetun prasa est la forme parlée dans tout le Timor Oriental.
Bunu Kont da bilmektedir ve kızının gayet kıymet verdiği Lindoro'yu bir oğlu olarak kabul etmeye başlamıştır.La comtesse l'adopte comme fille et le comte accepte enfin Léon comme fils.
Ekran gayet güzel görünüyor.Le panorama est grandiose.
O zamanlar bu şehre verilen "İngiltere'nin Hollywood"'u ismi gerçeklere gayet yakışmakta idi.Quel rôle « le rossignol de Bretagne » a-t-il vraiment joué dans cette affaire ?
Muhtedi bu mektubu gayet iyi karşıladı.Sa sœur accueille très bien la nouvelle.
Vicenza şehri XX. yüzyıl içinde gayet güçlü gelişme göstermiştir.Cluses connut au XXe siècle un développement impressionnant.
Buda: Ben acıyı gayet iyi biliyor ve görüyorum, Kasapsa.Le butane se condense, suivi du propane.
Ama bu sefer seyirci tarafından gayet popüler olarak karşılandı.Le concert est encore une fois particulièrement bien accueilli par le public.
Kont bundan gayet üzüntü duyar ve ondan ayrılmaya hazırlanır.Le Comte a tout entendu et se désespère.
Sonraki Diamond League koşusunda 9,69'luk derecesi ile Tyson Gay'i geride bırakmıştır.Il termine deuxième de la finale, derrière Tyson Gay, en 9 s 96,.
Porto Alegro limanı yerel tarımsal ürünlerin nakledilmesinde gayet önemli bir rol oynamaktadır.Les lacs suisses ont ainsi eu une importance dans le transport de produits locaux, .
Her şey gayet açık.Tout y est net.
Fakat bu iki kişi arasında bulunan gayet büyük sosyal sınıf farkı bu aşkın gelişmesini imkansız kılmaktadır.Mais toute réconciliation entre les deux peuples semble impossible.
Gelenek ve göreneklerine gayet bağlıdır kıyafetler tamamen yöreseldir.Qu'ils portent l'habit traditionnel ou le costume, les hommes aussi sont attentifs à leurs tenues.
Kanalın yapılması için gayet büyük sayıda işçi kullanıldı.Des travaux ont été réalisés afin de permettre l'installation de la chancellerie.
Maç gayet güzel başlar.Elle commence bien son match.
Bilgi hakkında güvenilirlik açıkları temin eder ve sızma testleri gayretlerinde yardımcı olur.Il facilite le décompte des électrons et aide à vérifier leur conservation.
Shinjuku ni-chōme: Tokyo'nun en bilinen gay semtidir.Ni-chōme est connu comme le quartier gay de Tokyo.
Fakat bu sefer gayet başarısız oldu.Cette fois-ci, Satan a échoué.
Brezilya'nın en yeni eyaleti olması nedeniyle buradaki gelişim gayet yavaştır.En Amérique Latine, c'est au Brésil que la présence de l'histoire publique est la plus vivace.
Czipra kulübesinin penceresine çıkıp onun gayretlerini alaya almaktadır.Elle se rend dans l'appartement de Jourov et abat celui-ci.
Bunun yanı sıra, çok sayıda da gayrimenkulu var.Et de plus, vous avez une abondance de ressources : .
Ruggerio buna gayet şaşırmış ve öfkelenmısrır.Mais Igarashi le surprend et se met quelque peu en colère.
Direkteki biri kırmızı renkli türbanı sallayayarak tek başına yüzen kişiye gayret vermeye çalışmaktadır.Les habitants essaient, en vain, d'alerter la Croix-Rouge.
İki meşru oğlu, Aderbal and Yempsal, ve bir de gayrımeşru bir oğlu, Yugurta, vardı.Elle lui donna au moins deux fils, Arsame et Gobryas, et une fille, Artazostre.
Ailesinin bir arada kalabilmesi hayattaki en büyük gayesidir.Sa famille est la chose qui compte le plus dans sa vie, pour toujours.
Carlo Anjulu Roma'da gayet iyi karşılandı ve popüler oldu.Aulus aurait été bien présent à Rome.
Richard'ın varisinın kim olacağı gayet problemli olmaya başladı.Pour Richard, la situation devient plus facile.
Gayet acele Anadolu tarafına geçirildi.Située sur la route de l’Hâte.
Günümüzde melelerin birçoğu gayriresmi olarak imamlık yapmaktadır.De nos jours plusieurs miracles lui seraient accordés.
Bu sefer sırasında gayet başarılı görevler yerine getirdi.Cette fois-ci, on leur a confié une mission plutôt bien payée.
Armıdo, Ramiro ve gayet endişeli görülen Podesta Dön Anchise sahneye girerler.Ramiro, tout dévoué, remonte chercher l'horloge qu'il a montée.
Doçelik donemi Venedik icin gayet barışçıl ve sakin gecen bir dönem olmuştur.Car, Quiquendone, ville calme et policée, n’est-ce pas Amiens ?
Ama veremden muzdaripdi ve sıhhati gayet fena idi.Demir guérit totalement et toute la famille fut heureuse.
Karadağ ve Kosova gibi bazı ülkeler de gayriresmî olarak euroyu para birimi olarak kullanmaktadır.Chypre et Malte adoptent l'euro comme monnaie officielle.
"Cooper: SGU has gay characters" (İngilizce).Peggy Sastre, « Faut-il avoir peur du point G ?
Bunlardan birisi gayrimüslim, üç tanesi ise Müslümanlara ait olduğu anlaşılmaktadır.Aucun de ceux-ci ne s'est couché, seulement trois d'entre eux sont sortis de leurs rails.
Warszawianka (1831) Varşova şehrinin gayriresmi marşı olarak kabul görmektedir.La Varsovienne de 1831 est largement considérée comme l'hymne officieux de Varsovie.
Yagami Light, zeki ve derslerinde gayet başarılı bir lise öğrencisidir.Fûko est une lycéenne enjouée et pleine de vie.
İmparator Taizong, çalışkan ve gayretli bir imparator olarak hatırlanır.Domitien est alors considéré comme un empereur autocrate mais efficace.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod