Tahta çıktı ama gayri meşru iki kardeşi tahtın kendilerinin olduğunu ilan ettiler.He succeeded to the throne but two of his illegitimate brothers claimed the throne for themselves.
Gördükleri ilk gayzer Old Faithful'du.The first geyser that they saw was Old Faithful.
Gölün güneybatısında, West Thumb Gayzer Havzası ziyaretçilere kolayca erişilebilir.In the southwest area of the lake, the West Thumb Geyser Basin is easily accessible to visitors.
Gayzerler, fumaroller ve kaplıcalar hem gölün yanında bulunur.Geysers, fumaroles, and hot springs are found both alongside and in the lake.
Dereotu Değirmeni Gayye ( çev transl.Dill Mill Gayye (transl.
1931'de avukatlık sınavlarını geçerek gayri resmi baroda avukatlık mesleğine başladı.In 1931, he passed his advocates exams, starting his legal practice in the unofficial bar.
Osmanlı İmparatorluğu'nun gayrimüslim "Kitap Ehli"ni yönetmek için ayrıntılı bir sistemi vardı.The Ottoman Empire had an elaborate system of administering the non-Muslim "People of the Book."
Hristiyanlar ülkedeki başlıca gayrimüslim gruptur ve nüfusun %10'unu oluştururlar.[1]Christians are the main non-Muslim group in the country, they comprise 10% of the population .[2]
2010 yılında BBC'nin Silent Witness isimli dizinde dedektif Supt. Gaynor Jenkins olarak rol aldı.In 2010 she appeared as Det. Supt Gaynor Jenkins in the BBC's Silent Witness.
İsrail'in çekilmesinden sonra Gazze Şeridi'nin gayrisafi yurtiçi hasılası azaldı.After the Israeli withdrawal, the gross domestic product of the Gaza Strip declined.
Manfred'in en az bir gayri meşru çocuğu vardı, Flordelis adında bir kızı (ö.Manfred had at least one illegitimate child, a daughter named Flordelis (d.
Yazılı veya gayri resmi olabilir ve yerleşik uygulamalara dayalı olabilirler.They may be written or informal and based on established practices.
Chicago Gay and Lesbian Hall of Fame.USA Today. December 19, 2007. Retrieved October 15, 2017. ↑ Jay Allison; Dan Gediman, eds.
Onun nasıl meydana geldiğini gayet iyi biliyorsunuz.Du weißt sehr gut, wie es geschah.
Onun nasıl meydana geldiğini gayet iyi biliyorsun.Sie wissen sehr gut, wie es geschehen ist.
'Hâlbuki biz, (daha önce) göğün bazı yerlerinde gayb haberlerini dinlemek için otururduk.So stehn wir unter freiem Himmel und sagen das Wahre und Rechte laut.
Gerek Edirne gerekse Keşan üzerinden ulaşımı gayet kolaydır.Unter dessen Meisterschaft vereinfachte Grohar die von Ažbe vorgegebene Malweise.
Gayb âlemini ifade etmek üzere, melekut terimi de kullanılır.Die einfache Verwendung des Wortes Deus (lat.
Buda: Ben acıyı gayet iyi biliyor ve görüyorum, Kasapsa.Buddha: Ich kenne das Leiden wohl, ich sehe das Leiden wohl, Kassapa.
Bununla beraber bu yolculuk gayet güç olmuştur.Jedoch will dieser ihm dadurch den schweren Abschied erleichtern.
Şubat 1997'de Nichols, internet haber dergisi GayToday'in yüksek düzey editörü oldu.Ab Februar 1997 war Nichols Senior Editor bei dem Online-Zeitungsmagazin GayToday.
Kalpleri yaratılış gayesine uygun hareket etme hususunda tenvir eder.Ihre Herzen wurden von Liebe erfüllt.
Müslümanlara cizye (her özgür yetişkin gayrımüslüm erkekten alınan vergi) ödemek zorundaydılar.Wenn sie Moslems waren, konnten sie jedoch auch den Fez tragen.
Böylece Millet-î Rûm haricinde gayrimüslimlere de devlet kademelerine memur olma yolu açılmıştır.Als solche wurde sie wohl zu den Indigetes, den nur zu bestimmten Anlässen verehrten Göttern, gezählt.
Gayriresmî olarak yayımlanan Bart Simpson's Guide to Life.Ein weiteres offizielles Buch ist Bart Simpsons Guide to Life.
Böylece Gayba ve Rücu inanışları ortaya çıkmıştır.Den Gläubigen daselbst zuir Nachrichtung und Trost gestellet.
Arapçadaki Gayın (غ) harfidir.Der arabische Diener.
Şaşkına dönen Gaybi Bey, affını ister.Zerknirscht bittet er ihn um Verzeihung.
2002 yılında ise kendi organizasyonu olan Gaylactic Spectrum Awards Foundation tarafından verildi.Seit 2002 wurde die Aufgabe der eigens gegründeten Gaylactic Spectrum Awards Foundation übergeben.
Hell on Wheels, Joe ve Tony Gayton tarafından kurgulanan Amerikan dramatik televizyon dizisidir.Hell on Wheels war eine US-amerikanische Western-Fernsehserie, erschaffen von Joe Gayton und Tony Gayton.
Gayem iyi bir insan olmak ve öyle ölmek.Die Kunst, gut zu leben und gut zu sterben.
İlk başta işler gayet iyi gidiyordu.Anfangs liefen die Geschäfte gut.
Bu dönemde Şövalye Robert'in birçok gayrı meşru çocuğu olduğu zannedilmektedir.Während dieser Zeit als reisender Ritter zeugte Robert mehrere uneheliche Kinder.
1856'da Yahudilere ve diğer gayrimüslimlere eşit haklar sağlandı.1856 wurden Christen, Juden und Muslime rechtlich gleichgestellt.
Mary de gayrimeşru ilan edildi.Marie prophezeit ein Unglück.
Gayhatu'nun maliye bakanı Reşid al-Daula isimli bir Yahudiydi.Auch Gaichatu hatte einen jüdischen Finanzminister, Reshid al-Daulah.
Bu yüzden bu ikisi patronlarının gözüne girmek için büyük gayret sarf etmektedirler.Beide schauen nach rechts oben (zum Engel).
Gayrı meşru kızı sonra Saint-Saenslı Helias ile evlenmiştir.Eine uneheliche Tochter heiratete später Helias von Saint-Saens.
Gay Times, İngiltere'nin eşcinsel ve biseksüel erkeklere hitap eden öncü dergisi.Gay Times ist das führende Männermagazin für schwule und bisexuelle Männer in Großbritannien.
Falcon, gay pornosunda en tanınan ticari şirketlerden biridir.Falcon ist einer der bekanntesten Markennamen in der schwulen Porno- und Erotikbranche.
Shinjuku ni-chōme: Tokyo'nun en bilinen gay semtidir.Shinjuku ni-chōme, das Amüsierviertel für Schwule und Lesben in Tokio.
Muhtedi bu mektubu gayet iyi karşıladı.Ich war über Ihren Brief endlos überglücklich.
Bu hatıraları gün be gün gayet uzun ve detaylı şekilde hemen daha unutmadan kaleme aldığı aşikardır.1995. (mehrbändig) 잊지못할 일들은 너무빨리 잊어버린다 Unvergessliche Dinge zu schnell vergessen.
Abidin İnan Gaydalı ya da Zeynelabidin İnan, (d.(Ob ihr es glaubt oder nicht!)
Ancak 1993 yılında altı, 1994 yılında ise dokuz adet prototip gayri resmi olarak üretildi.1993 und 1994 wurden zunächst sechs Verfilmungen von Originalromanen des Autorenpaars produziert.
Onları gayet büyük bir hezimete uğrattı.(Pédale douce) einen großen Erfolg verbuchen.
"Tim Cook: "I'm Proud to be Gay"" (İngilizce).Grundfeldt wählte Homo. „I'm so proud to be gay.
Gayet şiddetli bir fırtına esmektedir.Es scheint ein schweres Unwetter heraufzuziehen.
Karga şaşkın, mahcup, biraz da geç ammâ, Yemin etti gayri faka basmayacağına.Sie enden lang spitz auslaufend, nicht zungenförmig abgerundet.
Kayakapısı (Gayagapısı veya Kıyakapısı) olarak da bilinir.Und am Satzende das Weiß.
İki arkadaş gayet kapalı bir cevap verirler.Doch die zwei Männer geben kaum Antwort.
Ayrıca oyun GTA : Episodes From Liberty City'de The Ballad Of Gay Tony ile yer almaktadır.Das gesamte Stadtgebiet von Liberty City aus GTA IV ist auch in The Ballad of Gay Tony begehbar.
Aşılması zor bölgelerde bile gayet hızlı ilerleyebilirler.Er erobert auch schwierige Flächen schnell.
Hiç evlenmedi ama gayet büyük bir servet yaptı.Sie musste nie arbeiten, ist aber sehr wohlhabend.
Carlo Anjulu ayaklanmacılara karşı gayet yumuşak davrandı.Wahrscheinlich hatte Gero mit den Aufständischen sympathisiert.
Bir çocuk olması da düşünülür ise gayet başarılıdır.Als er sieht, dass es ein Junge ist, freut er sich.
Gayet tecrübeli ve iyi görüşlü idi.Sie waren weithin bekannt und gut besucht.
Bunun Lindoro'nun kendi aşkına ihanet ettiğini açikca gösterdiğini kabul edip Lindoro'ya gayet sinirlenir.Sie verrät, dass sie Lindoro geliebt habe.
Gayrimüslimlerin şehre girmesi yasaktır.Muslimen wurde das Betreten des Geländes verboten.
Bir şâh-ı alîşan iken şâh-ı cihâna kıydılar Gayretlü genç aslan iken şâh-ı cihâna kıydılar.Dennoch übernahmen die Schaffhauser, als sie ihr Wappen kreierten, den Widder in ihr Wappen.