garson ile cümle
garson kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Doktor, Nevada'da bir lokantaya girer ve Clara'ya benzeyen bir garson ile karşılaşır.Em Nevada, o Doutor entra em uma lanchonete, onde encontra uma garçonete fisicamente idêntica a Clara Oswald.
Çalışma yaşamına Batı Virjinya'da Applebee's adlı bir lokanta zincirinde garson olarak başladı.Seu primeiro trabalho foi como garçonete em uma franquia da Applebee's, em Virgínia Ocidental.
Televizyon dünyasındaki ilk büyük rolü, Mad About You dizisindeki garson Ursula Buffay karakteri oldu.Seu primeiro grande papel televisivo foi a excêntrica garçonete Ursula Buffay, do seriado "Mad About You".
Orada sahne alamaz ama garson olarak görev yapmaya başlar.Ela não é convidada para se apresentar, mas ela aceita um emprego como garçonete.
Garsonluk ve aşçılık yaptı.Cozinha e culinária.
Son sahnede Rachel, garson olarak çalışmaya başladığı Central Perk'te gruba kahve servis eder.Na cena final, Rachel oferece café ao resto do grupo, querendo dizer que conseguiu um emprego no Central Perk.
Utangaç ve güvensiz kız kardeş Dimity yerel bir Çin restaurantında çalışan bir garsondur.A sonhadora e desajeitada Gabriela, irmã de Diana, trabalha como empregada na mansão.
Linkin Park'a katılmadan önce garsonluk yapmıştır.Nome da banda antes de se chamar Linkin Park.
Garson nerede?Onde está o garçom?
Üniversite öğrenimi sırasında garson,model ve hostes olarak çalıştı.Tijdens haar studies werkte ze als hostess en model.
Garsonun yemeği adamın önünden almasına da engel olur.Ook brengen venters aan de weg etenswaren aan de man.
Garson kız dışında herkesin arka odaya gitmesini emreder.De dame vertelt dat Jan overal komen mag, behalve in de kamer naast de trap.
Charlie bir lokantada çalışan sakar bir garsondur.Kenny is een jongeman die werkt bij een restaurant.
Lise ve liseden sonra 6 yıl garsonluk yaptı.Ze werkte zes jaar als serveerster tijdens haar school- en studieperiode.
1996'da yönetmen Shirley Barrett, Otto'yu Love Serenade'e utangaç bir garson rolüyle dahil etti.W 1996 roku reżyser Shirley Barrett obsadziła ją w roli nieśmiałej kelnerki w Love Serenade.
Kayıt sırasında Los Angeles'a geri döndü ve Melrose Cafe'de garsonluk yaptı.Znów przeniosła się do Los Angeles; w dzień pracowała jako kelnerka w Melrose Cafe, a nocą nagrywała utwory.
Maia Gemide garson olarak çalışmaktadır.Sam zatrudniona jest tam jako kelnerka.
Daha önce bir garsondu.Wcześniej pracował jako kelner.
Resimdeki model profesyonel değildir ve aslında garsondur.Nie posiada profesjonalnego wykształcenia w dziedzinie fotografii a z zawodu jest stolarzem.
Dornan aktris Greer Garson'un ilk kuzenidir.Jest kuzynem aktorki Greer Garson.
Alexander bu sefer bir garsondur.Król Aleksander tym razem ustąpił.
Garsoniyer (film), Billy Wilder'ın yönettiği 1960 tarihli ABD filmi.Garsoniera (ang. The Apartment) – amerykańska komedia filmowa z 1960 roku w reżyserii Billy'ego Wildera.
Monroe 16 yaşında Hooters'da garson olarak çalışmaya başladı.W wieku 16 lat podjęła pracę jako gospodyni w restauracji Hooters.
Bu restoranı satın alıp garson olur.Chce zamówić kawę, ale kelnerka odchodzi.
22 Şubat 1997'den Ocak 1998'e kadar Kübalı garson Ojani Noa'yla evli kaldı.Från den 22 februari 1997 till januari 1998 var hon gift med den kubanske servitören Ojani Noa.
Maia Gemide garson olarak çalışmaktadır.Tiina Mölder arbetade ombord som servitris.
Babası bir meyhane garsonuydu .Hans far var skräddarmästare.
Son sahnede Rachel, garson olarak çalışmaya başladığı Central Perk'te gruba kahve servis eder.Avsnittet slutar med att Rachel hittar ett jobb - som servitris på Central Perk.
Charlie bir lokantada çalışan sakar bir garsondur.Filip är rockvaktmästare på en restaurang.
Garson olarak çalıştı ve gelecekteki eşi Leopold Hawelka’yla tanıştı.Vid teatern träffade han sin blivande fru, skådespelaren Ludovica Levy.
Daha önce bir garsondu.Han har tidigare varit företagare.
Tıfıl Garson’u unutma.Ej att förväxla med Kanslihuset.
Diğer taraftan 01:20'de Garson Tepe siperlerine girdi.01.20 bröt sig tjuvar in i galleriet genom ingångsdörren.
Annesi Rod's Hickory Pit isimli yerel bir restoranta garsondu.Його мати Оллі працювала в Rod's Hickory Pit.
Charlie bir lokantada çalışan sakar bir garsondur.Чарлі працює офіціантом у кабаре.
Bir süre garsonluk yaptıktan sonra bir arkadaşıyla yoga stüdyosu açtı.Разом з другом відкрила студію йоги.
Garson olan Jin, Sun'a kendisiyle özel olarak buluşması için bir not veriyor.Чон Соль отримає замовлення на доставлення цього відправлення до письменник.
Utangaç ve güvensiz kız kardeş Dimity yerel bir Çin restaurantında çalışan bir garsondur.Фелісіте — горда і незалежна жінка, яка працює співачкою в барі в Кіншасі.
Daha önce bir garsondu.Спершу працювала офіціанткою.
Ayakkabı boyacılığı, garson, temizlikçi, bulaşıkçılık gibi meteliksiz işlerde çalıştı.Частину життя пропрацював бухгалтером, кушніром і навіть чистив взуття.
Garson ona ödemesi gereken faturayı verir.Витрати оплачує подавач запиту на допуск.
Linkin Park'a katılmadan önce garsonluk yapmıştır.Він повернувся в Linkin Park перед початком роботи над цим відео.
O bir garson ve bir aktördür.Він офіціант та актор.
Senin garsonunum.Я ваш офіціант.
Garsonunuz sizinle birlikte olacak.Ваш офіціант зараз підійде до вас.
Garson nerede?Де офіціантка?
Garson nerede?Де офіціант?
Garson, En İyi Kadın Oyuncu Akademi Ödülünü Mrs. Miniver (1942) filmiyle kazanmıştır.Cenu akademie převzala roku 1942 za film Paní Miniverová (Mrs.
Gençler garsonun getirdiği kokainli limonatalardan içerler.Muži pijí z číší víno, které jim dolévají sluhové.
Charlie bir lokantada çalışan sakar bir garsondur.Daniel je člověk, který dělá hostinského v místní hospodě.
Linkin Park'a katılmadan önce garsonluk yapmıştır.Před Linkin Park působil ve skupině The Pricks.
Bu restoranı satın alıp garson olur.Nechá se zaměstnat jako servírka.
Garsonluk ve aşçılık yaptı.Kuchař-číšník . .
Garsonlar şef garsonun emri altındadır.Péčí o sbírky byli pověřeni správcové.
Domino'um garsonuPovolání Domina.
1995'te Los Angeles'e geldi ve kadın bir garson olarak çalışmaya başladı.V roce 1950 se přemístil do Los Angeles a začal pracovat jako chemik v různých společnostech.
Antalya'da yaşayan Ömer burada Garsonculuk yapmakta.Dále je tu servírka v minisukni, držící talíře.
Son sahnede Rachel, garson olarak çalışmaya başladığı Central Perk'te gruba kahve servis eder.Pe plan profesional, Rachel este, la început, chelneriță la Central Perk.
Tıfıl Garson’u unutma.Nu uitați trusa de cartare.
Üniversite öğrenimi sırasında garson,model ve hostes olarak çalıştı.În timpul școlii a lucrat ca și curier pe bicicletă și ospătară.