Başlangıçta, çok acılı ve garip konuşmalar.Al principio, un poco dolorosa, conversaciones incómodas.
Başlangıçta, çok acılı ve garip konuşmalar.Anfangs, eher schmerzliche, komische Unterhaltungen.
Başlangıçta, çok acılı ve garip konuşmalar.CP: Au début c'était plutôt tendu, des conversations embarrassantes.
Başlangıçta, çok acılı ve garip konuşmalar.CP: Đầu tiên, rất khó khăn, những cuộc trò chuyện rất gượng gạo.
Başlangıçta, çok acılı ve garip konuşmalar.CP:
Başlangıçta, çok acılı ve garip konuşmalar.CP: 우선은, 짜증날 정도로 어색한 대화들인데요.
Başlangıçta, çok acılı ve garip konuşmalar.CP: Na początku to były bolesne, bardzo niezręczne rozmowy.
Başlangıçta, çok acılı ve garip konuşmalar.CP:
Başlangıçta, çok acılı ve garip konuşmalar.CP: Ze začátku to bylo opravdu divné a trapné.
Başlangıçta, çok acılı ve garip konuşmalar.Először nagyon feszült, kínos beszélgetések.
Başlangıçta, çok acılı ve garip konuşmalar.In eerste instantie zeer pijnlijke en vreemde gesprekken.
Başlangıçta, çok acılı ve garip konuşmalar.La început, din cele foarte dureroase, conversații jenante.
Başlangıçta, çok acılı ve garip konuşmalar.Spočiatku to boli dosť bolestné, trápne rozhovory.
Başlangıçta, çok acılı ve garip konuşmalar.Στην αρχή, αρκετά επίπονες, άβολες συζητήσεις.
Başlangıçta, çok acılı ve garip konuşmalar.Вначале мне было неловко об этом разговаривать.
Başlangıçta, çok acılı ve garip konuşmalar.Отначало, много бледи странни разговори.
Başlangıçta, çok acılı ve garip konuşmalar.בהתחלה, הן היו מאוד, סוג של כואבות, מוזרות.
Başlangıçta, çok acılı ve garip konuşmalar.كريستوفر: في البداية، كانت إلى حدٍ ما نقاشات، مضنية وخرقاء.
Başlangıçta, çok acılı ve garip konuşmalar.気まずい会話内容でした 内容は少なくても晩ご飯の食卓で話す内容ではありません
Başlı başına garip bir yer olan Tory Adası'nda, "Muldoon Ailesi'nden" olarak biliniyorlardı.토리섬이라는 좀 이상한 곳에서는 muldoons이라고 부르는데
Başlı başına garip bir yer olan Tory Adası'nda, "Muldoon Ailesi'nden" olarak biliniyorlardı.באי טורי, שהוא מקום משונה בכל מקרה, הם ידועים כמולדונים,
Başlı başına garip bir yer olan Tory Adası'nda, "Muldoon Ailesi'nden" olarak biliniyorlardı.في جزيرة "تروي" وهو بالمناسبة مكانٌ غريب ,يُعرف بإسم "مالدونس"
Başlı başına garip bir yer olan Tory Adası'nda, "Muldoon Ailesi'nden" olarak biliniyorlardı.誰もその理由は知りませんが
Bazen garip konuşmalar yapmak için davet edilirim.A veces me invitan a dar charlas extrañas.
Bazen garip konuşmalar yapmak için davet edilirim.A volte mi invitano a tenere discorsi bizzarri.
Bazen garip konuşmalar yapmak için davet edilirim.Câteodată sunt invitat să vorbesc la întâlniri ciudate.
Bazen garip konuşmalar yapmak için davet edilirim.Czasem bywam zapraszany na przedziwne konferencje.
Bazen garip konuşmalar yapmak için davet edilirim.De vez em quando convidam-me para fazer palestras estranhas.
Bazen garip konuşmalar yapmak için davet edilirim.Ibland blir jag inbjuden att hålla udda föreläsningar
Bazen garip konuşmalar yapmak için davet edilirim.Kadang-kadang saya diundang untuk memberikan ceramah yang aneh.
Bazen garip konuşmalar yapmak için davet edilirim.가끔 저는 희한한 모임에 연사로 초청받곤 합니다.
Bazen garip konuşmalar yapmak için davet edilirim.Manchmal werde ich eingeladen verrückte Vorträge zu halten.
Bazen garip konuşmalar yapmak için davet edilirim.Néha meghívnak, hogy fura előadásokat tartsak.
Bazen garip konuşmalar yapmak için davet edilirim.Někdy mě zvou, abych dával divné přednášky.
Bazen garip konuşmalar yapmak için davet edilirim.Niekedy ma pozývajú, aby som spravil čudné prednášky.
Bazen garip konuşmalar yapmak için davet edilirim.Parfois je suis invité à donner des conférences étranges.
Bazen garip konuşmalar yapmak için davet edilirim.Soms krijg ik verzoeken om bizarre toespraken te geven.
Bazen garip konuşmalar yapmak için davet edilirim.Thỉnh thoảng tôi được mời đến để trình bày những bài phát biểu kỳ quặc.
Bazen garip konuşmalar yapmak için davet edilirim.Μερικές φορές με προσκαλούν να δώσω παράξενες ομιλίες.
Bazen garip konuşmalar yapmak için davet edilirim.Время от времени меня приглашают делать странные выступления.
Bazen garip konuşmalar yapmak için davet edilirim.Іноді мене запрошують давати дивні презентації.
Bazen garip konuşmalar yapmak için davet edilirim.Понякога ме канят да давам речи на странни теми
Bazen garip konuşmalar yapmak için davet edilirim.הוזמנתי לדבר בפני האנשים שלובשים תחפושות של חיות ענק
Bazen garip konuşmalar yapmak için davet edilirim.أحيانآ أدعى الالقاء محاضرات غريبة الشكل
Bazen garip konuşmalar yapmak için davet edilirim.スポーツイベントで
Bazı garip doğanın, orada icar o koydu vardı Till standı, ve aşağı conjur'd;Af nogle mærkelige natur, stå lade det der, indtil hun havde lagt det, og conjur'd den ned;
Bazı garip doğanın, orada icar o koydu vardı Till standı, ve aşağı conjur'd;A furcsa természetű, hagyta, hogy ott álljon Míg ő fektette, és conjur'd le;
Bazı garip doğanın, orada icar o koydu vardı Till standı, ve aşağı conjur'd;Av någon underlig natur, låta det där stå Tills hon hade lagt den, och conjur'd ner;
Bazı garip doğanın, orada icar o koydu vardı Till standı, ve aşağı conjur'd;어떤 이상한 자연, 거기에시키는 것은 그녀가 낳은했습니다까지 서서, 그것을 아래로 conjur'd;
Bazı garip doğanın, orada icar o koydu vardı Till standı, ve aşağı conjur'd;Của một số tính chất kỳ lạ, cho phép nó có đứng Đến cô đã đặt nó, và conjur'd nó xuống;
Bazı garip doğanın, orada icar o koydu vardı Till standı, ve aşağı conjur'd;Dari beberapa sifat yang aneh, membiarkannya berdiri ada Sampai dia meletakkan, dan conjur'd ke bawah;
Bazı garip doğanın, orada icar o koydu vardı Till standı, ve aşağı conjur'd;De alguma natureza estranha, deixando-o lá ficar Até que ela tinha colocado isso, e conjur'd-lo para baixo;
Bazı garip doğanın, orada icar o koydu vardı Till standı, ve aşağı conjur'd;De quelque nature étrange, il n'y laissant debout Jusqu'à ce qu'elle avait prévu, et il conjur'd bas;
Bazı garip doğanın, orada icar o koydu vardı Till standı, ve aşağı conjur'd;De una naturaleza extraña, dejando que se destacan Hasta que ella lo había dejado, y conjur'd hacia abajo;
Bazı garip doğanın, orada icar o koydu vardı Till standı, ve aşağı conjur'd;De unele natura ciudat, lasandu-l sa stea acolo pana cand a pus-o, şi conjur'd-l în jos;
Bazı garip doğanın, orada icar o koydu vardı Till standı, ve aşağı conjur'd;Di qualche strana natura, lasciando stare lì finché non l'aveva previsto, e conjur'd giù;
Bazı garip doğanın, orada icar o koydu vardı Till standı, ve aşağı conjur'd;Jonkin oudon luonteen, antaen sen siellä seistä, kunnes hän oli pannut sitä, ja conjur'd se alas;
Bazı garip doğanın, orada icar o koydu vardı Till standı, ve aşağı conjur'd;Od nekaj čudnih narave, dajanje v najem tam stati Till je imela ga položil, in ga conjur'd navzdol;
Bazı garip doğanın, orada icar o koydu vardı Till standı, ve aşağı conjur'd;Van een of andere vreemde natuur, laten daar staan totdat zij had gelegd, en conjur'd dat af;
Bazı garip doğanın, orada icar o koydu vardı Till standı, ve aşağı conjur'd;Von einigen seltsamen Wesen und lassen ihn dort stehen, bis sie es gelegt hatte, und conjur'd es nieder;