Onun stili garipti.His style was awkward.
O garip bir andı.That was an awkward moment.
Garip bir sessizlik vardı.There was an awkward pause.
O, partilerde garip ve çekingendi.She was awkward and reserved at parties.
Sevgilerini birbirlerine itiraf ettikten sonra oğlan ve kız garip hissettiler.The boy and the girl felt awkward after they confessed their love for each other.
Elleriyle yaptığı garip becerileri beni şaşırttı.His awkward skills with his hands surprised me.
Bu senin garson üniforman.This is your waitress uniform.
Uygunluk özgürlüğün gardiyanı ve büyümenin düşmanıdır.Conformity is the jailer of freedom and the enemy of growth.
Yüzünde garip bir görünüm vardı.She had a strange look on her face.
Orada olan garip şeyler vardı.There were strange things happening there.
Gökyüzündeki garip cisim çıplak gözle görülebilirdi.The strange object in the sky could be seen with the unaided eye.
Sıcak iklim kuşaklarındaki insanların köri gibi baharatlı şeyler yemeleri garip.It's strange that people in hot climate zones eat spicy things like curry.
Evin bir garajı var mı?Has the house got a garage?
Apartman dairesinin bir garajı var mı?Has the flat got a garage?
Normal aşınma ve yıpranma garanti kapsamında değildir.The warranty doesn't cover normal wear and tear.
Garanti normal aşınma ve yıpranmayı içermemektedir.The warranty doesn't cover normal wear and tear.
Bu garip bir cümle.This is a weird sentence.
Hapishane gardiyanının bir kadın olduğunu görmek çoğu insanı şaşırtır.It surprises most people to find out that the prison warden is a woman.
O garip davranıyor.He's behaving oddly.
Garfield 214 seçmen oyu kazandı.Garfield won 214 electoral votes.
Garvey 1916 yılında New York City'ye taşındı.Garvey moved to New York City in 1916.
Sen garipsin - Senden hoşlanıyorum.You're weird - I like you.
Garip bir keşif yaptılar.They made a strange discovery.
Garip bir kişi aniden kapıdan girdi.A strange figure suddenly came through the door.
Yeni garson çok daha yetkili olmalıdır.The new waiter should be much more competent.
Araba garajın önünde.The car is in front of the garage.
Bay Garcia çok nazik.Mr. García is very nice.
Garcialar henüz gelmediler.The Garcías have not arrived yet.
Ken'in bizimle aynı fikirde olmaması garip.It's strange that Ken doesn't agree with us.
Araba garajda.The car is in the garage.
Çocuğun bisikleti garajdadır.The boys' bicycle is in the garage.
O, ona babasının garajı temizlemesine yardım etmesini rica etti.She asked him to help her father clean the garage.
O onun babasının garajı temizlemesine yardım etmesini istedi.She asked him to help his father clean the garage.
Mayuko garip bir rüya gördü.Mayuko dreamt a strange dream.
Sanırım garajı temizlememin zamanıdır.I think it's time for me to clean the garage.
Garajda unuttum.I forgot it in the garage.
Onu garajda unuttum.I forgot it in the garage.
Bay Gardiner kahvaltıdan hemen sonra onlardan ayrıldı.Mr. Gardiner left them soon after breakfast.
Gariptir, bu sonbaharda çok sayıda pembe dizi izliyorum.Oddly, I've been watching a lot of telenovelas this fall.
Ben o garip yemeği yemeyi denemek için çok cesarete ihtiyacım vardı.I needed a lot of courage to try eating that strange food.
Şu ana kadar yediğin en garip şey nedir?What is the strangest thing you've ever eaten?
O garip bir şapka giyiyordu.She was wearing a strange hat.
Garip, ben hiç herhangi bir ağrı hissetmedim.Strangely enough, I didn't feel any pain at all.
Tom garajı temizlemeyi bitirdi.Tom has finished cleaning out the garage.
Tom garsona çok iyi bir bahşiş verdi.Tom gave the waiter a very good tip.
Tom garsonla flört etti.Tom flirted with the waitress.
Tom garip hissetti.Tom felt awkward.
Garson kız onun ona daha fazla bahşiş bırakacağını düşünerek Tom'la kırıştırıyordu.The waitress flirted with Tom thinking that he'd leave her a larger tip.
Dün gece, Tom'un odasından gelen garip bir ses duydum.I heard a strange noise coming from Tom's room last night.
Tom'un Mary'nin garajı temizlemesine yardım etmekten başka seçeneği yoktu.Tom had no other choice but to help Mary clean out the garage.
O, yılanlar gibi, garip hayvanlardan hoşlanıyor.It likes strange animals, like snakes.
O yılanlar gibi garip hayvanları seviyor.He likes strange animals, like snakes.
O, yılanlar gibi, garip hayvanları seviyor.She likes strange animals, like snakes.
Tom garajda yağını değiştiriyor.Tom is in the garage changing his oil.
Tom garajı boyamayı bitirmenin onun bir gününü alacağını düşündü.Tom figured it would take him a full day to finish painting the garage.
Onun garip fikirleri vardır.He has queer ideas.
Tom'un bir garajda çalıştığını hayal edebiliyor musun?Can you imagine Tom working in a garage?
Tom'un bir garajda çalıştığını görebiliyor musun?Can you see Tom working in a garage?
Bazen onun garip bir davranışı vardır.His behaviour is sometimes weird.
Onların sorunları bazen çok gariptir.Their problems are sometimes so weird.