Tüm girişimler başarısız oldu.All attempts failed.
Hapse girecek miyim?Am I going to jail?
Hesabıma giriş yapamıyorum.I can't log in to my account.
Mary bir güzellik yarışmasına girdi.Mary entered a beauty pageant.
Puro içen bir eşeği fotoğraflamak için yapılan tüm girişimler başarısız oldu.All attempts to photograph a donkey smoking a cigar failed.
Liseye giren bir sopa çekirgesi hakkında bir opera yazdı.He wrote an opera about a stick insect going through high school.
Kumarhane girişinin yakınında hamile bir kedi gördük.We saw a pregnant cat near the casino entrance.
Sarhoş ayı bizim kabinlerine girdi.The drunk bear broke into our cabins.
Tom genellikle bar kavgasına girer.Tom usually gets into bar fights.
Üniversiteye girmesinin nedeni buydu.This is the reason why he entered at the university.
İzin almadan evime girmeye nasıl cüret edersin!How dare you enter my house without permission!
Mülkiyetime izinsiz girmeye nasıl cesaret edersin!How dare you trespass on my property!
İçeri gir ve babana yardım et.Go inside and help your father.
İçeri gir ve annene yardım et.Go inside and help your mother.
İçeri gir ve kız kardeşine yardım et.Go inside and help your sister.
Sanırım Tom şoka girdi.I think Tom was in shock.
Tom'un eve girmesine izin vermedim.I didn't let Tom in the house.
Lütfen içeri girin, efendim.Please come in, Sir.
Tom'un içeri girmesine izin veriyorum.I let Tom in.
Tom binaya girdi.Tom entered the building.
Tom koleje girmeme yardımcı oldu.Tom helped me get into college.
Tom her zaman başı derde giriyor gibi görünüyor.Tom always seems to be getting into trouble.
Tom'un suya girmek istemediği açıktı.It was obvious that Tom didn't want to get in the water.
O senin içeri girmene izin verdi mi?Did she let you in?
Tom sana içeri girmen için izin veren kişi miydi?Was Tom the one who let you in?
Fadıl, Leyla'nın hayatına tekrar girdi.Fadil reentered Layla's life.
Fadıl, o ve Dania arasına giren kayınvalidesinden bıkmıştı.Fadil was tired of his mother-in-law coming in between he and Dania.
Tom içeri girmemi istedi.Tom asked me to come inside.
Ben sıraya girdim.I got in line.
Komediye nasıl girdin?How did you get into comedy?
Koçluğa nasıl girdin?How did you get into coaching?
Kitap yayıncılığına nasıl girdiniz?How did you get involved in book publishing?
Tom işlerin yoluna girmesini istiyor.Tom wants things done his way.
Bahse girerim Tom biraz Fransızca konuşabilir.I bet Tom can speak a little French.
Tom'un biraz Fransızca konuşabileceğine bahse girerim.I bet Tom can speak a little French.
Bahse girerim Tom onun nasıl yapılacağını biliyor.I bet Tom knows how to do that.
Tom'un onun nasıl yapılacağını bildiğine bahse girerim.I bet Tom knows how to do that.
Tom pencereden içeri girdi.Tom came in through the window.
Daireme nasıl girdin?How did you get into my apartment?
Siz arkadaşlar Boston'a nasıl girdiniz?How did you guys end up in Boston?
İçeri girmenin bir yolunu bulmam lazım.I need to find a way to get inside.
Bu işe nasıl girdin?How did you get into this business?
Atlar üzerine bahse girerim.I bet on horses.
İçeri girmek için ne kadar para ödemek zorundayız?How much do we have to pay to get in?
İçeri gireceğimi umuyorum.I hope I'll fit in.
Yatağa girdim.I got into bed.
Tom içeri giremeyeceğimi söyledi.Tom said that I can't come in.
İçeri giriyorum.I'm moving in.
Artık buradayım, her şey yoluna girecek.Now that I'm here, everything's going to be OK.
Riskli girişimimizin karşılığını aldık.Our gamble paid off.
Girişinize ihtiyacım var.I need your input.
Ben sadece içeri girdim.I just walked in.
İçeri yeni girdim.I just walked in.
Tekrar içeri girdim.I went back inside.
Polis zorla giriş izi bulmadı.Police found no signs of forced entry.
Fadil sessizce arka kapıyı açtı ve ayaklarının ucuna basarak eve girdi.Fadil quietly opened the backdoor and tiptoed into the house.
Fadıl kapı tokmağını sessizce çevirdi ve eve girdi.Fadil quietly turned the doorknob and entered the house.
Fadıl, Leyla'nın evine girdi.Fadil got into Layla's house.
Üç ay içinde Fadıl 13 yaşına giriyor.In three months, Fadil is turning 13.
18 yaşına girmek için sabırsızlanıyorum.I can't wait turning 18.