Ana içeriğe geç
Sözlük

gıda ile cümle

gıda kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Ülke ihtiyacı olan gıda maddelerini ise yurt dışından ithal etmektedir.Als een land producten koopt van het buitenland is er sprake van invoer.
Daha önce de gıda takviyesi olarak kullanılmıştır.Gierst werd vroeger ook in Europa als voedsel gebruikt.
Gıda sektöründe hizmet vermektedir.Focus op voedingssector.
Genellikle hafif gıdaların tüketilmesi tercih edilir.Doorgaans wordt de voorkeur gegeven aan zuigende ventilatie.
Aynı şekilde meyve ve böğürtlen gibi bitkisel gıda da alırlar.Maar ook zoogdieren als de vos en de das eten de vruchten.
Bu yardım ile 150.000 kişiye beş gün yetecek gıda yardımı ulaştırılabildi.Hierin kon men voor 5000 personen voedsel voor een jaar opslaan.
Pekmez, sade olarak ve tahin ile karıştırılarak sofrada gıda olarak tüketilebilir.Als voedsel kan alles wat beweegt en in de bek past worden aangeboden.
Kentin en önemli ekonomik sektörleri şunlardır: Petrol rafinerisi Nakliyat Gıda sektorü.De belangrijkste industrie in de stad is de aardolieraffinaderij van energiebedrijf Eni.
Gıda güvenliği: İki kavramı belirtmektedir.De term geweten verwijst naar twee zaken.
Gıda, taze ve sağlıklıdır.Het voedsel is vers en gezond.
Quaker Oats Company, Chicago merkezli bir Amerikan gıda konglomerasıdır.Quaker Oats Company – amerykański producent żywności z siedzibą w Chicago.
Lawton ise 2008 yılında bir 'Gıda Ormanı Kurulması' filmini yayınladı.W 2008 Geoff Lawton nakręcił film Establishing a Food Forest.
Başta ekmek ve hamur işleri olmak üzere pek çok gıdada kullanılır.Na początku ima się różnych zajęć, aby zarobić na chleb.
Uluslararası Gıda Değerlendirmeleri (Food Reviews International) ."Międzynarodowy przegląd Pielęgniarski" (International Nursing Review).
Ayrıca İtalya'daki Dünya Gıda Programı'nın büyükelçisidir.Jest ambasadorem Światowego Programu Żywnościowego ONZ na rzecz walki z głodem na świecie.
Avrupa Birliği'nde gıda katkı maddesi olarak E951 kod adını almıştır.Na produktach spożywczych oznaczany jest kodem E951.
Veriler FAO (Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü) resmi internet sitesinden alınmıştır.Źródło: Statystyka Organizacji Narodów Zjednoczonych do spraw Wyżywienia i Rolnictwa (FAO).
Teorik olarak, gıda zehirlenmeleri %100 oranında önlenebilir.Taki sposób zapewnia praktycznie 100% zabezpieczenie przed ciążą.
Bozulmuş gıda ve içecekten kaçınmak da etkili olabilir.Unikanie zakażonej żywności oraz napojów również stanowi skuteczny środek.
Dünya Gıda ProgramıProjekt Milenijny ONZ
Gıda ürünlerinde nişastanın tetkiki iyot testi ile gerçekleştirilmektedir.Na każdym etapie produkcji wykonywane są badania kontrolne jakości soku.
Egzersizin neden olduğu anafilaksi genelde belirli gıdaların yenilmesi ile de bağlantılıdır.Anafilaksja wywoływana przez ćwiczenia fizyczne ma najczęściej związek ze spożywaniem niektórych pokarmów.
Gıda ile birlikte alınması ilacın biyoyararlanımını değiştirmez.Spożycie posiłku nie wpływa na wchłanianie leku.
Taze tüketilmenin yanı sıra, gıda sanayi tarafından da işlenmektedir.Oprócz funkcji tradycyjnych, związanych z Wisłą, skupiało się tu też rzemiosło spożywcze.
Meyveler et, balık ve yumurta gibi gıdalarla birlikte sıkça tüketilen yiyeceklerdi.Owoce często łączono z mięsem, rybami i jajami.
Bu maddenin gıda koruyucu katkı maddesi olarak kullanımı, bazı ülkelerde yasaklanmıştır.Jego użycie do celów spożywczych jest zakazane w niektórych krajach.
Ancak buğday ekmeği artık zenginlerin bir gıda maddesi olmuştu.Pieczywo białe dostępne było dla zamożnych.
Bu enfeksiyon çoğunlukla kirlenmiş su ya da gıda ile bulaşır.Zakażenie najczęściej jest spowodowane spożyciem zanieczyszczonego pokarmu bądź wody.
Günlük tüketim ihtiyaçlarını, taze olduğu halde çöpe atılmış gıdalardan karşılamaktadırlar.Owoce Podłużnie żeberkowane, bocznie spłaszczone.
Genellikle bu tür kullanımdaki amaç gıdaya doğal bir "acı" hissi vermektir.Zwykle ten „głos” nakazuje wykonanie czegoś niezgodnego z naturą chorego.
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü'nün ilk genel direktörlüğünü yaptı.Kongresu stał na czele komitetu ds. leśnictwa i rolnictwa.
Sonraki yıllarda kendi fabrikalarını kurarak Edeka markasıyla gıda maddeleri üretmeye başladı.W następnych latach prowadził własną firmę zajmującą się dostarczaniem farb.
Jónsi vejetaryendir ve sadece çiğ gıdalarla beslenmeyi tercih ettiği belirtilmektedir.Jest jadowity, a rzekomo również pluje jadem.
Meyvelerinden gıda olarak istifade edilir.Owoce Owocostany złożone z mieszków.
Doğu Anadolu Bölgesinde büyük şehirlerde şeker, dokuma, çimento, tütün ve gıda tesisleri yer alır.W niektórych regionach pojawiają się zapachy eukaliptusa, mięty i tytoniu.
Ürün kısa zamanda beğenilen ve tercih edilen gıdaya dönüştü.ADAM stał się w krótkim czasie pożądanym towarem.
Sakigiller hepçil olsalar da, beslenmelerinin büyük kısmı bitkisel gıdadan oluşur.Jest drapieżnikiem, ale dużą część jego pożywienia stanowią też rośliny.
İsveç hükümeti gıda ve benzeri yardım malzemesi yardımı yaptı.Rząd Hongkongu pomagał np. przy dostawach poczty i wody.
Vatikan Alman çocukları için Şili’den gıda getirmeye çalışınca ABD Dışişleri Bakanlığı buna engel oldu.När Vatikanen försökte skicka mat från Chile till tyska spädbarn stoppades detta av USA:s utrikesministerium.
Uluslararası Uluslararası gıda ticareti Codex Alimentarius ile standartlaştırılmıştır.Medlemsländerna i FN har utarbetat standarder för livsmedel och livsmedeltillverkning, Codex Alimentarius.
KUKA robotları gıda sanayinde de birçok alanda kullanılmaktadır.Robotar från Kuka används även inom livsmedelsindustrin.
Gıda neofobisi pediatrik psikolojide önemli bir endişedir.Matneofobi är en viktig del inom pediatrisk psykologi.
Roma'da, doğudan yapılan gıda tedariği ve bütçe açıkları konusunda bir endişe vardı.I Rom oroade man sig över spannmålstillförseln i öster och för ett budgetunderskott.
Örneğin Türkmenistan SSC'deki Sovyet üretim politikası pamuktan gıda ürünlerine kaydı.I Turkmenistan skiftade Sovjets kollektiviseringspolitik deras produktion från matgrödor till bomull.
United Biscuits ("UB") çok uluslu bir gıda üreticisi.United Biscuits ("UB") är ett brittiskt multinationellt företag inom livsmedelsbranchen.
Bozulmuş gıda ve içecekten kaçınmak da etkili olabilir.Det ska också vara effektivt att undvika förorenad mat och dryck.
Bu enfeksiyon çoğunlukla kirlenmiş su ya da gıda ile bulaşır.Infektion sprids då vanligen via vatten eller mat som kontaminerats.
Bunlardan 17'si gıda sanayi tesisleridir.Av dessa utgjorde 11 köp av sexuella tjänster.
Net gelire dayanarak, PepsiCo dünyanın ikinci büyük gıda ve içecek şirketidir.Efter köpet blev Pernod Ricard världens näst största vin- och spritföretag.
Dünyanın 90'dan fazla ülkesinde gıda ve sağlık alanındaki yetkili kurumlar aspartam kullanımını onaylamıştır.Mer än 90 länder har kommit fram till att aspartam är säkert för mänsklig konsumtion.
Gıda katkı maddesi olarak, ayrıca tıp ve kozmetiklerde de kullanılırlar.NOC kan även finnas i läkemedel och i kosmetiska produkter.
2002 - BM Güvenlik Konseyi, Irak'ın "gıda karşılığı petrol" programını altı ay uzatma kararı aldı.9 juni - FN:s säkerhetsråd förlänger olja mot mat-avtalet för Irak med ytterligare ett halvår.
Birçok gıda ilk defa yenildiği zaman bile anafilaksiyi tetikleyebilir.Många olika former av födoämnen kan utlösa anafylaxi, även då de äts för första gången.
Bir gıda katkı maddesi olarak zeaksantin bir gıda boyasıdır, E numarası E161h'dir.Som livsmedelstillsats har zeaxantin E-nummer E161h.
Gıda ve inşaat malzemeleri üretimi, doğalgaz önemli ekonomik faaliyetlerdir.Återskogningen och fiskeprojekten har exempelvis visat sig ekonomiskt självförsörjande.
Yaygın nedenleri böcek ısırmaları, gıdalar ve ilaçlardır.Vanliga utlösande orsaker inkluderar insektsbett, olika födoämnen eller läkemedel.
Burcu Begüm Kenanoğlu Gıda Teknolojisi Programı'nda iki yıllık önlisans eğitimi verilir.Dessutom startade en tvåårig solenergiteknikerutbildning.
Tehlikeli işler hariç tüm işçiler için sağlanan gıda miktarı eşit olmalıdır.Jämlika ransoner för alla arbetare med undantag för dem som arbetar inom de hälsovådliga industrierna.
Gıda maddesi ihtiyacının %80`i ithal edilmektedir.Över 80% av maten måste importeras.
Petrol fiyatları gıdaların nakliye ve gıda endüstrisinde maliyet artışlarına neden olmuştur.Koldioxidbalansen påverkas också av utsläpp vid transport och odling.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod