gıcır ile cümle

gıcır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
"Sandalye gıcırdayarak açıldı ve Kemp cam hissetti ondan çizilir.ويسكي؟ هنا.
"Sandalye gıcırdayarak açıldı ve Kemp cam hissetti ondan çizilir.ここで、私はあなたにそれを与えなければならない?"椅子はcreaked andケンプはガラスを感じた
Sonra yine oturdu koltuk gıcırdayarak açıldı.A continuación, el sillón crujió mientras se sentaba de nuevo.
Sonra yine oturdu koltuk gıcırdayarak açıldı.Apoi fotoliu scârţâit ca el se aşeză din nou.
Sonra yine oturdu koltuk gıcırdayarak açıldı.Aztán a karosszék nyikorogva, ahogy leült.
Sonra yine oturdu koltuk gıcırdayarak açıldı.그가 다시 앉아서로 다음 안락 의자 creaked.
Sonra yine oturdu koltuk gıcırdayarak açıldı.creaked ثم كرسي وجلس مرة أخرى.
Sonra yine oturdu koltuk gıcırdayarak açıldı.Då fåtölj knakade när han satte sig igen.
Sonra yine oturdu koltuk gıcırdayarak açıldı.Dan is de fauteuil kraakte toen hij ging weer zitten.
Sonra yine oturdu koltuk gıcırdayarak açıldı.Dann wird der Sessel knarrte, als er sich wieder setzte.
Sonra yine oturdu koltuk gıcırdayarak açıldı.Em seguida, a poltrona rangeu quando ele se sentou novamente.
Sonra yine oturdu koltuk gıcırdayarak açıldı.Kemudian kursi berderit saat dia duduk lagi.
Sonra yine oturdu koltuk gıcırdayarak açıldı.Pak křeslo zaskřípalo, když se posadil znovu.
Sonra yine oturdu koltuk gıcırdayarak açıldı.Poi la poltrona scricchiolò si sedette di nuovo.
Sonra yine oturdu koltuk gıcırdayarak açıldı.Potem fotelj zaškripala, ko je sedel še enkrat.
Sonra yine oturdu koltuk gıcırdayarak açıldı.Potom kreslo zaškrípalo, keď sa posadil znova.
Sonra yine oturdu koltuk gıcırdayarak açıldı.Puis le fauteuil craquait comme il se rassit.
Sonra yine oturdu koltuk gıcırdayarak açıldı.Sau đó, chiếc ghế bành creaked khi anh ngồi xuống một lần nữa.
Sonra yine oturdu koltuk gıcırdayarak açıldı.Sitten nojatuoli creaked kun hän istuutui jälleen.
Sonra yine oturdu koltuk gıcırdayarak açıldı.Wtedy fotel skrzypiał jak znowu usiadł.
Sonra yine oturdu koltuk gıcırdayarak açıldı.Στη συνέχεια, η πολυθρόνα έτριξε όπως κάθισε ξανά.
Sonra yine oturdu koltuk gıcırdayarak açıldı.Затем кресла скрипели, когда он снова сел.
Sonra yine oturdu koltuk gıcırdayarak açıldı.Потім крісла скрипіли, коли він знову сів.
Sonra yine oturdu koltuk gıcırdayarak açıldı.Тогава фотьойл изскърца, като той седна отново.
Sonra yine oturdu koltuk gıcırdayarak açıldı.第II MR。テディHENFREY 'Sファーストインプレッション
Şu yararsız köleyi dışarıya, karanlığa atın. Orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacaktır.› ››Al siervo inútil echadlo en las tinieblas de afuera." Allí habrá llanto y crujir de dientes
Şu yararsız köleyi dışarıya, karanlığa atın. Orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacaktır.› ››A niepożytecznego sługę wrzućcie do onych ciemności zewnętrznych, tam będzie płacz i zgrzytanie zębów.
Şu yararsız köleyi dışarıya, karanlığa atın. Orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacaktır.› ››A toho neužitečného služebníka uvrztež do temností zevnitřních. Tamť bude pláč a škřipení zubů.
Şu yararsız köleyi dışarıya, karanlığa atın. Orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacaktır.› ››A toho neužitočného sluhu vyhoďte do vonkajšej tmy! Tam bude plač a škrípanie zubami.
Şu yararsız köleyi dışarıya, karanlığa atın. Orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacaktır.› ››Còn tên đầy tớ vô ích đó, hãy quăng nó ra ngoài là chỗ tối tăm, ở đó sẽ có khóc lóc và nghiến răng.
Şu yararsız köleyi dışarıya, karanlığa atın. Orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacaktır.› ››Còn tên đầy_tớ vô_ích đó , hãy quăng nó ra ngoài là chỗ tối_tăm , ở đó sẽ có khóc_lóc và nghiến răng .
Şu yararsız köleyi dışarıya, karanlığa atın. Orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacaktır.› ››Dan pelayan yang tidak berguna itu, buanglah dalam kegelapan di luar. Di sana ia akan menangis dan menderita!'
Şu yararsız köleyi dışarıya, karanlığa atın. Orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacaktır.› ››E il servo fannullone gettatelo fuori nelle tenebre; là sarà pianto e stridore di denti
Şu yararsız köleyi dışarıya, karanlığa atın. Orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacaktır.› ››E lançai o servo inútil nas trevas exteriores; ali haverá choro e ranger de dentes.
Şu yararsız köleyi dışarıya, karanlığa atın. Orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacaktır.› ››És a haszontalan szolgát vessétek a külsõ sötétségre; ott lészen sírás és fogcsikorgatás.
Şu yararsız köleyi dışarıya, karanlığa atın. Orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacaktır.› ››Iar pe robul acela netrebnic, aruncaţi -l în întunerecul de afară: acolo va fi plînsul şi scrîşnirea dinţilor.
Şu yararsız köleyi dışarıya, karanlığa atın. Orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacaktır.› ››In nepridnega hlapca vrzite v zunanjo temo; tam bode jok in škripanje z zobmi.
Şu yararsız köleyi dışarıya, karanlığa atın. Orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacaktır.› ››Ja heittäkää tuo kelvoton palvelija ulos pimeyteen; siellä on oleva itku ja hammasten kiristys.`
Şu yararsız köleyi dışarıya, karanlığa atın. Orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacaktır.› ››이 무익한 종을 바깥 어두운데로 내어 쫓으라 거기서 슬피 울며이를 갊이 있으리라 하니라
Şu yararsız köleyi dışarıya, karanlığa atın. Orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacaktır.› ››Och kasten den oduglige tjänaren ut i mörkret härutanför.' Där skall vara gråt och tandagnisslan.
Şu yararsız köleyi dışarıya, karanlığa atın. Orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacaktır.› ››Og kast den unyttige tjener ut i mørket utenfor! Der skal være gråt og tenners gnidsel.
Şu yararsız köleyi dışarıya, karanlığa atın. Orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacaktır.› ››Og kaster den unyttige Tjener ud i Mørket udenfor; der skal der være Gråd og Tænders Gnidsel.
Şu yararsız köleyi dışarıya, karanlığa atın. Orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacaktır.› ››Und den unnützen Knecht werft hinaus in die Finsternis; da wird sein Heulen und Zähneklappen.
Şu yararsız köleyi dışarıya, karanlığa atın. Orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacaktır.› ››А тоя безполезен слуга хвърлете във външната тъмнина; там ще бъде плач и скърцане със зъби.
Şu yararsız köleyi dışarıya, karanlığa atın. Orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacaktır.› ››І викиньте слугу нікчемного у темряву надвірню: там буде плач і скреготаннє зубів.
Şu yararsız köleyi dışarıya, karanlığa atın. Orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacaktır.› ››ואת עבד הבליעל השליכו אל החשך החיצון שם תהיה היללה וחרק השנים׃
Şu yararsız köleyi dışarıya, karanlığa atın. Orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacaktır.› ››والعبد البطال اطرحوه الى الظلمة الخارجية. هناك يكون البكاء وصرير الاسنان
Şu yararsız köleyi dışarıya, karanlığa atın. Orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacaktır.› ››把 這 無 用 的 僕 人 、 丟 在 外 面 黑 暗 裡 . 在 那 裡 必 要 哀 哭 切 齒 了
Şu yararsız köleyi dışarıya, karanlığa atın. Orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacaktır.› ››把 這無 用 的 僕人 、 丟 在 外面 黑暗 裡 . 在 那 裡 必要 哀哭 切齒了
Tamam, burası olmalı. [kapıyı çalar] [Kapı gıcırdayarak açılır]Okay, deve essere questa. **
Tamam. "Sandalye gıcırdayarak açıldı ve Kemp cam hissetti ondan çizilir.Whiskey?
Tanrı öfkeyle saldırıp parçalıyor beni, Dişlerini gıcırdatıyor bana, Düşmanım gözlerini üzerime dikiyor.Dengan geram Allah merobek-robek tubuhku; dengan sangat benci Ia memandang aku
Tanrı öfkeyle saldırıp parçalıyor beni, Dişlerini gıcırdatıyor bana, Düşmanım gözlerini üzerime dikiyor.Hans Vrede river og slider i mig, han skærer Tænder imod mig. Fjenderne hvæsser Blikket imod mig,
Tanrı öfkeyle saldırıp parçalıyor beni, Dişlerini gıcırdatıyor bana, Düşmanım gözlerini üzerime dikiyor.Haragja széttépett és üldöz engem. Fogait csikorgatta rám, ellenségemként villogtatja felém tekintetét.
Tanrı öfkeyle saldırıp parçalıyor beni, Dişlerini gıcırdatıyor bana, Düşmanım gözlerini üzerime dikiyor.그는 진노하사 나를 찢고 군박하시며 나를 향하여 이를 갈고 대적이 되어 뾰족한 눈으로 나를 보시고
Tanrı öfkeyle saldırıp parçalıyor beni, Dişlerini gıcırdatıyor bana, Düşmanım gözlerini üzerime dikiyor.Trong cơn thạnh nộ người xé tôi và bắt bớ tôi; Người nghiến răng nghịch tôi, Kẻ cừu địch tôi trừng ngó tôi.
Tanrı öfkeyle saldırıp parçalıyor beni, Dişlerini gıcırdatıyor bana, Düşmanım gözlerini üzerime dikiyor.Trong cơn thạnh nộ người xé tôi và bắt_bớ tôi ; Người nghiến răng nghịch tôi , Kẻ cừu_địch tôi trừng ngó tôi .
Tanrı öfkeyle saldırıp parçalıyor beni, Dişlerini gıcırdatıyor bana, Düşmanım gözlerini üzerime dikiyor.אפו טרף וישטמני חרק עלי בשניו צרי ילטוש עיניו לי׃
Tanrı öfkeyle saldırıp parçalıyor beni, Dişlerini gıcırdatıyor bana, Düşmanım gözlerini üzerime dikiyor.غضبه افترسني واضطهدني. حرّق عليّ اسنانه. عدوي يحدد عينيه عليّ.
Tanrı öfkeyle saldırıp parçalıyor beni, Dişlerini gıcırdatıyor bana, Düşmanım gözlerini üzerime dikiyor.主 發 怒 撕 裂 我 、 逼 迫 我 、 向 我 切 齒 . 我 的 敵 人 怒 目 看 我

İlgili Sayfalar