güzelliğin ile cümle
güzelliğin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Doğal bir güzelliğin var, değil mi?Eres una belleza natural, ¿no es asi?
Doğal bir güzelliğin var, değil mi?Jesteś naturalną pięknoscią, prawda?
Doğal bir güzelliğin var, değil mi?Kau punya kecantikan alami. Kan?
Doğal bir güzelliğin var, değil mi?Sei una bellezza naturale, no? Certo!
Doğal bir güzelliğin var, değil mi?Tu es une entièrement naturel, me semble t'il ?
Doğal bir güzelliğin var, değil mi?Úgy bizony. Természetesre sikerültem.
Doğal bir güzelliğin var, değil mi?جمالك جمال طبيعي أليس كذلك؟
Doğruluğun içindeki güzelliğini arıyoruz.Estamos tratando de encontrar la belleza en la verdad.
Doğruluğun içindeki güzelliğini arıyoruz.Încercăm să găsim frumusețea în adevăr.
Doğruluğun içindeki güzelliğini arıyoruz.우리난 진실 속의 아름다움을 추구합니다
Doğruluğun içindeki güzelliğini arıyoruz.Magát a szépséget keressük az igazságban.
Doğruluğun içindeki güzelliğini arıyoruz.Noi cerchiamo di trovare la bellezza nella verità.
Doğruluğun içindeki güzelliğini arıyoruz.Nous essayons de trouver la beauté dans la vérité.
Doğruluğun içindeki güzelliğini arıyoruz.Snažíme sa nájsť krásu v pravde.
Doğruluğun içindeki güzelliğini arıyoruz.Staramy się znaleźć piękno w prawdzie.
Doğruluğun içindeki güzelliğini arıyoruz.We proberen de schoonheid te vinden in de waarheid.
Doğruluğun içindeki güzelliğini arıyoruz.Wir versuchen, Schönheit in der Wahrheit zu finden.
Doğruluğun içindeki güzelliğini arıyoruz.Мы пытаемся найти красоту в правде.
Doğruluğun içindeki güzelliğini arıyoruz.Опитваме се да открием красотата в истината.
Doğruluğun içindeki güzelliğini arıyoruz.אנחנו מנסים למצוא את היופי באמת.
Doğruluğun içindeki güzelliğini arıyoruz.نحل نحاول أن نجد الجمال في الحقيقة.
Doğruluğun içindeki güzelliğini arıyoruz.一方 技術者は物事を科学者のように捉えます
Fiziki güzelliğin üzerinde düşünerek, ilahi güzelliğe ulaşabiliriz.И идея в том, что любуясь физической красотой, мы можем представить божественную.
Gezegenin güzelliğini görmek, aşağıda içinde olmanın tam tersi olan muhteşem bir deneyim.جمال رؤية الأرض ككوكب، عوضا عن كوننا هنا في الأسفل عليها
Gözlerimi alamıyorum kızın güzelliğinden.Bin ich gebannt von ihrer Schönheit
Gözlerimi alamıyorum kızın güzelliğinden.Quedo impactado con su belleza
Gözlerimi alamıyorum kızın güzelliğinden.אני לא יכול להתעלם מיופיה
Green Beings diğerlerini de kıtanın güzelliğini övmeye teşvik ediyor:Green Beings animó a otros a apreciar la belleza del continente:
Güzelliğin bana kadınsı ve yapılan kahramanlık çelik benim öfke soften'd hath.Deine Schönheit hat mich weibisch Und in mein Temperament soften'd Tapferkeit ist Stahl.
Güzelliğin bana kadınsı ve yapılan kahramanlık çelik benim öfke soften'd hath.Din skønhed har gjort mig kvindagtige Og i mit temperament soften'd tapperhed i stål.
Güzelliğin bana kadınsı ve yapılan kahramanlık çelik benim öfke soften'd hath.Din skönhet har gjort mig feminin Och humöret soften'd tapperhet är stål.
Güzelliğin bana kadınsı ve yapılan kahramanlık çelik benim öfke soften'd hath.Frumuseţii tale ma făcut ca efeminaţi şi în temperamentul meu soften'd oţel valor lui.
Güzelliğin bana kadınsı ve yapılan kahramanlık çelik benim öfke soften'd hath.Keindahan-Mu telah membuat saya banci Dan dalam kesabaran soften'd baja keberanian itu.
Güzelliğin bana kadınsı ve yapılan kahramanlık çelik benim öfke soften'd hath.La tua bellezza mi ha reso effeminato E nel mio temperamento soften'd acciaio del valore.
Güzelliğin bana kadınsı ve yapılan kahramanlık çelik benim öfke soften'd hath.Sinun kauneus on tehnyt minulle naismaista Ja malttiani soften'd valor n terästä.
Güzelliğin bana kadınsı ve yapılan kahramanlık çelik benim öfke soften'd hath.그대의 아름다움은 나를 여자 같은 만들어 내 성질이 용맹의 철강 soften'd 하셨어요.
Güzelliğin bana kadınsı ve yapılan kahramanlık çelik benim öfke soften'd hath.Ta beauté m'a fait efféminé et dans mon tempérament d'acier soften'd Valor.
Güzelliğin bana kadınsı ve yapılan kahramanlık çelik benim öfke soften'd hath.Te szépség kinek velem nőies És a türelmemet soften'd bátorsága az acél.
Güzelliğin bana kadınsı ve yapılan kahramanlık çelik benim öfke soften'd hath.Tua beleza me fez efeminados E no meu temperamento soften'd valor do aço.
Güzelliğin bana kadınsı ve yapılan kahramanlık çelik benim öfke soften'd hath.Tu belleza me ha afeminado y en los estribos de acero soften'd valor de.
Güzelliğin bana kadınsı ve yapılan kahramanlık çelik benim öfke soften'd hath.Tvá krása mě učinil zženštilý a na nervy soften'd srdnatost je ocel.
Güzelliğin bana kadınsı ve yapılan kahramanlık çelik benim öfke soften'd hath.Tvoja krása ma urobil zženštilý a na nervy soften'd srdnatost je oceľ.
Güzelliğin bana kadınsı ve yapılan kahramanlık çelik benim öfke soften'd hath.Tvoje lepote dade mi je effeminate In živce soften'd jekla za hrabrost.
Güzelliğin bana kadınsı ve yapılan kahramanlık çelik benim öfke soften'd hath.Twoje piękno uczynił mnie zniewieściały A w moim temperamentem soften'd stali męstwo jest.
Güzelliğin bana kadınsı ve yapılan kahramanlık çelik benim öfke soften'd hath.Uw schoonheid heeft mij verwijfd En in mijn humeur soften'd valor's staal.
Güzelliğin bana kadınsı ve yapılan kahramanlık çelik benim öfke soften'd hath.Vẻ đẹp Thy chẳng làm cho tôi ẻo lả và bình tĩnh soften'd thép dũng cảm.
Güzelliğin bana kadınsı ve yapılan kahramanlık çelik benim öfke soften'd hath.Ομορφιά σου hath έκανε να θηλυπρεπείς και στην ιδιοσυγκρασία μου soften'd χάλυβα ανδρεία του.
Güzelliğin bana kadınsı ve yapılan kahramanlık çelik benim öfke soften'd hath.Твоя красота Твоя возвеличивает меня женственные И в моей нрав soften'd стали доблесть в.
Güzelliğin bana kadınsı ve yapılan kahramanlık çelik benim öfke soften'd hath.Твоята красота ме е направила женствен И в моя нрав soften'd стомана и храбри.
Güzelliğin bana kadınsı ve yapılan kahramanlık çelik benim öfke soften'd hath.יופי Thy יהוה עשה לי נשי ובכל מזג שלי soften'd הפלדה של החיל.
Güzelliğin bana kadınsı ve yapılan kahramanlık çelik benim öfke soften'd hath.سخر لي خاصتك الجمال ومخنث في أعصابي soften'd الصلب وبسالة.
Güzelliğin bana kadınsı ve yapılan kahramanlık çelik benim öfke soften'd hath.[ベンヴォリオを再入力してください。]
Güzelliğin doruğu Siyondan Parıldıyor Tanrı.(49:2) С Сиона, который есть верх красоты, является Бог,
Güzelliğin doruğu Siyondan Parıldıyor Tanrı.A Sionról, a melynek szépsége tökéletes, fényeskedik Isten.
Güzelliğin doruğu Siyondan Parıldıyor Tanrı.Aus Zion bricht an der schöne Glanz Gottes.
Güzelliğin doruğu Siyondan Parıldıyor Tanrı.Dari Sion, kota yang paling indah, Allah tampil dengan bercahaya
Güzelliğin doruğu Siyondan Parıldıyor Tanrı.Da Sion, splendore di bellezza, Dio rifulge
Güzelliğin doruğu Siyondan Parıldıyor Tanrı.Desde Sião, a perfeição da formosura. Deus resplandece.
Güzelliğin doruğu Siyondan Parıldıyor Tanrı.Desde Sion, perfección de la hermosura, Dios ha resplandecido
Güzelliğin doruğu Siyondan Parıldıyor Tanrı.De Sion, beauté parfaite, Dieu resplendit.