güzelliği ile cümle

güzelliği kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Yayla yolunun doğal bir güzelliği vardır.바이써에는 아름다운 자연 풍광이 있다.
Güzelliğine çok düşkündür.הוא מקסים ביופיו.
Yalnızlığa terk edilen Roxie kendini toparlayarak hayatın güzelliğini fark eder ("Nowadays").בודדה לגמרי, רוקסי נזכרת בהנאות החיים הקטנות ("כיום").
Aşkın ve güzelliğin simgesidir.אלת היופי והאהבה.
Eski Filistin Arapların, yani hizmetçilerin; yeni Filistin ise tüm güzelliği ve ihtişamıyla Yahudilerin.פלשתינה מחולקת: הישנה לערבים, היינו למשרתים, והחדשה, על כל יופיה והדרה, ליהודים.
Celia Brooke — Dorothea'nin idealizmini ve güzelliğini paylaşmayan, daha geleneksel küçük kız kardeşi.סיליה ברוק - האחות הצעירה והיותר שיגרתית של דורותיאה, שלא חולקת את האידיאליזם והסגפנות של אחותה.
Maria, eğitim ve güzelliği ile tanınırdı.מריה התפרסמה ביופיה הרב ובהשכלתה.
Kayıtsız kalınamayacak güzelliğiyle göz kamaştırıcı genç bir kızdır.אהבתו אל הנערה היפה נותרת בלתי מושגת.
Güzelliği ve canlılığıyla tanınıyordu.יִין הייתה ידועה ביופיה ובצניעותה.
Hem güzelliği hem de konuşkanlığıyla tanınır.ידועה בשל יופיה וגם בשל טיפשותה.
Vanessa: Güzelliğine çok önem verir(özellikle de saçına).לדון חשוב המראה שלה ובמיוחד שערה.
Yeşil doğasının güzelliğiyle bilinir.היופי הטבעי של צמח.
Güzelliğiyle etrafını büyülese de kimseyle evlenmez.בבית מזל לא נענתה להפצרות מחזריה ולא נישאה לאיש.
O zaman 12 ya da 13 yaşındaydı ama güzelliği ile tanınıyordu.По това време тя е на около 12-13 години, но вече се слави с голямата си красота.
Adam onun güzelliği karşısında şaşkına dönmüştür.От този ден той е запленен от красотата ѝ.
Arabacılık mesleğinin zevklerinden ve karısının güzelliğinden bahse koyulur.Той възпява радостта от живота и красотата на съпругата си.
Ve sade bir güzelliği vardır.Има изключително красива природа.
Her gün güzelliği yaşamak için sanatçı olmana gerek yok.Не е нужно да си артист, за да изживяваш красотата на всеки ден.
Güzelliğin Tarihi.Povijest ljepote.
Hem güzelliği hem de konuşkanlığıyla tanınır.Poznata je po ljepoti i talentu.
Büyüleyici güzelliği ve parlak zekâsı sayesinde büyük bir nüfuz sahibi oldu.Moguće je da je zbog svoje izvanredne ljepote i moći postala ponosna.
Güzelliğin ve bilgeliğin sembolüdür.Cvijeće simbolizira ljepotu, eleganciju i mudrost.
Sanatça güzelliğin doruğuna erişmiş eserdir.Jedini cilj umjetnosti je njegovanje lijepog.
Dünyanın pek çok yerinden insanlar bu güzelliği görmek için gelir.Z toho dôvodu, sa pohľady viacerých ľudí na svet zhodujú.
Maria, eğitim ve güzelliği ile tanınırdı.Marija je slovela po svoji lepoti in izobrazbi.
Tchaoikovsky Grieg'in müziğinin güzelliği, sıcaklığı, orijinalliği hakkında çok olumlu düşünceler içindeydi.Čajkovski je Griegovo glasbo zelo cenil in hvalil njeno lepoto, izvirnost in toplino.
Aşkın ve güzelliğin simgesidir.V zemlji je ljubezen in lepota ...
Bu güzelliği de bugüne yansıtanlar bizim insanlarımızdır.Ohranjati čiste lastnosti, ki so se že pojavile v nas.
Adam onun güzelliği karşısında şaşkına dönmüştür.Jis sustojęs žiūrėjo, pakerėtas jos žavingo grožio.
Maria, eğitim ve güzelliği ile tanınırdı.Christina sai tuntuks oma ilu ja hea hariduse poolest.
Güzelliğin iyi veya kötüyle ilişkisi var mıdır?Mis on isa teos head või kiiduväärset?
Doğal güzelliği gelen herkesi cezbetmiştir.Mind aga köitis sinna looduslik ilu.
Sesinin güzelliği gençken bile fark ediliyordu.Tema muusikaanne ilmnes juba noorelt.
Yayla yolunun doğal bir güzelliği vardır.Juurikal on iseloomulik roosilõhn.
Bunlar; Fütüristik tasarımı ve Japonya'nın geleneksel güzelliğini gösterir.Pühendumise võlu jaapani traditsioonilises kunstis.
14 yıl önce geleneklerde ve el işlerinde güzelliği aradım.14 anni fa, cercavo la bellezza nelle cose tradizionali, nelle forme artigianali.
14 yıl önce geleneklerde ve el işlerinde güzelliği aradım.14 évvel ezelőtt a szépséget tradicionális dolgokban kerestem, mesterségekben.
14 yıl önce geleneklerde ve el işlerinde güzelliği aradım.14 jaar geleden zocht ik naar schoonheid in het traditionele, in ambachtsvormen.
14 yıl önce geleneklerde ve el işlerinde güzelliği aradım.14년전, 전통적이고 수공예 방식의
14 yıl önce geleneklerde ve el işlerinde güzelliği aradım.14 năm trước, tôi đã tìm kiếm vẻ đẹp trong những đồ vật truyền thống, những hình mẫu thủ công.
14 yıl önce geleneklerde ve el işlerinde güzelliği aradım.14 tahun lalu, Saya mencari kecantikan dalam benda-benda tradisional, dalam bentuk-bentuk kerajinan.
14 yıl önce geleneklerde ve el işlerinde güzelliği aradım.14 χρόνια πριν, έψαξα για ομορφιά στα παραδοσιακά πράγματα, στις μορφές τεχνών.
14 yıl önce geleneklerde ve el işlerinde güzelliği aradım.14 лет назад я искала красоту в традиционных предметах, в формах ручной работы.
14 yıl önce geleneklerde ve el işlerinde güzelliği aradım.14 років тому я шукала красу в традиційних предметах, у формах ручної праці.
14 yıl önce geleneklerde ve el işlerinde güzelliği aradım.Acum 14 ani, căutam frumuseţea în lucrurile tradiţionale în formele meşteşugurilor.
14 yıl önce geleneklerde ve el işlerinde güzelliği aradım.Czternaście lat temu szukałam piękna w tradycyjnych formach rzemieślniczych.
14 yıl önce geleneklerde ve el işlerinde güzelliği aradım.Há 14 anos, procurei a beleza em coisas tradicionais, em formas artesanais.
14 yıl önce geleneklerde ve el işlerinde güzelliği aradım.Hace 14 años yo estaba buscando belleza en cosas tradicionales, en formas artesanales.
14 yıl önce geleneklerde ve el işlerinde güzelliği aradım.Il y a 14 ans, je recherchais la beauté dans les choses traditionnelles, les formes artisanales.
14 yıl önce geleneklerde ve el işlerinde güzelliği aradım.Pred 14 rokmi, som hľadala krásu v tradičných veciach, v remeselných formách.
14 yıl önce geleneklerde ve el işlerinde güzelliği aradım.Před čtrnácti lety jsem hledala krásu v tradičních věcech, v řemeslech.
14 yıl önce geleneklerde ve el işlerinde güzelliği aradım.Vor 14 Jahren suchte ich nach Schönheit in den traditionellen Dingen, in handwerklichen Formen.
14 yıl önce geleneklerde ve el işlerinde güzelliği aradım.Преди 14 години, аз търсех красота в традиционните неща, в ръкоделни форми.
14 yıl önce geleneklerde ve el işlerinde güzelliği aradım.לפני 14 שנים, חיפשתי יופי בדברים המסורתיים,
14 yıl önce geleneklerde ve el işlerinde güzelliği aradım.منذ 14 عاماً كنت ابحث عن الجمال في الامور التراثية
14 yıl önce geleneklerde ve el işlerinde güzelliği aradım.伝統的な工芸品に 美しさを 探し求めていました
Ablan şu an güzelliğinin zirvesinde.Cette nuna ici, sa beauté est à son paroxysme.
Ablan şu an güzelliğinin zirvesinde.Ez a noona szépsége csúcsán van.
Ablan şu an güzelliğinin zirvesinde.Αυτή η νούνα είναι άνθηση της αιχμή της
Ablan şu an güzelliğinin zirvesinde.هذه النونا في طور تفتحها

İlgili Sayfalar