güzelliği ile cümle
güzelliği kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Güzelliği kaybetmek o kadar kolay, çünkü güzel yapmak inanılmaz zor bir şey.Perder a beleza é fácil a este ponto, porque a beleza é incrivelmente difícil de fazer.
Güzelliği kaybetmek o kadar kolay, çünkü güzel yapmak inanılmaz zor bir şey.Så let er det at miste skønhed, for skønhed er så utroligt svært at skabe.
Güzelliği kaybetmek o kadar kolay, çünkü güzel yapmak inanılmaz zor bir şey.Sangat mudah kehilangan keindahan, karena keindahan susah dicapai.
Güzelliği kaybetmek o kadar kolay, çünkü güzel yapmak inanılmaz zor bir şey.Tak łatwo zgubić piękno, bo piękno niesamowicie trudno osiągnąć.
Güzelliği kaybetmek o kadar kolay, çünkü güzel yapmak inanılmaz zor bir şey.Thật dễ dàng để đánh mất cái đẹp, vì cái đẹp vô cùng khó khăn để tạo ra.
Güzelliği kaybetmek o kadar kolay, çünkü güzel yapmak inanılmaz zor bir şey.Zo gemakkelijk is het om schoonheid te verliezen, want schoonheid is ontzettend moeilijk te doen.
Güzelliği kaybetmek o kadar kolay, çünkü güzel yapmak inanılmaz zor bir şey.Είναι τόσο εύκολο να χάσεις την ομορφιά, επειδή είναι απίστευτα δύσκολο να την επιτύχεις.
Güzelliği kaybetmek o kadar kolay, çünkü güzel yapmak inanılmaz zor bir şey.Красоту так легко потерять, потому что её чрезвычайно сложно создать.
Güzelliği kaybetmek o kadar kolay, çünkü güzel yapmak inanılmaz zor bir şey.Так просто втратити красу, тому що красу неймовірно складно створити.
Güzelliği kaybetmek o kadar kolay, çünkü güzel yapmak inanılmaz zor bir şey.Толкова е лесно да се изгуби красотата, защото е изключително трудно да се създаде красотата.
Güzelliği kaybetmek o kadar kolay, çünkü güzel yapmak inanılmaz zor bir şey.זה כה פשוט לאבד יופי בגלל שיופי נורא קשה להשגה.
Güzelliği kaybetmek o kadar kolay, çünkü güzel yapmak inanılmaz zor bir şey.هل من السهل ان نفقد الجمال لأنه من الصعوبة بمكان ان نصنعه
Güzelliği kaybetmek o kadar kolay, çünkü güzel yapmak inanılmaz zor bir şey.なぜなら美は信じられないほど難しいものだからです ごく僅かな人しか出来ません
Güzelliğin bana kadınsı ve yapılan kahramanlık çelik benim öfke soften'd hath.Deine Schönheit hat mich weibisch Und in mein Temperament soften'd Tapferkeit ist Stahl.
Güzelliğin bana kadınsı ve yapılan kahramanlık çelik benim öfke soften'd hath.Din skønhed har gjort mig kvindagtige Og i mit temperament soften'd tapperhed i stål.
Güzelliğin bana kadınsı ve yapılan kahramanlık çelik benim öfke soften'd hath.Din skönhet har gjort mig feminin Och humöret soften'd tapperhet är stål.
Güzelliğin bana kadınsı ve yapılan kahramanlık çelik benim öfke soften'd hath.Frumuseţii tale ma făcut ca efeminaţi şi în temperamentul meu soften'd oţel valor lui.
Güzelliğin bana kadınsı ve yapılan kahramanlık çelik benim öfke soften'd hath.Keindahan-Mu telah membuat saya banci Dan dalam kesabaran soften'd baja keberanian itu.
Güzelliğin bana kadınsı ve yapılan kahramanlık çelik benim öfke soften'd hath.La tua bellezza mi ha reso effeminato E nel mio temperamento soften'd acciaio del valore.
Güzelliğin bana kadınsı ve yapılan kahramanlık çelik benim öfke soften'd hath.Sinun kauneus on tehnyt minulle naismaista Ja malttiani soften'd valor n terästä.
Güzelliğin bana kadınsı ve yapılan kahramanlık çelik benim öfke soften'd hath.그대의 아름다움은 나를 여자 같은 만들어 내 성질이 용맹의 철강 soften'd 하셨어요.
Güzelliğin bana kadınsı ve yapılan kahramanlık çelik benim öfke soften'd hath.Ta beauté m'a fait efféminé et dans mon tempérament d'acier soften'd Valor.
Güzelliğin bana kadınsı ve yapılan kahramanlık çelik benim öfke soften'd hath.Te szépség kinek velem nőies És a türelmemet soften'd bátorsága az acél.
Güzelliğin bana kadınsı ve yapılan kahramanlık çelik benim öfke soften'd hath.Tua beleza me fez efeminados E no meu temperamento soften'd valor do aço.
Güzelliğin bana kadınsı ve yapılan kahramanlık çelik benim öfke soften'd hath.Tu belleza me ha afeminado y en los estribos de acero soften'd valor de.
Güzelliğin bana kadınsı ve yapılan kahramanlık çelik benim öfke soften'd hath.Tvá krása mě učinil zženštilý a na nervy soften'd srdnatost je ocel.
Güzelliğin bana kadınsı ve yapılan kahramanlık çelik benim öfke soften'd hath.Tvoja krása ma urobil zženštilý a na nervy soften'd srdnatost je oceľ.
Güzelliğin bana kadınsı ve yapılan kahramanlık çelik benim öfke soften'd hath.Tvoje lepote dade mi je effeminate In živce soften'd jekla za hrabrost.
Güzelliğin bana kadınsı ve yapılan kahramanlık çelik benim öfke soften'd hath.Twoje piękno uczynił mnie zniewieściały A w moim temperamentem soften'd stali męstwo jest.
Güzelliğin bana kadınsı ve yapılan kahramanlık çelik benim öfke soften'd hath.Uw schoonheid heeft mij verwijfd En in mijn humeur soften'd valor's staal.
Güzelliğin bana kadınsı ve yapılan kahramanlık çelik benim öfke soften'd hath.Vẻ đẹp Thy chẳng làm cho tôi ẻo lả và bình tĩnh soften'd thép dũng cảm.
Güzelliğin bana kadınsı ve yapılan kahramanlık çelik benim öfke soften'd hath.Ομορφιά σου hath έκανε να θηλυπρεπείς και στην ιδιοσυγκρασία μου soften'd χάλυβα ανδρεία του.
Güzelliğin bana kadınsı ve yapılan kahramanlık çelik benim öfke soften'd hath.Твоя красота Твоя возвеличивает меня женственные И в моей нрав soften'd стали доблесть в.
Güzelliğin bana kadınsı ve yapılan kahramanlık çelik benim öfke soften'd hath.Твоята красота ме е направила женствен И в моя нрав soften'd стомана и храбри.
Güzelliğin bana kadınsı ve yapılan kahramanlık çelik benim öfke soften'd hath.יופי Thy יהוה עשה לי נשי ובכל מזג שלי soften'd הפלדה של החיל.
Güzelliğin bana kadınsı ve yapılan kahramanlık çelik benim öfke soften'd hath.سخر لي خاصتك الجمال ومخنث في أعصابي soften'd الصلب وبسالة.
Güzelliğin bana kadınsı ve yapılan kahramanlık çelik benim öfke soften'd hath.[ベンヴォリオを再入力してください。]
Güzelliğin doruğu Siyondan Parıldıyor Tanrı.(49:2) С Сиона, который есть верх красоты, является Бог,
Güzelliğin doruğu Siyondan Parıldıyor Tanrı.A Sionról, a melynek szépsége tökéletes, fényeskedik Isten.
Güzelliğin doruğu Siyondan Parıldıyor Tanrı.Aus Zion bricht an der schöne Glanz Gottes.
Güzelliğin doruğu Siyondan Parıldıyor Tanrı.Dari Sion, kota yang paling indah, Allah tampil dengan bercahaya
Güzelliğin doruğu Siyondan Parıldıyor Tanrı.Da Sion, splendore di bellezza, Dio rifulge
Güzelliğin doruğu Siyondan Parıldıyor Tanrı.Desde Sião, a perfeição da formosura. Deus resplandece.
Güzelliğin doruğu Siyondan Parıldıyor Tanrı.Desde Sion, perfección de la hermosura, Dios ha resplandecido
Güzelliğin doruğu Siyondan Parıldıyor Tanrı.De Sion, beauté parfaite, Dieu resplendit.
Güzelliğin doruğu Siyondan Parıldıyor Tanrı.Din Sion, care este întruparea frumuseţei desăvîrşite, de acolo străluceşte Dumnezeu.
Güzelliğin doruğu Siyondan Parıldıyor Tanrı.Från Sion, skönhetens fullhet, träder Gud fram i glans.
Güzelliğin doruğu Siyondan Parıldıyor Tanrı.Fra Sion, skjønnhetens krone, stråler Gud frem.
Güzelliğin doruğu Siyondan Parıldıyor Tanrı.fra Zion, Skønhedens Krone, viste Gud sig i Stråleglans
Güzelliğin doruğu Siyondan Parıldıyor Tanrı.God komt met een ongelooflijke, prachtige glans vanuit Jeruzalem naar ons toe.
Güzelliğin doruğu Siyondan Parıldıyor Tanrı.온전히 아름다운 시온에서 하나님이 빛을 발하셨도다
Güzelliğin doruğu Siyondan Parıldıyor Tanrı.Objaśnił się Bóg z Syonu w doskonałej ozdobie.
Güzelliğin doruğu Siyondan Parıldıyor Tanrı.Siionista, jonka kauneus on täydellinen, Jumala ilmestyy kirkkaudessa.
Güzelliğin doruğu Siyondan Parıldıyor Tanrı.So Siona, s dokonalej krásy zaskvel sa Bôh.
Güzelliğin doruğu Siyondan Parıldıyor Tanrı.S Siona, najvišje lepote, se je zasvetil Bog.
Güzelliğin doruğu Siyondan Parıldıyor Tanrı.Từ Si-ôn tốt đẹp toàn vẹn, Ðức Chúa Trời đã sáng chói ra.
Güzelliğin doruğu Siyondan Parıldıyor Tanrı.Từ_Si - ôn tốt_đẹp toàn_vẹn , Ðức_Chúa_Trời đã sáng chói ra .
Güzelliğin doruğu Siyondan Parıldıyor Tanrı.Z Siona v dokonalé kráse Bůh zastkvěl se.
Güzelliğin doruğu Siyondan Parıldıyor Tanrı.Εκ της Σιων, ητις ειναι η εντελεια της ωραιοτητος, ελαμψεν ο Θεος.
Güzelliğin doruğu Siyondan Parıldıyor Tanrı.От Сион, съвършенството на красотата, Бог е възсиял.