güzelliği ile cümle

güzelliği kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
11
ORT. KELİME
Ben beceriksiz bu gece kadar gerçek güzelliği gördüm.Perché io mai visto la vera bellezza fino a questa notte.
Ben beceriksiz bu gece kadar gerçek güzelliği gördüm.Porque eu nunca vi a verdadeira beleza até esta noite.
Ben beceriksiz bu gece kadar gerçek güzelliği gördüm.Porque yo nunca vi la belleza verdadera hasta esta noche.
Ben beceriksiz bu gece kadar gerçek güzelliği gördüm.Pri Nikoli sem videl resnično lepoto, dokler ta noč.
Ben beceriksiz bu gece kadar gerçek güzelliği gördüm.Sillä minä ei ikinä nähnyt todellisen kauneuden asti tänä yönä.
Ben beceriksiz bu gece kadar gerçek güzelliği gördüm.Want ik zag ne'er ware schoonheid tot deze nacht.
Ben beceriksiz bu gece kadar gerçek güzelliği gördüm.Διότι εγώ άχρηστος είδα αληθινή ομορφιά έως αυτή τη νύχτα.
Ben beceriksiz bu gece kadar gerçek güzelliği gördüm.Защото аз никога видя истинската красота, докато тази нощ.
Ben beceriksiz bu gece kadar gerçek güzelliği gördüm.Ибо я никогда увидел истинную красоту до этой ночи.
Ben beceriksiz bu gece kadar gerçek güzelliği gördüm.כי אני לעולם לא ראה יופי אמיתי עד הלילה הזה.
Ben beceriksiz bu gece kadar gerçek güzelliği gördüm.لأني رأيت ne'er الجمال الحقيقي حتى هذه الليلة.
Ben beceriksiz bu gece kadar gerçek güzelliği gördüm.何を、敢えてスレーブ - :ティバルトこの、彼の声で、モンタギューあるべき.--私のレイピア、男の子私を取得する
Bence bunların en bıktırıcı olanlarından biri, güzelliğin bir simetri olduğunun söylenmesidir.A myslím si, že jedna z nejnudnějších věcí je ta, že krása je o symetrii.
Bence bunların en bıktırıcı olanlarından biri, güzelliğin bir simetri olduğunun söylenmesidir.És szerintem az egyik legunalmasabb, amikor azt mondják, hogy a szépség a szimmetriában rejlik.
Bence bunların en bıktırıcı olanlarından biri, güzelliğin bir simetri olduğunun söylenmesidir.Et une des plus ennuyeuses, je crois, a été de dire que la beauté reposait sur la symétrie.
Bence bunların en bıktırıcı olanlarından biri, güzelliğin bir simetri olduğunun söylenmesidir.E uno dei più noiosi, penso, è stato quello di dire che la bellezza è nella simmetria.
Bence bunların en bıktırıcı olanlarından biri, güzelliğin bir simetri olduğunun söylenmesidir.Jeden z najmniej, moim zdaniem, ciekawych głosił, że piękno bierze się z symetrii.
Bence bunların en bıktırıcı olanlarından biri, güzelliğin bir simetri olduğunun söylenmesidir.그리고 제 생각에 가장 따분한 것 이야기 중 하나가 아름다움은 대칭에 대한 것이라고 말하는 것입니다.
Bence bunların en bıktırıcı olanlarından biri, güzelliğin bir simetri olduğunun söylenmesidir.Og et af de mest kedelige, synes jeg, antager at skønhed er et spørgsmål om symmetri.
Bence bunların en bıktırıcı olanlarından biri, güzelliğin bir simetri olduğunun söylenmesidir.Şi unele dintre cele mai banale, cred, a fost a spune că frumuseţea înseamnă simetrie.
Bence bunların en bıktırıcı olanlarından biri, güzelliğin bir simetri olduğunun söylenmesidir.Uma das mais aborrecidas, penso eu, foi dizer que a beleza se baseava na simetria.
Bence bunların en bıktırıcı olanlarından biri, güzelliğin bir simetri olduğunun söylenmesidir.Und eines der langweiligsten, wie ich denke, war, dass Schönheit sich um Symmetrie dreht.
Bence bunların en bıktırıcı olanlarından biri, güzelliğin bir simetri olduğunun söylenmesidir.Và điều tẻ nhạt nhất, theo tôi, chính là việc nói cái đẹp phải có cấu trúc đối xứng.
Bence bunların en bıktırıcı olanlarından biri, güzelliğin bir simetri olduğunun söylenmesidir.Y uno de los más tediosos, creo, fue decir que la belleza se basa en la simetría.
Bence bunların en bıktırıcı olanlarından biri, güzelliğin bir simetri olduğunun söylenmesidir.Και ένα από τα πιο κουραστικά, πιστεύω, είναι αυτό που λέει ότι η ομορφιά κρίνεται βάση της συμμετρία.
Bence bunların en bıktırıcı olanlarından biri, güzelliğin bir simetri olduğunun söylenmesidir.И един от най-скучните, според мен, беше твърдението, че красотата е симетрия.
Bence bunların en bıktırıcı olanlarından biri, güzelliğin bir simetri olduğunun söylenmesidir.И мне кажется самым нудным из них тот, который утверждает, что красота симметрична.
Bence bunların en bıktırıcı olanlarından biri, güzelliğin bir simetri olduğunun söylenmesidir.І найбільші зануди, я гадаю, стверджували, що краса полягає в симетрії.
Bence bunların en bıktırıcı olanlarından biri, güzelliğin bir simetri olduğunun söylenmesidir.ואחד הניסויים הכי מעיקים, בעיניי, היה הניסוי שאמר שיופי נמצא בסימטריות.
Bence bunların en bıktırıcı olanlarından biri, güzelliğin bir simetri olduğunun söylenmesidir.واعتقد ان اكثر الابحاث مللاً و تكرار هو القول ان الجمال يكمن في التناظر
Bence bunların en bıktırıcı olanlarından biri, güzelliğin bir simetri olduğunun söylenmesidir.美とは対称性のことだというものです 明らかに違います
Beni büyüleyen şey; buzun güzelliği, değişkenliği, işlenebilirliği ve yarattığı o muhteşem şekiller.저는 빙하의 아름다움과 가변성, 유연성, 그리고 스스로 빚어내는 멋진 모양에 매료되었습니다.
Beni büyüleyen şey; buzun güzelliği, değişkenliği, işlenebilirliği ve yarattığı o muhteşem şekiller.Mě fascinuje jeho krása, jeho proměny, jeho tvárnost a báječné tvary, do nichž se dokáže zformovat.
Beni büyüleyen şey; buzun güzelliği, değişkenliği, işlenebilirliği ve yarattığı o muhteşem şekiller.Я очарован его красотой, его изменчивостью, его подвижностью, его способностью принимать поразительные формы.
Beni büyüleyen şey; buzun güzelliği, değişkenliği, işlenebilirliği ve yarattığı o muhteşem şekiller.אני מוקסם מהיופי שלו, מיכולתו להשתנות, לעבור עיצוב, ומהצורות המופלאות שהוא מגלף בעצמו.
Beni büyüleyen şey; buzun güzelliği, değişkenliği, işlenebilirliği ve yarattığı o muhteşem şekiller.أنا مفتون بجماله , بتحولاته , بقابليته للتطويع ، وشكله الغير قابل للتصديق الذي يستطيع نحت نفسه .
Beni büyüleyen şey; buzun güzelliği, değişkenliği, işlenebilirliği ve yarattığı o muhteşem şekiller.その変形許容力 それが取り得る驚くべき形に魅了されました 最初の写真はグリーンランドのものです
Birinci adam -- ona Adam diyelim -- mükemmel insan figürünün güzelliği karşısında donakalmıştır.Anh bạn đầu tiên -- ta sẽ gọi anh ấy là Adam -- sững người trước vẻ đẹp của cơ thể con người hoàn hảo.
Birinci adam -- ona Adam diyelim -- mükemmel insan figürünün güzelliği karşısında donakalmıştır.Az egyiket -- nevezzük Ádámnak -- megigézi a tökéletes emberi test szépsége.
Birinci adam -- ona Adam diyelim -- mükemmel insan figürünün güzelliği karşısında donakalmıştır.De ene vriend, laten we hem Adam noemen, wordt overweldigd door de schoonheid van de perfecte menselijke vorm.
Birinci adam -- ona Adam diyelim -- mükemmel insan figürünün güzelliği karşısında donakalmıştır.Den første fyr -- lad os kalde han Adam -- er lamslået af skønheden i denne perfekte krop.
Birinci adam -- ona Adam diyelim -- mükemmel insan figürünün güzelliği karşısında donakalmıştır.Der Erste - lasst ihn uns Adam nennen - ist gefangen von der Schönheit der makellosen menschlichen Form.
Birinci adam -- ona Adam diyelim -- mükemmel insan figürünün güzelliği karşısında donakalmıştır.El primer individuo -- llamemoslo Adam -- esta paralizado por la belleza de la perfecta forma humana.
Birinci adam -- ona Adam diyelim -- mükemmel insan figürünün güzelliği karşısında donakalmıştır.Ensimmäinen kaveri -- Adam -- on lumoutunut ihmisen täydellisestä kauneudesta.
Birinci adam -- ona Adam diyelim -- mükemmel insan figürünün güzelliği karşısında donakalmıştır.Il primo ragazzo -- che chiameremo Adamo -- è sorpreso dalla bellezza della perfetta forma umana.
Birinci adam -- ona Adam diyelim -- mükemmel insan figürünün güzelliği karşısında donakalmıştır.Jeden z nich, říkejme mu Adam, je unesen nádherou dokonalého těla.
Birinci adam -- ona Adam diyelim -- mükemmel insan figürünün güzelliği karşısında donakalmıştır.아담이라는 이름의 첫번째 친구는 완벽한 인체 조형미의 아름다움에 감탄하고 있습니다.
Birinci adam -- ona Adam diyelim -- mükemmel insan figürünün güzelliği karşısında donakalmıştır.Le premier -- que nous appellerons Adam -- est submergé par la beauté de cette silhouette humaine parfaite.
Birinci adam -- ona Adam diyelim -- mükemmel insan figürünün güzelliği karşısında donakalmıştır.Orang pertama --- panggil saja Adam --- terpaku oleh keindahan bentuk manusia yang sempurna.
Birinci adam -- ona Adam diyelim -- mükemmel insan figürünün güzelliği karşısında donakalmıştır.Primul -- să-i spunem Adam -- e transfigurat de frumusețea formei umane perfecte.
Birinci adam -- ona Adam diyelim -- mükemmel insan figürünün güzelliği karşısında donakalmıştır.Ten pierwszy, nazwijmy go Adamem, jest porażony pięknem doskonałości ludzkiej postaci.
Birinci adam -- ona Adam diyelim -- mükemmel insan figürünün güzelliği karşısında donakalmıştır.Ο πρώτος -- θα τον λέμε Άνταμ -- είναι καθηλωμένος από την ομορφιά της άψογης ανθρώπινης μορφής.
Birinci adam -- ona Adam diyelim -- mükemmel insan figürünün güzelliği karşısında donakalmıştır.Первый парень, назовём его Адам, прикован к месту идеальностью формы человеческого тела.
Birinci adam -- ona Adam diyelim -- mükemmel insan figürünün güzelliği karşısında donakalmıştır.Първият мъж, ще го наречем Адам, е прикован от красотата на идеалната човешка форма.
Birinci adam -- ona Adam diyelim -- mükemmel insan figürünün güzelliği karşısında donakalmıştır.הבחור הראשון -- נקרא לו אדם -- משותק מהיופי של דמות האדם המושלמת.
Birinci adam -- ona Adam diyelim -- mükemmel insan figürünün güzelliği karşısında donakalmıştır.الشاب الأول -- سنسميه آدم -- مذهول من جمال التحفة للصورة الإنسانية .
Birinci adam -- ona Adam diyelim -- mükemmel insan figürünün güzelliği karşısında donakalmıştır.人間の完成美に ただただ愕然 2人目 ビルは
Biz güzelliği bulmanın peşindeyiz, sade estetik değil. doğrusu da bu zaten.Az érdekel minket, hogy szépséget találjunk, ami több, mint az esztétika, ez maga az igazság.
Biz güzelliği bulmanın peşindeyiz, sade estetik değil. doğrusu da bu zaten.Estamos interesados en encontrar belleza que sea más que una simple estética, que sea en realidad una verdad.
Biz güzelliği bulmanın peşindeyiz, sade estetik değil. doğrusu da bu zaten.Estamos interessados em encontrar a beleza que seja mais do que pura estética. que seja realmente uma verdade.

İlgili Sayfalar