Ben senden daha güzelim.Аз съм по-красива от теб.
"Bella Ciao" İtalyancada Elveda Güzelim anlamına gelmektedir.V španielčine 'Linda' znamená pekná, krásna.
Adın, güzelim!Co?
Adın, güzelim!Ditt NAMN, gullet!
Adın, güzelim! "Scarlett(Kızıl)"? Heey!?C'est ton nom, ma jolie, Scarlett.
Adın, güzelim! "Scarlett(Kızıl)"? Heey!?니 이름 말야, 이 년아! "스칼렛"? 이보쇼! 사람들은 날 "레드"라고 부르거든!
Adın, güzelim! "Scarlett(Kızıl)"?Il tuo NOME, tesoro!
Adın, güzelim! "Scarlett(Kızıl)"?Το όνομά σου, καλή μου.
Adın, güzelim!Was??
Adın, güzelim!Wat? Je NAAM, schatje!
Adın, güzelim!Твое ИМЯ, сладенькая!
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.(105:24) И презрели они землю желанную, не верили слову Его;
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.De föraktade det ljuvliga landet och trodde icke på hans ord.
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.De vraged det yndige Land og troede ikke hans Ord,
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.Ei au nesocotit ţara desfătărilor; n'au crezut în Cuvîntul Domnului,
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.És becsmérelték a kivánatos földet, nem hittek az õ igéretének.
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.He pitivät halpana ihanan maan eivätkä uskoneet hänen sanaansa.
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.Het prachtige land waar zij naar toe gingen, schatten zij gering; zij geloofden niet wat God zei.
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.Ils méprisèrent le pays des délices; Ils ne crurent pas à la parole de l`Éternel,
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.Kemudian mereka menolak negeri yang indah itu karena tak percaya kepada janji Allah
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.저희가 낙토를 멸시하며 그 말씀을 믿지 아니하고
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.Og de foraktet det herlige land, de trodde ikke hans ord,
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.Potom zase opovrhli želanou zemou; neverili jeho slovu.
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.Rifiutarono un paese di delizie, non credettero alla sua parola
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.Sin embargo, aborrecieron la tierra deseable, y no creyeron en su palabra
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.Também desprezaram a terra aprazível; não confiaram na sua promessa;
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.Tổ phụ chúng tôi khinh bỉ xứ tốt đẹp, Không tin lời của Chúa,
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.Tổ_phụ chúng_tôi khinh_bỉ xứ tốt_đẹp , Không tin lời của Chúa ,
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.und sie verachteten das liebe Land, sie glaubten seinem Wort nicht
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.Wzgardzili też ziemią pożądaną, nie wierząc słowu jego.
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.Zaničevali so tudi zaželjeno deželo, ne verujoč besedi njegovi.
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.Za tím zošklivili sobě zemi žádanou, nevěříce slovu jeho.
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.Κατεφρονησαν ετι την γην την επιθυμητην δεν επιστευσαν εις τον λογον αυτου
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.Дори те презряха желаната земя, Не повярваха Неговото слово,
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.וימאסו בארץ חמדה לא האמינו לדברו׃
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.ورذلوا الارض الشهية. لم يؤمنوا بكلمته.
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.他 們 又 藐 視 那 美 地 、 不 信 他 的 話
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.他 們 又 藐視 那 美地 、 不 信 他 的 話
Ben Bernanke!, benim olacaksın güzelim!Ben Bernanke! Dorwę cię, maleńki!
Ben Bernanke!, benim olacaksın güzelim!Ben Bernanke! Ich werde dich KRIEGEN MEIN SÜSSER!!!!
Ben Bernanke!, benim olacaksın güzelim!Dream! Jeg skal nok ordne dig, min kære!
Ben Bernanke!, benim olacaksın güzelim!Hozok neked, drágám
Ben Bernanke!, benim olacaksın güzelim!Je vais t'avoir, mon mignon
Ben Bernanke!, benim olacaksın güzelim!Θα σε φάω καλό μου!
Ben Bernanke!, benim olacaksın güzelim!Бен Бернанке! - Ще те хвана, миличък!
# Ben güzel bir kızım Çok güzelim# Aku adalah seorang gadis yang cantik sangat cantik
# Ben güzel bir kızım Çok güzelim # Güzellik benim silahım # Ben güzel bir kızımNővér Öltöző
# Ben güzel bir kızım Çok güzelim# I'm a beautiful girl A beautiful girl
# Ben güzel bir kızım Çok güzelimJestem piękną dziewczyną taką piękną
# Ben güzel bir kızım Çok güzelimJe suis une jolie fille Si belle
# Ben güzel bir kızım Çok güzelimSoy una chica hermosa, tan hermosa
# Ben güzel bir kızım Çok güzelimSoy una chica hermosa, tan hermosa
# Ben güzel bir kızım Çok güzelim# أنا بنت جميلة جميلة جدا
Ben Oppa. Geceleri hala yalnız mı yatıyorsun güzelim?انه اوبا, هل تشعر جميلتي بالوحدة هذه الايام؟
Bildiğini bilmiyorum güzelim, acele et ve çıldırEu não sei se sabe, querida, se apresse e venha ser louca
Bildiğini bilmiyorum güzelim, acele et ve çıldırIch weiß nicht, wenn Sie, Liebling wissen, beeilen Sie sich und kommen verrückt sein
Bildiğini bilmiyorum güzelim, acele et ve çıldırIk weet niet of je je bewust bent, maar schatje haast je en doe gek met ons
Bildiğini bilmiyorum güzelim, acele et ve çıldırJeg ved ikke om du ved skat, kom nu og vær lidt skør
Bildiğini bilmiyorum güzelim, acele et ve çıldırJe ne sais pas si tu es au courant chérie mais dépêche-toi et deviens folle avec nous
Bildiğini bilmiyorum güzelim, acele et ve çıldır알랑가 몰라 빨리빨리와서 난리네