Demek istediğim, her şey güzelce büyüyor.Система успешно масштабируется.
Demek istediğim, her şey güzelce büyüyor.כוונתי, הכל גדל בצורה מאד נחמדה.
Demek istediğim, her şey güzelce büyüyor.ما أقصده، أن كل شيء يتقدم بشكل مرضي.
Demek istediğim, her şey güzelce büyüyor.私たちは自信を深めています
Eğer güzelce ince ayar yaparsak, eğer düzeltirsek, geleceğe de mükemmel şekilde aktarılabilir.교육의 섬세한 초점을 잘 맞추기만 한다면, 바로 올바른 길로 갈 것이라고요. 그리고 미래에는 완벽하게 작동할 것이라 생각합니다.
Eğer güzelce ince ayar yaparsak, eğer düzeltirsek, geleceğe de mükemmel şekilde aktarılabilir."אם רק נכייל את זה טוב מספיק, אם רק נצליח לדייק בכך, העתיד יסתדר באופן מושלם."
Eğer güzelce ince ayar yaparsak, eğer düzeltirsek, geleceğe de mükemmel şekilde aktarılabilir.إن قمنا بتحبيرها بالشكل الكافي، إن قمنا بذلك بالشكل الصحيح، فإنها ستواصل بشكل سليم نحو المستقبل.
Eğer güzelce ince ayar yaparsak, eğer düzeltirsek, geleceğe de mükemmel şekilde aktarılabilir.すべては 上手く進み続ける という思い込みです そうは行かないし 行ったためしもありません
En küçük firmadan, en büyük şirkete kadar, üç şeyi gayet güzelce yapabiliyor olmalı:A következő három dolgot a legkisebb és a legnagyobb cégnek is gyönyörűen kell tudnia:
En küçük firmadan, en büyük şirkete kadar, üç şeyi gayet güzelce yapabiliyor olmalı:A mais pequena companhia, a maior companhia têm de ser capazes de fazer três coisas perfeitamente:
En küçük firmadan, en büyük şirkete kadar, üç şeyi gayet güzelce yapabiliyor olmalı:Či tá najmenšia, či tá najväčšia spoločnosť, všetky musia krásne zvládnuť tri veci:
En küçük firmadan, en büyük şirkete kadar, üç şeyi gayet güzelce yapabiliyor olmalı:Công ty nhỏ nhất, công ty lớn nhất, phải có năng lực làm được 3 việc tuyệt vời sau:
En küçük firmadan, en büyük şirkete kadar, üç şeyi gayet güzelce yapabiliyor olmalı:De kleinste en de grootste onderneming moeten goed zijn in drie dingen.
En küçük firmadan, en büyük şirkete kadar, üç şeyi gayet güzelce yapabiliyor olmalı:Det mindste firma, det største firma, skal være i stand til at gøre tre ting på en smuk måde:
En küçük firmadan, en büyük şirkete kadar, üç şeyi gayet güzelce yapabiliyor olmalı:Det minsta företaget, det största företaget, måste vara i stånd att göra tre saker vackert:
En küçük firmadan, en büyük şirkete kadar, üç şeyi gayet güzelce yapabiliyor olmalı:작은 회사든 큰 회사든 다음과 같은 세 가지를 할 수 있어야 합니다.
En küçük firmadan, en büyük şirkete kadar, üç şeyi gayet güzelce yapabiliyor olmalı:L'azienda più piccola, l'azienda più grande, devono essere capaci di fare tre cose perfettamente:
En küçük firmadan, en büyük şirkete kadar, üç şeyi gayet güzelce yapabiliyor olmalı:Nejmenší společnost, největší společnost, musí být schopna dělat pořádně tři věci:
En küçük firmadan, en büyük şirkete kadar, üç şeyi gayet güzelce yapabiliyor olmalı:Niin pienimmän kuin suurimmankin yhtiön on pystyttävä tekemään kolme asiaa hyvin:
En küçük firmadan, en büyük şirkete kadar, üç şeyi gayet güzelce yapabiliyor olmalı:Perusahaan yang paling kecil dan yang paling besar harus dapat melakukan tiga hal dengan baik:
En küçük firmadan, en büyük şirkete kadar, üç şeyi gayet güzelce yapabiliyor olmalı:Von der kleinsten bis zur größten Firma müssen alle in der Lage sein, drei Dinge auszuführen:
En küçük firmadan, en büyük şirkete kadar, üç şeyi gayet güzelce yapabiliyor olmalı:Η μικρότερη εταιρεία, η μεγαλύτερη εταιρεία πρέπει να μπορεί να κάνει τρία πράγματα με ωραίο τρόπο.
En küçük firmadan, en büyük şirkete kadar, üç şeyi gayet güzelce yapabiliyor olmalı:Най-малката компания и най-голямата компания трябва да може да прави три неща много добре:
En küçük firmadan, en büyük şirkete kadar, üç şeyi gayet güzelce yapabiliyor olmalı:Самая маленькая компания, самая крупная компания должна быть способна делать три вещи красиво:
En küçük firmadan, en büyük şirkete kadar, üç şeyi gayet güzelce yapabiliyor olmalı:מהחברה הקטנה ביותר ועד הגדולה ביותר, החברות צריכות להיות מסוגלות לעשות 3 דברים מצויין:
En küçük firmadan, en büyük şirkete kadar, üç şeyi gayet güzelce yapabiliyor olmalı:الشركات الصغرى، الشركات الكبرى عليها أن تكون قادرة على فعل ثلاث أشياء بشكل رائع:
En küçük firmadan, en büyük şirkete kadar, üç şeyi gayet güzelce yapabiliyor olmalı:次の3つを 完璧にできなければなりません 素晴らしい商品を作れること
Fakat birçok yönden, halen Wolfram Alpha'nın en başındayız. Demek istediğim, her şey güzelce büyüyor.Dar în multe feluri suntem încă la începuturi cu Wolfram Alpha dar, toate evoluează destul de frumos.
Fen öğretmenim filmde neredeyse tamamen güzelce sunulmuş.Die wordt in de film absoluut perfect in beeld gebracht
Fen öğretmenim filmde neredeyse tamamen güzelce sunulmuş.Film świetnie go prezentuje.
Fen öğretmenim filmde neredeyse tamamen güzelce sunulmuş.Guru sains saya ditampilkan dengan sangat cantik di film.
Fen öğretmenim filmde neredeyse tamamen güzelce sunulmuş.Gyönyörűen bemutatják a fizika tanáromat a filmben.
Fen öğretmenim filmde neredeyse tamamen güzelce sunulmuş.Hänet esitetään todella upeasti elokuvassa.
Fen öğretmenim filmde neredeyse tamamen güzelce sunulmuş.I filmen har dem återskapat honom på ett utmärkt sätt.
Fen öğretmenim filmde neredeyse tamamen güzelce sunulmuş.Il mio insegnante di scienze è reso benissimo nel film.
Fen öğretmenim filmde neredeyse tamamen güzelce sunulmuş.Im Film wird mein Lehrer absolut schön dargestellt.
Fen öğretmenim filmde neredeyse tamamen güzelce sunulmuş.제 과학선생님은 영화에서 정말 멋지게 그려졌죠.
Fen öğretmenim filmde neredeyse tamamen güzelce sunulmuş.Min naturfagslærer bliver vist rigtigt smukt i filmen.
Fen öğretmenim filmde neredeyse tamamen güzelce sunulmuş.Mi profesor de ciencias aparece maravillosamente en la película.
Fen öğretmenim filmde neredeyse tamamen güzelce sunulmuş.Mon professeur de sciences est magnifiquement présenté dans le film.
Fen öğretmenim filmde neredeyse tamamen güzelce sunulmuş.O meu professor de ciências está deliciosamente ilustrado no filme.
Fen öğretmenim filmde neredeyse tamamen güzelce sunulmuş.Profesorul meu de stiinte naturale este prezentat nemaipomenit de frumos in film.
Fen öğretmenim filmde neredeyse tamamen güzelce sunulmuş.Thầy khoa học của tôi được thể hiện vô cùng tuyệt vời trong phim.
Fen öğretmenim filmde neredeyse tamamen güzelce sunulmuş.Toho film ztvárňuje naprosto nádherně.
Fen öğretmenim filmde neredeyse tamamen güzelce sunulmuş.Ο καθηγητής της φυσικο-χημείας παρουσιάζεται πολύ όμορφα στην ταινία.
Fen öğretmenim filmde neredeyse tamamen güzelce sunulmuş.Він був просто чудово показаний у фільмі.
Fen öğretmenim filmde neredeyse tamamen güzelce sunulmuş.Он был просто замечательно показан в фильме.
Fen öğretmenim filmde neredeyse tamamen güzelce sunulmuş.Преподавателят ми по наука е показан прекрасно във филма.
Fen öğretmenim filmde neredeyse tamamen güzelce sunulmuş.המורה שלי למדעים מוצג נפלא בסרט הזה.
Fen öğretmenim filmde neredeyse tamamen güzelce sunulmuş.مُعلمة مادة العلوم لطيفة جداً كما تظهر في الفيلم .
Fen öğretmenim filmde neredeyse tamamen güzelce sunulmuş.高校ではダメ生徒扱いでした
Gün ağarırken, bahçeye çık ve güzelce giyin.Quand le soleil se couche,Nviens dans le jardin et habille-toi bien.
Gün ağarırken, bahçeye çık ve güzelce giyin.Όταν ο ήλιος δύση, ντύσου καλά και συνάντησε με μπροστά.
Gün ağarırken, bahçeye çık ve güzelce giyin.بعد ان تغيب الشمس, ارتدي ملابس جديدة ولاقني في الفناء
Güzelce hazırlanmış tavuk ve balık yemeğini bölüştüler.Au mâncat împreună preparate din pui şi peşte, pregătite ca pentru un eveniment deosebit.
Güzelce hazırlanmış tavuk ve balık yemeğini bölüştüler.Dělili se o plně zajištěné jídlo - kuře a rybu.
Güzelce hazırlanmış tavuk ve balık yemeğini bölüştüler.Disfrutaron de una comida con pollo y pescado.
Güzelce hazırlanmış tavuk ve balık yemeğini bölüştüler.Hanno pranzato insieme con pollo e pesce.
Güzelce hazırlanmış tavuk ve balık yemeğini bölüştüler.He söivät täyden kana- ja kalaillallisen.
Güzelce hazırlanmış tavuk ve balık yemeğini bölüştüler.Họ chia sẻ một bữa ăn đầy đủ hương vị có gà và cá.