O, güzelce piyano çaldı.She played the piano beautifully.
Lütfen pencereleri güzelce kapat.Please nail the windows shut.
Ateş artık güzelce yanıyor.The fire's blazing nicely now.
Tom güzelce eğleniyor gibi görünüyor.Tom seems to be thoroughly enjoying himself.
Tom'un yaratıcı düşüncesi Mary'nin örgütsel yeteneklerini güzelce tamamladı.Tom's creative thinking nicely complemented Mary's organizational talents.
Bebeğin altını değiştirdikten sonra ellerinizi güzelce yıkamanız çok önemlidir.It is very important that you wash your hands thoroughly after changing a baby's diaper.
Onun güzelce çalıştığını düşündüm.I thought it worked nicely.
Bu güzelce işe yaradı.It has worked out nicely.
Her şey güzelce istenen sonucu verdi.Everything worked out nicely.
Kilise çiçeklerle güzelce dekore edildi.The church was beautifully decorated with flowers.
Güzelce not al.Note well.
Köy, 1995'te yapımına başlanan Güzelce Barajı havzasında yer almaktadır.The section is now underground because of the construction works here in 1995.
Tertemiz giyinmiş, güzelce tıraş olmuştu ve cebinde parası vardı.All of them were well dressed, well fed, healthy and had pockets bulging with money.
Demek istediğim, her şey güzelce büyüyor. Daha da emin oluyoruz.I mean, everything is scaling up very nicely and we're getting more confident.
Bugünün parası ile ilgili herşeyi güzelce bir anlayalım.What's the present value of $50 in 1 year?
Güzelce hazırlanmış tavuk ve balık yemeğini bölüştüler.They shared a full catered meal of chicken and fish.
Aslında, kemikleri hemen gömülmüş... ...güzelce korunmuş.Essentially, his bones were rapidly buried and beautifully preserved.
Güzelce temizlenmiş bir yüz görebileceğiniz gibi.As you can see she already has beautiful olive skin.
Danimarka dilinde, " Güzelce oynamak " sözü " LEG GODT " demekti.In Danish, 'playing well' is called 'LEG GODT'
Kitap gayet açık, inandırıcı, anlaşılabilir ve güzelce biçimlendirilmiş.The book is clear, vivid, accessible, beautifully formatted.
Bir toplantısı olduğunu söyledi. Güzelce giyinmiş, dışarı çıkıyordu.He said he had an appointment, dressed well, and went out.
Ama sabah olduğunda, birdenbire içimde güzelce giyinip çıkma hissi uyandı.But when this morning came around, I wanted to come out looking pretty.
Hadi doyur karnını güzelce.A lot of people don't. Eat a lot!
Bunu iç,Bu erik suyu.Güzelce sindirmelisin.Drink this. It's plum juice. You'll digest nicely.
Her şey güzelce ve dikey biçimde görülür.Everything is nice and fine and perpendicular.
Bu düşünce şu sözlerle güzelce özetlenmiş:This idea is nicely captured by this quote:
Böylece kokoba cilde iyi nüfuz eder ve güzelce absorbe eder.like our own sebum, penetrates the skin very well and absorbs very well.
Bunları itersen -- yığınları, herkes görüyor -- iyice it ki güzelce karışsınlar, değil mi?If you push these heaps -- everyone see -- push them together so they are really interlaced, right?
Guzelce karistirip butun reaksiyonun gerceklestigini varsayarsak.Assuming we keep mixing it nicely and the whole reaction happens all the way.
Burdaki gibi bakın, pedi alıyorum güzelce ama nazikçe sürüyorum.If using glycolic pads, gently wipe your entire face, always avoiding the eye area.
Ama boşlukları güzelce doldurmak için, dış taraflarını daha büyük çiziyorsunuz.Then, you draw that squiggle using that squiggle.
Arkadaşım, güzelce yetiştirdiğin kızının oğlumla evlenmesine razı geldiğin için teşekkür ederim.My friend, thank you for letting your well raised daughter marry my son.
0'lı kısımlar güzelce sadeleşir.So everything with the 0's work out nicely.
Güzelce uyu.Sleep tight.
Ben ise hayat karmaşık, temizle, düzenle ve güzelce kutuya koy, türünde biriyim.And I'm more of the, "life's messy, clean it up, organize it and put it into a bento box."
Yenilebilir. Yiyeceklerin etrafına güzelce sarıp... ...beraber pişirebilirsiniz.It's edible, so you can do smart packaging around food that you can cook with the food.
Gün ağarırken, bahçeye çık ve güzelce giyin.When the sun goes down, come out to the garden, and dress pretty.
Fen öğretmenim filmde neredeyse tamamen güzelce sunulmuş.My science teacher is shown absolutely beautifully in the movie.
Ve bu gönüllüleri güzelce bir alkışlayalım.Let's give them a nice round of applause.
En küçük firmadan, en büyük şirkete kadar, üç şeyi gayet güzelce yapabiliyor olmalı:The smallest company, the biggest company, has to be capable of doing three things beautifully:
Hepsini güzelce sileyim ki... Tamamdır.Let me clean up all of this and we can-- OK.
Ve neden öyle düşündüğünü anlayabiliyordum; bilirsiniz, o kadar güzelce yapılmıştı ki.And I could see why he thought, you know -- it was so beautifully done.
Prensesimiz güzelce giyinip katılmalı.Our princess should attend in a beautiful attire.
Baek Go Dong, bunları güzelce paketle.Baek Go Dong, pack them well.
Büyümek, çok şey başarmayı hedeflemek ve güzelce bir dibe vurup bununla tatmin olmaktır.Growing up is about aiming to succeed wildly and being fulfilled by failing really well.
Artık tek çarem güzelce sabretmektir.Yet endurance is best.
Şimdi sen güzelce sabret.So persevere with becoming patience.
Onların dediklerine sabret ve güzelce onlardan ayrıl.Bear with patience what they say, and gracefully come away from them.
Sonra toprağı güzelce yardık da,Then We cracked the earth open under pressure (of germination)
Babaları: "Sizi nefsiniz bir iş yapmaya sürükledi; artık bana güzelce sabır gerekir.(Their father) said: "It is not so; you have made up the story. Yet endurance is best.
Hiç kuşkusuz Allah Hasîb'dir, herşeyi güzelce hesaplamaktadır.For God takes account of all things.
Artık bana düşen, güzelce sabretmek.Yet endurance is best.
O halde, böyle durumlarda onları nimetlendirin ve kendilerini güzelce serbest bırakın.But provide suitably for them, and let them go with honour.
Onların söylediklerine sabret! Ve güzelce ayrıl onlardan.Bear with patience what they say, and gracefully come away from them.
(Resulüm!) Şimdi sen güzelce sabret.So persevere with becoming patience.
Vazifelerini güzelce yapan iyilik sevenleri müjdele.So give glad tidings to those who are doers of good.
O halde sen, müşriklerin eziyetlerine güzelce sabret. Çünkü azabın inmesi yaklaşmaktadır.So persevere with becoming patience.
Bana düşen (bu acıya) güzelce dayanmaktır.Yet endurance is best.
Bana düşen artık güzelce sabretmektir. Olur ki ALLAH, bana onları topluca getirir."You have made up the story; but patience is best; God may bring them back to me.
Artık (bana) güzelce sabretmek gerek.But come, sweet patience!