Güzel sanatlar on beşinci yüzyılda İtalya'da gelişti.The fine arts flourished in Italy in the 15th century.
Okulda güzel sanatlar okuyor.She is studying fine art at school.
Ressam birçok güzel sanat eserleri üretir.The painter produces many fine works of art.
Dünyanın en güzel sanat koleksiyonlarından biri Louvre'da yer almaktadır.One of the most beautiful art collections in the world is at the Louvre.
Baba! Bu güzel sanat eserini nasıl anlayamıyorsun?Dad! How can you not understand this beautiful piece of art?
Schapiro’nun çalışmaları güzel sanat ve zanaat arasındaki çizgiyi bulanıklaştırdı.Schapiro's artwork blurs the line between fine art and craft.
Ve bence usturlablar ile ortak olan şey hepsizi çok güzel sanat eserleri.And I think what is common to all astrolabes is that they are beautiful works of art.
Bu ülke, Avrupa'da gördüğüm en güzel sanat ve kültüre sahip.The country has some of the most beautiful arts and culture I have seen in Europe.
1945'te Bosna Hersek Güzel Sanatçılar Derneği'nin kurucu üyesi oldu.In 1945 she was a founding member of the Association of Fine Artists of Bosnia Herzegovina.
Buyuyen görsel ve güzel sanatçıların yaşadığı semtler.Puis il y a les écrivains et les artistes qui voient beau.
Philadelphia Güzel Sanatalar Muzesi (1876).Médaille de l'exposition internationale de Philadelphie (1876).
1969'da Berlin Güzel Sanatalar Odülü verildi.Nel 1969 espone al Palais des Beaux Art di Bruxelles.
Schapiro’nun çalışmaları güzel sanat ve zanaat arasındaki çizgiyi bulanıklaştırdı.O mais recente trabalho de Kapoor confunde os limites entre a arquitetura e a arte.
1969'da Berlin Güzel Sanatalar Odülü verildi.Európa, 1969 A csodálatos fa.
Baluba sanatı yapıtları, siyahi Afrika'nın en güzel sanat ürünlerinden sayılır.Sekarang, South Blue kelihatannya adalah tempat produksi senjata-senjata terbaik.
Fabrikada benim için güzel sanatlar departmanı oluşturdu ve ben orada aylarca çalıştım.A creat un departament de creație pentru mine în care am muncit câteva luni.
Fabrikada benim için güzel sanatlar departmanı oluşturdu ve ben orada aylarca çalıştım.Ahí el hizo un departamento de arte para mi donde trabajé por varios meses.
Fabrikada benim için güzel sanatlar departmanı oluşturdu ve ben orada aylarca çalıştım.Daar maakte hij een ontwerpafdeling voor me, waar ik enkele maanden werkte.
Fabrikada benim için güzel sanatlar departmanı oluşturdu ve ben orada aylarca çalıştım.Dort richtete er eine Kunstabteilung für mich ein, wo ich einige Monate arbeitete.
Fabrikada benim için güzel sanatlar departmanı oluşturdu ve ben orada aylarca çalıştım.그 이사는 저를 위해 그 공장에 아트 부서를 새로 만들었고 저는 그곳에서 여러달 일을 했었지요.
Fabrikada benim için güzel sanatlar departmanı oluşturdu ve ben orada aylarca çalıştım.Là il créa un département artistique pour moi où j'ai travaillé plusieurs mois.
Fabrikada benim için güzel sanatlar departmanı oluşturdu ve ben orada aylarca çalıştım.Lì lui creò per me un reparto artistico dove lavorai per parecchi mesi.
Fabrikada benim için güzel sanatlar departmanı oluşturdu ve ben orada aylarca çalıştım.Ở đó, ông cho tôi làm ở bộ phận nghệ thuật nơi tôi làm vài tháng.
Fabrikada benim için güzel sanatlar departmanı oluşturdu ve ben orada aylarca çalıştım.Ott csinált nekem egy művészeti részleget, ahol hónapokig dolgoztam.
Fabrikada benim için güzel sanatlar departmanı oluşturdu ve ben orada aylarca çalıştım.Zrobił mi tam dział sztuki, gdzie pracowałam kilka miesięcy.
Fabrikada benim için güzel sanatlar departmanı oluşturdu ve ben orada aylarca çalıştım.Εκεί δημιούργησε για μένα ένα καλλιτεχνικό τμήμα όπου εργάστηκα για πολλούς μήνες.
Fabrikada benim için güzel sanatlar departmanı oluşturdu ve ben orada aylarca çalıştım.На фабриці він відкрив для мене художній відділ, в якому я працювала кілька місяців.
Fabrikada benim için güzel sanatlar departmanı oluşturdu ve ben orada aylarca çalıştım.Там он создал для меня художественный отдел, где я проработала несколько месяцев.
Fabrikada benim için güzel sanatlar departmanı oluşturdu ve ben orada aylarca çalıştım.Там той направи специален дизайнерски отдел за мен, където работих няколко месеца
Fabrikada benim için güzel sanatlar departmanı oluşturdu ve ben orada aylarca çalıştım.שם הוא פתח מחלקת אומנות בשבילי שם עבדתי מספר חודשים.
Fabrikada benim için güzel sanatlar departmanı oluşturdu ve ben orada aylarca çalıştım.وهناك في المصنع أنشأ لي قسم للفن حيث عملت لعدة أشهر
Fabrikada benim için güzel sanatlar departmanı oluşturdu ve ben orada aylarca çalıştım.ところが工場にいる皆が デザイン部で時間を費やし
Fakat fabrikadaki herkes zamanını güzel sanatlar departmanında geçiriyordu.Aber jeder Mitarbeiter der Fabrik verbrachte einige Zeit in der Kunstabteilung.
Fakat fabrikadaki herkes zamanını güzel sanatlar departmanında geçiriyordu.Ám a gyárban mindenki a művészeti részlegen töltötte az idejét.
Fakat fabrikadaki herkes zamanını güzel sanatlar departmanında geçiriyordu.Cependant, tout le monde dans l'usine passait son temps dans le département artistique.
Fakat fabrikadaki herkes zamanını güzel sanatlar departmanında geçiriyordu.Însă, toată lumea din fabrică își petrecea timpul la departamentul de creație.
Fakat fabrikadaki herkes zamanını güzel sanatlar departmanında geçiriyordu.그런데, 그 공장에서 일했던 많은 사람들이 아트 부서에서 시간을 보냈습니다.
Fakat fabrikadaki herkes zamanını güzel sanatlar departmanında geçiriyordu.Maar iedereen in de fabriek bracht zijn tijd door op de ontwerpafdeling.
Fakat fabrikadaki herkes zamanını güzel sanatlar departmanında geçiriyordu.Okazało się, że wszyscy w fabryce przychodzili do działu sztuki.
Fakat fabrikadaki herkes zamanını güzel sanatlar departmanında geçiriyordu.Sin embargo, todos en la fábrica pasaban su tiempo en el departamento de arte.
Fakat fabrikadaki herkes zamanını güzel sanatlar departmanında geçiriyordu.Tuttavia, tutti in fabbrica trascorrevano del tempo nel reparto artistico.
Fakat fabrikadaki herkes zamanını güzel sanatlar departmanında geçiriyordu.Tuy nhiên, tất cả mọi người ở nhà máy đều làm việc ở bộ phận nghệ thuật.
Fakat fabrikadaki herkes zamanını güzel sanatlar departmanında geçiriyordu.Але усі на фабриці проводили весь час у цьому відділі.
Fakat fabrikadaki herkes zamanını güzel sanatlar departmanında geçiriyordu.Все на фабрике проводили время в этом художественном отделе.
Fakat fabrikadaki herkes zamanını güzel sanatlar departmanında geçiriyordu.Въпреки това, всички останали работници от фабриката прекарваха времето си в отдела за дизайн
Fakat fabrikadaki herkes zamanını güzel sanatlar departmanında geçiriyordu.עם זאת, כולם במפעל בילו את הזמן שלהם במחלקת אומנות.
Fakat fabrikadaki herkes zamanını güzel sanatlar departmanında geçiriyordu.ولكن كان كل الذين في المصنع يقضون وقتهم في قسم الفن
Fakat fabrikadaki herkes zamanını güzel sanatlar departmanında geçiriyordu.工場長は 数名の女性が 私のデザインを生産していることを告げ
Okullarda verilen güzel sanatlar eğitimi kalkıyor ve devletimiz(Gelach) Beeldend kunstonderwijs verdwijnt op scholen.
Okullarda verilen güzel sanatlar eğitimi kalkıyor ve devletimiz그리고 학교에서 미술과 교육은 사라지고 있고, 우리의 정부는
Okullarda verilen güzel sanatlar eğitimi kalkıyor ve devletimiz(RIres) Les beaux-arts et l'éducation sont en train de disparaître dans les écoles.
Okullarda verilen güzel sanatlar eğitimi kalkıyor ve devletimiz(Risas) Las bellas artes y la educación están desapareciendo en las escuelas.
Okullarda verilen güzel sanatlar eğitimi kalkıyor ve devletimiz(Śmiech) Sztuki piękne znikają z programów szkolnych.
Okullarda verilen güzel sanatlar eğitimi kalkıyor ve devletimiz(צחוק) והאמנות היפה והחינוך בבתי הספר נעלמים, ויש לנו
Okullarda verilen güzel sanatlar eğitimi kalkıyor ve devletimiz(ضحك) والفنون والتعليم في المدارس يختفي، ولدينا
Okullarda verilen güzel sanatlar eğitimi kalkıyor ve devletimiz消滅しつつあります 全米教育協会や他のプログラムを
Ve bence usturlablar ile ortak olan şey hepsizi çok güzel sanat eserleri.Azt hiszem, ami közös bennük, az az, hogy valamennyien művészi mestermunkák.
Ve bence usturlablar ile ortak olan şey hepsizi çok güzel sanat eserleri.Dan saya pikir persamaan dari semua astrolab adalah semuanya merupakan karya seni yang indah.
Ve bence usturlablar ile ortak olan şey hepsizi çok güzel sanat eserleri.En stuk voor stuk zijn het mooie kunstwerken.
Ve bence usturlablar ile ortak olan şey hepsizi çok güzel sanat eserleri.E penso que o que é comum a todos os astrolábios é que são obras de arte lindas.