Metro treni yolunu sarsarken Tom güzel güzel uyudu.Tom slept peacefully as the underground train rattled on its way.
Şu an itibariyle güzel güzel uyuyabileceğim.As of now I'll be able to sleep peacefully.
Güzel güzel sabret;So persevere with becoming patience.
Sanki orada güzel güzel yaşayıp durmamışlardı.As though they had never lived there at all. Beware!
Artık bana güzel güzel sabretmek düşüyor. Belki Allah hepsini birden bana geri getirir."You have made up the story; but patience is best; God may bring them back to me.
Yeşil yastıklara ve hârikulade güzel güzel döşemelere yaslanırlar.Reclining on green cushions and rich carpets excellent.
Artık bana güzel güzel sabretmek düşüyor.But come, sweet patience!
O suyla, bir ağacını bile bitirmeye gücünüzün yetmediği güzel güzel bahçeler bitirdik.With it We produce gardens full of beauty, whose trees you could not have produced.
Çünkü biz onunla, bir ağacını bile bitirmeye gücünüzün yetmediği güzel güzel bahçeler bitirmişizdir.With it We produce gardens full of beauty, whose trees you could not have produced.
Sizi yarattı, hem de size güzel güzel sûretler verdi.He formed you and gave you the best of forms.
"Jestleri daha serbest, çoğu güzel sesli, güzel güzel insanlardı."- S. F. Abasıyanık.Jsou zde vodotrysky a letohrádky, s mnoha příjemnými a pěknými rybníky.“ Sochy byly velmi hojné.
Eve gelince güzel güzel konuţ tamam mý?Ευχαριστώ.
Eve gelince güzel güzel konuţ tamam mý?Ще поговориш с него по-спокойно, когато се прибере, нали?