güvenen ile cümle

güvenen kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Allah’a dayanıp güvenene Allah kâfidir. Allah buyruğunu elbette yerine getirir.Certainly God fulfills His purpose.
Ben O'na güvendim. Güvenenler O'na güvenmeli."I have placed my trust in Him, and the trusting should rely on Him alone."
Güvenenler ALLAH'a güvenmeli."The trusting place their trust in God."
Onlar, sabrederek Rab'lerine güvenenlerdir.(For) those who persevere and place their trust in their Lord.
İnanıp Rab'lerine güvenenlere onun bir gücü yoktur.He does not have power over those who believe and place their trust in their Lord.
Güvenenler O'na güvensinlerThe trusting place their trust in Him."
De ki, "ALLAH bana yeter." Güvenenler O'na güvensinlerProclaim, “Allah is Sufficient for me; the people who trust must rely only upon Him.”
Onu hiç ummadığı yerlerden rızıklandırır. Allah’a dayanıp güvenene Allah kâfidir.And whosoever puts his trust in God, He shall suffice him.
Çünkü Allah, kendisine dayanıp güvenenleri sever.Verily Allah loveth the trustful.
Muhakkak ki Allah kendine dayanıp güvenenleri sever.Verily Allah loveth the trustful.
Allah muhakkak ki Kendisine dayanıp güvenenleri sever. [9,128]Verily Allah loveth the trustful.
Güvenenler O'na güvenmeli."In him, I put my trust and let all those that trust, put their trust in Him."
İşini onlara danış, karar verince de Allah'a dayan; çünkü Allah kendine dayanıp güvenenleri sever.And when you make a decision, put your trust in God; God loves the trusting.
Karar verince de ALLAH'a güven; ALLAH güvenenleri sever.And when you make a decision, put your trust in God; God loves the trusting.
Ancak inananlar ve Rab'lerine güvenenler için ALLAH'ın yanında bulunanlar daha iyidir ve süreklidir.But what God possesses is better and more lasting for those who believe and rely on their Lord.
(Kendisine güveneni üstün ve galip kılacak O'dur.Whoso putteth his trust in Allah (will find that) lo!
Dinarın yükselmesine güvenenlerin umutları geçtiğimiz günlerde kısa süreliğine arttı.Those counting on the dinar's rise had their hopes buoyed for a brief period recently.
Eski lider sakin, kendine güvenen ve hazırlıklı bir görünüm sergiledi.He was calm, self-confident and prepared.
Atışlarına güvenen, doğuştan bir taktik ustası; Şarapova'ya karşı oynadığı maçta 31 ace yaptı.She is a born tactician who goes for the shots -- in the match against Sharapova she served 31 aces.
Ancak çoğu model mühendis diğer gelirlere güvenen amatör yapımcılardır.Most model engineers however are amateur constructors who rely on other income.
Bu şekilde, çocuk topluma bilgili ve kendine güvenen bir şekilde, kendi yargısıyla girer.That way, the child enters society in an informed and self-reliable manner, with one's own judgment.
Bana güvenen bir grup insanı bir maske takıp sırtından bıçaklayamam. "I can't just put a mask on and backstab a bunch of people that trust me."
Ona güvenen ve tüm sırlarını ona açıklamıştır.Elle lui dit tout, jusqu'à certaines confidences professionnelles.
Adamlarının cesaretine ve disipline güvenen Sezar hatların tutulmasını emretti.César confió en la disciplina y valor de sus hombres, y ordenó mantener las líneas.
Ona güvenen ve tüm sırlarını ona açıklamıştır.Она этого не знает и доверяет ему все свои секреты.
Bana inananları, güvenenleri mahcup etmeyeceğim.Я клянусь, что честь и доверие, оказанные мне, не посрамлю.
Bu, kendine güvenen Hepburn'ü tedirgin etti, ama iş aramaya devam etti.Это разрушило уверенность Хепбёрн в продолжении карьеры, но она вновь начала искать работу.
Ordusunun hacmine çok güvenen Rusya bile şu anda bu sisteme yönelmektedir.И то, что сейчас он взят на вооружение в России, очень опасно.
Bu, kendine güvenen Hepburn'ü tedirgin etti, ama iş aramaya devam etti.هذا ما أدى بهيبورن إلى زعزعة استقرار ثقتها بنفسها، ولكنها استمرت في البحث عن عمل.
İnşallah, bana güvenenleri mahcup etmem" diye konuştu."إيمان سلامة: لا أُصدّق أنني وقفتُ أمام الزعيم في".
O oldukça akıllı ama çok kendine güvenen.Hij is best wel slim, maar heeft te veel zelfvertrouwen.
Burada kendine güvenen köyün yiğit atıcıları ustalıklarını göstererek hedefi vurmaya çalışırlar.Do ich górskiej kryjówki przyjeżdża przeszkolony przez terrorystów snajper.
Bu, kendine güvenen Hepburn'ü tedirgin etti, ama iş aramaya devam etti.Це зруйнувало впевненість Хепберн у продовженні кар'єри, але вона продовжувала шукати роботу.
Bana inananları, güvenenleri mahcup etmeyeceğim.Не схильний до компромісів чи довіри будь-кому.
Ömer etrafındakilere çok çabuk inanan ve güvenen birisidir.У в'язниці помер Омер, але народилася людина на ім'я Езель.
Ona güvenen ve tüm sırlarını ona açıklamıştır.Mluv s ním prostě a s důvěrou.
Adamlarının cesaretine ve disipline güvenen Sezar hatların tutulmasını emretti.Cæsar stolte på disiplinen og motet til sine soldater, og gav ordre om at de bare skulle holde linjen.
İnşallah, bana güvenenleri mahcup etmem" diye konuştu.Tetapi Allah telah menunjukkan kepadaku, bahwa aku tidak boleh menyebut orang najis atau tidak tahir."
Ordusunun hacmine çok güvenen Rusya bile şu anda bu sisteme yönelmektedir.Kaum Percaya Lama Rusia masih menggunakan cara ini.
Christian'ın karakteri, kendini beğenmiş ve kendine güvenen heel olmaya başladı.Nhân cách của Jesus tiếp tục đi xuống và càng ngày càng bế tắc.
İnşallah, bana güvenenleri mahcup etmem" diye konuştu.しかし、わたしが真理を語っているので、あなたがたはわたしを信じようとしない。
Bana inananları, güvenenleri mahcup etmeyeceğim.この信仰は、信者たちを一にし、信者たちを分裂させません。
Adamlarının cesaretine ve disipline güvenen Sezar hatların tutulmasını emretti.凱撒信任他的人的纪律和勇气,下令不准后退。
Bana inananları, güvenenleri mahcup etmeyeceğim.신뢰심을 지닌 사람들에게는 한없는 은총이 내릴 것이다.”
Bale, hız ve stratejiye güvenen Batman'e büyük bir fiziğin yakışmayacağını düşündü.베일은 그의 큰 체격이 스피드와 전략적인 면에서 배트맨에 맞지 않는다는 것을 알았다.
Kendine güvenen, dimdik duran, düşünen insanlar resmetmiştir.그가 기억이나 생각에 의존해서 그림을 그리는 경우는 드물었다.
Ona güvenen ve tüm sırlarını ona açıklamıştır.הוא ציין את כל מקורותיו, ודאג לאמינותם.
Boş bir adam uğruna hayatını ve kendine güvenenlerin hayatını riske etmek istemiyordu.הוא לא היה מוכן לסכן את חיי האנשים והכלבים מתוך עקשנות גרידא.
Bu, kendine güvenen Hepburn'ü tedirgin etti, ama iş aramaya devam etti.Това разклаща самочувствието на Хепбърн, но тя продължава да търси работа.
Bana inananları, güvenenleri mahcup etmeyeceğim.Ali blago onima koji me nisu vidjeli, a vjeruju.”
Bale, hız ve stratejiye güvenen Batman'e büyük bir fiziğin yakışmayacağını düşündü.Bale je shvatio kako njegov izgled ne odgovara ulozi Batmana koji se oslanja na brzinu i strategiju.
Ona güvenen ve tüm sırlarını ona açıklamıştır.Všetky tie klamstvá a tajnosti ju ničili.
Bu söze güvenen Selahaddin geri çekilir.Kõnes ilmutub kindlus. – Kahetsus kaob.
Açgözlü kavga çıkarır, RABbe güvenense bolluk içinde yaşar.A telhetetlen lélek háborúságot szerez; a ki pedig bízik az Úrban, megerõsödik.
Açgözlü kavga çıkarır, RABbe güvenense bolluk içinde yaşar.Cel lacom stîrneşte certuri, dar celce se încrede în Domnul este săturat din belşug. -
Açgözlü kavga çıkarır, RABbe güvenense bolluk içinde yaşar.Den havesyke vekker trette; men den som setter sin lit til Herren, skal trives.
Açgözlü kavga çıkarır, RABbe güvenense bolluk içinde yaşar.Den som är lysten efter vinning uppväcker träta; men den som förtröstar på HERREN varder rikligen mättad.
Açgözlü kavga çıkarır, RABbe güvenense bolluk içinde yaşar.Den vindesyge vækker Splid, men den, der stoler på HERREN, kvæges.
Açgözlü kavga çıkarır, RABbe güvenense bolluk içinde yaşar.Een onbescheiden mens is een aanstichter van ruzie; maar wie op de HERE vertrouwt, gaat het goed.
Açgözlü kavga çıkarır, RABbe güvenense bolluk içinde yaşar.Ein Stolzer erweckt Zank; wer aber auf den HERRN sich verläßt, wird gelabt.
İlgili Sayfalar