Kendinizden başkasına güvenmeyin.Don't trust anybody but yourselves.
Kendinize daha çok güvenmelisiniz.You should have more faith in yourselves.
Tom'un kararına güvenebiliriz.We can rely on Tom's judgement.
Tom'un Mary'ye olan güveni hiç sarsılmadı.Tom's faith in Mary never wavered.
Uçakla yolculuk etmek otobüsle yolculuk etmekten daha güvenlidir.Flying is safer than taking a bus.
Tom kendini güvende hissetmiyor.Tom doesn't feel safe.
Cezayir, Afrika'daki en güvenli ülkelerden biridir.Algeria is one of the safest countries in Africa.
Güvenebileceğim tek kişi Tom.Tom is the only one I can trust.
Avustralya ne kadar güvenli?How safe is Australia?
Boston ne kadar güvenli?How safe is Boston?
Güvenlik önemli.Safety is important.
Güvenlik önemlidir.Safety is important.
Doktoruma rahibimden daha çok güvenmeliyim.I should trust my doctor more than my priest.
Havaalanında güvenlik görevlisi.He is a security guard at the airport.
Tom'un yöntemiyle yapmak daha güvenli olacaktır.It'll be safer to do it Tom's way.
Onlara aslında güvenemediğini söyledi bana.He told me that he couldn't really trust them.
Bana güvendiğiniz için teşekkür ederim.Thank you for trusting me.
Güvenlik kameralarına mutlaka bir şeyler takılmıştır.Surely, the security cameras must've picked something up.
Cezayir bölgede güvenilir bir ortak.Algeria is a reliable partner in the region.
Güvenlik ekibiyle toplantın var.You have a meeting with the security team.
Senin iyi-kötü değerlendirmene güvenmiyorum.I don't trust your judgement of good and bad.
Senin neyin doğru, neyin yanlış olduğu konusundaki ölçütüne güvenmiyorum.I don't trust your judgement of what's right and wrong.
Kimseye güvenmeyin, özellikle de kadınlara.Don't trust anyone, especially not women.
Polise güveniyorum.I trust the police.
Tom'un yardımına her zaman güvenebilirsin.You can always depend on Tom to help.
Sahil güvenlik yetkilileri alev alan yattan on yedi kişiyi kurtardıklarını söyledi.Coast guard officials said they rescued 17 people from the burning yacht.
Güvenlik görevlileri bizi içeri almıyordu.The security guards wouldn't let us in.
Güvenlik bizi içeri sokmuyordu.The security guards wouldn't let us in.
Baraj göllerinde yüzmek güvenli değildir.It's not safe to swim in reservoirs.
Japonya'da kapı önlerine sahipsiz kargo bırakmak nispeten güvenlidir.Leaving unattended packages in front of the door is relatively safe in Japan.
Bu projeye çok güveniyorum.I have a lot of faith in this project.
Onları iyi tanıyorum; onlara güvenebilirsin.I know them well; you can trust them.
Güvenlik sistemi Tom'un retinasını taradı.The security system scanned Tom's retina.
Tom çok güvenilir biri.Tom is a very reliable person.
Tom'a her zaman güvenebiliriz.We could always count on Tom.
Tom'a her zaman güvenebiliyorduk.We could always count on Tom.
Bu beni gerçekten güvende hissetmemi sağlıyor.That makes me feel really safe.
Bu beni gerçekten güvende hissettiriyor.That makes me feel really safe.
Bu bir kamu güvenliği meselesi.It's a public safety issue.
Yanni güven vermeyen bir tipti.Yanni was a suspicious character.
Tom güvendiğim biri değil.Tom isn't someone I trust.
Yanni orada güvende.Yanni is safe out there.
Şu hayatta en güvendiğin kişi kim?Who do you trust most in this life?
Tom'un söylediklerine güvenemezsin.You can't trust what Tom says.
Endişe etme. Her zaman bana güvenebilirsin.Don't worry. You can always trust me.
O, Tokyo'nun çok güvenli bir şehir olduğunu söyledi.It’s said that Tokyo is a very safe city.
Evde kendinizi güvende hissediyor musunuz?Do you feel safe at home?
Tokyo'nun çok güvenli bir şehir olduğu söyleniyor.It’s said that Tokyo is a very safe city.
Tokyo'nun çok güvenli bir şehir olduğu söylenir.It’s said that Tokyo is a very safe city.
Tom bana güvenmedi.Tom didn't trust me.
Bu çok güven verici değil.That isn't very reassuring.
Akıllı telefon zombileri yollarda güvenlik sorunu teşkil etmeye başladı.Smartphone zombies have become a safety issue on the streets.
Her zamankinden daha güvendeyiz.We're safer than ever.
Tek yapmanız gereken birbirinize güvenmeniz.All you need to do is trust one another.
Yapmanız gereken tek şey birbirinize güvenmek.All you need to do is trust one another.
Bu bir millî güvenlik meselesi.This is a matter of national security.
Bu bir millî güvenlik mevzuu.This is a matter of national security.
Hükûmetin televizyon kanalına güvenmiyorum.I don't trust the government television channel.
William haklı olarak kendini güvensiz hissetti.William rightfully felt unsafe.
Politikacılara güvenemezsiniz.You can't trust politicians.