Konakladıkları yerden ayrıldıklarında da RABbin bulutu gündüzün onların üzerinde duruyordu.A oblak Hospodinov bol nad nimi vodne, keď sa rušali z tábora.
Konakladıkları yerden ayrıldıklarında da RABbin bulutu gündüzün onların üzerinde duruyordu.A oblak Hospodinův byl nad nimi ve dne, když se hýbali z ležení.
Konakladıkları yerden ayrıldıklarında da RABbin bulutu gündüzün onların üzerinde duruyordu.A obłok Pański szedł nad nimi we dnie, gdy się ruszali z stanowiska.
Konakladıkları yerden ayrıldıklarında da RABbin bulutu gündüzün onların üzerinde duruyordu.Apabila mereka berangkat dari tempat perkemahan, awan TUHAN selalu ada di atas mereka pada siang hari
Konakladıkları yerden ayrıldıklarında da RABbin bulutu gündüzün onların üzerinde duruyordu.E a nuvem do Senhor ia sobre eles de dia, quando partiam do arraial.
Konakladıkları yerden ayrıldıklarında da RABbin bulutu gündüzün onların üzerinde duruyordu.És az Úr felhõje vala õ rajtok nappal, mikor elindulának a táborból.
Konakladıkları yerden ayrıldıklarında da RABbin bulutu gündüzün onların üzerinde duruyordu.Herrens sky var over dem om dagen når de brøt op fra leiren.
Konakladıkları yerden ayrıldıklarında da RABbin bulutu gündüzün onların üzerinde duruyordu.Het was dag toen zij vertrokken en de wolk ging voor hen uit toen zij zich in beweging zetten.
Konakladıkları yerden ayrıldıklarında da RABbin bulutu gündüzün onların üzerinde duruyordu.Ja Herran pilvi oli heidän päällänsä päivällä, kun he lähtivät leiristä liikkeelle.
Konakladıkları yerden ayrıldıklarında da RABbin bulutu gündüzün onların üzerinde duruyordu.그들이 행진할때에 낮에는 여호와의 구름이 그 위에 덮였었더라
Konakladıkları yerden ayrıldıklarında da RABbin bulutu gündüzün onların üzerinde duruyordu.La nube de Jehovah estaba sobre ellos de día, cuando partían del campamento
Konakladıkları yerden ayrıldıklarında da RABbin bulutu gündüzün onların üzerinde duruyordu.La nube del Signore era sopra di loro durante il giorno da quando erano partiti
Konakladıkları yerden ayrıldıklarında da RABbin bulutu gündüzün onların üzerinde duruyordu.La nuée de l`Éternel était au-dessus d`eux pendant le jour, lorsqu`ils partaient du camp.
Konakladıkları yerden ayrıldıklarında da RABbin bulutu gündüzün onların üzerinde duruyordu.Norul Domnului era deasupra lor în timpul zilei, cînd porneau din tabără.
Konakladıkları yerden ayrıldıklarında da RABbin bulutu gündüzün onların üzerinde duruyordu.Oblak GOSPODOV pa je bil po dnevi nad njimi, ko so šli iz tabora.
Konakladıkları yerden ayrıldıklarında da RABbin bulutu gündüzün onların üzerinde duruyordu.Och HERRENS molnsky svävade över dem om dagen, när de bröto upp från sitt lägerställe.
Konakladıkları yerden ayrıldıklarında da RABbin bulutu gündüzün onların üzerinde duruyordu.Og HERRENs Sky svævede over dem om Dagen, når de brød op fra Lejren.
Konakladıkları yerden ayrıldıklarında da RABbin bulutu gündüzün onların üzerinde duruyordu.Trong lúc ban ngày, khi dân Y-sơ-ra-ên dời trại quân đi, thì trụ mây của Ðức Giê-hô-va ở trên họ.
Konakladıkları yerden ayrıldıklarında da RABbin bulutu gündüzün onların üzerinde duruyordu.Trong lúc ban_ngày , khi dân Y-sơ-ra-ên dời trại quân đi , thì trụ mây của Ðức_Giê - hô-va ở trên họ .
Konakladıkları yerden ayrıldıklarında da RABbin bulutu gündüzün onların üzerinde duruyordu.Und die Wolke des Herrn war des Tages über ihnen, wenn sie aus dem Lager zogen.
Konakladıkları yerden ayrıldıklarında da RABbin bulutu gündüzün onların üzerinde duruyordu.Και η νεφελη του Κυριου ητο επανωθεν αυτων την ημεραν, οτε εσηκονοντο απο του στρατοπεδου.
Konakladıkları yerden ayrıldıklarında da RABbin bulutu gündüzün onların üzerinde duruyordu.И Господният облак беше над тях денем, когато тръгваха от стана.
Konakladıkları yerden ayrıldıklarında da RABbin bulutu gündüzün onların üzerinde duruyordu.И облако Господне осеняло их днем, когда они отправлялись из стана.
Konakladıkları yerden ayrıldıklarında da RABbin bulutu gündüzün onların üzerinde duruyordu.וענן יהוה עליהם יומם בנסעם מן המחנה׃
Konakladıkları yerden ayrıldıklarında da RABbin bulutu gündüzün onların üzerinde duruyordu.وكانت سحابة الرب عليهم نهارا في ارتحالهم من المحلّة.
Konakladıkları yerden ayrıldıklarında da RABbin bulutu gündüzün onların üzerinde duruyordu.他 們 拔 營 往 前 行 日 間 有 耶 和 華 的 雲 彩 在 他 們 以 上
Konakladıkları yerden ayrıldıklarında da RABbin bulutu gündüzün onların üzerinde duruyordu.他 們拔營 往前 行 日間 有 耶和華 的 雲彩 在 他 們 以上
O ilk mavilik, gece ve gündüzün birbirleriyle uyum sağlama çabasıdır.Ánh xanh đầu tiên là nơi ngày và đêm cố gắng tìm kiếm sự đồng điệu ở nhau.
O ilk mavilik, gece ve gündüzün birbirleriyle uyum sağlama çabasıdır.A primeira pincelada de azul é onde a noite e o dia estão a tentar encontrar a harmonia entre os dois.
O ilk mavilik, gece ve gündüzün birbirleriyle uyum sağlama çabasıdır.De eerste tekenen van de dageraad zijn waar dag en nacht proberen elkaar te vinden in harmonie.
O ilk mavilik, gece ve gündüzün birbirleriyle uyum sağlama çabasıdır.Det første rødlige blå er hvor natten og dagen prøver at finde en harmoni med hinanden.
O ilk mavilik, gece ve gündüzün birbirleriyle uyum sağlama çabasıdır.Ese primer atisbo de azul es el momento en que noche y día intentan encontrar armonía mutua.
O ilk mavilik, gece ve gündüzün birbirleriyle uyum sağlama çabasıdır.그 때 보이는 푸르스름함은, 밤과 낮이 서로 조화를 이루려 노력하고 있는 것이에요.
O ilk mavilik, gece ve gündüzün birbirleriyle uyum sağlama çabasıdır.Le premier rougissement de bleu c'est quand la nuit et le jour essayent de trouver l'harmonie ensemble.
O ilk mavilik, gece ve gündüzün birbirleriyle uyum sağlama çabasıdır.Pada rekah rona biru dimana malam dan siang bertemu tengah mencari harmoni satu sama lain.
O ilk mavilik, gece ve gündüzün birbirleriyle uyum sağlama çabasıdır.Pierwszy rumieniec błękitu jest miejscem, gdzie noc i dzień próbują znaleźć stan harmonii między sobą.
O ilk mavilik, gece ve gündüzün birbirleriyle uyum sağlama çabasıdır.Prima rază de albastru e acolo unde noaptea şi ziua încearcă să găsească armonia dintre ele.
O ilk mavilik, gece ve gündüzün birbirleriyle uyum sağlama çabasıdır.Αυτή η πρώτη απόχρωση του μπλε είναι όπου η νύχτα και η μέρα προσπαθούν να βρουν την αρμονία μεταξύ τους.
O ilk mavilik, gece ve gündüzün birbirleriyle uyum sağlama çabasıdır.Онова първо синьо зарево е там, където нощта и денят се опитват да изградят хармония едно с друго.
O ilk mavilik, gece ve gündüzün birbirleriyle uyum sağlama çabasıdır.Первый проблеск голубого неба пробивается там, где день и ночь стараются найти гармонию друг с другом.
O ilk mavilik, gece ve gündüzün birbirleriyle uyum sağlama çabasıdır.Перший проблиск блакиті там, де ніч і день намагаються знайти гармонію між собою.
O ilk mavilik, gece ve gündüzün birbirleriyle uyum sağlama çabasıdır.הסומק הכחלחל בשמיים מסמן שהלילה והיום מנסים למצוא את ההרמוניה ביניהם.
O ilk mavilik, gece ve gündüzün birbirleriyle uyum sağlama çabasıdır.والمسحة الأولى من اللون الأزرق هي حيث يجتمع الليل والنهار ويحاولان خلق التناغم مع بعضهما.
O ilk mavilik, gece ve gündüzün birbirleriyle uyum sağlama çabasıdır.夜と昼が調和を見出そうとしているところです モーツァルトの楽譜に調和自体が 現れなくても