gününü ile cümle
gününü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Ancak ben hayatımın bir gününü bile orada geçirmedim.Само че не съм живял в Индия дори и един ден.
Ancak ben hayatımın bir gününü bile orada geçirmedim.Щоправда, я не прожив там жодного дня.
Ancak ben hayatımın bir gününü bile orada geçirmedim.אלא שמעולם לא חייתי אפילו יום אחד בהודו.
Ancak ben hayatımın bir gününü bile orada geçirmedim.باستثناء أنني لم أعش يومًا واحدًا من حياتي هناك
Arabayı alın ve hayatımın en mükemmel gününü mahvedin.Coja el coche y arruinará el día más grande de mi vida.
Arabayı alın ve hayatımın en mükemmel gününü mahvedin.-Förstör min högtidligaste dag. -Vi är inte gifta, fröken Agda.
Arabayı alın ve hayatımın en mükemmel gününü mahvedin.Luaþi maºina ºi veþi strica cea mai frumoasã zi din viaþa mea.
Arabayı alın ve hayatımın en mükemmel gününü mahvedin.Nur zu. Ruinieren Sie ruhig den schönsten Tag meines Lebens.
Arabayı alın ve hayatımın en mükemmel gününü mahvedin.Nur zu. Ruinieren Sie ruhig den schönsten Tag meines Lebens.
Arabayı alın ve hayatımın en mükemmel gününü mahvedin.Prenez la voiture ! Vous allez gâcher le plus beau jour de ma vie.
Arabayı alın ve hayatımın en mükemmel gününü mahvedin.Siitä vain, pilatkaa elämäni juhlallisin päivä.
Arkadaş, doğum gününü hatırlar.Draugas atsimena kada tavo gimtadienis
Arkadaş, doğum gününü hatırlar.Een vriend onthoudt je verjaardag.
Arkadaş, doğum gününü hatırlar.Ein Freund erinnert sich an deinen Geburtstag.
Ayşe doğum gününü arkadaşları ile pizza yiyerek kutlamak istiyor.그러면 c가 250이라는 결과가 나오게 됩니다
Babalık izninin anne ile aynı zamanda kullanılabilecek 1-18 iş gününü en fazla dört döneme bölebilirsiniz.Voit jakaa isyysvapaasta äidin kanssa yhtäaikaisesti pidettävät 1–18 arkipäivää enintään neljään jaksoon.
Babalık izninin anne ile aynı zamanda kullanılabilecek 1-18 iş gününü en fazla dört döneme bölebilirsiniz.您可与母亲同时享受父亲育儿假,最多分成四次,每次时间在 1-18 个工作日之内。父母育儿假结束后,您只可最多分成两次。
Bak, perşembe gününün çamaşırı kayıp.Der Slip für Donnerstag fehlt.
Bak, perşembe gününün çamaşırı kayıp.Il manque la culotte du jeudi !
Bak, perşembe gününün çamaşırı kayıp.Patrz, zginęły czwartkowe majtki.
Bak, perşembe gününün çamaşırı kayıp.Uite, chiloþii Joiei lipsesc.
Bak, perşembe gününün çamaşırı kayıp.Κοίτα, τα εσώρουχα της Πέμπτης λοίπουν.
Bana "Tamam haydi başla." dedi. Açılış gününü hatırlıyorum. Biraz geçikmiştim.Il m'a dit "D'accord, faisons-le". je me souviens du jour de l'inauguration. j'étais un peu en retard.
Ben büyürken, babam Kanadadaki ilk gününün hikayesini anlatmaya bayılırdı.Als ich aufwuchs, liebte mein Vater es, mir die Geschichte zu erzählen von seinem ersten Tag in Kanada.
Ben büyürken, babam Kanadadaki ilk gününün hikayesini anlatmaya bayılırdı.Când eram mic, tatălui meu îi plăcea să povestească despre prima lui zi în Canada.
Ben büyürken, babam Kanadadaki ilk gününün hikayesini anlatmaya bayılırdı.Cuando yo era niño a mi padre le encantaba contar la historia de su primer día en Canadá.
Ben büyürken, babam Kanadadaki ilk gününün hikayesini anlatmaya bayılırdı.Když jsem vyrůstal, táta mi zbožňoval vyprávět příběh z jeho prvního dne v Kanadě.
Ben büyürken, babam Kanadadaki ilk gününün hikayesini anlatmaya bayılırdı.Keď som vyrastal, môj ocko rád rozprával príbeh o svojom prvom dni v Kanade.
Ben büyürken, babam Kanadadaki ilk gününün hikayesini anlatmaya bayılırdı.Khi tôi đang lớn lên, ba tôi từng kể về ngày đầu tiên của ông ở Canada.
Ben büyürken, babam Kanadadaki ilk gününün hikayesini anlatmaya bayılırdı.Kiedy dorastałem, tata często opowiadał mi historię o pierwszym dniu w Kanadzie.
Ben büyürken, babam Kanadadaki ilk gününün hikayesini anlatmaya bayılırdı.제가 성장할 때, 아버지께서는 캐나다에서의 첫 날에 대해서 말씀하시는 것을 좋아하셨습니다.
Ben büyürken, babam Kanadadaki ilk gününün hikayesini anlatmaya bayılırdı.Mikor kicsi voltam, édesapám imádta az első Kanadában töltött napjának történetét mesélni nekem.
Ben büyürken, babam Kanadadaki ilk gününün hikayesini anlatmaya bayılırdı.Quand je grandissais, mon père adorait raconter l'histoire de son premier jour au Canada.
Ben büyürken, babam Kanadadaki ilk gününün hikayesini anlatmaya bayılırdı.Quando ero piccolo, mio padre adorava raccontare la storia del suo primo giorno in Canada.
Ben büyürken, babam Kanadadaki ilk gününün hikayesini anlatmaya bayılırdı.Toen ik opgroeide, vertelde mijn vader graag het verhaal van zijn eerste dag in Canada.
Ben büyürken, babam Kanadadaki ilk gününün hikayesini anlatmaya bayılırdı. Ve çok güzel bir hikaye, şöyle kiÉ uma história excelente.
Ben büyürken, babam Kanadadaki ilk gününün hikayesini anlatmaya bayılırdı.Όταν ήμουν μικρός, ο πατέρας μου διηγούνταν συνέχεια την πρώτη του ημέρα στον Καναδά.
Ben büyürken, babam Kanadadaki ilk gününün hikayesini anlatmaya bayılırdı.Когато растях, баща ми обичаше да ми разказва историята за своя първи ден в Канада.
Ben büyürken, babam Kanadadaki ilk gününün hikayesini anlatmaya bayılırdı.Когда я рос, мой отец любил рассказывать историю о его первом дне в Канаде.
Ben büyürken, babam Kanadadaki ilk gününün hikayesini anlatmaya bayılırdı.כאשר גדלתי, אבי אהב לספר את הסיפור על היום הראשון שלו בקנדה.
Ben büyürken, babam Kanadadaki ilk gününün hikayesini anlatmaya bayılırdı.عندما كنت أكبر في هذه الحياة .. كان والدي يحب ان يخبرني قصة يومه الاول في كندا ..
Ben büyürken, babam Kanadadaki ilk gününün hikayesini anlatmaya bayılırdı.話をするのが好きでした 面白い話で 何が起こったかと言うと
Ben, Yoki, az önce en güçlü Homunculus'a gününü gösterdim.Eu, Yoki, acabei de acertar no Homunculus mais forte!
Ben, Yoki, az önce en güçlü Homunculus'a gününü gösterdim.Io, Yoki, ho steso l'Homunculus più potente!
Ben, Yoki, az önce en güçlü Homunculus'a gününü gösterdim.Jag, Yoki, fick in en träff på den starkaste homunculus.
Ben, Yoki, az önce en güçlü Homunculus'a gününü gösterdim.Ja, Yoki, właśnie dowaliłem najpotężniejszemu z homunkulusów.
Ben, Yoki, az önce en güçlü Homunculus'a gününü gösterdim.Jeg, Yoki, fik ram på den stærkeste homunculus.
Ben, Yoki, az önce en güçlü Homunculus'a gününü gösterdim.¡Yo, Yoki, acabo de tumbar al Homúnculus más fuerte!
Ben, Yoki, az önce en güçlü Homunculus'a gününü gösterdim.Я, Йоки, только что одолел сильнейшего гомункула!
Birinci ayın on dördüncü gününün akşamından yirmi birinci gününün akşamına kadar mayasız ekmek yiyeceksiniz.정월에 그 달 십사일 저녁부터 이십일일 저녁까지 너희는 무교병을 먹을 것이요
Birinci ayın on dördüncü gününün akşamından yirmi birinci gününün akşamına kadar mayasız ekmek yiyeceksiniz.Ngày mười bốn tháng giêng, chiều lại, các ngươi sẽ ăn bánh không men cho đến chiều ngày hai mươi mốt tháng đó.
Birinci ayın on dördüncü gününün akşamından yirmi birinci gününün akşamına kadar mayasız ekmek yiyeceksiniz.No primeiro mês, aos catorze dias do mês, � tarde, comereis pães ázimos até vinte e um do mês � tarde.
Birinci ayın on dördüncü gününün akşamından yirmi birinci gününün akşamına kadar mayasız ekmek yiyeceksiniz.Štirinajsti dan prvega meseca zvečer boste jedli opresnike do edenindvajsetega dne istega meseca zvečer.
Birinci ayın on dördüncü gününün akşamından yirmi birinci gününün akşamına kadar mayasız ekmek yiyeceksiniz.בראשן בארבעה עשר יום לחדש בערב תאכלו מצת עד יום האחד ועשרים לחדש בערב׃
Birinci ayın on dördüncü gününün akşamından yirmi birinci gününün akşamına kadar mayasız ekmek yiyeceksiniz.في الشهر الاول في اليوم الرابع عشر من الشهر مساء تاكلون فطيرا الى اليوم الحادي والعشرين من الشهر مساء.
Birinci ayın on dördüncü gününün akşamından yirmi birinci gününün akşamına kadar mayasız ekmek yiyeceksiniz.從 正 月 十 四 日 晚 上 、 直 到 二 十 一 日 晚 上 、 你 們 要 喫 無 酵 餅
Birinci ayın on dördüncü gününün akşamından yirmi birinci gününün akşamına kadar mayasız ekmek yiyeceksiniz.從 正月 十四日 晚上 、 直到 二十一日 晚上 、 你們 要 喫無 酵餅
Birleşik Devletler'in astronotları, yıllarca eğitim görür. Sizinse 12 gününüz var.Astronauti se připravují léta.
Bu arada insanların neden cuma gününü pazar gününden daha çok sevdiklerinin nedeni de bu.Acesta e motivul pentru care oamenii preferă vinerea în locul duminicii.
Bu arada insanların neden cuma gününü pazar gününden daha çok sevdiklerinin nedeni de bu.C'est pourquoi, d'ailleurs, les gens préfèrent vendredi à dimanche.